Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, günlerdir kamuoyunu meşgul eden MİT-Mafya-Müteahhit-Yargı dörtgeni konusunda sessizliğini bozarak, Anadolu Ajansı'nın sorularını cevaplandırdı. Eraslan Özkaya, Alaattin Çakıcı'nın Yargıtay'daki dava sürecinde MİT'in devreye girmesi ve basına yansıyan bazı haberler konusunda açıklamalarda bulundu.
Özkaya Çakıcı olayına nasıl bulaştı?
Özkaya'ya yöneltilen sorular ve Yargıtay Başkanı'nın cevapları şöyle:
Soru: MİT Dış İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Kaşif Kozinoğlu ile görüşme davetinin sizden geldiği söylendi. Siz mi davet ettiniz?
Özkaya: Bu müteahhit gelip giderken inşaatın tadilatıyla ilgili bilgi verirdi. Bir geldiğinde bana telefon etti. (Yemek yiyebilir miyiz) dedi. Telefonda, (Kaşif bey de var, yemekte bulunabilir mi) dedi. Kaşif beyi daha önce bana anlatırdı. Çocukluk arkadaşı, çok yakın dostlukları varmış, bunları anlatırdı. Gittik yemek yedik. Hadise bu.
Nisan ayının başlarıydı. Yemek sırasında Kaşif bey (Efendim size bir soru sorabilir miyim) dedi. (Nedir?) dedim (Yargıyla ilgili) dedi. (Çakıcı ile ilgili bir dosya) dedi. Aklımda yargının bu Çakıcı dosyasına bulaştırılarak normal seyrinin dışında bir işlem mi olabilir diye bir şüphe uyandı.
Bunun üzerine ben dedim ki (Bunlar burada konuşulacak zemin değil. Bir gün randevu alır gelirsiniz, makamımda görüşürüz) dedim.
Aradan belli bir süre geçti. 10 gün veya daha fazla olabilir. Müteahhit benim yanıma geldi, dairedeydim. Bir ara telefonu çaldı. (Efendim Kaşif bey başkanıma saygılarımı arz edeyim diyor) dedi. Bana telefonu verdi. (Ne var, ne yok) dedim. Efendim (Ziyaretinize gelebilir miyim?) dedi. (Şimdi sekreterden sormamam lazım, müsait miyim, değil miyim?) dedim. Öğleden sonra bir saat verildi. Ekibiyle geldi. Uğurlarken epey kalabalıktı, (Kim bunlar) dedim, bizim görevliler söyledi. Mesele bu. Bu kadar açık, bunun çarpıtılmaması lazım...
Bu istişari bir görüşme... Ben herkesle görüşürüm. Kendisine sordum. (Resmen geldim) dedi. (Müsteşarımın izniyle geldim. Haberi var) dedi... (İsterseniz açayım, konuşayım) dedi, (Lüzum yok) dedim. Şu sırada açıklamayı mahsurlu gördüğüm bazı şeyler söyledi. Bunların yansıttığı Çakıcı'yı korumak falan değil... Çakıcı'nın dışarı gitmesini istemiyorlar, cezaevine girmesini de istemiyorlar idi... (Bana bir, bir buçuk ay lazım tam temas halindeyiz. Bunda bilgiler var, bu bilgileri almak istiyoruz. Bu davanın süreci ne olabilir, davabittiği takdirde bu bağın kopma ihtimali var... Eğer yakın tarihte karar verilirse, bunun hukuki prosedürü gibi) sorular sordu. Ben de kendisini dedim ki (Senin işin ayrı bizim işimiz ayrı... Ben temsil yerindeyim. Dosyaya etki etmem mümkün değil... Etki edecek olsam bile bunu yapmam. Bu arkadaşlar benim sözümle hareket edecek kişiler değildir. Bu kendi prosedürü içinde devam eder. Bu prosedür devam ederken inşallah emelinize kavuşursunuz, neticeyi elde edersiniz) dedim. Netice dediğim, kendi istihbarı çalışmalarını kastediyorum.
Kozinoğlu'nun çok önemli olduğunu söylediği görev, devlet sırrı bana tevdi edildi, bunu açıklayamam. Sonra Kozinoğlu çıktı gitti.
Soru: Çakıcı'nın Yargıtay 1. Ceza Dairesi'ndeki davası hakkında ne zaman bilgi verdiniz. Karardan önce mi, sonra mı?
