Rusya lideri Vladimir Putin ile ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, birçok açıdan birbirlerine benziyor. İkisi de aşırı derecede akıllı, ama dünyaya güvenlik ve ulusal gücün kısıtlayıcı prizmasından bakıyorlar. Cheney de Putin de, ülkelerinin hayati çıkarı olduğunu düşündükleri bir şeyin arkasından büyük bir acımasızlıkla gidebiliyor. Her ikisi de demokrasi ve insan haklarını savunuyormuş gibi gözüküyor ama siyasetleri buna gölge düşürüyor. Yine de, ikilinin geçen haftaki konuşmalarını göz önüne alırsak, aralarında önemli bir fark var: Putin bir devlet adamı, Cheney değil. Cheney'nin Moskova'yı 'demokrasi fakiri' ve 'enerji şantajcısı' olmakla suçlayıp Rusya'ya karşı bir enerji safı oluşturmaya çalıştığı konuşması, Rus liderden kızgın bir yanıtı hak ediyordu. Putin, haklı olarak ve çoğu kişinin de onayıyla, Cheney'e 'başarılı' bir yanıt verebilirdi. Rus lider, Cheney'nin Rusya'ya demokrasi yüzünden çatarken petrol zengini Azerbaycan ve Kazakistan'ın diktatörlerini övmesine, Cheney'nin insan haklarından söz etmesinin genel olarak garip olduğuna, ABD'nin Ortadoğu'daki siciline rağmen İran'a karşı Rusya'nın otomatik desteğini isteme terbiyesizliğini göstermesine değinebilirdi. Kapasitesini biliyor Putin ulusa sesleniş konuşmasında bunlardan söz etseydi, ABD-Rusya ilişkilerine daha da fazla zarar verirdi belki, ama Rusların çoğunluğunun onayını da almış olurdu. Bir ABD başkanının, ülke çıkarlarına vereceği zarar ne olursa olsun, iç siyasette böylesine büyük bir fırsatı kaçıracağını düşünmek zor. Putin ise birkaç yumuşak ve dolaylı yorum dışında bunların hiçbirine değinmedi; Rusya'nın karşısındaki en büyük tehdit olan demografi sorununa odaklandı. Putin'in Cheney'ye verdiği yumuşak tepki, Rusya'nın gücüne yeni yeni duymaya başladığı güvenden kaynaklanıyor olabilir. Rus liderin bir devlet adamı olarak en büyük başarılarından biri, Rusya'nın gerçekten güçlü ve zayıf olduğu alanları bilmesi. Gürcistan'da halkı Rusya'ya karşı kışkırtan üsleri kapatırken, hâlâ destek aldığı Güney Osetya'da askeri varlığını sürdürmesi bunun bir örneği. Putin, Irak savaşı ve İran gibi kritik konularda ise Rusya'yı Çin ve yapabildiği kadar Avrupa'yla aynı safta tutmaya çalışırken, ABD'ye de karşı duruyor Devlet adamlığı budur. Bush ve Cheney ise tersine, ABD'nin kapasitesini muazzam biçimde abartıyor. Cheney'nin konuşması, ABD'nin Sovyet Rusya'ya karşı yaptığı hataları tekrarlayacağını ima ediyor. Washington'ın asıl amacı Rusya'nın bölgedeki etkinliğine son verip burada ABD'nin gücünü artırmaksa, hatırlamalı ki kendisinin güçsüz olduğu her yerde Rusya'nın muazzam bir gücü var. Cheney'nin konuşmasının ardındaki neden ABD'nin İran'la çekişmesinde Rusya'nın aldığı tarafsa da, bu konuşma biri iç karartıcı, diğeri felakete neden olacak iki olasılık yaratıyor. Birincisi, Cheney ve önde gelen diğer yetkililerin, ABD'nin büyük devletleri tehdit edip küçük düşürerek kendi siyaseti için destek sağlayabileceğine inanması. Yetkililerin buna inanması, sadece diplomasiye karşı ilkel bir yaklaşımı değil, yönetimin Irak bozgunundan sonra Amerikan gücünün aldığı yara ile Rusya ve Çin'in artan gücü ve özgüvenini kavrayamadığını gösteriyor. Anatol Liever /Herald Tribune
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.