Kurumsal olmayan (askerdekiler, hapistekiler dışındaki) nüfusumuz bir yılda 1 milyon 16 bin arttı. 72 milyon 485 bine ulaştı. Nüfusun 15 ve daha yukarı yaşta olan bölümünün "çalışabilir nüfus" olduğu varsayılır. Bizde 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus, geçen yıldan bu yıla 866 bin arttı. 51 milyon 561 bine yükseldi.Çalışabilir varsayılan nüfusun bir bölümü, çalışmak istemediği için, öğrenci olduğu için, yaşlı olduğu için çalışmaz. Bunlara işgücüne dahil olmayan nüfus denilir. Bizde bunların sayısı son bir yılda 805 bin arttı.Çalışabilir varsayılan nüfustan (51.5 milyon), işgücüne dahil olmayanların (çalışabileceği halde çalışmayanların) sayısı (26.4 milyon) çıkarılınca kalan 25 milyon 75 bin, Türkiye'nin toplam işgücü (çalışmaya hazır-iş yapmak isteyen- işi olan veya olmayan nüfus) rakamını verir.Toplam işgücü rakamı son bir yılda sadece 60 bin arttı. Nüfus 1 milyon 16 bin artarken, 15 yaş üstü nüfus 866 bin artarken, nasıl olur da işgücü sadece 60 bin artar? Çünkü, 15 yaş üstü nüfus 866 bin arttı ama, buna karşı işgücüne dahil olmayanların (çalışma çağında olduğu halde değişik nedenlerle çalışmak istemeyen veya çalışmaya imkânı olmayanların) sayıları bir yılda 806 bin arttı.İşgücü 60 bin arttıKurumsal olmayan nüfus bir yılda 1 milyon 16 bin artarken, çalışmaya hazır olanların sayılarının işgücünün sadece ve sadece 60 bin artması inanılması güç bir durumdur.Bir yılda işgücünün (çalışmaya istekli olanların) sayısı 60 bin artarak 25 milyon 75 bine yükseldi ama, bunların bir bölümü iş bulamadı. İş arayıp da bulamayanların sayısı bir yılda 79 bin azalmasına rağmen 2 milyon 225 bin işsiz var.Nüfus 1 milyon 16 bin, 15 yaş üstü nüfus 866 bin artarken, işgücü (çalışmaya hazır nüfus) sadece 60 bin artınca, buna karşılık istihdam rakamı (toplam çalışan sayısı) 139 bin büyüyünce, sonuçta, işsiz sayısının işgücü sayısına oranı değişti. Küçüldü. İşsizlik oranı denilen bu oran yüzde 9.2'den yüzde 8.8'e düştü.Son bir yılda istihdam (işi olanların sayısı) 139 bin arttı ama, çalışan nüfus içinde büyük hareket gerçekleşti. Tarımda çalışanların sayısı 778 bin azaldı (tarımda çalışan her 100 kişinin yaklaşık 11'i tarımdaki işini kaybetti.) Buna karşılık, hizmetler kesiminde 721 bin kişi iş buldu. Sanayi bir yılda 112 bin kişiye, inşaat kesimi 86 bin kişiye ek istihdam imkânı sağladı.İstihdam oranımız düşükÜcretsiz aile işçilerinin sayısı 485 bin, kendi hesabında çalışanların sayısı 256 bin azalırken, ücretlilerin sayısı 839 bin arttı. (Ne var ki, bunlar herhalde kayıt dışı ücretli... Çünkü sosyal güvenlik kuruluşları kayıtlarında böyle bir artış görünmüyor).Gelelim en önemli noktaya.Batı ülkelerinde istihdam/işsizlik konusu tartışılırken, öncelikle "istihdam oranı"na bakılır. Sonra istihdam/işsizlik konuları tartışılır. İstihdam oranı, 15 yaşın üzerindeki (çalışabileceği varsayılan) nüfusun ne kadarının çalıştığını gösterir. Batı ülkelerinde çalışabileceği varsayılan nüfusun yüzde 70'i istihdam (iş) imkânı bulur. Çalışabilir.Bizde de istihdam oranı 1980'li yılların sonunda yüzde 53, 1990'lı yılların sonunda yüzde 50 idi. 2002 yılında yüzde 47'lere geriledi. Geçen yıl yüzde 44.8 idi. Bu yıl yüzde 44.3'e düştü.Bu demektir ki, çalışabileceği varsayılan her 100 kişinin giderek daha azı çalışıyor. Bu demektir ki Batı ülkelerinde çalışabileceği varsayılan her 100 kişinin 70'i iş bulur ve çalışırken, bizde sadece 44.3'ü çalışıyor.
Güngör Uras / Milliyet
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.