Özkaya: Bana günlük getirilen basın özetlerinden Çakıcı ile ilgili kararın çıktığını öğrendim. Ben o tarihe kadar dosyanın hangi dairede olduğunu bilmiyorum. MİT'in ilgilendiğini gördüğüm için basından o zaman dikkatimi çekti. (Neden MİT bununla ilgileniyor) dedim. Bana verilen bilgiler doğru mu, yanlış mı şeklinde kafamda istifam belirdi.15-20 gün sonra karar yazıldı. Karar bundan önce tefhim (verilen kararın açıklanması) edilmişti. Çakıcı'nın avukatının yüzüne, yani bunu artık taraf biliyor. Davanın ne olduğunu biliyor... Bu karar tefhim edildikten sonra iki ay, üç ay sonra yazılsa da herşey ortada... Bu karar yazılana kadar benim dosyayla ilgim ve bilgim olmamıştır. Karar yazıldıktan sonra mahiyetini öğrenmek için istedim. MİT'i ilgilendiren bana anlattığı konuyla bu dosyanın bir ilgisi yok... Baktım adi bir terör suçu...
Soru: Milas'ta, Çakıcı ile bağlantılı olduğu öne sürülen bazı kişilerle görüştüğünüz yönünde haberler var. Böyle bir görüşme oldu mu?
Özkaya: Zaman zaman Milas'a gidip evin tadilatı için malzeme seçiyoruz. Niko denilen kişi, müteahhidin şoförü. Müteahhit dediğim adam da benim işimi gören kişi. Bu bağlantı kuruyor oradakilerle...
İstifa etmeyeceğim
Soru: 6 Eylül'de adli yılın açılış konuşmasını sizin yapmamanız ve istifa etmeniz gerektiği yönünde görüşler var. Ne düşünüyorsunuz?
Özkaya: 6 Eylül açılışı benim bir vazifemdir. Ben bu mesleğe göbeği ile bağlı bir kimse değilim. Önümde uzun yıllar olsa bile gerektiği zaman çekilmesini bilirim. Benim 3 ayım kalmış.
Komplo var mı?
Soru: Bir komplo olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Özkaya: Bütün açıklığıyla olayı anlatıyorum. Bu derece deliller saptırılırsa, ister istemez akla bu geliyor.
Soru: Peki amaç nedir?
Özkaya: Bu amacı şu aşamada belli kişileri, belli grupları itham edercesine açıklamak istemiyorum.
Özkaya Çakıcı olayına nasıl bulaştı?
Özkaya'ya yöneltilen sorular ve Yargıtay Başkanı'nın cevapları şöyle:
Soru: MİT Dış İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Kaşif Kozinoğlu ile görüşme davetinin sizden geldiği söylendi. Siz mi davet ettiniz?
Özkaya: Bu müteahhit gelip giderken inşaatın tadilatıyla ilgili bilgi verirdi. Bir geldiğinde bana telefon etti. (Yemek yiyebilir miyiz) dedi. Telefonda, (Kaşif bey de var, yemekte bulunabilir mi) dedi. Kaşif beyi daha önce bana anlatırdı. Çocukluk arkadaşı, çok yakın dostlukları varmış, bunları anlatırdı. Gittik yemek yedik. Hadise bu.
Nisan ayının başlarıydı. Yemek sırasında Kaşif bey (Efendim size bir soru sorabilir miyim) dedi. (Nedir?) dedim (Yargıyla ilgili) dedi. (Çakıcı ile ilgili bir dosya) dedi. Aklımda yargının bu Çakıcı dosyasına bulaştırılarak normal seyrinin dışında bir işlem mi olabilir diye bir şüphe uyandı.
Bunun üzerine ben dedim ki (Bunlar burada konuşulacak zemin değil. Bir gün randevu alır gelirsiniz, makamımda görüşürüz) dedim.
Aradan belli bir süre geçti. 10 gün veya daha fazla olabilir. Müteahhit benim yanıma geldi, dairedeydim. Bir ara telefonu çaldı. (Efendim Kaşif bey başkanıma saygılarımı arz edeyim diyor) dedi. Bana telefonu verdi. (Ne var, ne yok) dedim. Efendim (Ziyaretinize gelebilir miyim?) dedi. (Şimdi sekreterden sormamam lazım, müsait miyim, değil miyim?) dedim. Öğleden sonra bir saat verildi. Ekibiyle geldi. Uğurlarken epey kalabalıktı, (Kim bunlar) dedim, bizim görevliler söyledi. Mesele bu. Bu kadar açık, bunun çarpıtılmaması lazım...
