Hz. Fatıma'nın İslam ve insanlık hasletleri
Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurdu: “Resulullah (s.a.v.), Fâtıma’ya şöyle buyurdu: “Gerçekten Allah Senin gazabın (hoşnutsuzluğun) için gazap eder ve Senin hoşnutluğun için de hoşnut olur
15.06.2023 19:00:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurdu: "Resulullah (s.a.v.), Fâtıma'ya şöyle buyurdu: "Gerçekten Allah Senin gazabın (hoşnutsuzluğun) için gazap eder ve Senin hoşnutluğun için de hoşnut olur."
Zehâirü'l-Ukba, s. 39'da şu rivayet yer alır: "Hz. Ali (a.s.)'dan Resulullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: Ey Fâtıma! Allah, Senin gazabın için gazaplanır ve Senin hoşnutluğunla da hoşnut olur."
Ahmed bin Hanbel, Ebu Hureyre'den şöyle rivayet etmiştir: "Peygamber-i Ekrem (s.a.v.) Ali (a.s.), Hasan (a.s.), Hüseyin (a.s.) ve Fâtıma (a.s.)'a bakarak şöyle buyurmuştur: "Ben, sizinle savaşan kimselerle savaşır ve sizinle barışan kimselerle de barışırım."
Hz. Fatıma'nın hayâ ve iffeti
Hz. Fâtıma (a.s.) hayatının son günlerinde Umeys kızı Esma'ya şöyle buyurdu:
"Ey Esma! Ben, kadınların cenazesinin üzerine bir bez atılarak dört ağaç üzerinde mezarlığa doğru götürülmesini sevmiyorum. Zira onun bedeninin izleri parçanın altından gözükmekte ve herkes onun bedeninin hacmini görmektedir."
Esma, Hz. Fâtıma (a.s.)'ın bu sözlerine karşılık şöyle dedi: "Ben, Habeşistan'da bir şey (tabut) görmüştüm, şimdi onun şeklini Sana göstereceğim."
Esma, bunu dedikten sonra birkaç yaş çubuk getirmelerini istedi, sonra onları eğerek (şimdiki tabut şekline sokarak) üzerine bir bez attı ve onu böylece Hz. Fâtıma'ya (a.s.) göstermiş oldu.
Hz. Fâtıma (a.s.) onu görünce gülümseyerek şöyle buyurdular: Ne güzel bir şeydir! Zira cenaze onun içerisine bırakıldığında artık cenazenin erkek veya kadın olup olmadığı belli olmuyor."
Hz. Peygamber (s.a.v.) değerli kızı Fâtıma'nın (a.s.) yanına geldi. O'nu üzgün görünce: "Kızım neden üzgünsün?" diye sordu.
Fâtıma (a.s.) cevaben şöyle dedi: "Babacığım! Kıyamet günü halkın çıplak olarak haşrolacağını hatırladım da ondan."
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kızım! O gün gerçekten çok korkunç bir gündür. Ama vahiy meleği (Cebrail) Allah tarafından Bana haber verdi ki; o gün toprağın altından çıkacak ilk şahıs Benim. Benden sonra atan İbrahim çıkacak, O'ndan sonra da eşin Emirü'l-Mü'minîn çıkacaktır.
Bu esnada Allah-u Teala Cebrail'i bin melekle Sana doğru gönderecek ve kabrinin üzerine nurdan yedi kubbe dikilecektir.
Daha sonra İsrafil, nurdan olan üç elbise ile başının üzerine duracak ve; 'Ey Muhammed'in değerli kızı! Senin haşrolma günündür, kalk!' diye seslenecek.
Sen de tam bir emniyet, huzur ve kâmil bir örtü içerisinde kalkacaksın. İsrafil o cennet elbisesini Sana verecek ve Sen de onları giyeceksin.
Bu esnada Zukayil isminde diğer bir melek, yuları inciden olan ve arkasına da altından bir tahtırevan bırakılan bir bineği Senin için getirecek ve Sen tam bir azamet ve yücelikle o bineğe bineceksin .
Zukayil, Senin önünde, ellerinde tesbih ve övgü bayrakları bulunan yetmiş bin melek olduğu halde bineğini çekecektir.
Mahşere doğru hareket ettiğinde ise yetmiş bin huri Seni karşılamaya gelecekler. Sana bakmakla neşet ve hoşnutluk içerisinde olacaklar.
Onların her birinin elinde nurdan, havaya güzel koku saçan aletler vardır. Kendilerini yeşil zebercetten süslemiş ve başlarında da halis cevherlerden taçlar vardır."
