İmam Cafer’in, yerine vâris bırakması
Mansur’un yapacaklarına karşı kendinden sonra beş kişiyi bırakan İmam Ca’fer (a.s.), en yakınındaki sevenlerine kendinden sonra kimin geçeceğini bildirmiştir
21.12.2023 17:58:00
Hasan Parlak
Hasan Parlak





Mansur'un yapacaklarına karşı kendinden sonra beş kişiyi bırakan İmam Ca'fer (a.s.), en yakınındaki sevenlerine kendinden sonra kimin geçeceğini bildirmiştir.
Abdurrahmân b. Haccac anlatmıştır: "Abdurrahmân'a, Ebû'l-Hasan Mûsâ b. Ca'fer'in yakalandığı sene sordum ve dedim ki:
'Hazret, şu adamın eline geçti. Sonunun da ne olacağı belli değil. Oğullarından biri hakkında sana bir bilgi ulaştı mı?'
Bana dedi ki: 'Bir kimsenin bu mesele ile ilgili bir soru soracağını sanmıyordum. Bir gün Ca'fer b. Muhammed'in evine gittim. Evinin bir odasında kendisi için mescid edindiği mekânda dua ediyordu. Sağında da oğlu Mûsâ b. Ca'fer duruyor, onun duasına amin diyordu.
Dedim ki: Allah beni, sana kurban etsin! Biliyorsun ki, ben bütün vaktimi size ayırdım ve kendimi size hizmete adadım. Senden sonra, insanlara kim imamlık edecek?'
'Mûsâ, imamlık zırhını giydi ve ona tam uydu' buyurdu."
Saffan el-Cemmal anlatıyor: "Ebû Abdullah'a, 'Bu işin sahibi kimdir?' diye sordum.
Buyurdu ki: 'Bunun sahibi oynamaz ve eğlenmez biridir.'
Sonra yanında Mekke cinsi bir oğlakla gelen ve oğlağa, 'Rabb'ine secde et' diyen çocuk Ebû'l-Hasan Mûsâ çıkageldi. Ebû Abdullah İmam Ca'fer onu tuttu ve bağrına bastı. 'Oynamayan ve eğlenmeyen kimseye anam babam fedâ olsun' buyurdu."
Subeyt Maaz b. Kesir'den rivâyet edilmektedir: "Bir gün İmam Sâdık'a (a.s.) dedim ki: 'Babanıza senin gibi bir vasî ihsan eden Allah'tan sana da ölmeden önce böyle bir vasî ihsan etmesini dilerim.'
İmam Sâdık (a.s.), 'Allah bunu ihsan etmiş' buyurdu. 'Size fedâ olayım, bu kimdir?' diye sordum.
Bir köşede uyumakta olan oğlu Mûsâ'yı göstererek, 'Bu uyuyan' buyurdu.
O zaman Mûsâ daha bir çocuktu."
İbn-i Ebi Necran, Mensur b. Hazim'in şöyle dediğini rivâyet eder:
"İmam Sâdık'a (a.s.) arz ettim ki: 'Babam anam sana fedâ olsun, ölümlerin üstü örtülüdür. Ölüm her ân kapınızı çalabilir. Eğer böyle bir şey sizin başınıza gelirse sizden sonra bizim imamımız kim olacaktır?'
İmam Sâdık (a.s.), 'Eğer benim başıma bir şey gelirse benden sonra imamınız şudur' buyurarak o zaman beş yaşında olan Mûsâ b. Ca'fer'in sağ omzuna elini koydu. Abdullah b. Ca'fer de bizimle birlikteydi."
Abdullah b. Ca'fer'in yanında gerçekleşen bir işaret daha vardır: "Fazl, Tahir b. Muhammed'den (İmam Sâdık'ın hizmetlisinden) rivâyet etmektedir:
"Bir gün İmam Sâdık (a.s.), oğlu Abdullah'ı bir nedenden dolayı kınadı ve 'Neden sen de kardeşin gibi olmuyorsun? Allah'a and olsun ki, onun yüzünde bir nur görüyorum' buyurdu.
Abdullah, 'Biz onunla aynı babadan aynı anadan değil miyiz?' deyince, İmam, 'O benim canımdır, sen ise benim oğlumsun' buyurarak, İmam Kâzım'ın kendinden sonraki İmam oluşunu işaret etmiştir."
Muaz b. Kesir anlatıyor: "Ebû Abdullah'a dedim ki, 'Bu makam için babana senin gibisini bahşeden Allah'tan, senin ölümünden önce senin soyundan gelen birini, bu makam için sana bahşetmesini diliyorum.'
Buyurdu ki: 'Allah bunu yapmıştır.'
