Faizin söylentisi bile yetti!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önceki akşam Merkez Bankası'yla ilgili yaptığı açıklama üzerine Dolar kuru, tüm zamanların rekorunu kırarak 8.82 liraya kadar çıktı. Kendi kaynaklarını kullanmayan ve ekonomik olarak dışarıya bağımlı olan Türkiye'de bu tür gelişmeler ekonomide çok büyük zararlara yol açıyor
02.06.2021 17:28:00





MURAT ÇABAS / ANALİZ HABER
Türkiye, yıllardır borca ve ithalata dayalı kapitalist ve bağımlı bir ekonomik sistemin etkisi altında ve yaşadığı tüm sorunların temelinde de bu sistem var. Türkiye'nin siyasileri, faizi sistemin merkezine koymuş olan bu ekonomi anlayışını ısrarla uygulamalarına rağmen, bu sistemi değiştirmeden, enflasyonla mücadele konusunda faizi düşürme söylemini kullanıyorlar. Ancak bu söylemlerle faiz asla düşürülemediği gibi, döviz kurları da sürekli artmaya devam ediyor.
Erdoğan, 'faiz indirimi' sinyali verdi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, önceki akşam TRT'de katıldığı bir programda faiz indirimi ile ilgili yaptığı açıklama döviz kurlarında rekor artışlara neden oldu. Kendisine sorulan, "Bu büyüme devam ederse enflasyon tek haneli rakama iner mi?" sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan şu cevabı verdi: "O bağlantıyı direkt olarak burada bu şekilde kuramayız. Bugün Merkez Bankası Başkanımızla görüştüm. Yani bizim bir defa faizleri düşürmemiz şart, onun için de yani Temmuz-Ağustos, buraları bulacağız ki faiz düşmeye başlasın. Çünkü faiz yükünü yatırımların ve maliyetlerin üzerinden kaldırırsak, ondan sonra maliyet enflasyonunu tetikleyen faiz olduğu için orada da bir rahatlama dönemine girmiş olacağız. Çünkü bütün mesele o maliyet enflasyonundan faiz yükünü kaldırmaktır."
Dolar kuru rekor kırdı
Programda yeni anayasa çalışmalarından, dış siyasete kadar birçok konuyada değinen Erdoğan'ın Merkez Bankası'na yönelik bu açıklamasının ardından dolar/TL paritesi sert bir şekilde yükseldi. Dolar tüm zamanların rekorunu kırarak 8.82 TL'ye çıktı. Dolar/TL'nin bir önceki rekoru 8.61 TL seviyesiydi. Öte yandan euro da Türk lirası karşısında tarihi rekorunu kırdı. Söz konusu konuşma sonrası 1 euro 10.74 TL'yi gördü. TL'nin sadece bu dalgalanmadaki değer kaybı yüzde 4'ü buldu. Liranın yılbaşından bu yana değer kaybı ise yüzde 15'i aştı. Döviz kurlarındaki bu rekor yükselişin ardından haberi hazırladığımız sıralarda dolar kuru 8.61 TL, euro kuru ise 10.48 TL seviyesinde seyrediyordu.
Borç verenler faiz indirimi istemiyor
Döviz kurlarındaki bu tür dalgalanmalar, ülke ekonomisinde bir anda çok büyük zararlara neden oluyor. Genellikle de bu tür dalgalanmalardan sonra döviz kurları bir nebze düşse bile, yükselmeye başladığı seviyede değil, daha önceki rekor seviyelere yakın bir noktada konumlanıyor. Kendi kaynaklarını kullanmayan Türkiye ekonomisi finansal olarak tamamen dışarıya bağımlı durumda. Ülkemizin Kırılgan 5'linin (Brezilya, Endonezya, Hindistan, Güney Afrika ve Türkiye) en kırılganı olması, kredi derecelendirme kuruluşlarının olumsuz raporları, Merkez Bankası'nın negatif rezervde olması, cari açığın sürekli artması, yüksek enflasyon ve daha birçok riskler, Türkiye'nin finansal maliyetinin artmasına neden oluyor. Türkiye'ye borç veren küresel finansörler, bu riskler sebebiyle faiz indirimine sıcak bakmıyorlar. Uzmanlara göre her faiz indiriminde yaşanan döviz hareketliliği, aslında küresel finansörlerin tepkisinin bir neticesi ve Türkiye, finansal sistemini borca bağımlılıktan kurtarmadıkça bu sorunun çözümü pek mümkün görülmüyor.
