Hz. Zeyneb’in doğumu ve sıfatları
Hz. Zeyneb Hicret’in 6. veya 7. yılında Şaban veya Ramazan ayında Medine’de dünyaya geldi. Hz. Zeyneb’in doğum tarihi ile ilgili farklı rivayetler mevcuttur
16.08.2024 17:52:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Hz. Zeyneb Hicret'in 6. veya 7. yılında Şaban veya Ramazan ayında Medine'de dünyaya geldi. Hz. Zeyneb'in doğum tarihi ile ilgili farklı rivayetler mevcuttur.
Et-Tirazü'l-Müzehheb adlı eserde Hz. Zeyneb'in Resûlullah'ın vefatından dört yıl önce dünyaya geldiği yazmaktadır.
Suyutî ise "er-Risâletü'z-Zeynebiyye" adlı eserinde Hz. Zeyneb'in Resûlullah'ın vefatından beş yıl önce doğduğunu yazar.
Hz. Zeyneb, Hz. Fâtıma ve Hz. Ali'nin üçüncü çocuğudur.
Resûlullah'ın ilk kız torunudur.
"Peygamber'e bir kız torununun dünyaya geldiği haber verildi. Peygamber, Fâtıma'nın evine giderek, 'Ey benim sevgili kızım! Yeni doğan kızını getiriver" buyurdu.
Hz. Fâtıma çocuğu getirdi. Peygamber bebeği alıp mübarek göğsünde kucakladı. Yanağını bebeğin yanağına koyarak şiddetli bir şekilde ağladı. Gözyaşları yanaklarından süzüldü.
Fâtıma, 'Niçin ağlıyorsun ey Babacığım? Allah Seni ağlatmasın' dedi.
Peygamber, 'Ey biricik kızım! Ey Fâtıma! Bu kız büyük musibetlerle sınanacak. Başına türlü olaylar ve korkunç belalar gelecek. Ey Benim parçam ve gözümün nuru! O'na ve O'nun başına gelen musibetlere ağlayan kimsenin sevabı O'nun iki kardeşine ağlayan kimsenin sevabı gibi olacaktır' dedi. Ve bebeğin ismini Zeyneb koydu."
Zeyneb, güzel görünümlü ve hoş kokulu bir ağacın ismidir.
Hz. Resûlullah kundaktaki Hz. Zeyneb'i kucağına alıp öptükten sonra şöyle buyurmuştu: "Hazırda ve gaybda olan ümmetime tavsiye ediyorum ki, bu kızı koruyup saygı göstersinler. Hakikaten bu kız, Hatice Kübra gibidir."
"Hz. Zeyneb dünyaya geldiğinde Resûlullah (s.a.a.) seferdeydi. Hz. Fâtıma, Hz. Ali'ye, dünyaya yeni gelen kızları için bir isim seçmesini önerince, Hz. Ali, 'Ben bu konuda Habibim Resûlullah'tan öne geçmem' buyurdu.
Hz. Resûlullah (s.a.a) seferden dönüp de durum kendisine iletildiğinde, 'Fâtıma'nın çocukları Benim çocuklarımdır. Ama onların isimlerini ancak Allah-u Teâlâ tayin eder' dedi.
Bu sırada Cebrail (a.s.) inerek Hak Teâlâ'nın selamını Resûlullah'a ve Ehl-i Beyt'ine iletti ve şöyle dedi: 'Hak Teâlâ, bu kıza Zeyneb ismini verin; zira bu ismi Levh-i Mahfuz'da yazmışız, buyurmaktadır.'
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.a.), Hz. Zeyneb'i kucağına alıp öptü ve 'Bu kıza saygılı davranın; zira o Hatice-i Kübra gibidir' buyurdu."
Kelimenin aslının Zeyn eb (babasının süsü) olduğu söylenir. Eb sözcüğünün başındaki elif çokça kullanımdan dolayı düşmüş, kelime Zeyneb şekline dönüşmüştür. Hz. Zeyneb'e "Ben-i Hâşim'in akilesi" derlerdi.
