24 Nisan 1915'te büyük bir telaş vardır. Seddülbahir'de araziye yeni kaydırılan 26. Alay km.lerce uzunluktaki kıyılara yayılmaya çalışmaktadır. Eski hisarlık şimdiki Abide'den İkizkoya kadar km.lerce kıyıyı 26.Alay 3.Taburu savunacaktır. Bir tabur 3 tümene karşı. Tabur komutanı Mahmut Sabri Bey 4. bölüğünü kritik yerlere dağıttı. 10. Bölük ikiye bölündü. Bir kısmı Seddülbahir köy içine, Ezineli Yahya ile 66 arkadaşı da Ertuğrul koyuna. Diğerleri de Eski Hisarlık, Morto Koyu, Teke burnu ikizkoya dağıldı. Mahmut Bey harap kaledeki karargahından yönetecektir savaşı.
Canını vatan için adamış fidanlar
Mahmut Sabri Bey "Evlatlarım belli ki düşman çıkacak. Bu vatan toprağı bize emanet, herkes bulunduğu yerde son nefese kadar savunsun. Biz ölmeden belki 25. Alay imdadımıza gelir. Ertuğrul Koyu ufak, oraya bir gönüllü takım göndereceğim kim isterse üç adım öne çıksın." der. Ezineli Yahya fırlar ilk önce. 67 kişi öne çıkar. Bedenini bu vatan toprağına adamış, ruhuyla Allah'ına susamış 67 mehmetçik. Hepsi bir daha geri gelmeyeceğini bilerek helalleşirler herkesle. Tekbirlerle Ertuğrul Koyuna koşarlar. Alman Liman Van Sanders'in boşalttığı birinci hattaki siperlere yerleşirler.
Düşman sabah alacakaranlıkla beraber önce zırhlılarından cehennem kusar. Küçücük Ertuğrul Koyuna saatte 4650 adet top mermesi gönderirler. Bu mermilerden hiçbiri Yahya ve arkadaşlarına isabet etmez. Top atışları esnasında Koy'da yaprak bile kıpırdamaz. Artık orada canlı olamaz derler ve çıkartma başlar. Önce iki alay ve ardından bir alay daha 25 Nisan 1915 günü yağmur gibi 67 gencimizin üzerine çullanırlar. Düşman önce 4 bin sonra 6 bin olur. Savunmadaki Türk askeri ise sadece 67. Çıkarma tüm gün sürer ama tutunamazlar. Çıkarma 26 Nisan 1915 gününe sarkar. Öğlen üzeri yani 21 saat sonra Yahya bacağından yaralanır. Zaten siperlerde tetik çeken üç kişi kalmıştır. 64 cennet yolcusu orada bırakılır ve üç gazi Tabur komutanı Mahmut Sabri Beyin yanına döner, Yahya tekmil verir ve; "64 şehid 3 gazi vererek vazifemizi yaptık komutanım" der. Yahya ve arkadaşlarının geride koyda bıraktığı düşman kaybı General Nipel ile 3 bin düşman subay ve eri. 67 kişiye karşılık 3 bin kişi. Yahyacık oradan zığınderedeki sargı yerine tedaviye gönderilir ama oraya ulaşamaz. Şehid olur.
25 ve 26 Nisan 1915 günleri üç tümen ve bir tugayla yapılan Seddülbahir çıkarmasında Liman Van Sanders'in kıyı şeridinde boşaltığı birincisi siperler düşmanın eline geçer.
Kuzeyde Anzak Tümeniyle mücadele eden 19. Tümen 57. Alay, Hüseyin Avni Bey komutasında destanlar yazar. 27. Alayın desteğiyle 57. Alay 25 Nisan günü Anzakları kıyıya kovalar.