Dedim ki: 'Sana kurban olayım, kimdir o?'
O sırada uyumakta olan çocuğu işaret ederek, 'İşte şu uyuyandır' buyurdu. O sırada İmam Kâzım henüz küçük bir çocuktu."
İsâ b. Abdullah b. Muhammed b. Ömer b. Ali b. Ebû Tâlib (a.s.) şöyle rivâyet eder: "Ebû Abdullah'a dedim ki: 'Sizin başınıza bir şey gelirse, kime tâbi olalım?'
Oğlu Mûsâ'yı işaret etti.
Dedim ki: 'Eğer Mûsâ'nın başına bir şey gelirse, kime tâbi olalım?'
'Oğluma' buyurdu.
Dedim ki: 'Eğer oğluna bir şey olursa, onun da geride büyük bir kardeşi veya bir oğlu kalırsa hangisine tâbi olalım?'
Buyurdu ki: 'Oğluna tâbi olun.'
Sonra şunları söyledi: 'Bu sonsuza dek böyle olacaktır.'
Dedim ki: 'Eğer onu tanımazsam ve yerini de bilmezsem, ne yapmam gerekir?'
'O zaman şöyle dersin: Allah'ım! Ben geçmiş İmam'ın soyundan gelen hüccetlerinden şu ânda yaşayan İmam'a tâbiyim ve onu dost ediniyorum. Bu, inşaallah Senin için yeterli olur' buyurdu."
Ali b. Ca'fer (a.s.) şöyle diyor: "Babam, İmam Ca'fer Sâdık (a.s.), özel ashabından bir gruba şöyle seslendi:
Oğlum Mûsâ hakkında tavsiyemi kabul edin; çünkü o, bütün çocuklarımdan ve benden geri kalan herkesten üstündür. O, benden sonra halife, Allah'ın bütün kullarına hücceti olacaktır."
Feyz bin Muhtar rivâyet eder: "Ebû Abdullah Ca'fer Sâdık'ın yanında bulunduğum bir sırada, henüz çocuk yaştaki Ebû'l-Hasan Mûsâ yanına geldi. Onu tutup öptüm.
Ebû Abdullah buyurdu ki: 'Siz gemisiniz, o da bu geminin kaptanıdır.'
Ertesi yıl hacca gittim. Yanımda iki bin dinar vardı. Bin dinarı Ebû Abdullah'a, bin dinarı da ona gönderdim. Sonra Ebû Abdullah'ın yanına geldiğimde, 'Ey Feyz, onu benimle eşit mi tuttun?' diye buyurdu.
Dedim ki: 'Allah'a yemin ederim ki, bunu sizin sözünüzden dolayı yaptım.'
'Allah'a and olsun, bunu ben yapmadım, Allah onu bu göreve getirdi' buyurdu."
Ali b. Ca'fer'den bir rivâyet de şöyledir: "Feyz b. Muhtar'ın bu konudaki başka bir rivâyeti de şöyledir:
Bir keresinde İmam Ca'fer'in kendisine şöyle dediğini anlatır: 'İşte senin hakkında soru sorduğun İmam'ın budur. Şimdi hemen yanına git ve onun yetkisini tanı.'
Bunun üzerine kalktım, başını ve ellerini öptüm, onun için Allah'a dua ettim.
Ebû Abdullah buyurdu ki: 'Bunu senden önce hiç kimseye anlatmamıza izin verilmemiştir.'
Dedim ki: 'Sana kurban olayım. Bunları başkalarına da anlatayım mı?'
'Evet, ailene, çocuklarına haber verebilirsin' diye buyurdu.
O sırada benimle birlikte ailem, çocuklarım ve arkadaşlarım vardı. Arkadaşlarımdan Yûnus b. Zabyan da yanımda idi.
Mûsâ b. Ca'fer'in durumunu açıkladığımda herkes Allah'a hamd etti. Yalnız Yûnus, 'Hayır, Allah'a yemin ederim ki, bunu İmam'dan bizzat duymadıkça tatmin olmam' dedi.
Acele ile İmam Ca'fer'in yanına gitti. Ben de peşinden gittim. İmam'ın kapısına vardığımda, Yûnus'a, 'Ey Yûnus! Mesele Feyz'in anlattığı gibidir' dediğini duydum."
Muhammed b. Velid, İmam Sâdık'ın (a.s.) oğlu Ali'den rivâyet eder:
"Babam Ca'fer b. Muhammed, bir grup ashabına ve yakınlarına, 'Oğlum Mûsâ hakkındaki nasihatimi unutmayın. O, oğullarımın en üstünü ve benim hatıramdır. Benden sonra İmam olacaktır ve Allah'ın bütün halka tayin buyurduğu hüccettir' buyurdu.