Gelişmeler yabancı basında gündem oldu
Küresel sermaye gruplarının sözcülüğünü yapan yabancı medya-basın kuruluşlarında da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Merkez Bankası açıklaması ve sonrasında yaşanan ekonomik gelişmeler geniş yer buldu. ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından Bloomberg, Türk Lirası'nın 2 Haziran sabahındaki büyük değer kaybını yorumladı ve bu düşüşün arkasında Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar olduğunu öne sürdü. Haberde, "Erdoğan'ın faiz indirimi takvimi, Türk Lirası'nın rekor seviyede düşmesini tetikledi" başlığı kullanılırken, "Erdoğan, Temmuz ve Ağustos gibi faiz indirimi yapılacağı çağrısında bulundu. Türk Lirası, Cumhurbaşkanı'nın TV'deki açıklamalarının ardından en düşük seviyeye geldi" ifadesi yer aldı. Bloomberg'in haberinde, "Türk Lirası, ABD Doları karşısında Erdoğan'ın düşük faiz çağrılarını yenilemesinin ve yaz aylarını hedef olarak göstermesinin ardından rekor seviyede düştü. Türkiye'nin liderinin çağrısı faiz indirimi yapılması durumunda enflasyonu yavaşlatmaya yönelik gelenek dışı inancının bir parçası ki dünyanın geri kalanında merkez bankaları ve bankacılar buna inanmıyor" yorumu kullanıldı.
Söylem farklı eylem farklı
Görüldüğü gibi kapitalist ekonomi yorumcuları, faiz indirimini enflasyonu düşürmenin bir aracı olarak görmüyor. Ama şu bir gerçek ki, ülkemizdeki maliyet enflasyonunun temel nedeni yüksek faizlerdir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bunu ifade etmesine rağmen, bu konuda kapitalist ekonomi dışında bir çözüm sunamaması ekonomimizdeki kısırdöngüyü çok net ortaya koyuyor. Türkiye'de iktidardaki siyasilerin sıkça kullandığı, "faiz enflasyonun kaynağıdır" ifadesi aslında ısrarla uygulanan kapitalist ekonominin anlayışına ters. İngiltere merkezli Reuters haber ajansı bu konuda hazırladığı haberinde, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek iki ay içinde faiz indirimi gelebileceğini ve Merkez Bankası başkanı ile görüştüğünü söyleyerek Türk lirasını en düşük seviyeye gönderdi" yorumunu yaptı. Haberde şunlar ifade edildi: "Gelişmekte olan piyasalardaki bu yılki açık ara en kötü performansı sergileyen Türk Lirası, yüzde 4 düşüş yaşadı. Erdoğan'ın sık sık faiz indirimi çağrısı yapması ve iki yıldan kısa bir süre içerisinde 3 Merkez Bankası başkanı değiştirmesi Türkiye'nin para politikasının güvenilirliğini azalttı ve yüksek enflasyon ve ekonomik krize karşı savunmasız bıraktı."
Fatura muhalefete kesiliyor
Uzmanlar, Cumhurbaşkanı'nın sık sık kullandığı "faiz indirimi" söylemlerinin, iç siyasete yönelik açıklamalar olduğunu belirtiyorlar. Her ne kadar faiz indirimi söylemleri kullanılsa da, sonuca baktığımızda, faiz sürekli artı, yüzde 10.25'ten yüzde 19 seviyesine yükseldi. Her faiz indirimi söyleminde dolar fırlıyor ve ekonomi konusunda gerçekçi bir çözüm ortaya koyamayan muhalefet ise, çözüm sunacağına yalnızca faiz indirimi söylemini eleştirmekle yetiniyor. Sonuçta faizler yükseliyor ve bunun faturası iktidara değil, muhalafete kesiliyor.
