Avukat Mümin Özeken, 1964 yılında, kamyonla yarışan bir motosiklet sürücüsü tarafından, görmeden yaşamaya mahkum edilmişti. Buna karşın yaşama sevincini hiç yitirmeyen Özeken, büyük bir okuma azmiyle önüne çıkan bütün engelleri ve maddi imkansızlıkları da aşarak hukuk fakültesinden mezun oldu.İstanbul Barosu avukatlarından Mümin Özeken, daha sonra ise Görme Özürlüler Derneği Genel Başkanı seçildi.
Tazminat mücadelesi
Avukat olmaya, kendisine çarparak görme yetisini kaybetmesine yol açan motosiklet sürücüsünün 50 bin lira tazminat ödemeye mahkum edilmesinin ardından karar verdiğini anlatan Özeken, şunları söyledi: "Bana çarpan kişiye motosikleti sınıf geçme hediyesi olarak verilmiş. O da bir kamyonla yarışırken bana çarpmış. Olay 1964 yılında meydana geldi. Davası ise 1974 yılında sonuçlandı. Bana 50 bin lira tazminat ödenmesine karar verildi. Fakat bu arada sanık ortadan kayboldu.
İstanbul'a geldikten sonra adamın izini sürdüm ve buldum. 1984 yılında 82 bin lira (700 Mark) aldık. Kısacası iki gözümü 82 bin liraya verdim."
Zor geçen eğitim
Gaziantep Görme Özürlüler Okulu'nun ardından liseyi dışardan bitirdiğini ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdiğini ifade eden Özeken, ailesinin maddi durumunun kötü olması nedeniyle eğitim hayatı boyunca çalıştığını dile getirdi.
Görme özürlüler için eğitimin çeşitli zorlukları olduğunu ve diğer öğrencilere göre daha fazla masraf yapıldığını kaydeden Özeken, "Her şeyden önce kitaplarınızı kasetlere okutmak ve derslere öyle çalışmak zorundasınız. Farklı kağıtlar kullanıyorsunuz. Değişik masraflarınız oluyor" dedi.
Eğitim sırasında zorlukların bir şekilde aşıldığını vurgulayan Özeken, asıl sorunların ise meslek icra edilirken yaşandığını söyledi.
İstanbul'da yaklaşık 30 adliye binası bulunmasının büyük sorun yarattığını belirten Özeken, adliyelerin 2 ya da 3 binada toplanmasını istediklerini anlattı.
Yeni adliye binalarının özürlüler düşünülerek yapılması gerektiğini ifade eden Özeken, toplumun özürlü insanlara karşı bakış açısının değişmesinin de büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
İş gelmiyor
Türkiye'deki özürlü sayısının nüfus sayımlarında tam tespit edilemediğine işaret eden Mümin Özeken, çünkü ailelerin özürlü çocuklarını sakladıklarını ya da yok saydıklarını anlattı.
Toplumun bu bakış açısının mesleğinde de karşısına çıktığını belirten avukat Özeken, şöyle devam etti:
"Çoğu kişi, özürlü olduğum için davalarını bana vermek istemiyor. Benim, işlerini halledemeyeceğimi düşünüyorlar. Ben hukuki olarak davayı nasıl halledebileceğimin mücadelesini verirken, bir de karşımdaki insanı kazanmanın mücadelesini yapıyorum.
Genelde müvekkillerim birilerinin tavsiyesi üzerine bana gelir ya da önce beni küçük işlerle denerler, sonra büyük işler verirler. 10 yıllık avukatım. Görme özrüm bulunmasaydı iş hacmim çok farklı olurdu."
Kendisine verilen davaların bir bölümünün de, başka avukatlar tarafından kazanılması zor ya da ümitsiz olarak görülen işler olduğunudile getiren Özeken, böyle davalar nedeniyle diğer avukatlardan daha çok çalışmak zorunda kaldığını söyledi.
Tazminat mücadelesi
Avukat olmaya, kendisine çarparak görme yetisini kaybetmesine yol açan motosiklet sürücüsünün 50 bin lira tazminat ödemeye mahkum edilmesinin ardından karar verdiğini anlatan Özeken, şunları söyledi: "Bana çarpan kişiye motosikleti sınıf geçme hediyesi olarak verilmiş. O da bir kamyonla yarışırken bana çarpmış. Olay 1964 yılında meydana geldi. Davası ise 1974 yılında sonuçlandı. Bana 50 bin lira tazminat ödenmesine karar verildi. Fakat bu arada sanık ortadan kayboldu.
İstanbul'a geldikten sonra adamın izini sürdüm ve buldum. 1984 yılında 82 bin lira (700 Mark) aldık. Kısacası iki gözümü 82 bin liraya verdim."
Zor geçen eğitim
Gaziantep Görme Özürlüler Okulu'nun ardından liseyi dışardan bitirdiğini ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdiğini ifade eden Özeken, ailesinin maddi durumunun kötü olması nedeniyle eğitim hayatı boyunca çalıştığını dile getirdi.
Görme özürlüler için eğitimin çeşitli zorlukları olduğunu ve diğer öğrencilere göre daha fazla masraf yapıldığını kaydeden Özeken, "Her şeyden önce kitaplarınızı kasetlere okutmak ve derslere öyle çalışmak zorundasınız. Farklı kağıtlar kullanıyorsunuz. Değişik masraflarınız oluyor" dedi.
Eğitim sırasında zorlukların bir şekilde aşıldığını vurgulayan Özeken, asıl sorunların ise meslek icra edilirken yaşandığını söyledi.
İstanbul'da yaklaşık 30 adliye binası bulunmasının büyük sorun yarattığını belirten Özeken, adliyelerin 2 ya da 3 binada toplanmasını istediklerini anlattı.
Yeni adliye binalarının özürlüler düşünülerek yapılması gerektiğini ifade eden Özeken, toplumun özürlü insanlara karşı bakış açısının değişmesinin de büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
İş gelmiyor
Türkiye'deki özürlü sayısının nüfus sayımlarında tam tespit edilemediğine işaret eden Mümin Özeken, çünkü ailelerin özürlü çocuklarını sakladıklarını ya da yok saydıklarını anlattı.
Toplumun bu bakış açısının mesleğinde de karşısına çıktığını belirten avukat Özeken, şöyle devam etti:
"Çoğu kişi, özürlü olduğum için davalarını bana vermek istemiyor. Benim, işlerini halledemeyeceğimi düşünüyorlar. Ben hukuki olarak davayı nasıl halledebileceğimin mücadelesini verirken, bir de karşımdaki insanı kazanmanın mücadelesini yapıyorum.
Genelde müvekkillerim birilerinin tavsiyesi üzerine bana gelir ya da önce beni küçük işlerle denerler, sonra büyük işler verirler. 10 yıllık avukatım. Görme özrüm bulunmasaydı iş hacmim çok farklı olurdu."
Kendisine verilen davaların bir bölümünün de, başka avukatlar tarafından kazanılması zor ya da ümitsiz olarak görülen işler olduğunudile getiren Özeken, böyle davalar nedeniyle diğer avukatlardan daha çok çalışmak zorunda kaldığını söyledi.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.