Şu işe bakın, Suriye yönetimi BM’nin ateşkes kararına uyuyor ve BM ile anlaşma imzalıyor, BM’nin gönderdiği 30 gözlemciyi kabul ediyor, dünyanın tanık olduğu bütün bu gelişmelere rağmen Türk siyasiler Suriye’yi NATO’ya şikayet etmeye devam ediyor.
Kraldan fazla kralcı olma bu olsa gerek...
BM özel temsilcisi Kofi Annan’ın sözcüsü Ahmed Fevzi’nin duyurusuyla BM ve Şam yönetimi, Suriye’ye giden BM gözlemci heyetiyle ilgili kurallar, Annan planının nasıl uygulanacağı, Suriye ve gözlemcilerin görev ve sorumlulukları konusunda anlaştı.
Protokol başkent Şam’da Dışişleri Bakanlığı binasında imzalandı.
Suriye yönetimi, isyancıların dış destekli her türlü provokasyonuna rağmen uluslar arası toplumun kendisinden istediklerini yapmaya çalıştı, BM’nin ilan ettiği ateşkesin kurallarına da uydu.
Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’in şu açıklamaları önemli: “Ateşkese uymamız saldırılara yanıt verme hakkımızı ortadan kaldırmaz.”
Evet, her ülkenin olduğu gibi, kendi güvenliğine yapılan silahlı saldırılara silahla cevap vermesi Suriye’nin de en doğal hakkı…
Türkiye bu hakka binaen kendisini yıllarca tehdit eden PKK terörüyle mücadele vermektedir.
Suriye’nin kendisine yapılan silahlı saldırıya silahla cevap vermesi, Suriye’nin ateşkesi ihlal ettiğini göstermez. Çünkü ateşkes, sadece Suriye ordusunun silah bırakması anlamına gelmiyor, her iki tarafın da bırakması gerekiyor.
Türkiye sınırında duyulan silah sesleri ve bazı mermilerin Türkiye sınırına gelmesi, Suriye ordusunun Türkiye sınırına ve mültecilere saldırdığını ispatlamaz, pekala bunu isyancılar da yapmış olabilir ki öyledir.
El Cezire kanalından istifa eden Ali Haşim’in de itiraf ettiği gibi bu tür provokasyonlar yalan haberlerle desteklenmektedir. Bunu böyle demeyenler ise Ali Haşim gibi istifaya zorlanmaktadır. Ali Haşim’den Suriye ordusunun Lübnan sınırına saldırdığını söylemesi istenmiş ve Ali Haşim bu yalanı söylemeyi reddetmişti.
NATO Dışişleri toplantısında konuşan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da bu sınır meselesini gündeme taşımış ve “(Suriye’deki) bu çatışma NATO’nun sınırında gerçekleşiyor. Geçen hafta Türkiye ve Lübnan topraklarına sınır ötesinden ateş açıldı” demişti.
Bu tür provokatif haberleri kimlerin gündeme taşıdığı dikkate alındığında, bu tür yalan haberlerin arkasında asıl kimlerin olduğu ortaya çıkmaktadır.
BM ve NATO her zaman ifade ettiğimiz gibi Rusya ve Çin’in vetosu sebebiyle Suriye konusunda temkinli davranmaktadır. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Liu Veymin, Suriye’deki gözlemci heyetine katılmak üzere gözlemci göndermeyi ciddi bir şekilde düşündüğünü belirtmiştir.
Yani BM gözlemcilerinin Libya’da ya da Irak’ta olduğu gibi asla astara uymayan bir takım raporlar ortaya koyması mümkün değildir, çünkü bu heyette Suriye’yi destekleyen Rus ve Çinli temsilciler de olacaktır. Suriye aleyhindeki iddialar ispat gerektirmektedir.
Suriye konusunda durum buyken, Türkiye’nin delilli olmayan Suriye suçlamaları ve NATO’yu göreve davet etmesi, Suriye için değil, Türkiye için tehlikeli bir adımdır. Çünkü böyle bir müdahalenin, uluslar arası hukuka uyumlu mevcut konjonktürde olabilmesi mümkün değildir.
Suriye’nin BM’nin gözlemcilerini kabul ettiği ve BM ile anlaştığı bir ortamda, Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu’nun NATO Dışişleri Bakanları toplantısında, “Suriye yönetiminin Annan Planıyla elde ettiği şansı kötüye kullandığı” şeklindeki iddiaları havada kalmaktadır. Ve bu tür iddialar Türkiye’ye imaj kaybettirmektedir.
Bu tür iddiaların gidilen her toplantıda dile getirilmesi ve bazı ülkelerin perde arkası iteklemeleri Türkiye’nin Suriye’ye yapmayı düşündüğü müdahaleyi ya da tampon bölge oluşumunu hukuki hale getirmez.
Kraldan fazla kralcı olma bu olsa gerek...
BM özel temsilcisi Kofi Annan’ın sözcüsü Ahmed Fevzi’nin duyurusuyla BM ve Şam yönetimi, Suriye’ye giden BM gözlemci heyetiyle ilgili kurallar, Annan planının nasıl uygulanacağı, Suriye ve gözlemcilerin görev ve sorumlulukları konusunda anlaştı.