Hz. Ali (a.s.) şöyle buyuruyor: "Hz. Resulullah (s.a.v.)'in huzurunda olduğumuz bir sırada şöyle buyurdular: 'Müslüman bir kadın için en güzel şey nedir?'
Bizim hepimiz doğru cevap vermekten aciz kaldık. Ben Resûlullah'ın (s.a.v.) huzurundan ayrılıp eve döndüm ve olayı Fâtıma'ya anlattım.
Fâtıma cevaben şöyle dedi: 'Müslüman kadın için en güzel şey, namahrem (yabancı) erkekleri görmemesi, namahrem erkeklerin de onu görmemesidir.'
Sonra Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına vardım ve Fâtıma'nın verdiği cevabı söyledim. Hz. Peygamber (s.a.v.) Fâtıma'nın vermiş olduğu cevaptan dolayı o kadar hoşnut oldu ki: 'Fâtıma, bedenimin bir parçasıdır' buyurdular."
Ali b. Hüseyin b. Ali (a.s.)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Bir kör Resûlullah (s.a.v.)'in kızı Fâtıma'nın (a.s.) yanına gelmek için izin istedi. Fâtıma (a.s.) kendisini ondan sakladı.
Resûlullah (s.a.v.) O'na dedi ki: 'Niçin örtündün, o seni görmüyor ki?'
Dedi ki: 'Ya Resulallah! O Beni görmüyorsa, Ben ki onu görüyorum. Kaldı ki, o koku alabiliyor.'
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Şahitlik ederim ki Sen Benim bir parçamsın."
Hz. Fâtıma (a.s.) kadınlar için en hayırlı olan şeyi anlatırken şöyle demiştir: "Kadınlar için en iyisi (yabancı) erkekleri görmemesi ve (yabancı) erkeklerin onları görmemeleridir."
Resûlullah (s.a.v.) ashabına "kadın nedir?" diye sordu. Dediler ki: "Örtülmesi gereken avrettir".
Buyurdu ki: "Peki ne zaman Rabbine en yakın halde olur?"
Bu soruya ne cevap vereceklerini bilemediler.
Hz. Fâtıma (a.s.) bunu duyunca şöyle dedi: "Evinin iç bölümünden ayrılmadığı zaman Rabbine en yakın olur."
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Hiç şüphesiz, Fâtıma Benim bir parçamdır." (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Fatıma eserinden)
Zehâirü'l-Ukba, s. 39'da şu rivayet yer alır: "Hz. Ali (a.s.)'dan Resulullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: Ey Fâtıma! Allah, Senin gazabın için gazaplanır ve Senin hoşnutluğunla da hoşnut olur."
Ahmed bin Hanbel, Ebu Hureyre'den şöyle rivayet etmiştir: "Peygamber-i Ekrem (s.a.v.) Ali (a.s.), Hasan (a.s.), Hüseyin (a.s.) ve Fâtıma (a.s.)'a bakarak şöyle buyurmuştur: "Ben, sizinle savaşan kimselerle savaşır ve sizinle barışan kimselerle de barışırım."
Hz. Fatıma'nın hayâ ve iffeti
Hz. Fâtıma (a.s.) hayatının son günlerinde Umeys kızı Esma'ya şöyle buyurdu:
"Ey Esma! Ben, kadınların cenazesinin üzerine bir bez atılarak dört ağaç üzerinde mezarlığa doğru götürülmesini sevmiyorum. Zira onun bedeninin izleri parçanın altından gözükmekte ve herkes onun bedeninin hacmini görmektedir."
Esma, Hz. Fâtıma (a.s.)'ın bu sözlerine karşılık şöyle dedi: "Ben, Habeşistan'da bir şey (tabut) görmüştüm, şimdi onun şeklini Sana göstereceğim."
Esma, bunu dedikten sonra birkaç yaş çubuk getirmelerini istedi, sonra onları eğerek (şimdiki tabut şekline sokarak) üzerine bir bez attı ve onu böylece Hz. Fâtıma'ya (a.s.) göstermiş oldu.
Hz. Fâtıma (a.s.) onu görünce gülümseyerek şöyle buyurdular: Ne güzel bir şeydir! Zira cenaze onun içerisine bırakıldığında artık cenazenin erkek veya kadın olup olmadığı belli olmuyor."
Hz. Peygamber (s.a.v.) değerli kızı Fâtıma'nın (a.s.) yanına geldi. O'nu üzgün görünce: "Kızım neden üzgünsün?" diye sordu.
