Halkının %99’u Müslüman olan bir ülkede rey ve dua desteğinizle işbaşı yapan “muhafazakâr” iktidar, şu ana kadar hiçbir “dinsizin(!)” yapamadığını yaptı ve Allah’ın yapmak şöyle dursun, yaklaşılmasını bile kesin bir hükümle haram kıldığı zinayı suç olmaktan çıkardı.
Sıcağa bağlı olarak, idrak sorunu yaşayabilirsiniz, daha açık söyleyeyim; Ülkemizde artık zina yapmak suç değil.
Yine rey ve dua desteğinizle işbaşı yapan “muhafazakâr” iktidar bu kararın ardından da, genellikle zina (yani gayr-i meşru ilişki) sonrası başvurulan yol olan kürtajı da yasakladı.
Sakın ha! Kürtaj konusundan fıkıhtan mıkıhtan dem vurmaya kalkışmayın.
Şimdi gelelim uzmanlık sorularına.
Soru:
Zinanın suç olmadığı, kürtajın yasak olduğu bir ülkede 20 yıl sonra nasıl bir nesil hayal edersiniz?
Cevaplarınızı yollamanıza gerek yok.
Dualarınız makbul,
Tüyleriniz kâkül,
Sevaplarınız baskül.
Amelleriniz fasikül olsun.
Fark var farkının farkında olanın da farkı var
Financial Times Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için Atatürk’ten sonra Türkiye’nin başına gelen en güçlü karakter olduğu vurgulandı.
Gelin biz Atatürk ile Erdoğan arasındaki farklara bir göz gezdirelim. Bu sayede gözümüz de gezmiş eğlenmiş olur.
Atatürk emperyalistleri ülkemizden kovdu. Erdoğan onları geri çağırdı.
Atatürk haçlılara Çanakkale’yi “geçilmez” yaptı. Erdoğan ise haçlılara, deniz sizi tutar, uçakla Ankara’ya inin dedi.
Atatürk “millî hassasiyet” dedi. Erdoğan “millî hassasiyeti” hâk ile yeksan/yerle bir etti.
Atatürk devlet için olmazsa olmaz KİT’leri kurdu. Erdoğan onları “babalar gibi” ecnebilere sattı, onun yerine TOKİ adı altında “müteahhit devlet” sürecini başlattı.
Atatürk, iki Müslüman kızımızın Hıristiyan olmasına sebep olan Bursa Amerikan Kolejini kapattı. Erdoğan ise kiliselerin imarına trilyonlar akıttı. Mesela, Akdamar’a 4 trilyon, ve daha niceleri.
Ne garip bir haldir. Camileri kiliseye çevirdi.
Bu Atatürk (kimilerine göre) “deccal.” Bu Erdoğan, (kimilerine göre) “mehdi.”
Atatürk, Türkiye Türklerindir dedi. Erdoğan ise Türkiye parayı verenindir dedi.
Atatürk ülkenin yer altı ve yerüstü kaynaklarını millileştirdi. Erdoğan başta İsrail olmak üzere yabancılara sattı.
Atatürk; “Ne mutlu Türküm diye” dedi. (Bana göre bu söz; “el-hamdülillah Müslüman’ım” Türkçe tercümesidir, siz katılmayabilirsiniz). Erdoğan ise “etnik milliyetçilik” yapmamak adına (her ne demekse) Türk yerine Türkiyeli kavramını geliştirdi.
Atatürk “azınlık; ülkemizde bulunan gayr-i Müslimlerdir, Müslüman unsurlar azınlık değildir” dedi.
Erdoğan ise, “gayr-i Müslüman” ölçüsünün “gayr” kısmını sildi ve Müslüman unsurları da azınlığa dahil etti.
Atatürk tek din dedi. Erdoğan dört hak din dedi. (Bakınız: http://yenisafak.com.tr/Arsiv/2002/Temmuz/12/p3.html).
Atatürk, haçlı işgaline karşı mücadelede topyekun İslam dünyasına ilham kaynağı oldu. Erdoğan, İslam coğrafyasını işgalde haçlı dünyasına cesaret ve güç kaynağı oldu. (Irak’ın işgali sürecinde ABD’li yetkililerin sözlerini alın okuyun. Kaynak: Çuvaldaki Müttefik, Ahmet Erimhan. Hazır okumaya başlamışken, bir de Libya işgal sürecini okuyun).
Atatürk için haçlı müstevli’dir. Erdoğan için haçlı çok ulvi’dir…
Haçlı kulübü AB’ye girebilmemiz için özel Bakanımız var, ama tarafımıza bile bakanımız yok.
Atatürk için dahili ve harici bedhahlar (kötü hayal kuranlar) her zaman ‘bed’dir (kötüdür). Erdoğan için dahili ve harici bedhah aşkı ilelebettir.
