İmam Kazım’ın meşhur akıl risâlesi -8-
Benim dostlarıma karşı büyüklenmekten, ilminle onlara üstünlük taslamaktan sakın; yoksa Allah, sana gazap eder
13.01.2024 20:36:00
Hasan Parlak
Hasan Parlak





Ey Hişam! Benim dostlarıma karşı büyüklenmekten, ilminle onlara üstünlük taslamaktan sakın; yoksa Allah, sana gazap eder. Allah'ın sana gazap etmesinden sonra dünyan da, âhiretin de sana bir fayda sağlamaz. Dünyada, kendisine ait olmayan bir evde oturan ama göç etmek için bekleyen biri gibi yaşa.
Ey Hişam! Din ehliyle oturmak dünya ve âhiret şerefidir. Akıllı ve öğüt veren birine danışmak uğurdur, berekettir, doğruluktur ve Allah tarafından başarıdır. Akıllı ve hayır nasihatte bulunan biri sana bir fikir verdi mi, ona aykırı hareket etmekten sakın. Çünkü bunda helâk olmak vardır.
Ey Hişam! İnsanlardan sadece akıllı, güvenilir kimselerle oturup kalk. Böyle kimselerle sıcak ilişkiler kur. Diğerlerinden ise yırtıcı bir hayvandan kaçtığın gibi kaç.
Bir amel işleyen bir kimsenin Allah'tan hayâ etmesi gerekir. Ona bir nimet bahşedilince, başkasını da ona ortak etmesi lazım gelir. Karşına, hangisinin daha iyi ve daha doğru olduğunu bilmediğin iki şey çıkarsa, bunlardan hangisi hevâ ve hevesine yakınsa, ona aykırı hareket et.
Çünkü doğruluğun çoğu, hevâ ve hevesine aykırı hareket etmendedir. Hikmeti nefsinin etkisine sokup cehalet ehli arasında zâyi etmekten sakın.
Hişam der ki: İmam'a (a.s.) sordum: 'Eğer hikmeti isteyen bir adam bulsam ve bu adamın aklı, anlatacaklarımı kavrayacak genişlikte değilse, ne yapayım?'
Buyurdu ki: Ona nasihat ederek nazik davran. Eğer kalbi daralırsa, nefsini fitneye mâruz bırakma. Kibirlilerin cevabından, tepkisinden sakın. Çünkü ilim, gafletten uyanmayanlara anlatıldığı zaman insanı alçaltır.
Dedim ki: 'İlim hakkında soru sormayı akleden birini bulamazsam, ne yapmam gerekir?'
Buyurdu ki: Onun soru sormayı bilmemesini fırsat bil. Böyle- ce söz fitnesinden kurtulmuş olursun. Çünkü fitnelerin en büyüğü tepkidir, reddir.
Bil ki, Allah, tevazu gösterenleri tevazularına göre değil, kendisinin azametine ve ululuğuna göre yüceltir. Korkanları, korkularına göre değil, keremine ve cömertliğine göre emin kılar.
Üzülenleri üzüntülerine göre değil, şefkatine ve rahmetine göre sevindirir. Velilerine eziyet edenleri bile rahmetinin kapsamına alan çok şefkatli ve merhametli Allah'ı ne sanıyorsun?
Kendisi uğruna eziyet çekenlere mi merhamet etmeyecek? Kendisine düşmanlık edenlerin bile tevbesini kabul eden, Tevvab ve Rahîm Allah'ı ne sanıyorsun? Kendisinin rızâsını kazanmak için çabalayan ve uğrunda kulların düşmanlığını tercih eden kimselere mi merhamet etmeyecek?
Ey Hişam! Kim dünyayı severse, âhiret korkusu onun kalbinden çıkar. Bir kula ilim verilmişse ve bu ilim, onun dünyaya yönelik sevgisini arttırmışsa, kesinlikle Allah'tan uzaklığı, dolayısıyla Allah'ın ona yönelik gazabı da artar.
Ey Hişam! Temiz akla sahip, gücünün yetmediği şeyleri bırakan kimsedir. Doğruluğun çoğu, hevâya muhalefettedir. Kimin dünyevî arzuları uzarsa, ameli de kötü olur.
Ey Hişam! Eğer ecelin gelişini görsen, bu seni uzayıp giden arzuların peşine düşmekten alıkoyar.
Ey Hişam! Hırstan, tamahkârlıktan sakın. İnsanların sahip oldukları şeylerden ümidini kes. Kullardan bir şeyler bekleme duygusunu öldür.
Çünkü tamahkârlık ve hırs zillettir, aklın çürütülmesidir, kişiliğin bozulmasıdır, ırzın lekelenmesidir, ilmin unutulmasının sebebidir. Rabb'ine sarıl ve sadece O'na tevekkül et. Hevâ- sının peşinden koşmaktan vazgeçirmek için nefsinle cihad et. Bu, düşmanla cihad etmen gibi senin için bir yükümlülüktür.
Hişam der ki: İmam'a (a.s.) sordum: 'Hangi düşmanla cihad etmek daha önceliklidir?'
Buyurdu ki: 'Senin en yakınında olan, sana düşmanlığı en fazla olan, sana en zararlı olan, sana en büyük düşmanlığı besleyen, sana yakın olmasına rağmen senden gizli olan ve düşmanlarını sana karşı kışkırtan düşmanla savaşman daha önceliklidir. O da İblis'tir. Onun görevi kalplere vesvese vermektir. Senin ona karşı düşmanlığın da şiddetli olmalıdır.
Ona karşı savaş açmaktan geri durma. Geri durman onun seni helâk etmesine sebep olur.
