Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın, "Hz. Fâtıma" eserinde, bir eş olarak Hz. Ali hakkında şu bilgilere yer veriliyor:
"Muhammed b. El-Kunasî, Câfer b. Muhammed'den, o babasından, o Ali b. Hüseyin'den, o Fâtımatu's-Suğra'dan, o Hüseyin b. Ali'den o Fâtıma bint-i Muhammed (s.a.v.)'den şöyle rivayet etmektedir: Bir gün Resûlullah (s.a.v.) yanımıza çıkageldi ve şöyle buyurdu: "Şüphesiz yüce Allah sizinle övünmektedir. Genelde siz, özelde de Ali'yi bağışlamıştır. Ben size gönderilmiş Allah'ın elçisiyim. Kavmini dehşete düşüren ve akrabalarını kayıran biri değilim. İşte şimdi Cebrail Bana haber verdi ki; tam ve gerçek mutlu kimse, Ben yaşarken ve Ben öldükten sora Ali'yi seven kimsedir." (Şemsuddin El-Cezerî, Esne'l-Metâlib, s.70).
Bize Ahmed b. Yahya El-Udî anlattı, ona Ebu Nuaym Dırar b. Surad anlatmış, o Aldulkerim Ebu Yafur'dan duymuş, ona da Cabir anlatmış, ona Ebu Duha bildirmiş ki, Hz. Aişe şöyle demiş: "Bana Fâtıma (a.s.) anlattı ki, Resûlullah (s.a.v.) şöyle dedi: Senin kocan, insanların en bilgilisi, en önce Müslüman olanı ve en ağır başlısı, hâlimidir."
Resûlullah (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Mirac Gecesi Beni göğe götürdüklerinde peygamberleri topladılar. Ben de onlarla beraber oturdum. Bir melek gelerek Bana şöyle dedi: 'Allah-u Teâlâ buyuruyor ki; 'Bu peygamberlerden ne üzere gönderildiklerini sor.' 'Ne üzere gönderildiniz' diye sorduğumda; 'Senin velayetin ve Ali bin Ebi Tâlib'in velayeti üzere gönderildik' dediler."
Hz. Ali'nin imameti ile ilgili en büyük delillerden biri olan "Menzilet Hadisi" ise şöyledir: Sa'd bin Ebi Vakkas şöyle diyor: "Resûlullah (s.a.v.), Tebük Gazvesinde Hz. Ali (a.s.)'ı Kendi yerine halife tayin etti. Bunun üzerine Hz. Ali (a.s.), 'Ya Resûlallah, Beni kadın ve çocuklar arasında mı halife ettin?' dediğinde, Hz. Peygamber (s.a.v.), 'Acaba Bana olan nispetinin Harun'un Musa'ya olan nispeti gibi olmasına razı olmuyor musun? Şu farkla ki, Benden sonra peygamber yoktur' buyurdular." (Zehâirü'l-Ukba, s.63; Menâkıb-ü Harezmî s.59; Müstedrek-ü Ala's-Sahihayn, c.3, s.133).
Hz. Ali'nin (a.s.) vasiliğine delil: İnzar ayeti Resûlullah (s.a.v.)'e nâzil olduğunda O akrabalarını yemeğe davet etti. Yemeklerini yedikten sonra ayağa kalkarak şöyle buyurdular: "Ey Abdulmuttaliboğulları! Allah-u Teâlâ, Beni bütün halka genel olarak ve size de özel olarak peygamber göndermiş ve Bana 'yakın akrabalarını korkut' emrini vermiştir. Ben de sizi dile hafif gelen ama terazide ağır olan iki söze davet ediyorum. Eğer onları kabul ederseniz Arap ve gayri Arab'a hakim olursunuz ve bütün ümmetler sizin emriniz altında olurlar; onlarla cennete girer ve onlarla cehennem ateşinden kurtulursunuz. O iki söz, 'Allah'tan gayri bir ma'budun olmadığına ve Benim de O'nun elçisi olduğuma şehadet getirmektir.' Her kim bu konuda (herkesten önce) Benim davetime icabet eder ve bu risâleti gerçekleştirmemde Bana yardımcı olursa Benim kardeşim, vasim, vezirim, vârisim ve Benden sonra halifem olacaktır." O mecliste hazır bulunanlardan, on yaşında olan Hz. Ali (a.s.)'dan başka hiç kimse cevap vermedi. Resûlullah (s.a.v.) bu sözü üç kez tekrarladı. Her üç defasında da Hz. Ali'den (a.s.) başka O'nun davetini kabul eden olmadı. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) orada hazır olan cemaate şöyle buyurdular: "Bu (Ali), sizin aranızda Benim kardeşim, vasim ve halifemdir." (Tarih-i Taberî, c.2, s.217; İrşad-ı Müfid, c.1, bölüm 7; Yenabiu'l-Mevedde, s.105)."
- Eskimeyen tiyatro oyunu / 09.01.2026
- İş işten geçmeden / 02.01.2026
- Büyük Ortadoğu Projesi'nin hedefi Türkiye / 26.06.2025
- ABD ve İsrail’i gölgede bıraktılar… / 28.10.2024
- Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı / 24.10.2024
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-II / 10.12.2020
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-I / 09.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-VI / 08.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-V / 07.12.2020
































































































