İmam Kazım’ın karşılaştığı zorluklar ve şehadeti
İnsanlar Harun Reşid ile İmam Kâzım’ın çizgisi arasında bir kıyaslama yapma imkânına sahiptiler. Bu durum ise Harun Reşid için ciddi bir tehlike oluşturmaktaydı
21.01.2024 08:18:00
Hasan Parlak
Hasan Parlak





Harun Reşid, Müslümanların İmam Kâzım'a olan saygı ve bağlılığının farkına varmıştı.
İnsanlar Harun Reşid ile İmam Kâzım'ın çizgisi arasında bir kıyaslama yapma imkânına sahiptiler. Bu durum ise Harun Reşid için ciddi bir tehlike oluşturmaktaydı. Bu sebeple, İmam'ı zindana atmak, faaliyetlerini dondurmak ve insanların ona olan itibarını yok etmek için planlar yapmaya girişti.
Harun Reşid bir gün İmam Kâzım'a, "Fedek arazisinin sınırlarını belirle, orayı sana geri vereyim" dedi. İmam Mûsa Kâzım ona şu cevabı verdi: "Ben de zaten orayı ancak gerçek sınırlarıyla alırım."
İmam Fedek'in sınırlarını Aden'den Semerkand'a, Afrika'dan Seyfu'l-Bahr'e ve Hazar Denizi ve Ermenistan'a uzanacak şekilde ifade etti. Böylece İmam, Fedek'in gasp edilmiş hilafet olduğunu söylemek istiyordu. İşte o an Harun onu öldürmeye karar vermişti..."
Harun Reşid, Hz. Peygamberin kabrinin başında, "Selam Sana olsun ey Allah'ın Resulü! Ey amcamın oğlu!" diye selam verince, İmam Mûsa Kâzım, "Selam üzerine olsun ey Babacığım!" dedi.
Harun, "İşte bu yaptığın övünmedir" dedi. Sonra bunu hep içinde sakladı. Nitekim Hicri 169 senesinde onu çağırdı. Ve hapse attırdı. Hapis süresini de uzun tuttu.
Bir gün İmam Kâzım, Harun Reşid'in yanına gitti. Harun, "Bu nasıl bir evdir?" diye sordu. İmam, "Bu fâsıkların evidir" diye cevap verdi.
Halife Harun Reşid'in yanında İmam Kâzım'ın dedikodusu çok yapılırdı. Özellikle Yahya el-Bermekî'nin sözleri çok kışkırtıcıydı. Harun'a şöyle derdi: "Doğudan ve batıdan ona mal taşınıyor, kendine ait bir Beytü'l-mali var."
Bu ve benzeri dedikoduların etkisinde kalan Harun Reşid Hicri 179 senesinde İmam'ı hapse attı. İmam Basr Hapishanesi'nde bir yıl kaldı. Tarihî kayıtlardan öğrendiğimize göre, Hicri 180 senesinde Bağdat'ta hapse atıldı. Bir hapishaneden öbürüne aktarılıp durdu. Nihayet, halifenin emriyle İmam'a suikast düzenlendi.
İmam Rıza ilk yıllarda babasını ziyaret ediyordu. Ali b. Yaktin'in imametin vasiyet edilmesiyle ilgili rivayetinden bunu anlayabiliriz."
İmam Kâzım, oğlu İmam Rıza'ya, yaşadığı sürece kapısında uyumasını ve bunu kendisiyle ilgili bir haber gelinceye kadar sürdürmesini emretti.
İmam Rıza dört yıl boyunca bunu sürdürdü. Bir gece yatağına gelmekte gecikti. Evine gelmedi. Ailesi ürktü. Sabah olunca eve geldi, ailesinin yanına girdi. Ve babasının eşi olan Ümmü Ahmed'e gelerek şöyle dedi:
"Babamın sana emanet ettiği şeyi getir." Ümmü Ahmed bir çığlık atarak, "Allah'a yemin ederim ki efendim öldü" dedi, İmam Rıza onu susturdu. "Bir şey söyleme, kimseye açıklama, haber valiye gelinceye kadar sus" dedi.
Muhammed b. Fazl el-Hâşimî, İmam Kâzım'ın emriyle, onun şehadet haberini oğlu İmam Rıza'ya ulaştırmış ve ona ulaştırması için bazı emanetler vermişti.
Aynı gün Muhammed, İmam Kâzım'ın şehadet haberini ulaştırmak üzere Basra'ya gitti. İmam Rıza da onun Basra'ya ulaşmasından üç gün sonra peşinden gitti. Basralılardan bazıları onu kendilerine imam olarak kabul ettiklerini belirttiler. Aynı gün Medine'ye geri döndü.
