İstanbul’un gizemli mirası: Yeraltı Camii
İstanbul’un kalbinde, tarihin derinliklerinden gelen bir yapı: Yeraltı Camii. Adını aldığı yeraltı mahzeninin gizemli atmosferi, ziyaretçileri geçmişin izlerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor
22.06.2024 19:34:00
Hasan Parlak
Hasan Parlak





İstanbul'un kalbinde, tarihin derinliklerinden gelen bir yapı: Yeraltı Camii. Adını aldığı yeraltı mahzeninin gizemli atmosferi, ziyaretçileri geçmişin izlerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Yapım yılı tam olarak bilinmese de, Evliya Çelebi'ye göre Hicret'in 92 (711) senesinde Abdülaziz oğlu Ömer tarafından yaptırıldığı ve sonraları camiye çevrilen bir kule olduğu rivayet edilir.
Yeraltı Camii, aslen II. Tiberios döneminde (578-582), Arap akınlarına karşı Haliç'in girişini kontrol amacıyla yaptırılan bir hisarın mahzeni olarak inşa edilmiştir. Bu hisar, aynı zamanda Haliç'e girişi önleyen zincirin bir ucunun da bağlandığı yer olarak tarihe geçmiştir.
Caminin dönüşümü ise 1752-56 yıllarında Köse Bahir Mustafa Paşa tarafından gerçekleştirilmiş ve kule şeklindeki minaresi, kısa süre sonra meydana gelen depremde yıkıldığı için Sultan I. Mahmud tarafından yeniden yaptırılmıştır.
Caminin içinde elli dört adet kalın paye, yapının üstünü örten tonozları taşımaktadır ve gün ışığını sadece deniz tarafındaki duvarında açılmış pencerelerden alır.
Yeraltı Camii'nin mimari özellikleri, onu İstanbul'da benzersiz kılan detaylardır. Dikdörtgen planlı bu mahzen, Osmanlı döneminde cephane deposu, su sarnıcı gibi çeşitli amaçlarla kullanılmıştır. Üzerinde, ahşap bir Türk konağı mimarisinde olan ve 1985'te restorasyonu yapılan Sahiller Sağlık Merkezi müdürlüğü binası bulunmaktadır.
İstanbul'da kitâbe üstünde görülen en eski tuğra, giriş kapısı üstünde bulunan I. Mahmud'a ait tuğradır. Caminin müezzin mahfili vardır ve iki giriş kapısı bulunur; birincisine Kemankeş Caddesi'nden, diğerine Karantina Sokağından girilir.
Günümüzde faal olan bu cami, Karaköy Vapur İskelesi yakınında bulunur ve özellikle Kadir Geceleri, Eyüp Sultan Camii'nden sonra İstanbul'da en çok ziyaret edilen ikinci kutsal mekân olarak değerlendirilir.
Yeraltı Camii'nin iç mekanı
İç mekan, eski bir mahzenin gizemli atmosferini koruyarak, ziyaretçilere tarihi bir deneyim sunmaktadır.
Caminin içinde elli dört adet kalın paye bulunur ve bu payeler, yapının üstünü örten tonozları taşımaktadır. Gün ışığını sadece deniz tarafındaki duvarında açılmış pencerelerden alır, bu da iç mekana huzurlu ve mistik bir hava katmaktadır.
Yeraltı Camii'nin iç mekanı, İslam tarihi açısından önemli isimlerin kabir ve makamlarının bulunduğu bir yer olarak da bilinir. Kadir Geceleri sabaha kadar ziyarete açık olup, Eyüp Sultan Camii'nden sonra en çok ziyaret edilen ikinci kutsal mekân olarak değerlendirilir.
İçerisinde, Süfyân bin Uyeyne'nin türbesi ile Sahabe-i Kiram'dan olan Veyh bin Hüseyne'nin kabri veya makamı ile Amr bin As'ın makamı bulunmaktadır.