Ali b. Ca'fer sürekli, kardeşinin yanında idi. Devamlı ondan dinî meseleleri sorar öğrenirdi. Direkt, İmam Mûsâ Kâzım'dan dinleyerek dinî hükümlere ait pek çok hükümler nakletmiştir."
Mansur b. Hazim şöyle diyor: "İmam Ca'fer Sâdık'a (a.s.), Anam babam size fedâ olsun; her gün canlar ölümle karşılaşmaktadır. Eğer sizin başınıza da böyle bir şey gelecek olursa, imamımız kim olacak?' diye sordum.
İmam elini oğlu Ebû'l-Hasan Mûsâ'nın üzerine koyarak, 'Bana bir şey olacak olursa, bu oğlum sizin imamınız olacaktır' buyurdu.
İmam o zaman beş yaşında idi. Ve konuşulan mekânda, İmam Ca'fer'in diğer oğlu Abdullah da vardı. (Bazıları, Abdullah'ın İmametini de iddia edecekler)."
Mûsâ Seykal, Mufazzel b. Ömer'den şöyle rivâyet etmektedir:
"İmam Sâdık'ın (a.s.) huzurunda bulunduğum bir gün, daha küçük yaşta olan İmam Mûsâ Kâzım (a.s.) içeri girdi. İmam Sâdık (a.s.) bana, 'Onun hakkında diyeceklerimi kabul et ve onun makamına riâyet et. Dostlarımızdan güvenilir olan ve sır saklayan herkese onun İmam olduğunu duyur' buyurdu."
Ya'kub es-Serrac anlatıyor: "Bir gün Ebû Abdullah'ın yanına gittim. Beşikteki Ebû'l-Hasan Mûsâ'nın başında durmuştu. Ona uzun süre gizli sırlar anlattı. Bir köşeye oturdum, çocuğu bırakmasını bekledim. Çocuğu bırakınca yanına gittim. Buyurdu ki: 'Efendine yaklaş ve selâm ver.'
Yaklaştım, selâm verdim, gâyet anlaşılır bir dille selâmımı aldı. Sonra bana dedi ki: 'Git ve dün ad koyduğun kızının adını değiştir. Çünkü o, Allah'ın sevmediği bir isimdir.'
Kızımın adını Hümeyra koymuştum. Ebû Abdullah bana dedi ki: 'Onun dediklerine göre hareket etki doğruyu bulasın.' Ben de kızımın adını değiştirdim." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Musa Kazım eserinden)
Abdurrahmân b. Haccac anlatmıştır: "Abdurrahmân'a, Ebû'l-Hasan Mûsâ b. Ca'fer'in yakalandığı sene sordum ve dedim ki:
'Hazret, şu adamın eline geçti. Sonunun da ne olacağı belli değil. Oğullarından biri hakkında sana bir bilgi ulaştı mı?'
Bana dedi ki: 'Bir kimsenin bu mesele ile ilgili bir soru soracağını sanmıyordum. Bir gün Ca'fer b. Muhammed'in evine gittim. Evinin bir odasında kendisi için mescid edindiği mekânda dua ediyordu. Sağında da oğlu Mûsâ b. Ca'fer duruyor, onun duasına amin diyordu.
Dedim ki: Allah beni, sana kurban etsin! Biliyorsun ki, ben bütün vaktimi size ayırdım ve kendimi size hizmete adadım. Senden sonra, insanlara kim imamlık edecek?'
'Mûsâ, imamlık zırhını giydi ve ona tam uydu' buyurdu."
Saffan el-Cemmal anlatıyor: "Ebû Abdullah'a, 'Bu işin sahibi kimdir?' diye sordum.
Buyurdu ki: 'Bunun sahibi oynamaz ve eğlenmez biridir.'
Sonra yanında Mekke cinsi bir oğlakla gelen ve oğlağa, 'Rabb'ine secde et' diyen çocuk Ebû'l-Hasan Mûsâ çıkageldi. Ebû Abdullah İmam Ca'fer onu tuttu ve bağrına bastı. 'Oynamayan ve eğlenmeyen kimseye anam babam fedâ olsun' buyurdu."
Subeyt Maaz b. Kesir'den rivâyet edilmektedir: "Bir gün İmam Sâdık'a (a.s.) dedim ki: 'Babanıza senin gibi bir vasî ihsan eden Allah'tan sana da ölmeden önce böyle bir vasî ihsan etmesini dilerim.'
İmam Sâdık (a.s.), 'Allah bunu ihsan etmiş' buyurdu. 'Size fedâ olayım, bu kimdir?' diye sordum.
