Balıkesir'in Bandırma ilçesinde dün gece meydana gelen gemi faciası, geride büyük acılar bıraktı. Batan gemide yaralanıp, denizde bir süre mücadele etmesine rağmen kurtulamayan Özen Erdoğan'ın, köydeki baba ocağı ve ile Balıkesir'deki evine ateş düştü.
Bigadiç'in Çağış köyünde oturan Özen Erdoğan'ın babası İsmail Erdoğan (75), daha önce yıllarca kendisinin kullandığı kamyonu 25 sene önce oğlu Özen'e bıraktığını söyledi. O yıllarda yine aynı bölgeye bor madeni taşıdıklarını anlatan baba İsmail Erdoğan, soğukkanlılığıyla dikkat çekti. Acılı anne Nefise Erdoğan (73) ise, biri kız 2 evladından Özen'in, daha çocukken araba sürmeye çok meraklı olduğunu, babası gibi kamyon kullanmaya özendiğini söylerken gözyaşına boğuldu. Anne Erdoğan, "Daha çok küçükken kapakları alıp sürerdi, şoför olacağım diye. Kamyoncu olmak istiyordu. Babası arabayı bırakıp ona teslim etti, artık hep o sürdü. Allah kimselere yazmasın böyle" dedi.Ro ro gemisinde bulunan 73 kamyondan 25'inin Balıkesir'in Bigadiç ilçesindeki, 'Sınırlı Sorumlu Bigadiç Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi'ne ait olduğu öğrenildi. Kooperatif başkanı İsmail Akgün, "Etibank'ın bor nakliye işlerini yapıyoruz. Dün gece bu feci kaza başımıza geldi. Ölen arkadaşlara rahmet diliyoruz. Biz çalışmalarımıza devam edeceğiz. Gemide bizim 25 aracımız ve 25 şoförümüz vardı, 1 tanesi rahmetli oldu, 1 tanesi de kayıp. Aramalar devam ediyor. Gece 01.00'de kalkacak olan gemiye de 28aracımız daha binecekti. Bu olaydan sonra binmedi, Bandırma'da garaja çekildi. Olayı tam bilmiyoruz, şoför arkadaşlar çıkış sırasında geminin hafif sola yattığını sonra sağa yattığını ve batışın gerçekleştiğini anlattılar, her şey 15-20 dakikada olup bitmiş. Bizim kendi araçlarımızda istihap haddi var. Devletin olduğu için biz istihap haddi sarmak zorundayız. Zaten başka bir şey saramazlar. Ama, piyasa araçlarının ne durumda olduğunu da bilmemiz mümkün değil. Bizim kırkayak araçlarımız var, 20'şer tonluk yükleri mevcut. Yükleri standart" diye konuştu.
Kazadan kurtulanlardan şok iddialarBatan gemiden sağ olarak kurtulmayı başaranlardan Mustafa Seçik, gemi kaptanını yalancılıkla suçladı. Seçik, arkadaşları Özen Erdoğan'ın ölümünden ise Sahil Güvenlik botlarını sorumlu tuttu. Bigadiç Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi'nde yönetim kurulu üyesi de olan Mustafa Seçik, ölen Özen Erdoğan ile denize beraber atladıklarını, gemiyi terk eden son 3 kişiden birinin kendisinin diğerinin ise Özen Erdoğan olduğunu, Özen ile içinde can yeleği bulunan kutuya tutunduklarını anlattı. Özen'in yüzme bilmediğini, kendisinin daha iyi yüzdüğünü ve bu sebeple de kutuyu Özen'e bıraktığını söyleyen Mustafa Seçik, "Sahil Güvenlik olaydan 43 dakika sonra geldi, çok geç kaldı. Hiç arkasına bakmadı, önüne çıkanı aldı, bize 10 metre yaklaştığı halde görmediler. Özen'i kurtarabilirlerdi, ama arkalarına bakmadılar" diye konuştu. Mustafa Seçik, denizdeki dalgaya rağmen 200 metre yüzerek sahile ulaşıp kurtulduğu o dehşet anlarını şöyle anlattı: "Kendi arabamlaydım, gemi saat 23.30 sıralarında hareket etti. Gemi önce sağa yattı. Ondan sonra hızlanıp kendini toparladı, düzeltti. Yaklaşık 500-600 metre sonra çok hızlı bir manevra yapıp sağa kırdı, araba da sola yattı. Kesinlikle yükleme hatası, çünkü geminin tabanında hiç araba yoktu. İkincisi, kesinlikle kaptan hatası. Siz bir araba yükler altını boş bırakır birden sağa kırarsanız bütün araba yatar. Denizde gemi kullanıyorsunuz, en cahil adam olsa bunu düşünür. Alt katta asansör bozuktu, o yüzden araçlar orta kat ve üst kattaydı. Alta araba almadılar. Yükleme düzensizliği vardı zaten, ilk kalkışta gemi sağa yattı. Sonra sanki bir arabanın dümenini kırar da araba sağa sola yatar ya, aynı öyle bütün arabaları yatırdı. Ben gemiden en son çıkanlardan biriyim. Kaptan gemide kimseyi bırakmadığını söylüyor, yanlış. Biz en son arkadan denize bir metre kala atladık. Yüzme bilmeyen bir arkadaşımız vardı, öldü. 