İslam tarihinde çok önemli bir rolü olduğu için Hudeybiye konusunu irdelemeye devam ediyoruz... Hudeybiye anlaşmasında zahiren bütün maddeler Müslümanların aleyhine gözükmüştür. Ancak, Ashabı Kiram olup biten bu olayın inceliğini anlayamamışlardı... Maddeler yazılırken dahi Kureyşliler adına orda bulunan Süheyl, önce "Bismillahirrahmanirrahim" ile başyanmasına itiraz ederek "Bismike Allahümme" yazdırdı. Ayrıca, "Muhammed'un Resulullah" kelimesini de "Biz Senin Allah Resulü olduğunu kabul etmiyoruz ki, böyle yazdırıyorsun" diyerek karşı sildirmek istedi. Resulullah Efendimiz (sav), yazıcı olan Hz. Ali'ye, o kısmı silerek "Muhammed b. Abdillah" yazmasını emretti ise de Hz. Ali bunu yapmayacağını söyleyince Peygamber Efendimiz, o kısmı kendi elleriyle sildiler ve "Muhammed b. Abdillah" yazdırttılar.Zahiren herşey Müslümanların aleyhine idi. Ashabı kiram, bu hadiseye içlerinden itiraz ediyor, hatta bazen dışa vuruyorlardı. Hz. Ömer, işi itiraz noktasına kadar getirimiş; Resulullah'a sorular sormaya başlamıştı. Bir de tam o sırada Süheyl b. Amr'ın, zincirlerini kopararak Mekke'den kaçan Müslüman oğlu Ebu Cendel'i, Resulullah'ın, babasına teslim etmesi, Müslümanları hicrana boğmuştu. Bütün bu olayların ankasındaki ilahi hikmeti anlamayan ashabı kiram, öylesine afallamışlardı ki, bu gördüklerini serap zannediyorlardı. Biraz sonra bir ayet ineceğini, ya da Resulullah'ın karar değiştirip, "Haydi, Mekke'ye gidiyoruz!" diyeceğini umuyorlardı. Bu beklentiyledir ki, Resulullah'ın üç defa: "Artık kalkıp kurbanlarınızı kesiniz ve sonra da başlarınızı tıraş ediniz" emirlerine rağmen, yerlerinden kalkacak takati kendilerinde bulamamışlardı. Ne zamanki Resulullah, kurbanını kesip, tıraş oldu; o zaman gördüklerinin bir rüya değil gerçek olduğunu anlayıp kurbanlarını kestiler ve tıraş oldular.Ashabı kiram için hakikaten zor bir imtihandı. Sanki Hz. Musa'nın (as), Hızır (as) ile imtihanını yaşıyorlardı. Fakat Cenabı Hak estirdiği bir rüzgar ile, kestikleri saçlarını Haremi Şerif'e uçurarak umrelerini kabul ettiğini müjdelediği gibi, Hudeybiye'den üzgün ayrılışlarından biraz sonra indirdiği Feth Sûresi ile de Müslümanların yakın zamanda Mekke'yi fethedeceklerini müjdeleyerek kalplerini mutmain kılmıştı: "Ey Resulüm, biz sana apaçık bir zafer verdik" (Feth Sûresi, 1. Ayet)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.