Bu istişari bir görüşme... Ben herkesle görüşürüm. Kendisine sordum. (Resmen geldim) dedi. (Müsteşarımın izniyle geldim. Haberi var) dedi... (İsterseniz açayım, konuşayım) dedi, (Lüzum yok) dedim. Şu sırada açıklamayı mahsurlu gördüğüm bazı şeyler söyledi. Bunların yansıttığı Çakıcı'yı korumak falan değil... Çakıcı'nın dışarı gitmesini istemiyorlar, cezaevine girmesini de istemiyorlar idi... (Bana bir, bir buçuk ay lazım tam temas halindeyiz. Bunda bilgiler var, bu bilgileri almak istiyoruz. Bu davanın süreci ne olabilir, davabittiği takdirde bu bağın kopma ihtimali var... Eğer yakın tarihte karar verilirse, bunun hukuki prosedürü gibi) sorular sordu. Ben de kendisini dedim ki (Senin işin ayrı bizim işimiz ayrı... Ben temsil yerindeyim. Dosyaya etki etmem mümkün değil... Etki edecek olsam bile bunu yapmam. Bu arkadaşlar benim sözümle hareket edecek kişiler değildir. Bu kendi prosedürü içinde devam eder. Bu prosedür devam ederken inşallah emelinize kavuşursunuz, neticeyi elde edersiniz) dedim. Netice dediğim, kendi istihbarı çalışmalarını kastediyorum.
Kozinoğlu'nun çok önemli olduğunu söylediği görev, devlet sırrı bana tevdi edildi, bunu açıklayamam. Sonra Kozinoğlu çıktı gitti.
Soru: Çakıcı'nın Yargıtay 1. Ceza Dairesi'ndeki davası hakkında ne zaman bilgi verdiniz. Karardan önce mi, sonra mı?
Özkaya: Bana günlük getirilen basın özetlerinden Çakıcı ile ilgili kararın çıktığını öğrendim. Ben o tarihe kadar dosyanın hangi dairede olduğunu bilmiyorum. MİT'in ilgilendiğini gördüğüm için basından o zaman dikkatimi çekti. (Neden MİT bununla ilgileniyor) dedim. Bana verilen bilgiler doğru mu, yanlış mı şeklinde kafamda istifam belirdi.15-20 gün sonra karar yazıldı. Karar bundan önce tefhim (verilen kararın açıklanması) edilmişti. Çakıcı'nın avukatının yüzüne, yani bunu artık taraf biliyor. Davanın ne olduğunu biliyor... Bu karar tefhim edildikten sonra iki ay, üç ay sonra yazılsa da herşey ortada... Bu karar yazılana kadar benim dosyayla ilgim ve bilgim olmamıştır. Karar yazıldıktan sonra mahiyetini öğrenmek için istedim. MİT'i ilgilendiren bana anlattığı konuyla bu dosyanın bir ilgisi yok... Baktım adi bir terör suçu...
Soru: Milas'ta, Çakıcı ile bağlantılı olduğu öne sürülen bazı kişilerle görüştüğünüz yönünde haberler var. Böyle bir görüşme oldu mu?
Özkaya: Zaman zaman Milas'a gidip evin tadilatı için malzeme seçiyoruz. Niko denilen kişi, müteahhidin şoförü. Müteahhit dediğim adam da benim işimi gören kişi. Bu bağlantı kuruyor oradakilerle...
İstifa etmeyeceğim
Soru: 6 Eylül'de adli yılın açılış konuşmasını sizin yapmamanız ve istifa etmeniz gerektiği yönünde görüşler var. Ne düşünüyorsunuz?
Özkaya: 6 Eylül açılışı benim bir vazifemdir. Ben bu mesleğe göbeği ile bağlı bir kimse değilim. Önümde uzun yıllar olsa bile gerektiği zaman çekilmesini bilirim. Benim 3 ayım kalmış.
Komplo var mı?
Soru: Bir komplo olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Özkaya: Bütün açıklığıyla olayı anlatıyorum. Bu derece deliller saptırılırsa, ister istemez akla bu geliyor.
Soru: Peki amaç nedir?
Özkaya: Bu amacı şu aşamada belli kişileri, belli grupları itham edercesine açıklamak istemiyorum.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.