Hz. Zeyneb'in sıfatları
Hz. Zeyneb'in önemli sıfatları şunlardır:
Razietu'l-Bahy (Vahiy Kaynağından Beslenen),
Mahbubetu'l-Mustafa (Hz. Muhammed Mustafa'nın Sevdiği),
Kurret-u Ayn'il-Murtaza (Hz. Aliyye'l-Murtaza'nın Göz Nuru),
Sirr-u Ebiha (Babasının Sırrı),
Seliletu'z-Zehra (Hz. Zehra'nın Kızı),
Nâibetu'z-Zehra(Hz. Zehra'nın Vekili), Saniyetu'z-Zehra (İkinci Zehra),
es-Sıddıkatü's-Suğra (Küçük Sıddıka. Hz. Fâtıma Büyük Sıddıka olarak isimlendirilmiştir), el-Mâsumatü's-Suğra (Küçük Mâsume),
Nâibetü'l-Hüseyin (Hz. Hüseyin'in Vekili), el-Kâmile (Kemâle Ermiş Kadın), el-Fazile (Faziletler Mazharı Kadın), el-Ârife (Ârife Kadın),
Âbidet-u Al'ir-Resûl (Resûl Evlatlarının Âbidesi),
Âbidet-u Al'i Ali (Ali Evlatlarının Âbidesi),
Veliyyetullah (Allah'ın Velisi Olan Kadın),
Eminetullah (Allah'ın Emini Olan Kadın),
Alimetun Gayru Mualleme (Öğretmensiz Âlim),
Fehimetun Gayru Mufehheme (Gerçekleri Vasıtasız Anlayan), el-Fasihetu'l-Beliğa (Fesahat ve Belagât Sahibi), el-Müvessega (Hadiste Güvenilir Kimse), el-Muhaddese (Kendisine İlham Edilen Kimse), el-Müctehide (Hak Yolunda Çok Çaba Gösteren Kimse),
Hafizetu'l-Vedayi'il-ve'l-Esrar (Risalet Hanedanının Emanet Sırlarını Koruyan),
Sabiretü'n-Muhtesibe (Allah İçin Her Zorluğa Sabreden),
Betalet-u Kerbela (Kerbela Kahramanı),
Lebvetü'l-Hâşimiyye (Hâşimî Arslan),
Akilet-u Ben-i Hâşim (Hâşimoğulları'nın Akıllı, Zeki Kadını),
Akile (Değerli, Akıllı, Biricik Hanımefendi),
Cezle (Uzak Görüşlü, Kültürlü, Akıllı ve Görüşlerinde İsabetli Olan),
Lebibe (Yanan Bir Kalbe ve Şefkatli Duygulara Sahip Olan, Temiz, Akıllı Kadın).
Kübra (Ümmü Gülsüm künyesiyle bilinen ve onun da adı Zeyneb olan küçük kızkardeşinden ayırt etmek için kullanılmış bir sıfattır).
Muhammed b. Mervan, İmam Ca'fer es-Sâdık'a, Resûlullah'ın, "Fâtıma iffetini korumuştur. Allah da O'nun zürriyetini cehennem ateşinden korumuştur" hadisinin anlamını sordu.
İmam Ca'fer şöyle buyurdu:
"Evet, bu sözüyle Hasan, Hüseyin, Zeyneb ve Ümmü Gülsüm'ü kastetmiştir."
Hammad b. Osman da İmam Ca'fer es-Sâdık'a, Resûlullah'ın, "Fâtıma iffetini korumuştur. Allah da O'nun zürriyetini cehennem ateşinden korumuştur" hadisinin anlamını sordu.
İmam Ca'fer, "Cehennem ateşinden azad olanlar O'nun karnından dünyaya gelen şu kimselerdir: Hasan, Hüseyin, Zeyneb ve Ümmü Gülsüm" buyurdu.
Hz. Ali'nin Zeyneb adında iki veya üç kızı vardı. Kerbela'da bulunan Zeyneb-i Kübra'dır.