'Aynı şeyler denenip farklı sonuçlar beklenemez'
Yaşanan son gelişmelerle ilgili sosyal medya hesabından mesaj paylaşan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Cumhurbaşkanı Merkez Bankası'ndan ne istiyor anlamadım. Dolar: 8.75 TL" diyerek tepkisini gösterdi. BTP Lideri bir TV programında yaptığı açıklamalarda da konuyla ilgili şunları söylemişti: "İktidarın ekonomi yönetiminde yaptığı değişiklikler de sonucu değiştirmedi. Son 1 yılda Merkez Bankası'nda 3 tane başkan değişti. Hiçbirinden doğru bir sonuç alamadık, zaten hiçbiri de birbirinden farklı bir şey yapmadı. Bundan 2 önceki MB Başkanı döviz yükselirken faiz mi düşürdü, O da faiz yükseltti, bu da faiz yükseltti. Kişiler değişiyor ama sistem aynı. O zaman bu kişiler neden değişiyor? Maliye Bakanı istifa etti yerine yeni biri Maliye Bakanı oldu... Bu Maliye Bakanı'ndan şu an haberimiz yok… Nerede, ne yapıyor? Türkiye'de durum bu. Türkiye'nin içinde bulunduğu bütün problemlerin temeli yanlış iktisadi politikalardır. Biz hep aynı şeyleri deniyoruz ama farklı sonuç bekliyoruz, olmuyor! Dolayısıyla bu sistemi biran evvel değiştirip, aklımızı başımıza alıp ne yapmamız gerektiğine bir karar vermemiz gerekiyor. Mevcut iktidarın, mevcut siyasetin veya mevcut muhalefet partilerinin ne pandemi sürecinde ne de pandeminin rahatladığı bir süreçte Türkiye ekonomisine en küçük katkısı olamayacaktır. Hiç bir ekonomist, siyasetçi bu sorunu çözemez. Bunu ancak bizim Milli Ekonomi Modeli'miz ve bizim sahip olduğumuz anlayış çözer."
Türkiye, yıllardır borca ve ithalata dayalı kapitalist ve bağımlı bir ekonomik sistemin etkisi altında ve yaşadığı tüm sorunların temelinde de bu sistem var. Türkiye'nin siyasileri, faizi sistemin merkezine koymuş olan bu ekonomi anlayışını ısrarla uygulamalarına rağmen, bu sistemi değiştirmeden, enflasyonla mücadele konusunda faizi düşürme söylemini kullanıyorlar. Ancak bu söylemlerle faiz asla düşürülemediği gibi, döviz kurları da sürekli artmaya devam ediyor.
Erdoğan, 'faiz indirimi' sinyali verdi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, önceki akşam TRT'de katıldığı bir programda faiz indirimi ile ilgili yaptığı açıklama döviz kurlarında rekor artışlara neden oldu. Kendisine sorulan, "Bu büyüme devam ederse enflasyon tek haneli rakama iner mi?" sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan şu cevabı verdi: "O bağlantıyı direkt olarak burada bu şekilde kuramayız. Bugün Merkez Bankası Başkanımızla görüştüm. Yani bizim bir defa faizleri düşürmemiz şart, onun için de yani Temmuz-Ağustos, buraları bulacağız ki faiz düşmeye başlasın. Çünkü faiz yükünü yatırımların ve maliyetlerin üzerinden kaldırırsak, ondan sonra maliyet enflasyonunu tetikleyen faiz olduğu için orada da bir rahatlama dönemine girmiş olacağız. Çünkü bütün mesele o maliyet enflasyonundan faiz yükünü kaldırmaktır."