Alman komutan Liman Van Sanders, Seddülbahir bölgesinde 9.Tümen Komutanı H.Sami bey ve diğer Türk Subaylarına rağmen bu bölgenin güneyini Alman Albay Zadenstein'e verdi. Alman Albay kara birlikleri komutanı Esat Paşaya haber vermeden 4-5 Mayıs gecesi düşmanın üzerine Alçıtepe mevkiinden bir taarruz başlattı. 7.Tümen düşmanla gece çarpışırken o sırada yürüyerek Eceabat'tan getirilen 15. Tümen aynı yere gönderildi. Henüz araziyi gündüz gözüyle görmemiş 15.Tümen ile onu düşman sanan 7.Tümen arasında çatışma çıktı. Alman Albay, iki Türk birliğini birbirine kırdırdı. Saban saat 10:00 olduğunda kayıp tam 4 bin mehmetçik. Esat Paşa, bu olayı affetmez ve Alman Albay'ı görevden alır.
Mehmetçik kanını, canını siper etti
8 Mayıs 1915 tarihinde müttefik kuvvetler Alçıtepe'yi almak için ikinci bir taarruz yaparlar. Fransızlar, Kerevizdereden, İngilizler Alçıtepe istikametinden 25 bin askerle saldırırlar. 25 bin düşman askerine karşı sadece 10 bin Türk askeri var, 300'den fazla ağır makinalıya karşı 24 ağır makinalı, 505 topa karşılık 40 topla karşı koyar Mehmetçik. 6 mayısta başlayıp 8 mayısa kadar süren çarpışmalarda Alçıtepe düşman için hala uzakta. Müttefiklerin generallerinden Oglander şöyle anlatıyor o günkü durumu; "Fransızların 75 mm.lik topları, Kerevizdere sırtlarını tahrip mermileriyle saatlerce dövmelerine rağmen tek Türk piyadesi yerinden kımıldamamıştı."
11 Mayıs 1915'te Enver Paşa, Cepheyi teftişe gelir. Bu esnada Alman L.Van Sanders'in ısrarı üzerine 19 Mayıs gecesi bir taarruz planlanır. Mevcut Tümenlere ilave olarak İstanbul'dan yeni gelen 2.Tümen de taarruza katılacaktır. Kanlısırt-Kırmızısırt ve Bombasırtı civarında taarruz başlar. Anzaklar Makinalarını ayarlamış bekliyorlar. Bir bölüğümüz hücum ediyor. Tam ortaya geldiklerinde Anzaklar ateş edip biçiyorlar. Arkasından öteki bölüğümüz çıkıyor, onlar da biçiliyor. Bir başka bölük, bir başka bölük daha. Yoldan gece gelip hiç dinlenmeden 20 km. yürütülen 2.Tümen cepheye sürülür. Asker nerede olduğunu, ne tarafa hücum edeceğini bile bilemez. Korkunç bir katliam. Şehit sayısı 3-4 saat içinde tam 9 bin. Esat Paşa saat 10:00 civarında taarruzu durdurur.
Gelibolu Yarımadasındaki bu yoketmeye çalışanlarla, varolmaya, hür yaşamaya çalışanlar arasındaki kanlı boğuşma devam etmektedir. Kuzeyde Arıburnu cephesinde taraflar siperlere inmiştir. Ama General Hamilton ne pahasına olursa olsun 217 rakımlı Alçıtepe'yi alma sevdasında. Onun için güneyde Kirte-Seddülbahir-Alçıtepe hattında azgın saldırılara hiç ara vermez. Haziran ayı ortaları gelmiştir ama düşman hala birkaç km'den fazla ilerleyememiştir. Mehmetçik dimdik ayakta. Bir İngiliz askeri şöyle diyor; "Bugün yine taarruz ettik ve arkamızda binlerce arkadaşımızı cansız bırakıp döndük. Yarın yine taarruz edeceğiz, bakalım bu defa kimleri kızgın güneşin altında bırakıp döneceğiz."
İşte bu stres ve moralsizliğe takviye olmak ve daha çok Türk kanı dökmüş olmak için 1864-1907 yıllarında kabul ettikleri savaş suçları kararları hükümlerine rağmen Sığındere'deki 5 km. alana yayılmış bulunan Sargı yeri'ne yani ilk yardım tedavisi yapılan Kızılay çadırlarımıza 28 Haziran 1915 gecesi binlerce mermi yağdırdılar. (Ölü sayısı ?) Haziran'ın sonunda Edirne'de bulunan 2.Ordu da cepheye geldi ve Güney bölgesine konuşlandı. Çıkarma ve savaş alanı 2. ordu Komutanı Vehip Paşa'nın ve onun 5. Kolordusu başındaki Fevzi Çakmak Paşanın emin ellerindedir. Vehip Paşa, Esat Paşa'nın kardeşidir. 2. Ordu Salim bey çiftliğinde, 5. Kolordu ile Fevzi Çakmak ise Alçtepe'dedir.
