Hacılar her anı değerlendiriyor
İran ve Türkiye gibi ülkelerde Hac ibadetini yerine getirebilmek için uzun yıllar sıra ya da kuranın çıkmasını beklemek gerekiyor. Bu durum hacı adaylarının Kutsal Topraklarda bulundukları her dakikalarını değerlendirmeye sevkediyor
16.10.2012 00:00:00
RECEP
BAHAR - MEKKE
Pazar gecesi Harem-i Şerif'te (Kabe) en
üst katta yani üstü açık olan dördüncü katta tavaf yaparken, bir taraftan da
farklı ülkelerden gelen hacı adaylarını gözlemlemeye çalıştım. İki ülkenin Hac
grupları özellikle dikkatimi çekti: Türkiye ve İran... O gece Beytullah'ta çok
sayıda İranlı grup, mollarının riyasetinde bir taraftan Kur'an okuyup dua
ediyor, vaaz dinliyorlardı. Kadınlar ve erkekler farklı yerlerde oturuyordu.
Erkekler farklı kıyafetler giyse de, kadın hacı adayları siyaha bürünmüştü.
Vaazlarda Ehl-i Beyt vurgusu özellikle dikkat çekiyordu. Her cümlede ya İmam
Ali, ya İmam Hüseyin, ya İmam Hasan ya da Hz. Fatıma vardı. İran'da Hac için
sıra bekleme süresi 17 yıl… Durum bu olunca İranlı hacı adaylarını alışveriş
merkezlerinde değil, ibadet ederken görüyorsunuz.
Gönüllere
hitap eden vaazlar
Türk hacı adayları da eskiden olduğu
gibi bu sene de son derece düzenli. Yaşlı amcalar ve hanımları, yeniden okula
başlamış çocuklar gibi heyecanlı. Hacı
adaylarımızın dinamizmi dikkat çekiyor. Önceki yıllarda alışveriş yerlerinde
daha sık gördüğümüz hacı adaylarımız, artık vakitlerini Kâbe’de geçirerek
kendilerini ibadete veriyor. Atom
karınca misali yorulmak bilmiyorlar. Din görevlisi arkadaşlar, doğrudan onların
duygularına hitap ediyor. Rast geldiğim bir gruptaki amcalarımın ve
teyzelerimin (haberin fotoğrafına bakın) anlatılanlar karşısında gözyaşına
boğulmaları etkileyiciydi.
Endonezyalı ve Malezyalı hacı adayları da
oldukça organize… O coğrafyadan Hac'ca genç insanlar geliyor. Hac ibadeti,
evlilikten sonra yapılması gereken ilk iş gibi değerlendiriliyor. Bu sene
Kırgızistan'dan çok sayıda hacı Kutsal Beldeye geldi. Onlar da arkalarında
ülkelerinin adı yazılı tek tip kıyafet giyiyor.
BAHAR - MEKKE
Pazar gecesi Harem-i Şerif'te (Kabe) en
üst katta yani üstü açık olan dördüncü katta tavaf yaparken, bir taraftan da
farklı ülkelerden gelen hacı adaylarını gözlemlemeye çalıştım. İki ülkenin Hac
grupları özellikle dikkatimi çekti: Türkiye ve İran... O gece Beytullah'ta çok
sayıda İranlı grup, mollarının riyasetinde bir taraftan Kur'an okuyup dua
ediyor, vaaz dinliyorlardı. Kadınlar ve erkekler farklı yerlerde oturuyordu.
Erkekler farklı kıyafetler giyse de, kadın hacı adayları siyaha bürünmüştü.
Vaazlarda Ehl-i Beyt vurgusu özellikle dikkat çekiyordu. Her cümlede ya İmam
Ali, ya İmam Hüseyin, ya İmam Hasan ya da Hz. Fatıma vardı. İran'da Hac için
sıra bekleme süresi 17 yıl… Durum bu olunca İranlı hacı adaylarını alışveriş
merkezlerinde değil, ibadet ederken görüyorsunuz.
Gönüllere
hitap eden vaazlar
Türk hacı adayları da eskiden olduğu
gibi bu sene de son derece düzenli. Yaşlı amcalar ve hanımları, yeniden okula
başlamış çocuklar gibi heyecanlı. Hacı
adaylarımızın dinamizmi dikkat çekiyor. Önceki yıllarda alışveriş yerlerinde
daha sık gördüğümüz hacı adaylarımız, artık vakitlerini Kâbe’de geçirerek
kendilerini ibadete veriyor. Atom
karınca misali yorulmak bilmiyorlar. Din görevlisi arkadaşlar, doğrudan onların
duygularına hitap ediyor. Rast geldiğim bir gruptaki amcalarımın ve
teyzelerimin (haberin fotoğrafına bakın) anlatılanlar karşısında gözyaşına
boğulmaları etkileyiciydi.
Endonezyalı ve Malezyalı hacı adayları da
oldukça organize… O coğrafyadan Hac'ca genç insanlar geliyor. Hac ibadeti,
evlilikten sonra yapılması gereken ilk iş gibi değerlendiriliyor. Bu sene
Kırgızistan'dan çok sayıda hacı Kutsal Beldeye geldi. Onlar da arkalarında
ülkelerinin adı yazılı tek tip kıyafet giyiyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.