İktidar – Sanat ilişkisi
Bahattin Yücel, “Her rejim kendi sanatını yaratmayı denemiştir. Bunu Hitler Almanya'sında da gördük, Sovyetler Birliği’nde Stalin döneminde de gördük. Orada da çok önemli sanatçılar vardı sonra muhalif durumuna düştüler, bazıları ülkelerinden kaçmak zorunda kaldı. Sonuçta sanatçıların hepsini hatırlıyoruz fakat bunları yasaklayanları unuttuk” dedi.
09.06.2024 14:32:00
Bülent TAPICI
Bülent TAPICI





Eski Kültür Bakanlarından Bahattin Yücel iktidar – sanat ilişkisi üzerine dikkat çekici bir değerlendirme yaptı.
Yücel şunları söyledi;
"Her rejim kendi sanatını da yaratmayı denemiştir. Bunu Hitler Almanya'sında da gördük, Sovyetler Birliği'nde Stalin döneminde de gördük. Orada da çok önemli sanatçılar vardı sonra muhalif durumuna düştüler, bazıları ülkelerinden kaçmak zorunda kaldı. Sonuçta sanatçıların hepsini hatırlıyoruz fakat bunları yasaklayanları unuttuk.
İnsanlık tarihinde bellek hep sanattan ve sanatçıdan yana oluyor ama ne var ki bu uzun ve çok zorlu bir süreç olarak da karşımıza çıkıyor, çok yoruluyor üzülüyorlar.
Sanatçılar baskılar görüyor ama buna rağmen iktidarlar diledikleri kadar sanat üzerine baskı yapsınlar kesin sonucu değiştiremiyorlar.
Tam tersini düşünelim iktidarlar eğer sanatı destekleyecek ve onunla yan yana yürüyecek, onunla kol kola gelecek durumda olsa. Tiyatro salonlarında, film sineması koltuklarında filmleri, tiyatro oyunlarını izlerlerse bu iş daha kolay daha barışçıl bir biçimde olur zaten çok değişik ve çok hızla değişen bir dünyada yaşıyoruz.
Şimdi sanal gerçeklik, yapay zeka gibi kavramların günlük hayatımıza girdiğini görüyoruz. Belki bizden sonraki kuşaklar bunları çok daha fazla kullanacaklar ama aynı şekilde hayatın akışına karşı direnmek çok zor. Sular da tersine akmıyor, nehirleri tersine akıtmak söz konusu da değildir. O yüzden bu dönemleri ben mümkün olduğu kadar barış içerisinde geçirmenin daha makul olacağını düşünüyorum."
Yücel şunları söyledi;
"Her rejim kendi sanatını da yaratmayı denemiştir. Bunu Hitler Almanya'sında da gördük, Sovyetler Birliği'nde Stalin döneminde de gördük. Orada da çok önemli sanatçılar vardı sonra muhalif durumuna düştüler, bazıları ülkelerinden kaçmak zorunda kaldı. Sonuçta sanatçıların hepsini hatırlıyoruz fakat bunları yasaklayanları unuttuk.
İnsanlık tarihinde bellek hep sanattan ve sanatçıdan yana oluyor ama ne var ki bu uzun ve çok zorlu bir süreç olarak da karşımıza çıkıyor, çok yoruluyor üzülüyorlar.
Sanatçılar baskılar görüyor ama buna rağmen iktidarlar diledikleri kadar sanat üzerine baskı yapsınlar kesin sonucu değiştiremiyorlar.
Tam tersini düşünelim iktidarlar eğer sanatı destekleyecek ve onunla yan yana yürüyecek, onunla kol kola gelecek durumda olsa. Tiyatro salonlarında, film sineması koltuklarında filmleri, tiyatro oyunlarını izlerlerse bu iş daha kolay daha barışçıl bir biçimde olur zaten çok değişik ve çok hızla değişen bir dünyada yaşıyoruz.
Şimdi sanal gerçeklik, yapay zeka gibi kavramların günlük hayatımıza girdiğini görüyoruz. Belki bizden sonraki kuşaklar bunları çok daha fazla kullanacaklar ama aynı şekilde hayatın akışına karşı direnmek çok zor. Sular da tersine akmıyor, nehirleri tersine akıtmak söz konusu da değildir. O yüzden bu dönemleri ben mümkün olduğu kadar barış içerisinde geçirmenin daha makul olacağını düşünüyorum."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.

































































