Canını vatan için adamış fidanlar
Mahmut Sabri Bey "Evlatlarım belli ki düşman çıkacak. Bu vatan toprağı bize emanet, herkes bulunduğu yerde son nefese kadar savunsun. Biz ölmeden belki 25. Alay imdadımıza gelir. Ertuğrul Koyu ufak, oraya bir gönüllü takım göndereceğim kim isterse üç adım öne çıksın." der. Ezineli Yahya fırlar ilk önce. 67 kişi öne çıkar. Bedenini bu vatan toprağına adamış, ruhuyla Allah'ına susamış 67 mehmetçik. Hepsi bir daha geri gelmeyeceğini bilerek helalleşirler herkesle. Tekbirlerle Ertuğrul Koyuna koşarlar. Alman Liman Van Sanders'in boşalttığı birinci hattaki siperlere yerleşirler.
Düşman sabah alacakaranlıkla beraber önce zırhlılarından cehennem kusar. Küçücük Ertuğrul Koyuna saatte 4650 adet top mermesi gönderirler. Bu mermilerden hiçbiri Yahya ve arkadaşlarına isabet etmez. Top atışları esnasında Koy'da yaprak bile kıpırdamaz. Artık orada canlı olamaz derler ve çıkartma başlar. Önce iki alay ve ardından bir alay daha 25 Nisan 1915 günü yağmur gibi 67 gencimizin üzerine çullanırlar. Düşman önce 4 bin sonra 6 bin olur. Savunmadaki Türk askeri ise sadece 67. Çıkarma tüm gün sürer ama tutunamazlar. Çıkarma 26 Nisan 1915 gününe sarkar. Öğlen üzeri yani 21 saat sonra Yahya bacağından yaralanır. Zaten siperlerde tetik çeken üç kişi kalmıştır. 64 cennet yolcusu orada bırakılır ve üç gazi Tabur komutanı Mahmut Sabri Beyin yanına döner, Yahya tekmil verir ve; "64 şehid 3 gazi vererek vazifemizi yaptık komutanım" der. Yahya ve arkadaşlarının geride koyda bıraktığı düşman kaybı General Nipel ile 3 bin düşman subay ve eri. 67 kişiye karşılık 3 bin kişi. Yahyacık oradan zığınderedeki sargı yerine tedaviye gönderilir ama oraya ulaşamaz. Şehid olur.
25 ve 26 Nisan 1915 günleri üç tümen ve bir tugayla yapılan Seddülbahir çıkarmasında Liman Van Sanders'in kıyı şeridinde boşaltığı birincisi siperler düşmanın eline geçer.
Kuzeyde Anzak Tümeniyle mücadele eden 19. Tümen 57. Alay, Hüseyin Avni Bey komutasında destanlar yazar. 27. Alayın desteğiyle 57. Alay 25 Nisan günü Anzakları kıyıya kovalar.
Alman komutan Liman Van Sanders, Seddülbahir bölgesinde 9.Tümen Komutanı H.Sami bey ve diğer Türk Subaylarına rağmen bu bölgenin güneyini Alman Albay Zadenstein'e verdi. Alman Albay kara birlikleri komutanı Esat Paşaya haber vermeden 4-5 Mayıs gecesi düşmanın üzerine Alçıtepe mevkiinden bir taarruz başlattı. 7.Tümen düşmanla gece çarpışırken o sırada yürüyerek Eceabat'tan getirilen 15. Tümen aynı yere gönderildi. Henüz araziyi gündüz gözüyle görmemiş 15.Tümen ile onu düşman sanan 7.Tümen arasında çatışma çıktı. Alman Albay, iki Türk birliğini birbirine kırdırdı. Saban saat 10:00 olduğunda kayıp tam 4 bin mehmetçik. Esat Paşa, bu olayı affetmez ve Alman Albay'ı görevden alır.