Bir köşede uyumakta olan oğlu Mûsâ'yı göstererek, 'Bu uyuyan' buyurdu.
O zaman Mûsâ daha bir çocuktu."
İbn-i Ebi Necran, Mensur b. Hazim'in şöyle dediğini rivâyet eder:
"İmam Sâdık'a (a.s.) arz ettim ki: 'Babam anam sana fedâ olsun, ölümlerin üstü örtülüdür. Ölüm her ân kapınızı çalabilir. Eğer böyle bir şey sizin başınıza gelirse sizden sonra bizim imamımız kim olacaktır?'
İmam Sâdık (a.s.), 'Eğer benim başıma bir şey gelirse benden sonra imamınız şudur' buyurarak o zaman beş yaşında olan Mûsâ b. Ca'fer'in sağ omzuna elini koydu. Abdullah b. Ca'fer de bizimle birlikteydi."
Abdullah b. Ca'fer'in yanında gerçekleşen bir işaret daha vardır: "Fazl, Tahir b. Muhammed'den (İmam Sâdık'ın hizmetlisinden) rivâyet etmektedir:
"Bir gün İmam Sâdık (a.s.), oğlu Abdullah'ı bir nedenden dolayı kınadı ve 'Neden sen de kardeşin gibi olmuyorsun? Allah'a and olsun ki, onun yüzünde bir nur görüyorum' buyurdu.
Abdullah, 'Biz onunla aynı babadan aynı anadan değil miyiz?' deyince, İmam, 'O benim canımdır, sen ise benim oğlumsun' buyurarak, İmam Kâzım'ın kendinden sonraki İmam oluşunu işaret etmiştir."
Muaz b. Kesir anlatıyor: "Ebû Abdullah'a dedim ki, 'Bu makam için babana senin gibisini bahşeden Allah'tan, senin ölümünden önce senin soyundan gelen birini, bu makam için sana bahşetmesini diliyorum.'
Buyurdu ki: 'Allah bunu yapmıştır.'
Dedim ki: 'Sana kurban olayım, kimdir o?'
O sırada uyumakta olan çocuğu işaret ederek, 'İşte şu uyuyandır' buyurdu. O sırada İmam Kâzım henüz küçük bir çocuktu."
İsâ b. Abdullah b. Muhammed b. Ömer b. Ali b. Ebû Tâlib (a.s.) şöyle rivâyet eder: "Ebû Abdullah'a dedim ki: 'Sizin başınıza bir şey gelirse, kime tâbi olalım?'
Oğlu Mûsâ'yı işaret etti.
Dedim ki: 'Eğer Mûsâ'nın başına bir şey gelirse, kime tâbi olalım?'
'Oğluma' buyurdu.
Dedim ki: 'Eğer oğluna bir şey olursa, onun da geride büyük bir kardeşi veya bir oğlu kalırsa hangisine tâbi olalım?'
Buyurdu ki: 'Oğluna tâbi olun.'
Sonra şunları söyledi: 'Bu sonsuza dek böyle olacaktır.'
Dedim ki: 'Eğer onu tanımazsam ve yerini de bilmezsem, ne yapmam gerekir?'
'O zaman şöyle dersin: Allah'ım! Ben geçmiş İmam'ın soyundan gelen hüccetlerinden şu ânda yaşayan İmam'a tâbiyim ve onu dost ediniyorum. Bu, inşaallah Senin için yeterli olur' buyurdu."
Ali b. Ca'fer (a.s.) şöyle diyor: "Babam, İmam Ca'fer Sâdık (a.s.), özel ashabından bir gruba şöyle seslendi:
Oğlum Mûsâ hakkında tavsiyemi kabul edin; çünkü o, bütün çocuklarımdan ve benden geri kalan herkesten üstündür. O, benden sonra halife, Allah'ın bütün kullarına hücceti olacaktır."
Feyz bin Muhtar rivâyet eder: "Ebû Abdullah Ca'fer Sâdık'ın yanında bulunduğum bir sırada, henüz çocuk yaştaki Ebû'l-Hasan Mûsâ yanına geldi. Onu tutup öptüm.
Ebû Abdullah buyurdu ki: 'Siz gemisiniz, o da bu geminin kaptanıdır.'
Ertesi yıl hacca gittim. Yanımda iki bin dinar vardı. Bin dinarı Ebû Abdullah'a, bin dinarı da ona gönderdim. Sonra Ebû Abdullah'ın yanına geldiğimde, 'Ey Feyz, onu benimle eşit mi tuttun?' diye buyurdu.
Dedim ki: 'Allah'a yemin ederim ki, bunu sizin sözünüzden dolayı yaptım.'
'Allah'a and olsun, bunu ben yapmadım, Allah onu bu göreve getirdi' buyurdu."
