İmam Rıza’nın Ehl-i Beyt hakkındaki sorulara devapları
Irak ve Horasan âlimlerinden bir grup Me'mun'un meclisinde toplanmışlardı...
31.03.2025 00:10:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Irak ve Horasan âlimlerinden bir grup Me'mun'un meclisinde toplanmışlardı, Hz. Rıza aleyhi's-selâm da oturuma katılınca, Me'mun mecliste bulunan âlimlere: "Sonra da kitabı, kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık" ayetinin manasını bana söyleyin.'' dedi.
Ulema: "Allah, bu ayetten bütün ümmeti kastetmiştir."
Me'mun: "Ya Ebe'l-Hasan, sen ne söylüyorsun?"
İmam aleyhi's-selâm: "Ben onların dediği şekilde demiyorum. Ben diyorum ki, Allah Teâla, bu ayetten Peygamber'in pak Ehlibeyt'ini kastetmiştir."
Me'mun: "Allah, nasıl ümmeti değil de yalnız Ehlibeyt'i kastetmiştir?"
İmam aleyhi's-selâm: "Eğer Allah Teâla ümmeti kastetmiş olsaydı o zaman bütün ümmet mutlaka cennete giderdi. Allah Teâla mezkûr ayetin ardından şöyle buyuruyor:
"Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır (mutedil hareket eder), kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda yarışır. İşte bu, pek büyük lütuf ve ihsandır."
Daha sonra hepsine cennet vaadinde bulunup şöyle buyurmuştur: "Adn cennetleri (onlarındır); oraya girerler."
Buna göre, ayette söz konusu olan miras Resulullah'ın pak Ehlibeyt'ine mahsustur; başkalarına değil. Bunlar o kimselerdir ki, Allah onların vasfında şöyle buyurmuştur:
"Ancak ve ancak Allah, siz Ehlibeyt'ten her çeşit kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister."
Resulullah salla'llâhu aleyhi ve alih de onların hakkında şöyle buyurmuştur: "Ben kendimden sonra sizin aranızda iki değerli şey bırakıyorum: Biri Allah'ın kitabı, diğeri ise itretim olan Ehlibeytimdir. Bunlar havuzun (Kevser'in) başında benimle buluşuncaya kadar asla birbirlerinden ayrılmazlar. Benden sonra onlara nasıl davranacağınıza dikkat edin. Ey insanlar, onlara bir şey öğretmeye kalkışmayın. Çünkü onlar, sizden daha âlimdirler."
Ulema: "Ya Ebe'l-Hasan, İtret'ten maksat Âl (Ehlibeyt) midir, yoksa başkası mıdır?"
İmam aleyhi's-selâm: "Evet, İtret'ten maksat Âl'dır (Ehlibeyt'tir)."
Ulema: Resulullah salla'llâhu aleyhi ve alih'ten şöyle bir hadis nakledilmiştir: "Ümmetim Âl'imdir" ve ashap da inkâr edilmeyecek müstefiz rivayetlerle, "Muhammed'in Âl'i, onun ümmetidir." demişlerdir."
İmam aleyhi's-selâm: "Söyleyin bakalım, sadaka Âl-i Muhammed'e haram mıdır, yoksa helal mi?"
Ulema: "Evet haramdır."
İmam aleyhi's-selâm: "Öyleyse sadaka bütün ümmete de haram mıdır?"
Ulema: "Hayır, haram değildir."
İmam aleyhi's-selâm: İşte bu, Âl ve ümmet arasındaki farktır. Yazıklar olsun size, sizi nereye götürüyorlar? Zikir'den (Kur'ân'dan) yüz mü çevirdiniz, yoksa azgın bir kavim misiniz? Rivayetin açıkça seçkinler ve hidayet olanlar hakkında olup başkaları hakkında olmadığını bilmiyor musunuz?"
Ulema: "Ya Ebe'l-Hasan, bu sözün delili nedir?"
İmam aleyhi's-selâm: Şu ayet: "Andolsun biz Nuh'u ve İbrahim'i (elçi olarak) gönderdik, peygamberliği ve kitabı onların soylarında kıldık. Öyle iken, içlerinde hidayeti kabul edenler vardır, birçoğu da fasık olanlardır."
Derken nübüvvet ve kitap mirası, hidayeti kabul edenlere geçti, fasıklara değil. Nuh'un, Rabbinden şöyle bir istekte bulunduğunu bilmiyor musunuz?
"Dedi ki: Rabbim şüphesiz benim oğlum ailemdendir ve senin vaadin de doğrusu haktır."
