(dünden devam…)
Prof. Dr. Haydar Baş'ın, "İmam Hasan" eserinde yer verdiği, İmam Zeynelâbidin'in Zühri'ye yazdığı mektuba devam ediyoruz:
"Sen bir cahille karşı karşıya değilsin. Senin amellerinin hesabını tutan, (Allah) hiçbir zaman (sapmalarından) gafil olmaz. Yolculuğa hazırlan ki, önünde uzun bir yol vardır. Günahlarını tedavi et ki yüreğin ağır hastadır. Seni kınadığımı, eleştirdiğimi sanma, hayır, istedim ki Allah senin geçmişteki yanlışlıklarını telafi etsin ve yitirdiğin dinini sana geri versin. Bunu yaparken Allah'ın şu buyruğunu hatırladım: 'Hatırlat ki; hatırlatma mü'minlere yarar sağlar.' (Zariyat, 55).
Sen yalnız kalıp, kendilerini unuttuğun yaşıtlarını, akranlarını hatırla, gör ki senin (günahlara) saplandığın kadar onlar saplandılar mı? Acaba senin düştüğün gibi onlar düştüler mi? Acaba sen iyi bir işe yeltendin de onlar görmezlikten mi geldiler? Acaba bir şeyi sen bildin de onlar bilmediler mi? Hayır, böyle değildir, aksine elde ettiğin mevkiinin etkisiyle avamın gözünde saygınlık buldun, bir makam edindin. Senin durumun onları zahmete soktu, çünkü; senin görüşünü izliyorlar ve senin emrine uyuyorlar. Senin helal dediğini helal ve haram dediğini haram belliyorlar. Elbette senin (helal, haram konusunda) böyle bir yetkin yoktu. Ama onları sana râm kılan şey, onların sende var olana tamah etmeleri, alimlerini kaybetmiş olmaları, bilgisizliğin sana ve onlara musallat olması, senin ve onların riyaset peşinde koşmanızdır.
Ne kadar cehalet ve gurura saplandığını ve halkın sorunlara ve fitneye ne kadar gömüldüğünü görmez misin? Sen onları sorunlara gömdün, halk senin durumunu, mevkiini görünce eldeki değerlerini görmezden gelip senin makamına vurulmuştur, gönülleri senin ilmî derecene ulaşmak ister veya senin makamına ulaşmayı arzu eder, böylece, senin davranışların ve tavırlarının etkisiyle dibi görünmeyen denize düşmüşlerdir, boyutları belli olmayan soruna kapılmışlardır. Allah bizim ve senin yardımına yetsin. O, (zorda kalanların) imdadına yeter.
Şimdi bütün makamlarını, mevkilerin bırak, onlardan uzaklaş ki senden önceki temiz ve sâlih insanlara kavuşasın, onlar ki şu anda çürümüş kefenleri içinde toprağın bağrında yatmaktalar, karınları sırtlarına yapışmış; onlarla Allah arasında hiçbir perde, hicab yoktur. Dünya onları aldatmıyor ve onlar dünyaya tutkun değillerdir. (Allah'a kavuşmaya) gönül vermişler ve Mâ'bud'a çağırılmışlar ve çok geçmeden (seleflerine) kavuştular. Kaldı ki, dünya seni bu yaşlı çağında, bu ilmî makamında ve ölüm deminde böyle saptırır, kendine tutkun kılarsa peki; yaşı ermemiş gençlerden, cahillerden, kararsızlardan ve yanılanlardan ne beklenebilir?! "İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn." (Hepimiz Allah içiniz ve hepimiz O'na döneceğiz).
Kime sığınmak gerekir? Sıkıntının çözümünü kimde aramak gerekir? Kendi musibetimizden ve sende gözlemlediğimizden Allah'a şikayette bulunuyor ve senden dolayı bizi kapsayan bu musibette, O'nun dergâhından mükafat ve ecir bekliyoruz. Sana, küçükken ve büyükken rızık veren Allah'a nasıl şükrettin düşünsene ve sen dininin ışığında halk arasında haysiyet bahşeden Allah'a nasıl ta'zim gösterdin? Ve Allah'ın seni halk arasında örtülü tuttuğu kisvenin saygınlığını nasıl gözetiyorsun? Sana, O'na yakın olmayı ve emrine teslim olmayı emreden Allah'a olan yakınlık ve uzaklık ölçün ne kadardır?
Sana ne olmuştur da gaflet uykusundan uyanmıyorsun ve sapmalarından tevbe etmiyorsun ve diyorsun ki: 'Allah'a yemin ederim ki, içinde Allah'ın dinini diriltmediğim ve bir bâtılı ortadan kaldırmadığım, Allah için yapmadığım bir davranışım hiçbir zaman olmamıştır.' Seni din ilimlerinin taşıyıcısı kılan Allah'ın nimetlerine şükretmek böyle mi olur? Allah'ın Kur'an'daki şu buyruğunun kapsamına girmenden çok korkuyorum: 'Namazı zâyi ettiler, şehvetlerine uydular ve pek yakında sapıklıklarının (ezasını) göreceklerdir.' (Meryem, 59).
Allah, seni Kur'an (ilimlerinin) taşıyıcısı kıldı ve din ilmini sana emanet etti ama sen onu zayi ettin, bizi senin sapıklığından koruduğu için Allah'a şükrediyoruz. Vesselam." (Tuhefu'l-Ukul, Hasan b. Ali Şo'be, s.274, 277; el-İmam Zeynelâbidin, Abdurrezzak Muharrem Musavî, s. 154-159; İmamların Hayatı, Mehdi Pişvaî, s. 199-209).
İşte Hz. Hasan'la ilgili mesnetsiz iddia ve iftiraların kaynağı durumunda olan Zühri böyle bir şahsiyettir."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Gökhan Demir / diğer yazıları
- ABD ve İsrail’i gölgede bıraktılar… / 28.10.2024
- Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı / 24.10.2024
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-II / 10.12.2020
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-I / 09.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-VI / 08.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-V / 07.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-IV / 04.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-III / 03.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-II / 02.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-I / 01.12.2020
- Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı / 24.10.2024
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-II / 10.12.2020
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-I / 09.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-VI / 08.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-V / 07.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-IV / 04.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-III / 03.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-II / 02.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-I / 01.12.2020