Varlık âleminin yaradılış sebebi, “Ben gizli bir hazine idim, bilinmeyi murad ettim ve mahlûkatı yarattım” kudsi hadisinde buyrulduğu gibi mahlûkatın Allah’ı bilmesidir.
Mahlûkat bu maksatla
yaratılmıştır.
Ezel ve ebed olan Cenab ı Hak, yarattığı her varlığın zatını, kendi esma-i ilahisini, kendi ef’alini, kendi sıfat- ı Barisini tanımasını murad etmiştir.
Peki, mahlûkat nasıl var edilmiştir?
Varlık âleminin oluşumu, Cenab-ı Hakk’ın tecellisi iledir.
İnsana olan tecelli, nebatata olan tecelli, hayvanata olan tecelli, yıldızlara, galaksilere olan tecelli birbirinden farklı olup, her biri Allah’ın isimlerinin, fiillerinin, sıfat-ı Barisinin ve zatının tecellisinden vücut bulmuştur.
Mahlûkat hangi tecelli ile var edilmişse, o yoldan Allah’ı bulma arzusundadır.
Cenab-ı Hakk ayeti kerimede, “Güneş kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu Aziz ve Alim olan Allah’ın takdiridir. Ay içinde bir takım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet, o eğri hurma dalı gibi (hilal) olur da geri döner. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.” (Yasin, 38 - 40) buyurmuştur.
Felek âleminde bütün yıldızların yüzmesi, Mevlana’nın da ifade buyurduğu gibi mahlûkatın kendisini Yaratan’ı aramasıdır.
Cismin en küçük parçası olan atomu ele alalım. Atomun içindeki elektronların çekirdek etrafında mesela Uranyum elementinde saniyede 300 bin kilometre hızla döndüğü ilmi bir hakikattir.
O da mahlûkatın en küçük zerresinde Rabbini arayış seferberliğidir.
Mahlûkatın Rabbini arayış seferberliği, ayet-i kerimelerden anladığımız kadarıyla zikirle olmaktadır.
Cenab-ı Hakk gerek geçmiş zaman kipiyle, gerekse geniş ve gelecek zaman kipi ile, varlık âleminin kendini zikrettiğini buyurmuştur:
“Yerde ve gökte ne varsa hepsi Allah ı zikrediyor.” (Cuma, 1)
Ve yine, “Geçmişte canlı ve cansız ne varsa hepsi Allah’ı zikretti.” (Haşr, 1)
Bu anış Rabbinin tecellisinden mülhem olan varlığın kendi özünü aramasıdır.
İnsan da bulunan nefha-i ilahi, onun da Rabbini aramasının sebebidir.
Bizim Rabbimizi aramamız da tecelliden mahrum olan akıl ile değil, tecellilere mazhar olan kalp yolu ile gerçekleşecektir.
Ancak tecellilere mazhar olan kalp yolu ile Allah’ı bilebiliriz.
Kul, kendini Yaradan’ı aramaktadır ve bunun yolu da ibadetlerdir.
İmam Ali (as) efendimiz:”Ben görmediğim Allah’a inanmam” buyurmuştur. Demek ki, yapılan ibadetler ile kalp kulvarında Allah görülebilmektedir.
Gerçek manada kulluk da o zaman başlayacaktır.
Ramazan-ı Şerif’i idrak ettiğimiz bu günlerde, ibadetlerimize Allah’ı bilme şuuru ile dikkat edersek, biz de tecellilere mazhar olabiliriz. Görülecektir ki, gerçek manada kulluğun zevkine de o zaman varacağız.
Mahlûkat bu maksatla
yaratılmıştır.
Ezel ve ebed olan Cenab ı Hak, yarattığı her varlığın zatını, kendi esma-i ilahisini, kendi ef’alini, kendi sıfat- ı Barisini tanımasını murad etmiştir.
Peki, mahlûkat nasıl var edilmiştir?
Varlık âleminin oluşumu, Cenab-ı Hakk’ın tecellisi iledir.
İnsana olan tecelli, nebatata olan tecelli, hayvanata olan tecelli, yıldızlara, galaksilere olan tecelli birbirinden farklı olup, her biri Allah’ın isimlerinin, fiillerinin, sıfat-ı Barisinin ve zatının tecellisinden vücut bulmuştur.