Dolar kuru rekor kırdı
Programda yeni anayasa çalışmalarından, dış siyasete kadar birçok konuyada değinen Erdoğan'ın Merkez Bankası'na yönelik bu açıklamasının ardından dolar/TL paritesi sert bir şekilde yükseldi. Dolar tüm zamanların rekorunu kırarak 8.82 TL'ye çıktı. Dolar/TL'nin bir önceki rekoru 8.61 TL seviyesiydi. Öte yandan euro da Türk lirası karşısında tarihi rekorunu kırdı. Söz konusu konuşma sonrası 1 euro 10.74 TL'yi gördü. TL'nin sadece bu dalgalanmadaki değer kaybı yüzde 4'ü buldu. Liranın yılbaşından bu yana değer kaybı ise yüzde 15'i aştı. Döviz kurlarındaki bu rekor yükselişin ardından haberi hazırladığımız sıralarda dolar kuru 8.61 TL, euro kuru ise 10.48 TL seviyesinde seyrediyordu.
Borç verenler faiz indirimi istemiyor
Döviz kurlarındaki bu tür dalgalanmalar, ülke ekonomisinde bir anda çok büyük zararlara neden oluyor. Genellikle de bu tür dalgalanmalardan sonra döviz kurları bir nebze düşse bile, yükselmeye başladığı seviyede değil, daha önceki rekor seviyelere yakın bir noktada konumlanıyor. Kendi kaynaklarını kullanmayan Türkiye ekonomisi finansal olarak tamamen dışarıya bağımlı durumda. Ülkemizin Kırılgan 5'linin (Brezilya, Endonezya, Hindistan, Güney Afrika ve Türkiye) en kırılganı olması, kredi derecelendirme kuruluşlarının olumsuz raporları, Merkez Bankası'nın negatif rezervde olması, cari açığın sürekli artması, yüksek enflasyon ve daha birçok riskler, Türkiye'nin finansal maliyetinin artmasına neden oluyor. Türkiye'ye borç veren küresel finansörler, bu riskler sebebiyle faiz indirimine sıcak bakmıyorlar. Uzmanlara göre her faiz indiriminde yaşanan döviz hareketliliği, aslında küresel finansörlerin tepkisinin bir neticesi ve Türkiye, finansal sistemini borca bağımlılıktan kurtarmadıkça bu sorunun çözümü pek mümkün görülmüyor.
Gelişmeler yabancı basında gündem oldu
Küresel sermaye gruplarının sözcülüğünü yapan yabancı medya-basın kuruluşlarında da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Merkez Bankası açıklaması ve sonrasında yaşanan ekonomik gelişmeler geniş yer buldu. ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından Bloomberg, Türk Lirası'nın 2 Haziran sabahındaki büyük değer kaybını yorumladı ve bu düşüşün arkasında Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar olduğunu öne sürdü. Haberde, "Erdoğan'ın faiz indirimi takvimi, Türk Lirası'nın rekor seviyede düşmesini tetikledi" başlığı kullanılırken, "Erdoğan, Temmuz ve Ağustos gibi faiz indirimi yapılacağı çağrısında bulundu. Türk Lirası, Cumhurbaşkanı'nın TV'deki açıklamalarının ardından en düşük seviyeye geldi" ifadesi yer aldı. Bloomberg'in haberinde, "Türk Lirası, ABD Doları karşısında Erdoğan'ın düşük faiz çağrılarını yenilemesinin ve yaz aylarını hedef olarak göstermesinin ardından rekor seviyede düştü. Türkiye'nin liderinin çağrısı faiz indirimi yapılması durumunda enflasyonu yavaşlatmaya yönelik gelenek dışı inancının bir parçası ki dünyanın geri kalanında merkez bankaları ve bankacılar buna inanmıyor" yorumu kullanıldı.