Ali b. Ca'fer'den bir rivâyet de şöyledir: "Feyz b. Muhtar'ın bu konudaki başka bir rivâyeti de şöyledir:
Bir keresinde İmam Ca'fer'in kendisine şöyle dediğini anlatır: 'İşte senin hakkında soru sorduğun İmam'ın budur. Şimdi hemen yanına git ve onun yetkisini tanı.'
Bunun üzerine kalktım, başını ve ellerini öptüm, onun için Allah'a dua ettim.
Ebû Abdullah buyurdu ki: 'Bunu senden önce hiç kimseye anlatmamıza izin verilmemiştir.'
Dedim ki: 'Sana kurban olayım. Bunları başkalarına da anlatayım mı?'
'Evet, ailene, çocuklarına haber verebilirsin' diye buyurdu.
O sırada benimle birlikte ailem, çocuklarım ve arkadaşlarım vardı. Arkadaşlarımdan Yûnus b. Zabyan da yanımda idi.
Mûsâ b. Ca'fer'in durumunu açıkladığımda herkes Allah'a hamd etti. Yalnız Yûnus, 'Hayır, Allah'a yemin ederim ki, bunu İmam'dan bizzat duymadıkça tatmin olmam' dedi.
Acele ile İmam Ca'fer'in yanına gitti. Ben de peşinden gittim. İmam'ın kapısına vardığımda, Yûnus'a, 'Ey Yûnus! Mesele Feyz'in anlattığı gibidir' dediğini duydum."
Muhammed b. Velid, İmam Sâdık'ın (a.s.) oğlu Ali'den rivâyet eder:
"Babam Ca'fer b. Muhammed, bir grup ashabına ve yakınlarına, 'Oğlum Mûsâ hakkındaki nasihatimi unutmayın. O, oğullarımın en üstünü ve benim hatıramdır. Benden sonra İmam olacaktır ve Allah'ın bütün halka tayin buyurduğu hüccettir' buyurdu.
Ali b. Ca'fer sürekli, kardeşinin yanında idi. Devamlı ondan dinî meseleleri sorar öğrenirdi. Direkt, İmam Mûsâ Kâzım'dan dinleyerek dinî hükümlere ait pek çok hükümler nakletmiştir."
Mansur b. Hazim şöyle diyor: "İmam Ca'fer Sâdık'a (a.s.), Anam babam size fedâ olsun; her gün canlar ölümle karşılaşmaktadır. Eğer sizin başınıza da böyle bir şey gelecek olursa, imamımız kim olacak?' diye sordum.
İmam elini oğlu Ebû'l-Hasan Mûsâ'nın üzerine koyarak, 'Bana bir şey olacak olursa, bu oğlum sizin imamınız olacaktır' buyurdu.
İmam o zaman beş yaşında idi. Ve konuşulan mekânda, İmam Ca'fer'in diğer oğlu Abdullah da vardı. (Bazıları, Abdullah'ın İmametini de iddia edecekler)."
Mûsâ Seykal, Mufazzel b. Ömer'den şöyle rivâyet etmektedir:
"İmam Sâdık'ın (a.s.) huzurunda bulunduğum bir gün, daha küçük yaşta olan İmam Mûsâ Kâzım (a.s.) içeri girdi. İmam Sâdık (a.s.) bana, 'Onun hakkında diyeceklerimi kabul et ve onun makamına riâyet et. Dostlarımızdan güvenilir olan ve sır saklayan herkese onun İmam olduğunu duyur' buyurdu."
Ya'kub es-Serrac anlatıyor: "Bir gün Ebû Abdullah'ın yanına gittim. Beşikteki Ebû'l-Hasan Mûsâ'nın başında durmuştu. Ona uzun süre gizli sırlar anlattı. Bir köşeye oturdum, çocuğu bırakmasını bekledim. Çocuğu bırakınca yanına gittim. Buyurdu ki: 'Efendine yaklaş ve selâm ver.'
Yaklaştım, selâm verdim, gâyet anlaşılır bir dille selâmımı aldı. Sonra bana dedi ki: 'Git ve dün ad koyduğun kızının adını değiştir. Çünkü o, Allah'ın sevmediği bir isimdir.'
Kızımın adını Hümeyra koymuştum. Ebû Abdullah bana dedi ki: 'Onun dediklerine göre hareket etki doğruyu bulasın.' Ben de kızımın adını değiştirdim." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Musa Kazım eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.




























































