Çünkü Allah Teâla Nuh'un kendisini ve ehlini kurtaracağını vaat etmişti. Rabbi de cevabında şöyle buyurdu:
"Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildir. Çünkü o, salih olmayan bir iş (yapmıştır). Öyleyse hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme. Gerçekten ben, cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum." (Hasan B. Ali el-Harranî Tuheful Ukul eserinden)
Ulema: "Allah, bu ayetten bütün ümmeti kastetmiştir."
Me'mun: "Ya Ebe'l-Hasan, sen ne söylüyorsun?"
İmam aleyhi's-selâm: "Ben onların dediği şekilde demiyorum. Ben diyorum ki, Allah Teâla, bu ayetten Peygamber'in pak Ehlibeyt'ini kastetmiştir."
Me'mun: "Allah, nasıl ümmeti değil de yalnız Ehlibeyt'i kastetmiştir?"
İmam aleyhi's-selâm: "Eğer Allah Teâla ümmeti kastetmiş olsaydı o zaman bütün ümmet mutlaka cennete giderdi. Allah Teâla mezkûr ayetin ardından şöyle buyuruyor:
"Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır (mutedil hareket eder), kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda yarışır. İşte bu, pek büyük lütuf ve ihsandır."
Daha sonra hepsine cennet vaadinde bulunup şöyle buyurmuştur: "Adn cennetleri (onlarındır); oraya girerler."
Buna göre, ayette söz konusu olan miras Resulullah'ın pak Ehlibeyt'ine mahsustur; başkalarına değil. Bunlar o kimselerdir ki, Allah onların vasfında şöyle buyurmuştur:
"Ancak ve ancak Allah, siz Ehlibeyt'ten her çeşit kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister."
Resulullah salla'llâhu aleyhi ve alih de onların hakkında şöyle buyurmuştur: "Ben kendimden sonra sizin aranızda iki değerli şey bırakıyorum: Biri Allah'ın kitabı, diğeri ise itretim olan Ehlibeytimdir. Bunlar havuzun (Kevser'in) başında benimle buluşuncaya kadar asla birbirlerinden ayrılmazlar. Benden sonra onlara nasıl davranacağınıza dikkat edin. Ey insanlar, onlara bir şey öğretmeye kalkışmayın. Çünkü onlar, sizden daha âlimdirler."
Ulema: "Ya Ebe'l-Hasan, İtret'ten maksat Âl (Ehlibeyt) midir, yoksa başkası mıdır?"
İmam aleyhi's-selâm: "Evet, İtret'ten maksat Âl'dır (Ehlibeyt'tir)."
Ulema: Resulullah salla'llâhu aleyhi ve alih'ten şöyle bir hadis nakledilmiştir: "Ümmetim Âl'imdir" ve ashap da inkâr edilmeyecek müstefiz rivayetlerle, "Muhammed'in Âl'i, onun ümmetidir." demişlerdir."
İmam aleyhi's-selâm: "Söyleyin bakalım, sadaka Âl-i Muhammed'e haram mıdır, yoksa helal mi?"
Ulema: "Evet haramdır."
İmam aleyhi's-selâm: "Öyleyse sadaka bütün ümmete de haram mıdır?"
Ulema: "Hayır, haram değildir."
İmam aleyhi's-selâm: İşte bu, Âl ve ümmet arasındaki farktır. Yazıklar olsun size, sizi nereye götürüyorlar? Zikir'den (Kur'ân'dan) yüz mü çevirdiniz, yoksa azgın bir kavim misiniz? Rivayetin açıkça seçkinler ve hidayet olanlar hakkında olup başkaları hakkında olmadığını bilmiyor musunuz?"
Ulema: "Ya Ebe'l-Hasan, bu sözün delili nedir?"
İmam aleyhi's-selâm: Şu ayet: "Andolsun biz Nuh'u ve İbrahim'i (elçi olarak) gönderdik, peygamberliği ve kitabı onların soylarında kıldık. Öyle iken, içlerinde hidayeti kabul edenler vardır, birçoğu da fasık olanlardır."
Derken nübüvvet ve kitap mirası, hidayeti kabul edenlere geçti, fasıklara değil. Nuh'un, Rabbinden şöyle bir istekte bulunduğunu bilmiyor musunuz?
"Dedi ki: Rabbim şüphesiz benim oğlum ailemdendir ve senin vaadin de doğrusu haktır."
Çünkü Allah Teâla Nuh'un kendisini ve ehlini kurtaracağını vaat etmişti. Rabbi de cevabında şöyle buyurdu:
"Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildir. Çünkü o, salih olmayan bir iş (yapmıştır). Öyleyse hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme. Gerçekten ben, cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum." (Hasan B. Ali el-Harranî Tuheful Ukul eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.