"Otuz Ekim bin dokuzyüz seksen üç/Hele gelin görün bizim köyleri/Dünyadan ahirete başladı bir göç/Hele gelin görün bizim köyleri."
Bu dörtlük, 1983 yılının Ekim ayında Erzurum'da meydana gelen ve bin dörtyüz insanın ölümüne sebep olan deprem üzerine söylenmiş ağıtlardan birine ait.
Aşık Reyhani imzasını taşıyan bu uzunca şiirden bir kaç kıtayı sizlere takdim edeceğiz.
Seksen üç depreminde dünyaya gelen çocuklar şimdi yirmi bir yaşında delikanlılar.
Seksen üç, bizim üniversite yıllarımız İstanbul'dayız. İkamet Bağcılar'da, okul ise Üsküdar Bağlarbaşı'nda. En az üç vasıta değiştirerek okula ulaşabiliyoruz. Her evde değil de, her mahallede üç-beş telefon ancak var. Özel televizyonlar henüz yok. Yegane haber kaynağımız TRT.
Söylentiler kulaktan kulağa dolaşıyor: Erzurum yerle bir olmuş, sağlam bina kalmamış, binlerce ölen varmış, bazı köyler yer değiştirmiş, kilometrelerce aşağılara kaymışlar.
Bir şekilde Erzurum'da bir bağı olan öğrencisi, askeri, memur yakını olan ve bizim gibi akrabaları olanlar, akşamları televizyonu olan bir komşunun evine zoraki misafir olarak, nefes almadan haberleri seyrederdik.
Seksen üç depremi daha çok Horasan, Narman ve köylerinde ciddi yıkıntılar ve can kaybına sebep olmuştu. 28 Mart 2004 akşamı ve 28 Mart sabahı yaşadığımız depremler ise daha çok Aşkale ilçemizin köylerini vurdu.
21 yıl evvel Erzurum depreminde yıkılan, nice canlara, civanlara mezar olan toprak bacalı evleri, enkazları seyretmiştik. Şimdi 2004 yılındayız, enkaz kaldırma çalışmalarını görüyoruz, yapılaşma noktasında bir arpa boyu bile yol alınmamış. Yine yoksul köyler, köylüler, çamurla, taşla örülmüş duvarlar, üstü en az yarım metre kalınlığında toprakla örtülmüş barınaklar ve ufacık bir sarsıntıda kaybolan canlar, telef olan hayvanlar...
Bu yirmi yıl zarfında İstanbul'da gökdelenler yükselmiş, Ankara'da plazalar sıralanmış kime ne? Toprak dam altında, can korkusu ile yaşayan benim köylüm, bir takım kılıflar adı altında, vergi namı ile alınterini silip gönderiyor. Kodamanlar çelik gövdeli binalarda kendi ise yine başına yıkılan kulübelerde oturuyor.
Çağdaşlık bu ise, buyurun topu ile sizin olsun.
Biz bölgenin ünlü ozanı Reyhani'den 83 Erzurum depremini dinleyelim, bakalım 21 yıl sonra bölgemizde, ilimizde değişen bir şey var mı?
Mevsimin boranlı karlı kışında
Paşalar valiler dağlar başında
Kime sorsan cevap gözü yaşında
Hele gelin görün bizim köyleri
En son hizmeti ile TRT basın
İfadesi müşkül bu kara yasın
Köyde canlı yok ki, kime sorasın
Hele gelin görün bizim köyleri
Yapı sağlam değil plan düz değil
Yıkım engellenemez afet az değil
Ahşap bina çağdaşlığa hız değil
Hele gelin görün bizim köyleri
Onuncu ay otuz Ekim gün pazar
Düğünler yas dolu zifaflar mezar
Kederle yazılmış destanımız var
Hele gelin görün bizim köyleri.
Bu dörtlük, 1983 yılının Ekim ayında Erzurum'da meydana gelen ve bin dörtyüz insanın ölümüne sebep olan deprem üzerine söylenmiş ağıtlardan birine ait.
Aşık Reyhani imzasını taşıyan bu uzunca şiirden bir kaç kıtayı sizlere takdim edeceğiz.
Seksen üç depreminde dünyaya gelen çocuklar şimdi yirmi bir yaşında delikanlılar.
Seksen üç, bizim üniversite yıllarımız İstanbul'dayız. İkamet Bağcılar'da, okul ise Üsküdar Bağlarbaşı'nda. En az üç vasıta değiştirerek okula ulaşabiliyoruz. Her evde değil de, her mahallede üç-beş telefon ancak var. Özel televizyonlar henüz yok. Yegane haber kaynağımız TRT.
Söylentiler kulaktan kulağa dolaşıyor: Erzurum yerle bir olmuş, sağlam bina kalmamış, binlerce ölen varmış, bazı köyler yer değiştirmiş, kilometrelerce aşağılara kaymışlar.
Bir şekilde Erzurum'da bir bağı olan öğrencisi, askeri, memur yakını olan ve bizim gibi akrabaları olanlar, akşamları televizyonu olan bir komşunun evine zoraki misafir olarak, nefes almadan haberleri seyrederdik.
Seksen üç depremi daha çok Horasan, Narman ve köylerinde ciddi yıkıntılar ve can kaybına sebep olmuştu. 28 Mart 2004 akşamı ve 28 Mart sabahı yaşadığımız depremler ise daha çok Aşkale ilçemizin köylerini vurdu.
21 yıl evvel Erzurum depreminde yıkılan, nice canlara, civanlara mezar olan toprak bacalı evleri, enkazları seyretmiştik. Şimdi 2004 yılındayız, enkaz kaldırma çalışmalarını görüyoruz, yapılaşma noktasında bir arpa boyu bile yol alınmamış. Yine yoksul köyler, köylüler, çamurla, taşla örülmüş duvarlar, üstü en az yarım metre kalınlığında toprakla örtülmüş barınaklar ve ufacık bir sarsıntıda kaybolan canlar, telef olan hayvanlar...
Bu yirmi yıl zarfında İstanbul'da gökdelenler yükselmiş, Ankara'da plazalar sıralanmış kime ne? Toprak dam altında, can korkusu ile yaşayan benim köylüm, bir takım kılıflar adı altında, vergi namı ile alınterini silip gönderiyor. Kodamanlar çelik gövdeli binalarda kendi ise yine başına yıkılan kulübelerde oturuyor.
Çağdaşlık bu ise, buyurun topu ile sizin olsun.
Biz bölgenin ünlü ozanı Reyhani'den 83 Erzurum depremini dinleyelim, bakalım 21 yıl sonra bölgemizde, ilimizde değişen bir şey var mı?
Mevsimin boranlı karlı kışında
Paşalar valiler dağlar başında
Kime sorsan cevap gözü yaşında
Hele gelin görün bizim köyleri
En son hizmeti ile TRT basın
İfadesi müşkül bu kara yasın
Köyde canlı yok ki, kime sorasın
Hele gelin görün bizim köyleri
Yapı sağlam değil plan düz değil
Yıkım engellenemez afet az değil
Ahşap bina çağdaşlığa hız değil
Hele gelin görün bizim köyleri
Onuncu ay otuz Ekim gün pazar
Düğünler yas dolu zifaflar mezar
Kederle yazılmış destanımız var
Hele gelin görün bizim köyleri.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026
- Üç aylardan biri bitti kaldı ikisi / 22.01.2026
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026
- Üç aylardan biri bitti kaldı ikisi / 22.01.2026
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026
































































