'Can yeleği dağıttık' diyorlar, biz can yeleğini denizde bulduk. Can yeleği kutusundan ölen arkadaşımızla birlikte tutunduk. Fakat kutu ikimizi kaldıramayacağı için ben bıraktım, ben yüzerim dedim. İleride 100 metre sonra bir can yeleği buldum. Kurtarma botları kesinlikle 43 dakikada geldi. Öyle birkaç kişinin söylediği gibi acilen ulaştık, birkaç dakika içinde falan yok, kesinlikle yalan. Gemiyi en son terk eden bizdik, son 3 kişi ve bir arkadaşımızı kaybettik. Denizde aynı kutuda tutunuyorduk, ben, 'Bu kutu ikimizi birden kaldırmaz, ben biraz daha gidebilirim sen bekle. Bu kutu seni ileri kıyıya çıkarır' dedim. Fakat adamda derman kalmamıştı zaten. Gemide kesinlikle bir sinyal ikazı olmadı, iftarı açtıktan sonra biz verilen yemeği yemedik, sahur hazırlığı için arabanın üzerine yatmaya gittik. O anda olan oldu, ben 5 dakika önce inmiştim, tesadüfen bir yerlerden çıktık. Benimle beraber bir sürü arkadaşım bağıra bağıra öldü. Sahil güvenlik kesinlikle 40 dakikadan önce gelmedi ve görevlerini yapmadılar. Önden insan aldılar, arkada duranların hiçbirine bakmadılar. Arkada 3 kişi kalan bizdik, arkadaşımız onların yüzünden öldü. Arkaya gelip dolaşsaydılar bu olmazdı, dolaştılar ama 10 metreden göremediler bizi, geminin yanına yaklaşmadılar. O römorkların dönüşü olmasaydı gübre fabrikasına kadar çıkardım. Onların dalgası yüzünden 50 metre ileriye gidiyorum, 20 metre geriye geliyordum. Ben can yeleği bulmak için arkadaşımı kutuyla bırakıp mecburdum gitmeye. En son çıkanlardan biriyim, ne bir siren ikazı, ne de başka uyarı yoktu. Arabanın camları kırılmasıydı çıkamazdık. Benden sonra 3-5 arkadaşımızdaha vardı, kapıya ulaşamadılar. İlk hamlede ben çıktım, onlara elektrik kablosu attığım halde gelemediler."
Bigadiç'in Çağış köyünde oturan Özen Erdoğan'ın babası İsmail Erdoğan (75), daha önce yıllarca kendisinin kullandığı kamyonu 25 sene önce oğlu Özen'e bıraktığını söyledi. O yıllarda yine aynı bölgeye bor madeni taşıdıklarını anlatan baba İsmail Erdoğan, soğukkanlılığıyla dikkat çekti. Acılı anne Nefise Erdoğan (73) ise, biri kız 2 evladından Özen'in, daha çocukken araba sürmeye çok meraklı olduğunu, babası gibi kamyon kullanmaya özendiğini söylerken gözyaşına boğuldu. Anne Erdoğan, "Daha çok küçükken kapakları alıp sürerdi, şoför olacağım diye. Kamyoncu olmak istiyordu. Babası arabayı bırakıp ona teslim etti, artık hep o sürdü. Allah kimselere yazmasın böyle" dedi.Ro ro gemisinde bulunan 73 kamyondan 25'inin Balıkesir'in Bigadiç ilçesindeki, 'Sınırlı Sorumlu Bigadiç Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi'ne ait olduğu öğrenildi. Kooperatif başkanı İsmail Akgün, "Etibank'ın bor nakliye işlerini yapıyoruz. Dün gece bu feci kaza başımıza geldi. Ölen arkadaşlara rahmet diliyoruz. Biz çalışmalarımıza devam edeceğiz. Gemide bizim 25 aracımız ve 25 şoförümüz vardı, 1 tanesi rahmetli oldu, 1 tanesi de kayıp. Aramalar devam ediyor. Gece 01.00'de kalkacak olan gemiye de 28aracımız daha binecekti. Bu olaydan sonra binmedi, Bandırma'da garaja çekildi. Olayı tam bilmiyoruz, şoför arkadaşlar çıkış sırasında geminin hafif sola yattığını sonra sağa yattığını ve batışın gerçekleştiğini anlattılar, her şey 15-20 dakikada olup bitmiş. Bizim kendi araçlarımızda istihap haddi var. Devletin olduğu için biz istihap haddi sarmak zorundayız. Zaten başka bir şey saramazlar. Ama, piyasa araçlarının ne durumda olduğunu da bilmemiz mümkün değil. Bizim kırkayak araçlarımız var, 20'şer tonluk yükleri mevcut. Yükleri standart" diye konuştu.