Söylem farklı eylem farklı
Görüldüğü gibi kapitalist ekonomi yorumcuları, faiz indirimini enflasyonu düşürmenin bir aracı olarak görmüyor. Ama şu bir gerçek ki, ülkemizdeki maliyet enflasyonunun temel nedeni yüksek faizlerdir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bunu ifade etmesine rağmen, bu konuda kapitalist ekonomi dışında bir çözüm sunamaması ekonomimizdeki kısırdöngüyü çok net ortaya koyuyor. Türkiye'de iktidardaki siyasilerin sıkça kullandığı, "faiz enflasyonun kaynağıdır" ifadesi aslında ısrarla uygulanan kapitalist ekonominin anlayışına ters. İngiltere merkezli Reuters haber ajansı bu konuda hazırladığı haberinde, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek iki ay içinde faiz indirimi gelebileceğini ve Merkez Bankası başkanı ile görüştüğünü söyleyerek Türk lirasını en düşük seviyeye gönderdi" yorumunu yaptı. Haberde şunlar ifade edildi: "Gelişmekte olan piyasalardaki bu yılki açık ara en kötü performansı sergileyen Türk Lirası, yüzde 4 düşüş yaşadı. Erdoğan'ın sık sık faiz indirimi çağrısı yapması ve iki yıldan kısa bir süre içerisinde 3 Merkez Bankası başkanı değiştirmesi Türkiye'nin para politikasının güvenilirliğini azalttı ve yüksek enflasyon ve ekonomik krize karşı savunmasız bıraktı."
Fatura muhalefete kesiliyor
Uzmanlar, Cumhurbaşkanı'nın sık sık kullandığı "faiz indirimi" söylemlerinin, iç siyasete yönelik açıklamalar olduğunu belirtiyorlar. Her ne kadar faiz indirimi söylemleri kullanılsa da, sonuca baktığımızda, faiz sürekli artı, yüzde 10.25'ten yüzde 19 seviyesine yükseldi. Her faiz indirimi söyleminde dolar fırlıyor ve ekonomi konusunda gerçekçi bir çözüm ortaya koyamayan muhalefet ise, çözüm sunacağına yalnızca faiz indirimi söylemini eleştirmekle yetiniyor. Sonuçta faizler yükseliyor ve bunun faturası iktidara değil, muhalafete kesiliyor.
'Aynı şeyler denenip farklı sonuçlar beklenemez'
Yaşanan son gelişmelerle ilgili sosyal medya hesabından mesaj paylaşan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Cumhurbaşkanı Merkez Bankası'ndan ne istiyor anlamadım. Dolar: 8.75 TL" diyerek tepkisini gösterdi. BTP Lideri bir TV programında yaptığı açıklamalarda da konuyla ilgili şunları söylemişti: "İktidarın ekonomi yönetiminde yaptığı değişiklikler de sonucu değiştirmedi. Son 1 yılda Merkez Bankası'nda 3 tane başkan değişti. Hiçbirinden doğru bir sonuç alamadık, zaten hiçbiri de birbirinden farklı bir şey yapmadı. Bundan 2 önceki MB Başkanı döviz yükselirken faiz mi düşürdü, O da faiz yükseltti, bu da faiz yükseltti. Kişiler değişiyor ama sistem aynı. O zaman bu kişiler neden değişiyor? Maliye Bakanı istifa etti yerine yeni biri Maliye Bakanı oldu... Bu Maliye Bakanı'ndan şu an haberimiz yok… Nerede, ne yapıyor? Türkiye'de durum bu. Türkiye'nin içinde bulunduğu bütün problemlerin temeli yanlış iktisadi politikalardır. Biz hep aynı şeyleri deniyoruz ama farklı sonuç bekliyoruz, olmuyor! Dolayısıyla bu sistemi biran evvel değiştirip, aklımızı başımıza alıp ne yapmamız gerektiğine bir karar vermemiz gerekiyor. Mevcut iktidarın, mevcut siyasetin veya mevcut muhalefet partilerinin ne pandemi sürecinde ne de pandeminin rahatladığı bir süreçte Türkiye ekonomisine en küçük katkısı olamayacaktır. Hiç bir ekonomist, siyasetçi bu sorunu çözemez. Bunu ancak bizim Milli Ekonomi Modeli'miz ve bizim sahip olduğumuz anlayış çözer."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.