Hz. Zeyneb'in künyelerinden olan "Akile-i Ben-i Hâşim" kendi ailesi içinde değerli ve tek olan hanım demektir. (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Zeynep ve Hz. Masume eserinden)
Et-Tirazü'l-Müzehheb adlı eserde Hz. Zeyneb'in Resûlullah'ın vefatından dört yıl önce dünyaya geldiği yazmaktadır.
Suyutî ise "er-Risâletü'z-Zeynebiyye" adlı eserinde Hz. Zeyneb'in Resûlullah'ın vefatından beş yıl önce doğduğunu yazar.
Hz. Zeyneb, Hz. Fâtıma ve Hz. Ali'nin üçüncü çocuğudur.
Resûlullah'ın ilk kız torunudur.
"Peygamber'e bir kız torununun dünyaya geldiği haber verildi. Peygamber, Fâtıma'nın evine giderek, 'Ey benim sevgili kızım! Yeni doğan kızını getiriver" buyurdu.
Hz. Fâtıma çocuğu getirdi. Peygamber bebeği alıp mübarek göğsünde kucakladı. Yanağını bebeğin yanağına koyarak şiddetli bir şekilde ağladı. Gözyaşları yanaklarından süzüldü.
Fâtıma, 'Niçin ağlıyorsun ey Babacığım? Allah Seni ağlatmasın' dedi.
Peygamber, 'Ey biricik kızım! Ey Fâtıma! Bu kız büyük musibetlerle sınanacak. Başına türlü olaylar ve korkunç belalar gelecek. Ey Benim parçam ve gözümün nuru! O'na ve O'nun başına gelen musibetlere ağlayan kimsenin sevabı O'nun iki kardeşine ağlayan kimsenin sevabı gibi olacaktır' dedi. Ve bebeğin ismini Zeyneb koydu."
Zeyneb, güzel görünümlü ve hoş kokulu bir ağacın ismidir.
Hz. Resûlullah kundaktaki Hz. Zeyneb'i kucağına alıp öptükten sonra şöyle buyurmuştu: "Hazırda ve gaybda olan ümmetime tavsiye ediyorum ki, bu kızı koruyup saygı göstersinler. Hakikaten bu kız, Hatice Kübra gibidir."
"Hz. Zeyneb dünyaya geldiğinde Resûlullah (s.a.a.) seferdeydi. Hz. Fâtıma, Hz. Ali'ye, dünyaya yeni gelen kızları için bir isim seçmesini önerince, Hz. Ali, 'Ben bu konuda Habibim Resûlullah'tan öne geçmem' buyurdu.
Hz. Resûlullah (s.a.a) seferden dönüp de durum kendisine iletildiğinde, 'Fâtıma'nın çocukları Benim çocuklarımdır. Ama onların isimlerini ancak Allah-u Teâlâ tayin eder' dedi.
Bu sırada Cebrail (a.s.) inerek Hak Teâlâ'nın selamını Resûlullah'a ve Ehl-i Beyt'ine iletti ve şöyle dedi: 'Hak Teâlâ, bu kıza Zeyneb ismini verin; zira bu ismi Levh-i Mahfuz'da yazmışız, buyurmaktadır.'
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.a.), Hz. Zeyneb'i kucağına alıp öptü ve 'Bu kıza saygılı davranın; zira o Hatice-i Kübra gibidir' buyurdu."
Kelimenin aslının Zeyn eb (babasının süsü) olduğu söylenir. Eb sözcüğünün başındaki elif çokça kullanımdan dolayı düşmüş, kelime Zeyneb şekline dönüşmüştür. Hz. Zeyneb'e "Ben-i Hâşim'in akilesi" derlerdi.