Ama o, gücüne dayanma bakımından senden daha zayıftır. Şerrinin çokluğuna rağmen zarar bakımından senden daha azdır. Sen Allah'a sarıldığın zaman, doğru yolu bulmuşsundur." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Musa Kazım eserinden)
Ey Hişam! Din ehliyle oturmak dünya ve âhiret şerefidir. Akıllı ve öğüt veren birine danışmak uğurdur, berekettir, doğruluktur ve Allah tarafından başarıdır. Akıllı ve hayır nasihatte bulunan biri sana bir fikir verdi mi, ona aykırı hareket etmekten sakın. Çünkü bunda helâk olmak vardır.
Ey Hişam! İnsanlardan sadece akıllı, güvenilir kimselerle oturup kalk. Böyle kimselerle sıcak ilişkiler kur. Diğerlerinden ise yırtıcı bir hayvandan kaçtığın gibi kaç.
Bir amel işleyen bir kimsenin Allah'tan hayâ etmesi gerekir. Ona bir nimet bahşedilince, başkasını da ona ortak etmesi lazım gelir. Karşına, hangisinin daha iyi ve daha doğru olduğunu bilmediğin iki şey çıkarsa, bunlardan hangisi hevâ ve hevesine yakınsa, ona aykırı hareket et.
Çünkü doğruluğun çoğu, hevâ ve hevesine aykırı hareket etmendedir. Hikmeti nefsinin etkisine sokup cehalet ehli arasında zâyi etmekten sakın.
Hişam der ki: İmam'a (a.s.) sordum: 'Eğer hikmeti isteyen bir adam bulsam ve bu adamın aklı, anlatacaklarımı kavrayacak genişlikte değilse, ne yapayım?'
Buyurdu ki: Ona nasihat ederek nazik davran. Eğer kalbi daralırsa, nefsini fitneye mâruz bırakma. Kibirlilerin cevabından, tepkisinden sakın. Çünkü ilim, gafletten uyanmayanlara anlatıldığı zaman insanı alçaltır.
Dedim ki: 'İlim hakkında soru sormayı akleden birini bulamazsam, ne yapmam gerekir?'
Buyurdu ki: Onun soru sormayı bilmemesini fırsat bil. Böyle- ce söz fitnesinden kurtulmuş olursun. Çünkü fitnelerin en büyüğü tepkidir, reddir.
Bil ki, Allah, tevazu gösterenleri tevazularına göre değil, kendisinin azametine ve ululuğuna göre yüceltir. Korkanları, korkularına göre değil, keremine ve cömertliğine göre emin kılar.
Üzülenleri üzüntülerine göre değil, şefkatine ve rahmetine göre sevindirir. Velilerine eziyet edenleri bile rahmetinin kapsamına alan çok şefkatli ve merhametli Allah'ı ne sanıyorsun?
Kendisi uğruna eziyet çekenlere mi merhamet etmeyecek? Kendisine düşmanlık edenlerin bile tevbesini kabul eden, Tevvab ve Rahîm Allah'ı ne sanıyorsun? Kendisinin rızâsını kazanmak için çabalayan ve uğrunda kulların düşmanlığını tercih eden kimselere mi merhamet etmeyecek?
Ey Hişam! Kim dünyayı severse, âhiret korkusu onun kalbinden çıkar. Bir kula ilim verilmişse ve bu ilim, onun dünyaya yönelik sevgisini arttırmışsa, kesinlikle Allah'tan uzaklığı, dolayısıyla Allah'ın ona yönelik gazabı da artar.
Ey Hişam! Temiz akla sahip, gücünün yetmediği şeyleri bırakan kimsedir. Doğruluğun çoğu, hevâya muhalefettedir. Kimin dünyevî arzuları uzarsa, ameli de kötü olur.
Ey Hişam! Eğer ecelin gelişini görsen, bu seni uzayıp giden arzuların peşine düşmekten alıkoyar.
Ey Hişam! Hırstan, tamahkârlıktan sakın. İnsanların sahip oldukları şeylerden ümidini kes. Kullardan bir şeyler bekleme duygusunu öldür.
Çünkü tamahkârlık ve hırs zillettir, aklın çürütülmesidir, kişiliğin bozulmasıdır, ırzın lekelenmesidir, ilmin unutulmasının sebebidir. Rabb'ine sarıl ve sadece O'na tevekkül et. Hevâ- sının peşinden koşmaktan vazgeçirmek için nefsinle cihad et. Bu, düşmanla cihad etmen gibi senin için bir yükümlülüktür.
Hişam der ki: İmam'a (a.s.) sordum: 'Hangi düşmanla cihad etmek daha önceliklidir?'
Buyurdu ki: 'Senin en yakınında olan, sana düşmanlığı en fazla olan, sana en zararlı olan, sana en büyük düşmanlığı besleyen, sana yakın olmasına rağmen senden gizli olan ve düşmanlarını sana karşı kışkırtan düşmanla savaşman daha önceliklidir. O da İblis'tir. Onun görevi kalplere vesvese vermektir. Senin ona karşı düşmanlığın da şiddetli olmalıdır.
Ona karşı savaş açmaktan geri durma. Geri durman onun seni helâk etmesine sebep olur.
Ama o, gücüne dayanma bakımından senden daha zayıftır. Şerrinin çokluğuna rağmen zarar bakımından senden daha azdır. Sen Allah'a sarıldığın zaman, doğru yolu bulmuşsundur." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Musa Kazım eserinden)


















































