Mahlûkat hangi tecelli ile var edilmişse, o yoldan Allah’ı bulma arzusundadır.
Cenab-ı Hakk ayeti kerimede, “Güneş kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu Aziz ve Alim olan Allah’ın takdiridir. Ay içinde bir takım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet, o eğri hurma dalı gibi (hilal) olur da geri döner. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.” (Yasin, 38 - 40) buyurmuştur.
Felek âleminde bütün yıldızların yüzmesi, Mevlana’nın da ifade buyurduğu gibi mahlûkatın kendisini Yaratan’ı aramasıdır.
Cismin en küçük parçası olan atomu ele alalım. Atomun içindeki elektronların çekirdek etrafında mesela Uranyum elementinde saniyede 300 bin kilometre hızla döndüğü ilmi bir hakikattir.
O da mahlûkatın en küçük zerresinde Rabbini arayış seferberliğidir.
Mahlûkatın Rabbini arayış seferberliği, ayet-i kerimelerden anladığımız kadarıyla zikirle olmaktadır.
Cenab-ı Hakk gerek geçmiş zaman kipiyle, gerekse geniş ve gelecek zaman kipi ile, varlık âleminin kendini zikrettiğini buyurmuştur:
“Yerde ve gökte ne varsa hepsi Allah ı zikrediyor.” (Cuma, 1)
Ve yine, “Geçmişte canlı ve cansız ne varsa hepsi Allah’ı zikretti.” (Haşr, 1)
Bu anış Rabbinin tecellisinden mülhem olan varlığın kendi özünü aramasıdır.
İnsan da bulunan nefha-i ilahi, onun da Rabbini aramasının sebebidir.
Bizim Rabbimizi aramamız da tecelliden mahrum olan akıl ile değil, tecellilere mazhar olan kalp yolu ile gerçekleşecektir.
Ancak tecellilere mazhar olan kalp yolu ile Allah’ı bilebiliriz.
Kul, kendini Yaradan’ı aramaktadır ve bunun yolu da ibadetlerdir.
İmam Ali (as) efendimiz:”Ben görmediğim Allah’a inanmam” buyurmuştur. Demek ki, yapılan ibadetler ile kalp kulvarında Allah görülebilmektedir.
Gerçek manada kulluk da o zaman başlayacaktır.
Ramazan-ı Şerif’i idrak ettiğimiz bu günlerde, ibadetlerimize Allah’ı bilme şuuru ile dikkat edersek, biz de tecellilere mazhar olabiliriz. Görülecektir ki, gerçek manada kulluğun zevkine de o zaman varacağız.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Haydar Baş / diğer yazıları
- İmam Ali'nin hilafeti / 03.04.2025
- Gelmiş ve gelecek kadınların en üstünü Hz. Fatıma / 02.04.2025
- En güzel örnek Hz. Muhammed Mustafa (sav) / 01.04.2025
- Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt / 31.03.2025
- Ramazan Bayramımız mübarek olsun / 30.03.2025
- Vesile haktır / 29.03.2025
- Türkiye’nin ve dünyanın ihtiyacı Milli Ekonomi Modeli’dir / 28.03.2025
- Sünni-Alevi-Bektaşi biz hep biriz / 27.03.2025
- Kadir Gecemiz mübarek olsun / 26.03.2025
- Kadir gecesinin yüceliği / 25.03.2025
- Gelmiş ve gelecek kadınların en üstünü Hz. Fatıma / 02.04.2025
- En güzel örnek Hz. Muhammed Mustafa (sav) / 01.04.2025
- Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt / 31.03.2025
- Ramazan Bayramımız mübarek olsun / 30.03.2025
- Vesile haktır / 29.03.2025
- Türkiye’nin ve dünyanın ihtiyacı Milli Ekonomi Modeli’dir / 28.03.2025
- Sünni-Alevi-Bektaşi biz hep biriz / 27.03.2025
- Kadir Gecemiz mübarek olsun / 26.03.2025
- Kadir gecesinin yüceliği / 25.03.2025