Ülkemizi bölüp parçalamak isteyen dahili ve harici bedhahlar bu iktidar ile en mutlu yıllarını yaşamıyor mu?
Sıcağa bağlı olarak, idrak sorunu yaşayabilirsiniz, daha açık söyleyeyim; Ülkemizde artık zina yapmak suç değil.
Yine rey ve dua desteğinizle işbaşı yapan “muhafazakâr” iktidar bu kararın ardından da, genellikle zina (yani gayr-i meşru ilişki) sonrası başvurulan yol olan kürtajı da yasakladı.
Sakın ha! Kürtaj konusundan fıkıhtan mıkıhtan dem vurmaya kalkışmayın.
Şimdi gelelim uzmanlık sorularına.
Soru:
Zinanın suç olmadığı, kürtajın yasak olduğu bir ülkede 20 yıl sonra nasıl bir nesil hayal edersiniz?
Cevaplarınızı yollamanıza gerek yok.
Dualarınız makbul,
Tüyleriniz kâkül,
Sevaplarınız baskül.
Amelleriniz fasikül olsun.
Fark var farkının farkında olanın da farkı var
Financial Times Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için Atatürk’ten sonra Türkiye’nin başına gelen en güçlü karakter olduğu vurgulandı.
Gelin biz Atatürk ile Erdoğan arasındaki farklara bir göz gezdirelim. Bu sayede gözümüz de gezmiş eğlenmiş olur.
Atatürk emperyalistleri ülkemizden kovdu. Erdoğan onları geri çağırdı.
Atatürk haçlılara Çanakkale’yi “geçilmez” yaptı. Erdoğan ise haçlılara, deniz sizi tutar, uçakla Ankara’ya inin dedi.
Atatürk “millî hassasiyet” dedi. Erdoğan “millî hassasiyeti” hâk ile yeksan/yerle bir etti.
Atatürk devlet için olmazsa olmaz KİT’leri kurdu. Erdoğan onları “babalar gibi” ecnebilere sattı, onun yerine TOKİ adı altında “müteahhit devlet” sürecini başlattı.
Atatürk, iki Müslüman kızımızın Hıristiyan olmasına sebep olan Bursa Amerikan Kolejini kapattı. Erdoğan ise kiliselerin imarına trilyonlar akıttı. Mesela, Akdamar’a 4 trilyon, ve daha niceleri.
Ne garip bir haldir. Camileri kiliseye çevirdi.
Bu Atatürk (kimilerine göre) “deccal.” Bu Erdoğan, (kimilerine göre) “mehdi.”
Atatürk, Türkiye Türklerindir dedi. Erdoğan ise Türkiye parayı verenindir dedi.
Atatürk ülkenin yer altı ve yerüstü kaynaklarını millileştirdi. Erdoğan başta İsrail olmak üzere yabancılara sattı.
Atatürk; “Ne mutlu Türküm diye” dedi. (Bana göre bu söz; “el-hamdülillah Müslüman’ım” Türkçe tercümesidir, siz katılmayabilirsiniz). Erdoğan ise “etnik milliyetçilik” yapmamak adına (her ne demekse) Türk yerine Türkiyeli kavramını geliştirdi.
Atatürk “azınlık; ülkemizde bulunan gayr-i Müslimlerdir, Müslüman unsurlar azınlık değildir” dedi.
Erdoğan ise, “gayr-i Müslüman” ölçüsünün “gayr” kısmını sildi ve Müslüman unsurları da azınlığa dahil etti.
Atatürk tek din dedi. Erdoğan dört hak din dedi. (Bakınız: http://yenisafak.com.tr/Arsiv/2002/Temmuz/12/p3.html).
Atatürk, haçlı işgaline karşı mücadelede topyekun İslam dünyasına ilham kaynağı oldu. Erdoğan, İslam coğrafyasını işgalde haçlı dünyasına cesaret ve güç kaynağı oldu. (Irak’ın işgali sürecinde ABD’li yetkililerin sözlerini alın okuyun. Kaynak: Çuvaldaki Müttefik, Ahmet Erimhan. Hazır okumaya başlamışken, bir de Libya işgal sürecini okuyun).
Atatürk için haçlı müstevli’dir. Erdoğan için haçlı çok ulvi’dir…
Haçlı kulübü AB’ye girebilmemiz için özel Bakanımız var, ama tarafımıza bile bakanımız yok.
Atatürk için dahili ve harici bedhahlar (kötü hayal kuranlar) her zaman ‘bed’dir (kötüdür). Erdoğan için dahili ve harici bedhah aşkı ilelebettir.
Ülkemizi bölüp parçalamak isteyen dahili ve harici bedhahlar bu iktidar ile en mutlu yıllarını yaşamıyor mu?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024