Hz. Zeyneb'in sıfatları
Hz. Zeyneb'in önemli sıfatları şunlardır:
Razietu'l-Bahy (Vahiy Kaynağından Beslenen),
Mahbubetu'l-Mustafa (Hz. Muhammed Mustafa'nın Sevdiği),
Kurret-u Ayn'il-Murtaza (Hz. Aliyye'l-Murtaza'nın Göz Nuru),
Sirr-u Ebiha (Babasının Sırrı),
Seliletu'z-Zehra (Hz. Zehra'nın Kızı),
Nâibetu'z-Zehra(Hz. Zehra'nın Vekili), Saniyetu'z-Zehra (İkinci Zehra),
es-Sıddıkatü's-Suğra (Küçük Sıddıka. Hz. Fâtıma Büyük Sıddıka olarak isimlendirilmiştir), el-Mâsumatü's-Suğra (Küçük Mâsume),
Nâibetü'l-Hüseyin (Hz. Hüseyin'in Vekili), el-Kâmile (Kemâle Ermiş Kadın), el-Fazile (Faziletler Mazharı Kadın), el-Ârife (Ârife Kadın),
Âbidet-u Al'ir-Resûl (Resûl Evlatlarının Âbidesi),
Âbidet-u Al'i Ali (Ali Evlatlarının Âbidesi),
Veliyyetullah (Allah'ın Velisi Olan Kadın),
Eminetullah (Allah'ın Emini Olan Kadın),
Alimetun Gayru Mualleme (Öğretmensiz Âlim),
Fehimetun Gayru Mufehheme (Gerçekleri Vasıtasız Anlayan), el-Fasihetu'l-Beliğa (Fesahat ve Belagât Sahibi), el-Müvessega (Hadiste Güvenilir Kimse), el-Muhaddese (Kendisine İlham Edilen Kimse), el-Müctehide (Hak Yolunda Çok Çaba Gösteren Kimse),
Hafizetu'l-Vedayi'il-ve'l-Esrar (Risalet Hanedanının Emanet Sırlarını Koruyan),
Sabiretü'n-Muhtesibe (Allah İçin Her Zorluğa Sabreden),
Betalet-u Kerbela (Kerbela Kahramanı),
Lebvetü'l-Hâşimiyye (Hâşimî Arslan),
Akilet-u Ben-i Hâşim (Hâşimoğulları'nın Akıllı, Zeki Kadını),
Akile (Değerli, Akıllı, Biricik Hanımefendi),
Cezle (Uzak Görüşlü, Kültürlü, Akıllı ve Görüşlerinde İsabetli Olan),
Lebibe (Yanan Bir Kalbe ve Şefkatli Duygulara Sahip Olan, Temiz, Akıllı Kadın).
Kübra (Ümmü Gülsüm künyesiyle bilinen ve onun da adı Zeyneb olan küçük kızkardeşinden ayırt etmek için kullanılmış bir sıfattır).
Muhammed b. Mervan, İmam Ca'fer es-Sâdık'a, Resûlullah'ın, "Fâtıma iffetini korumuştur. Allah da O'nun zürriyetini cehennem ateşinden korumuştur" hadisinin anlamını sordu.
İmam Ca'fer şöyle buyurdu:
"Evet, bu sözüyle Hasan, Hüseyin, Zeyneb ve Ümmü Gülsüm'ü kastetmiştir."
Hammad b. Osman da İmam Ca'fer es-Sâdık'a, Resûlullah'ın, "Fâtıma iffetini korumuştur. Allah da O'nun zürriyetini cehennem ateşinden korumuştur" hadisinin anlamını sordu.
İmam Ca'fer, "Cehennem ateşinden azad olanlar O'nun karnından dünyaya gelen şu kimselerdir: Hasan, Hüseyin, Zeyneb ve Ümmü Gülsüm" buyurdu.
Hz. Ali'nin Zeyneb adında iki veya üç kızı vardı. Kerbela'da bulunan Zeyneb-i Kübra'dır.
Hz. Zeyneb'in künyelerinden olan "Akile-i Ben-i Hâşim" kendi ailesi içinde değerli ve tek olan hanım demektir. (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Zeynep ve Hz. Masume eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.























































