İmam Kâzım'ın vefat ettiği haberi Medine'de yayılınca Ehl-i Beyt izleyicileri Ümmü Ahmed'in evinin önünde toplandılar. İmam Kâzım'ın oğlu Ahmed'le birlikte toplantı düzenlediler. Ahmed onları alıp kardeşi İmam Ali Rıza'ya götürdü. İmam olarak ona biat ettiler." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali Rıza eserinden)
İnsanlar Harun Reşid ile İmam Kâzım'ın çizgisi arasında bir kıyaslama yapma imkânına sahiptiler. Bu durum ise Harun Reşid için ciddi bir tehlike oluşturmaktaydı. Bu sebeple, İmam'ı zindana atmak, faaliyetlerini dondurmak ve insanların ona olan itibarını yok etmek için planlar yapmaya girişti.
Harun Reşid bir gün İmam Kâzım'a, "Fedek arazisinin sınırlarını belirle, orayı sana geri vereyim" dedi. İmam Mûsa Kâzım ona şu cevabı verdi: "Ben de zaten orayı ancak gerçek sınırlarıyla alırım."
İmam Fedek'in sınırlarını Aden'den Semerkand'a, Afrika'dan Seyfu'l-Bahr'e ve Hazar Denizi ve Ermenistan'a uzanacak şekilde ifade etti. Böylece İmam, Fedek'in gasp edilmiş hilafet olduğunu söylemek istiyordu. İşte o an Harun onu öldürmeye karar vermişti..."
Harun Reşid, Hz. Peygamberin kabrinin başında, "Selam Sana olsun ey Allah'ın Resulü! Ey amcamın oğlu!" diye selam verince, İmam Mûsa Kâzım, "Selam üzerine olsun ey Babacığım!" dedi.
Harun, "İşte bu yaptığın övünmedir" dedi. Sonra bunu hep içinde sakladı. Nitekim Hicri 169 senesinde onu çağırdı. Ve hapse attırdı. Hapis süresini de uzun tuttu.
Bir gün İmam Kâzım, Harun Reşid'in yanına gitti. Harun, "Bu nasıl bir evdir?" diye sordu. İmam, "Bu fâsıkların evidir" diye cevap verdi.
Halife Harun Reşid'in yanında İmam Kâzım'ın dedikodusu çok yapılırdı. Özellikle Yahya el-Bermekî'nin sözleri çok kışkırtıcıydı. Harun'a şöyle derdi: "Doğudan ve batıdan ona mal taşınıyor, kendine ait bir Beytü'l-mali var."
Bu ve benzeri dedikoduların etkisinde kalan Harun Reşid Hicri 179 senesinde İmam'ı hapse attı. İmam Basr Hapishanesi'nde bir yıl kaldı. Tarihî kayıtlardan öğrendiğimize göre, Hicri 180 senesinde Bağdat'ta hapse atıldı. Bir hapishaneden öbürüne aktarılıp durdu. Nihayet, halifenin emriyle İmam'a suikast düzenlendi.
İmam Rıza ilk yıllarda babasını ziyaret ediyordu. Ali b. Yaktin'in imametin vasiyet edilmesiyle ilgili rivayetinden bunu anlayabiliriz."
İmam Kâzım, oğlu İmam Rıza'ya, yaşadığı sürece kapısında uyumasını ve bunu kendisiyle ilgili bir haber gelinceye kadar sürdürmesini emretti.
İmam Rıza dört yıl boyunca bunu sürdürdü. Bir gece yatağına gelmekte gecikti. Evine gelmedi. Ailesi ürktü. Sabah olunca eve geldi, ailesinin yanına girdi. Ve babasının eşi olan Ümmü Ahmed'e gelerek şöyle dedi:
"Babamın sana emanet ettiği şeyi getir." Ümmü Ahmed bir çığlık atarak, "Allah'a yemin ederim ki efendim öldü" dedi, İmam Rıza onu susturdu. "Bir şey söyleme, kimseye açıklama, haber valiye gelinceye kadar sus" dedi.
Muhammed b. Fazl el-Hâşimî, İmam Kâzım'ın emriyle, onun şehadet haberini oğlu İmam Rıza'ya ulaştırmış ve ona ulaştırması için bazı emanetler vermişti.
Aynı gün Muhammed, İmam Kâzım'ın şehadet haberini ulaştırmak üzere Basra'ya gitti. İmam Rıza da onun Basra'ya ulaşmasından üç gün sonra peşinden gitti. Basralılardan bazıları onu kendilerine imam olarak kabul ettiklerini belirttiler. Aynı gün Medine'ye geri döndü.
İmam Kâzım'ın vefat ettiği haberi Medine'de yayılınca Ehl-i Beyt izleyicileri Ümmü Ahmed'in evinin önünde toplandılar. İmam Kâzım'ın oğlu Ahmed'le birlikte toplantı düzenlediler. Ahmed onları alıp kardeşi İmam Ali Rıza'ya götürdü. İmam olarak ona biat ettiler." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali Rıza eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.