Mehmetçik kanını, canını siper etti
8 Mayıs 1915 tarihinde müttefik kuvvetler Alçıtepe'yi almak için ikinci bir taarruz yaparlar. Fransızlar, Kerevizdereden, İngilizler Alçıtepe istikametinden 25 bin askerle saldırırlar. 25 bin düşman askerine karşı sadece 10 bin Türk askeri var, 300'den fazla ağır makinalıya karşı 24 ağır makinalı, 505 topa karşılık 40 topla karşı koyar Mehmetçik. 6 mayısta başlayıp 8 mayısa kadar süren çarpışmalarda Alçıtepe düşman için hala uzakta. Müttefiklerin generallerinden Oglander şöyle anlatıyor o günkü durumu; "Fransızların 75 mm.lik topları, Kerevizdere sırtlarını tahrip mermileriyle saatlerce dövmelerine rağmen tek Türk piyadesi yerinden kımıldamamıştı."
11 Mayıs 1915'te Enver Paşa, Cepheyi teftişe gelir. Bu esnada Alman L.Van Sanders'in ısrarı üzerine 19 Mayıs gecesi bir taarruz planlanır. Mevcut Tümenlere ilave olarak İstanbul'dan yeni gelen 2.Tümen de taarruza katılacaktır. Kanlısırt-Kırmızısırt ve Bombasırtı civarında taarruz başlar. Anzaklar Makinalarını ayarlamış bekliyorlar. Bir bölüğümüz hücum ediyor. Tam ortaya geldiklerinde Anzaklar ateş edip biçiyorlar. Arkasından öteki bölüğümüz çıkıyor, onlar da biçiliyor. Bir başka bölük, bir başka bölük daha. Yoldan gece gelip hiç dinlenmeden 20 km. yürütülen 2.Tümen cepheye sürülür. Asker nerede olduğunu, ne tarafa hücum edeceğini bile bilemez. Korkunç bir katliam. Şehit sayısı 3-4 saat içinde tam 9 bin. Esat Paşa saat 10:00 civarında taarruzu durdurur.
Gelibolu Yarımadasındaki bu yoketmeye çalışanlarla, varolmaya, hür yaşamaya çalışanlar arasındaki kanlı boğuşma devam etmektedir. Kuzeyde Arıburnu cephesinde taraflar siperlere inmiştir. Ama General Hamilton ne pahasına olursa olsun 217 rakımlı Alçıtepe'yi alma sevdasında. Onun için güneyde Kirte-Seddülbahir-Alçıtepe hattında azgın saldırılara hiç ara vermez. Haziran ayı ortaları gelmiştir ama düşman hala birkaç km'den fazla ilerleyememiştir. Mehmetçik dimdik ayakta. Bir İngiliz askeri şöyle diyor; "Bugün yine taarruz ettik ve arkamızda binlerce arkadaşımızı cansız bırakıp döndük. Yarın yine taarruz edeceğiz, bakalım bu defa kimleri kızgın güneşin altında bırakıp döneceğiz."
İşte bu stres ve moralsizliğe takviye olmak ve daha çok Türk kanı dökmüş olmak için 1864-1907 yıllarında kabul ettikleri savaş suçları kararları hükümlerine rağmen Sığındere'deki 5 km. alana yayılmış bulunan Sargı yeri'ne yani ilk yardım tedavisi yapılan Kızılay çadırlarımıza 28 Haziran 1915 gecesi binlerce mermi yağdırdılar. (Ölü sayısı ?) Haziran'ın sonunda Edirne'de bulunan 2.Ordu da cepheye geldi ve Güney bölgesine konuşlandı. Çıkarma ve savaş alanı 2. ordu Komutanı Vehip Paşa'nın ve onun 5. Kolordusu başındaki Fevzi Çakmak Paşanın emin ellerindedir. Vehip Paşa, Esat Paşa'nın kardeşidir. 2. Ordu Salim bey çiftliğinde, 5. Kolordu ile Fevzi Çakmak ise Alçtepe'dedir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.