Protokol başkent Şam’da Dışişleri Bakanlığı binasında imzalandı.
Suriye yönetimi, isyancıların dış destekli her türlü provokasyonuna rağmen uluslar arası toplumun kendisinden istediklerini yapmaya çalıştı, BM’nin ilan ettiği ateşkesin kurallarına da uydu.
Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’in şu açıklamaları önemli: “Ateşkese uymamız saldırılara yanıt verme hakkımızı ortadan kaldırmaz.”
Evet, her ülkenin olduğu gibi, kendi güvenliğine yapılan silahlı saldırılara silahla cevap vermesi Suriye’nin de en doğal hakkı…
Türkiye bu hakka binaen kendisini yıllarca tehdit eden PKK terörüyle mücadele vermektedir.
Suriye’nin kendisine yapılan silahlı saldırıya silahla cevap vermesi, Suriye’nin ateşkesi ihlal ettiğini göstermez. Çünkü ateşkes, sadece Suriye ordusunun silah bırakması anlamına gelmiyor, her iki tarafın da bırakması gerekiyor.
Türkiye sınırında duyulan silah sesleri ve bazı mermilerin Türkiye sınırına gelmesi, Suriye ordusunun Türkiye sınırına ve mültecilere saldırdığını ispatlamaz, pekala bunu isyancılar da yapmış olabilir ki öyledir.
El Cezire kanalından istifa eden Ali Haşim’in de itiraf ettiği gibi bu tür provokasyonlar yalan haberlerle desteklenmektedir. Bunu böyle demeyenler ise Ali Haşim gibi istifaya zorlanmaktadır. Ali Haşim’den Suriye ordusunun Lübnan sınırına saldırdığını söylemesi istenmiş ve Ali Haşim bu yalanı söylemeyi reddetmişti.
NATO Dışişleri toplantısında konuşan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da bu sınır meselesini gündeme taşımış ve “(Suriye’deki) bu çatışma NATO’nun sınırında gerçekleşiyor. Geçen hafta Türkiye ve Lübnan topraklarına sınır ötesinden ateş açıldı” demişti.
Bu tür provokatif haberleri kimlerin gündeme taşıdığı dikkate alındığında, bu tür yalan haberlerin arkasında asıl kimlerin olduğu ortaya çıkmaktadır.
BM ve NATO her zaman ifade ettiğimiz gibi Rusya ve Çin’in vetosu sebebiyle Suriye konusunda temkinli davranmaktadır. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Liu Veymin, Suriye’deki gözlemci heyetine katılmak üzere gözlemci göndermeyi ciddi bir şekilde düşündüğünü belirtmiştir.
Yani BM gözlemcilerinin Libya’da ya da Irak’ta olduğu gibi asla astara uymayan bir takım raporlar ortaya koyması mümkün değildir, çünkü bu heyette Suriye’yi destekleyen Rus ve Çinli temsilciler de olacaktır. Suriye aleyhindeki iddialar ispat gerektirmektedir.
Suriye konusunda durum buyken, Türkiye’nin delilli olmayan Suriye suçlamaları ve NATO’yu göreve davet etmesi, Suriye için değil, Türkiye için tehlikeli bir adımdır. Çünkü böyle bir müdahalenin, uluslar arası hukuka uyumlu mevcut konjonktürde olabilmesi mümkün değildir.
Suriye’nin BM’nin gözlemcilerini kabul ettiği ve BM ile anlaştığı bir ortamda, Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu’nun NATO Dışişleri Bakanları toplantısında, “Suriye yönetiminin Annan Planıyla elde ettiği şansı kötüye kullandığı” şeklindeki iddiaları havada kalmaktadır. Ve bu tür iddialar Türkiye’ye imaj kaybettirmektedir.
Bu tür iddiaların gidilen her toplantıda dile getirilmesi ve bazı ülkelerin perde arkası iteklemeleri Türkiye’nin Suriye’ye yapmayı düşündüğü müdahaleyi ya da tampon bölge oluşumunu hukuki hale getirmez.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025
- Terörsüz Türkiye sürecinde raporlar sadece formalite mi? / 24.12.2025
- Deprem mağdurlarının 11. Yargı Paketi'ne itirazı dikkate alınmalı / 23.12.2025
- Ülkemizde çürümüşlük kurumsallaştı! / 20.12.2025
- Şara yönetimi, SDG’nin özerkliğini ‘resmen’ tanıdı / 19.12.2025
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025
- Terörsüz Türkiye sürecinde raporlar sadece formalite mi? / 24.12.2025
- Deprem mağdurlarının 11. Yargı Paketi'ne itirazı dikkate alınmalı / 23.12.2025
- Ülkemizde çürümüşlük kurumsallaştı! / 20.12.2025
- Şara yönetimi, SDG’nin özerkliğini ‘resmen’ tanıdı / 19.12.2025


































































