Bu tarihi ve manevi zenginlik, Yeraltı Camii'nin sadece bir ibadethane olmanın ötesinde, İstanbul'un kültürel mirasının bir parçası olarak önemini vurgular. Restorasyon ve koruma çalışmalarıyla, caminin iç mekanı aslına uygun şekilde korunmuş ve günümüze kadar ulaşmıştır.
Yapım yılı tam olarak bilinmese de, Evliya Çelebi'ye göre Hicret'in 92 (711) senesinde Abdülaziz oğlu Ömer tarafından yaptırıldığı ve sonraları camiye çevrilen bir kule olduğu rivayet edilir.
Yeraltı Camii, aslen II. Tiberios döneminde (578-582), Arap akınlarına karşı Haliç'in girişini kontrol amacıyla yaptırılan bir hisarın mahzeni olarak inşa edilmiştir. Bu hisar, aynı zamanda Haliç'e girişi önleyen zincirin bir ucunun da bağlandığı yer olarak tarihe geçmiştir.
Caminin dönüşümü ise 1752-56 yıllarında Köse Bahir Mustafa Paşa tarafından gerçekleştirilmiş ve kule şeklindeki minaresi, kısa süre sonra meydana gelen depremde yıkıldığı için Sultan I. Mahmud tarafından yeniden yaptırılmıştır.
Caminin içinde elli dört adet kalın paye, yapının üstünü örten tonozları taşımaktadır ve gün ışığını sadece deniz tarafındaki duvarında açılmış pencerelerden alır.
Yeraltı Camii'nin mimari özellikleri, onu İstanbul'da benzersiz kılan detaylardır. Dikdörtgen planlı bu mahzen, Osmanlı döneminde cephane deposu, su sarnıcı gibi çeşitli amaçlarla kullanılmıştır. Üzerinde, ahşap bir Türk konağı mimarisinde olan ve 1985'te restorasyonu yapılan Sahiller Sağlık Merkezi müdürlüğü binası bulunmaktadır.
İstanbul'da kitâbe üstünde görülen en eski tuğra, giriş kapısı üstünde bulunan I. Mahmud'a ait tuğradır. Caminin müezzin mahfili vardır ve iki giriş kapısı bulunur; birincisine Kemankeş Caddesi'nden, diğerine Karantina Sokağından girilir.
Günümüzde faal olan bu cami, Karaköy Vapur İskelesi yakınında bulunur ve özellikle Kadir Geceleri, Eyüp Sultan Camii'nden sonra İstanbul'da en çok ziyaret edilen ikinci kutsal mekân olarak değerlendirilir.
Yeraltı Camii'nin iç mekanı
İç mekan, eski bir mahzenin gizemli atmosferini koruyarak, ziyaretçilere tarihi bir deneyim sunmaktadır.
Caminin içinde elli dört adet kalın paye bulunur ve bu payeler, yapının üstünü örten tonozları taşımaktadır. Gün ışığını sadece deniz tarafındaki duvarında açılmış pencerelerden alır, bu da iç mekana huzurlu ve mistik bir hava katmaktadır.
Yeraltı Camii'nin iç mekanı, İslam tarihi açısından önemli isimlerin kabir ve makamlarının bulunduğu bir yer olarak da bilinir. Kadir Geceleri sabaha kadar ziyarete açık olup, Eyüp Sultan Camii'nden sonra en çok ziyaret edilen ikinci kutsal mekân olarak değerlendirilir.
İçerisinde, Süfyân bin Uyeyne'nin türbesi ile Sahabe-i Kiram'dan olan Veyh bin Hüseyne'nin kabri veya makamı ile Amr bin As'ın makamı bulunmaktadır.
Bu tarihi ve manevi zenginlik, Yeraltı Camii'nin sadece bir ibadethane olmanın ötesinde, İstanbul'un kültürel mirasının bir parçası olarak önemini vurgular. Restorasyon ve koruma çalışmalarıyla, caminin iç mekanı aslına uygun şekilde korunmuş ve günümüze kadar ulaşmıştır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.