İsviçre'de bütün başlıklar masada
7-11 Kasım tarihleri arasında yapılacak İsviçre toplantısında bütün başlıkların müzekere edileceğini söyleyen KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, 'Türkiye'nin garantisinin asla kabul edilmeyeceği' tutumlarıyla çözüme ulaşılamayacağını Rumların geçen yarım asırda çoktan anlamış olmaları gerektiğini söyledi
28.10.2016 00:00:00
KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, 7-11 Kasım tarihleri arasında yapılacak İsviçre toplantısında yalnızca toprak ve mülkiyet konularının görüşüleceği yönündeki iddiaların yanlış olduğunu, bütün başlıkların birbirleriyle bağlantılı olarak yoğun bir şekilde müzakere edileceğini kaydetti.
Burcu konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Danışmanı Eide'nin önceki akşamki liderler buluşmasından sonra liderlerin uzlaşısıyla alınan kararlara ilişkin yaptığı açıklamada resmen yer aldığı şekilde İsviçre'de, bütün başlıklar birbirleriyle bağlantılı olarak ve yoğun bir biçimde müzakere edilecektir. Tarafların BM nezdinde vardıkları mutabakat budur. BM açıklamasında yer alan diğer önemli bir husus, İsviçre'deki 5 günlük çalışmanın, müzakerelerin 2016 sonundan önce bir çözümü mümkün kılacak nitelikte olması hedefiyle yapılacağıdır."
Rum açıklamaları yanıltıcı
Burcu, İsviçre toplantısının çözüme giden süreçte bir son olmasa bile, bu sürecin son safhası olan 5'li toplantıya da yolu açması amaçlanan önemli bir aşama olduğunu ifade etti. Burcu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis'in, 7-11 Kasım tarihleri arasında yapılması kararlaştırılan İsviçre toplantısında sadece toprak ve mülkiyetin görüşüleceği yönündeki açıklamasının Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum toplumlarını yanıltıcı, talihsiz bir açıklama olduğunu kaydetti.
Burcu açıklamasını şöyle sürdürdü: "Rum hükümet sözcüsünün açıklamalarında düştüğü hata, sadece liderlerin vardığı İsviçre görüşmesi mutabakatının kapsamı ve modalitesiyle de sınırlı değildir. Sayın Hristodulidis, söz konusu açıklamalarında, son fırsatın son safhasına yaklaştığımız bu günlerde, 'Türkiye'nin garantisinin asla kabul edilmeyeceği' ve 'Güzelyurt'un Kıbrıs Rum idaresine mutlaka iade edilmesinin şart olduğu' yönündeki Rum tarafının kırmızı çizgilerini kamuoyuna dayatmaktadır ki bu tutum asla kabul edilemez. Sayın Hristodulidis'e şu dostane uyarıda bulunmak isterim ki, henüz harita safhasına gelinmeden zemin kazanma hedefiyle 'Güzelyurt olmazsa olmaz' ısrarının karşılığı 'Güzelyurt asla verilmez'dir. Geçmişten gelen ve sloganlaştırdıkları bu tutumlarının tekrarıyla çözüme ulaşılamayacağını geçen yarım asırda çoktan anlamış olmalıydılar."
Hristodulidis'e 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmaları'nın hala geçerli olduğunu ve 5 imzacı tarafı olan uluslararası nitelikte bir antlaşma olduğunu hatırlatan Burcu, "Bütün imzacı tarafların birlikte onayı olmaksızın, sırf kendileri yok dedi diye yok olmaz. Yapılması gereken, 1960 koşullarındaki bu antlaşmayı uzlaşarak, 2016'da sonuçlandırmayı hedeflediğimiz yeni federal yapının koşullarına uyarlamaktır" ifadelerini kullandı.
Tekrarlanan ezber ve sloganların çözüme taşımadığını ve taşıyamayacağını vurgulayan Burcu, "Gerçek hedefleri Kıbrıs'ta çözüme ulaşmaksa, bu çözüm üretmeyen ezberci yaklaşımları bir an önce terk etmelidirler" dedi.
Burcu konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Danışmanı Eide'nin önceki akşamki liderler buluşmasından sonra liderlerin uzlaşısıyla alınan kararlara ilişkin yaptığı açıklamada resmen yer aldığı şekilde İsviçre'de, bütün başlıklar birbirleriyle bağlantılı olarak ve yoğun bir biçimde müzakere edilecektir. Tarafların BM nezdinde vardıkları mutabakat budur. BM açıklamasında yer alan diğer önemli bir husus, İsviçre'deki 5 günlük çalışmanın, müzakerelerin 2016 sonundan önce bir çözümü mümkün kılacak nitelikte olması hedefiyle yapılacağıdır."
Rum açıklamaları yanıltıcı
Burcu, İsviçre toplantısının çözüme giden süreçte bir son olmasa bile, bu sürecin son safhası olan 5'li toplantıya da yolu açması amaçlanan önemli bir aşama olduğunu ifade etti. Burcu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis'in, 7-11 Kasım tarihleri arasında yapılması kararlaştırılan İsviçre toplantısında sadece toprak ve mülkiyetin görüşüleceği yönündeki açıklamasının Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum toplumlarını yanıltıcı, talihsiz bir açıklama olduğunu kaydetti.
Burcu açıklamasını şöyle sürdürdü: "Rum hükümet sözcüsünün açıklamalarında düştüğü hata, sadece liderlerin vardığı İsviçre görüşmesi mutabakatının kapsamı ve modalitesiyle de sınırlı değildir. Sayın Hristodulidis, söz konusu açıklamalarında, son fırsatın son safhasına yaklaştığımız bu günlerde, 'Türkiye'nin garantisinin asla kabul edilmeyeceği' ve 'Güzelyurt'un Kıbrıs Rum idaresine mutlaka iade edilmesinin şart olduğu' yönündeki Rum tarafının kırmızı çizgilerini kamuoyuna dayatmaktadır ki bu tutum asla kabul edilemez. Sayın Hristodulidis'e şu dostane uyarıda bulunmak isterim ki, henüz harita safhasına gelinmeden zemin kazanma hedefiyle 'Güzelyurt olmazsa olmaz' ısrarının karşılığı 'Güzelyurt asla verilmez'dir. Geçmişten gelen ve sloganlaştırdıkları bu tutumlarının tekrarıyla çözüme ulaşılamayacağını geçen yarım asırda çoktan anlamış olmalıydılar."
Hristodulidis'e 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmaları'nın hala geçerli olduğunu ve 5 imzacı tarafı olan uluslararası nitelikte bir antlaşma olduğunu hatırlatan Burcu, "Bütün imzacı tarafların birlikte onayı olmaksızın, sırf kendileri yok dedi diye yok olmaz. Yapılması gereken, 1960 koşullarındaki bu antlaşmayı uzlaşarak, 2016'da sonuçlandırmayı hedeflediğimiz yeni federal yapının koşullarına uyarlamaktır" ifadelerini kullandı.
Tekrarlanan ezber ve sloganların çözüme taşımadığını ve taşıyamayacağını vurgulayan Burcu, "Gerçek hedefleri Kıbrıs'ta çözüme ulaşmaksa, bu çözüm üretmeyen ezberci yaklaşımları bir an önce terk etmelidirler" dedi.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.