Fâtıma (a.s.) cevaben şöyle dedi: "Babacığım! Kıyamet günü halkın çıplak olarak haşrolacağını hatırladım da ondan."
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kızım! O gün gerçekten çok korkunç bir gündür. Ama vahiy meleği (Cebrail) Allah tarafından Bana haber verdi ki; o gün toprağın altından çıkacak ilk şahıs Benim. Benden sonra atan İbrahim çıkacak, O'ndan sonra da eşin Emirü'l-Mü'minîn çıkacaktır.
Bu esnada Allah-u Teala Cebrail'i bin melekle Sana doğru gönderecek ve kabrinin üzerine nurdan yedi kubbe dikilecektir.
Daha sonra İsrafil, nurdan olan üç elbise ile başının üzerine duracak ve; 'Ey Muhammed'in değerli kızı! Senin haşrolma günündür, kalk!' diye seslenecek.
Sen de tam bir emniyet, huzur ve kâmil bir örtü içerisinde kalkacaksın. İsrafil o cennet elbisesini Sana verecek ve Sen de onları giyeceksin.
Bu esnada Zukayil isminde diğer bir melek, yuları inciden olan ve arkasına da altından bir tahtırevan bırakılan bir bineği Senin için getirecek ve Sen tam bir azamet ve yücelikle o bineğe bineceksin .
Zukayil, Senin önünde, ellerinde tesbih ve övgü bayrakları bulunan yetmiş bin melek olduğu halde bineğini çekecektir.
Mahşere doğru hareket ettiğinde ise yetmiş bin huri Seni karşılamaya gelecekler. Sana bakmakla neşet ve hoşnutluk içerisinde olacaklar.
Onların her birinin elinde nurdan, havaya güzel koku saçan aletler vardır. Kendilerini yeşil zebercetten süslemiş ve başlarında da halis cevherlerden taçlar vardır."
Hz. Ali (a.s.) şöyle buyuruyor: "Hz. Resulullah (s.a.v.)'in huzurunda olduğumuz bir sırada şöyle buyurdular: 'Müslüman bir kadın için en güzel şey nedir?'
Bizim hepimiz doğru cevap vermekten aciz kaldık. Ben Resûlullah'ın (s.a.v.) huzurundan ayrılıp eve döndüm ve olayı Fâtıma'ya anlattım.
Fâtıma cevaben şöyle dedi: 'Müslüman kadın için en güzel şey, namahrem (yabancı) erkekleri görmemesi, namahrem erkeklerin de onu görmemesidir.'
Sonra Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına vardım ve Fâtıma'nın verdiği cevabı söyledim. Hz. Peygamber (s.a.v.) Fâtıma'nın vermiş olduğu cevaptan dolayı o kadar hoşnut oldu ki: 'Fâtıma, bedenimin bir parçasıdır' buyurdular."
Ali b. Hüseyin b. Ali (a.s.)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Bir kör Resûlullah (s.a.v.)'in kızı Fâtıma'nın (a.s.) yanına gelmek için izin istedi. Fâtıma (a.s.) kendisini ondan sakladı.
Resûlullah (s.a.v.) O'na dedi ki: 'Niçin örtündün, o seni görmüyor ki?'
Dedi ki: 'Ya Resulallah! O Beni görmüyorsa, Ben ki onu görüyorum. Kaldı ki, o koku alabiliyor.'
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Şahitlik ederim ki Sen Benim bir parçamsın."
Hz. Fâtıma (a.s.) kadınlar için en hayırlı olan şeyi anlatırken şöyle demiştir: "Kadınlar için en iyisi (yabancı) erkekleri görmemesi ve (yabancı) erkeklerin onları görmemeleridir."
Resûlullah (s.a.v.) ashabına "kadın nedir?" diye sordu. Dediler ki: "Örtülmesi gereken avrettir".
Buyurdu ki: "Peki ne zaman Rabbine en yakın halde olur?"
Bu soruya ne cevap vereceklerini bilemediler.
Hz. Fâtıma (a.s.) bunu duyunca şöyle dedi: "Evinin iç bölümünden ayrılmadığı zaman Rabbine en yakın olur."
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Hiç şüphesiz, Fâtıma Benim bir parçamdır." (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Fatıma eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
































































