Kazadan kurtulanlardan şok iddialarBatan gemiden sağ olarak kurtulmayı başaranlardan Mustafa Seçik, gemi kaptanını yalancılıkla suçladı. Seçik, arkadaşları Özen Erdoğan'ın ölümünden ise Sahil Güvenlik botlarını sorumlu tuttu. Bigadiç Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi'nde yönetim kurulu üyesi de olan Mustafa Seçik, ölen Özen Erdoğan ile denize beraber atladıklarını, gemiyi terk eden son 3 kişiden birinin kendisinin diğerinin ise Özen Erdoğan olduğunu, Özen ile içinde can yeleği bulunan kutuya tutunduklarını anlattı. Özen'in yüzme bilmediğini, kendisinin daha iyi yüzdüğünü ve bu sebeple de kutuyu Özen'e bıraktığını söyleyen Mustafa Seçik, "Sahil Güvenlik olaydan 43 dakika sonra geldi, çok geç kaldı. Hiç arkasına bakmadı, önüne çıkanı aldı, bize 10 metre yaklaştığı halde görmediler. Özen'i kurtarabilirlerdi, ama arkalarına bakmadılar" diye konuştu. Mustafa Seçik, denizdeki dalgaya rağmen 200 metre yüzerek sahile ulaşıp kurtulduğu o dehşet anlarını şöyle anlattı: "Kendi arabamlaydım, gemi saat 23.30 sıralarında hareket etti. Gemi önce sağa yattı. Ondan sonra hızlanıp kendini toparladı, düzeltti. Yaklaşık 500-600 metre sonra çok hızlı bir manevra yapıp sağa kırdı, araba da sola yattı. Kesinlikle yükleme hatası, çünkü geminin tabanında hiç araba yoktu. İkincisi, kesinlikle kaptan hatası. Siz bir araba yükler altını boş bırakır birden sağa kırarsanız bütün araba yatar. Denizde gemi kullanıyorsunuz, en cahil adam olsa bunu düşünür. Alt katta asansör bozuktu, o yüzden araçlar orta kat ve üst kattaydı. Alta araba almadılar. Yükleme düzensizliği vardı zaten, ilk kalkışta gemi sağa yattı. Sonra sanki bir arabanın dümenini kırar da araba sağa sola yatar ya, aynı öyle bütün arabaları yatırdı. Ben gemiden en son çıkanlardan biriyim. Kaptan gemide kimseyi bırakmadığını söylüyor, yanlış. Biz en son arkadan denize bir metre kala atladık. Yüzme bilmeyen bir arkadaşımız vardı, öldü. 'Can yeleği dağıttık' diyorlar, biz can yeleğini denizde bulduk. Can yeleği kutusundan ölen arkadaşımızla birlikte tutunduk. Fakat kutu ikimizi kaldıramayacağı için ben bıraktım, ben yüzerim dedim. İleride 100 metre sonra bir can yeleği buldum. Kurtarma botları kesinlikle 43 dakikada geldi. Öyle birkaç kişinin söylediği gibi acilen ulaştık, birkaç dakika içinde falan yok, kesinlikle yalan. Gemiyi en son terk eden bizdik, son 3 kişi ve bir arkadaşımızı kaybettik. Denizde aynı kutuda tutunuyorduk, ben, 'Bu kutu ikimizi birden kaldırmaz, ben biraz daha gidebilirim sen bekle. Bu kutu seni ileri kıyıya çıkarır' dedim. Fakat adamda derman kalmamıştı zaten. Gemide kesinlikle bir sinyal ikazı olmadı, iftarı açtıktan sonra biz verilen yemeği yemedik, sahur hazırlığı için arabanın üzerine yatmaya gittik. O anda olan oldu, ben 5 dakika önce inmiştim, tesadüfen bir yerlerden çıktık. Benimle beraber bir sürü arkadaşım bağıra bağıra öldü. Sahil güvenlik kesinlikle 40 dakikadan önce gelmedi ve görevlerini yapmadılar. Önden insan aldılar, arkada duranların hiçbirine bakmadılar. Arkada 3 kişi kalan bizdik, arkadaşımız onların yüzünden öldü. Arkaya gelip dolaşsaydılar bu olmazdı, dolaştılar ama 10 metreden göremediler bizi, geminin yanına yaklaşmadılar. O römorkların dönüşü olmasaydı gübre fabrikasına kadar çıkardım. Onların dalgası yüzünden 50 metre ileriye gidiyorum, 20 metre geriye geliyordum. Ben can yeleği bulmak için arkadaşımı kutuyla bırakıp mecburdum gitmeye. En son çıkanlardan biriyim, ne bir siren ikazı, ne de başka uyarı yoktu. Arabanın camları kırılmasıydı çıkamazdık. Benden sonra 3-5 arkadaşımızdaha vardı, kapıya ulaşamadılar. İlk hamlede ben çıktım, onlara elektrik kablosu attığım halde gelemediler."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.