Kapitalist anlayış, hep buzdağının görünen kısmını gösterir, halbuki buzdağının görünmeyen kısmı çok daha büyüktür. Yine bu anlayış, bardağın dibindeki suyu gösterir, halbuki bardağın çoğu boştur.
Başta toplumsal konular olmak üzere tüm meselelerde buzdağının görünmeyen kısmını yok kabul edenler, bardağın boş tarafını görmezden gelenler asla ve asla sorunlara gerçek manada çözüm üretmezler.
Bu genel girişten sonra geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirilen, 3.5 milyondan fazla gencimizin ter döktüğü üniversite sınavlarını biraz değerlendirelim.
Malum, bir gencin üniversiteye girebilmesi için 3 oturumdan oluşan Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) girmesi gerekiyor.
Birincisi, Temel Yeterlilik Testi (TYT); ikincisi, Alan Yeterlilik Testi (AYT); üçüncüsü de Yabancı Dil Testi (YDT)…
En fazla adayın girdiği sınav olan TYT'ye bu sene toplam 3 milyon 527 bin 466 aday başvurdu. 3.5 milyonu aşkın gencimiz 'iyi bir gelecek için üniversite' hayaliyle bu sınava giriyor, bu gençlerin çok azı hedefine ulaşıyor, çoğunluk ise büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Peki, bu gençlerden ne kadarı hayallerine kavuşabiliyor?
Dilerseniz bu sorunun cevabını Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar versin. Özvar, üniversite kontenjanlarıyla ilgili şunları söyledi:
* "Bu yıl önlisans programlarımız için 388 bin, lisans programlarımız için 465 bin olmak üzere toplam kontenjan belirlenmiştir."
* "Açıköğretim ve uzaktan öğretim kontenjanlarımızla birlikte toplamda 1 milyon 61 bin kontenjan mevcuttur."
* "34 yaş üstü kadınlar, depremzede adaylar ile şehit ve gazi yakınları için ayrılan kontenjanlar da dahil edildiğinde toplam kontenjan 1 milyon 111 bine ulaşmıştır."
Gerçek manada bir üniversite eğitimi lisans programlarında olabilmektedir. Özvar'ın açıkladığı gibi lisans programlarındaki kontenjan 465 bin kişidir.
Lisans programlarını kazananların önemli bir bölümü de hayali olmadığı halde puanı bunu tuttuğu için, boş kalmamak için tercih yazmaktadır.
Bütün bunları dikkate aldığımızda üniversite hayallerine gerçekten ulaşan gencimizin sayısı çok iyimser bir rakamla 200 bini geçmemektedir.
3.5 milyonda 200 bin, işte bu tablo başta da belirttiğimiz gibi buzdağının görünen kısmıdır. Bu gençlerimizin başarısı elbette ki takdire şayandır, hepsini ayrı ayrı tebrik ediyoruz. Ama bizim burada dikkat çekmek istediğimiz husus, ya hayalleri yıkılan milyonlar ne olacak?
Bu gençler okumaya devam etmek istemeseler, zaten sınava başvurmazlardı. Bir ülkenin yönetimine düşen en önemli vazife, gençlerinin umudu olmaktır. Hani her fırsatta söylüyorsunuz ya, "Gençlerimiz geleceğimizdir" diye, işte bu sebepten dolayı… Gençlerini sürekli hayal kırıklığı yaşatan bir yönetim, söyler misiniz, ülkeyi geleceğe güvenle taşıyabilir mi? Kendimizi kandırmamıza gerek yok…
Gençleri heba ederek, gelecek planı yapılamaz.
Gençlerin içinden çıkmış bir lider olan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, eğitimde fırsat eşitliği bulunmadığını ifade ederek, zengin olan ve ailesinin sunduğu imkanlarla en üst düzey eğitim alan bir gençle, sırf fakir olduğu için imkansızlıklar içinde eğitim almaya çalışan bir gencin aynı sınavda yarıştığını belirtiyor ve bunun büyük bir haksızlık olduğunu vurguluyor.
Adaletin, ancak devlet eliyle fakir ailelerin çocuklarının da iyi bir eğitim almasıyla sağlanabileceğini ifade ediyor.
Bir diğer husus ise, Anayasal bir hak olan "eğitim ve öğrenin hakkı" konusunda hiçbir gence engel konulmaması gerektiği… BTP'nin "sınavsız üniversite" projesi de bunu sağlayabilecek tek projedir.
AKP hükümeti, bu projeyi de kopya çekerek kendine uyarladı ve Türk gençleri için planlanan bu projeyi aldı, sığınmacılara ve yabancılara uyguladı.
Ailelerinin gelir düzeyinin artırılması, eğitimde fırsat eşitliğinin ortaya konulması, sınavsız üniversite ve mezun olan gençlere iyi bir iş ve sağlıklı bir yuva sunulması… bütün bu ve benzeri projeler için olmazsa olmaz şart "güçlü devlet" anlayışıdır.
Bu ve benzeri projeler, mevcut borca dayalı zayıflatılmış devlet anlayışıyla asla gerçekleştirilemez. BTP'nin parti programında olan Prof. Dr. Haydar Baş'a ait Milli Ekonomi Modeli acilen uygulanarak devlet, aileler ve bireyler güçlü hale getirilmelidir.
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
























































































