Eziyete sabreden daha üstündür
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlara karışan ve onların eziyetine sabreden mü'min, insanlara karışmayan ve onların eziyetine tahammül etmeyen mü'minden daha üstündür"
11.01.2021 23:50:00





H. OKAN EGESEL
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah'ın dostlarından en çok gıpta edilmesi gereken kimse malı ve serveti az olan ve namazdan nasibi bulunan kuldur. O, Rabbine güzel kulluk eder, gizlide O'na ibadet eder, insanlar arasında tanınmaz ve parmakla gösterilmeyen (tanınmayan) bir kişidir."
Allah-u Teâlâ, Hz. Musa ile yaptığı münacatında şöyle buyurmuştur: "Elbisen eski ama kalbin yeni olsun ki insanlar arasında adın sanın olmasın, gök ehli arasında tanınasın."
İmam Ali (a.s), mü'minlerin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Eğer topluluk arasında olurlarsa tanınmazlar. Eğer gözden uzak olurlarsa hiç kimse onları aramaz. Eğer hasta olurlarsa kimse onları ziyaret etmez."
Ashabdan birini Allah Resûlü'nün (s.a.a) kabrinin kenarında ağlarken gördüler ve ona şöyle dediler: "Neden ağlıyorsun?"
O şöyle dedi: "Allah Resûlü'nün şöyle buyurduğunu işittim: Riyanın azı da şirktir. Allah, gözden uzak olduklarında kimsenin aramadığı, topluluk arasında olduklarında kimsenin tanımadığı, kalpleri hidayet meşaleleri olan ve adı sanı olmayan takva sahiplerini sever."
İmam Askerî (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan uzak durmak onları tanıma miktarıncadır."
İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların arasına karış ki onları imtihan edesin. İmtihan edince de onlara düşman kesilirsin."
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'ı tanırsa yalnızlığı seçer. Her kim de insanları tanırsa uzlete çekilir."
İmam Sâdık (a.s) kendisine neden uzlet ettiği sorulunca şöyle buyurmuştur: "Zaman bozulmuş, kardeşler değişmiş. Dolayısıyla da kalp huzurunu yalnızlıkta buldum."
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim insanları denerse uzleti tercih eder."
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlara karışan ve onların eziyetine sabreden mü'min, insanlara karışmayan ve onların eziyetine tahammül etmeyen mü'minden daha üstündür."
Resûlullah (s.a.a) dağa ibadet etmek için gitmek isteyen birine şöyle buyurmuştur: "Sizden birisinin İslam dünyasının bir köşesinde kendisine hoş olmayan bir şeye tahammül etmesi kırk yıl halvet ve yalnızlıkta ibadet etmesinden daha hayırlıdır."
Kur'an'da buyurulur ki: "Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret; küfredenler için acele etme; onlar, kendilerine söz verileni gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir müddeti eğlendiklerini sanırlar. Bu bir bildiridir; yoldan çıkmış olanlardan başkası mı yok edilir?"
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah, elçilerini iradelerinde güç sahibi kıldı, görenlere karşı onların hallerini zayıf gösterdi."
İmam Ali (a.s), Peygamber'in (s.a.a) sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Emrinle kıyam etti, hoşnutluğunu elde etmek için geniş çapta çalıştı, bu hususta ilerlemekten geri kalmadı. Azminde bir gevşeme olmadı." (Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah'ın dostlarından en çok gıpta edilmesi gereken kimse malı ve serveti az olan ve namazdan nasibi bulunan kuldur. O, Rabbine güzel kulluk eder, gizlide O'na ibadet eder, insanlar arasında tanınmaz ve parmakla gösterilmeyen (tanınmayan) bir kişidir."
Allah-u Teâlâ, Hz. Musa ile yaptığı münacatında şöyle buyurmuştur: "Elbisen eski ama kalbin yeni olsun ki insanlar arasında adın sanın olmasın, gök ehli arasında tanınasın."
İmam Ali (a.s), mü'minlerin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Eğer topluluk arasında olurlarsa tanınmazlar. Eğer gözden uzak olurlarsa hiç kimse onları aramaz. Eğer hasta olurlarsa kimse onları ziyaret etmez."
Ashabdan birini Allah Resûlü'nün (s.a.a) kabrinin kenarında ağlarken gördüler ve ona şöyle dediler: "Neden ağlıyorsun?"
O şöyle dedi: "Allah Resûlü'nün şöyle buyurduğunu işittim: Riyanın azı da şirktir. Allah, gözden uzak olduklarında kimsenin aramadığı, topluluk arasında olduklarında kimsenin tanımadığı, kalpleri hidayet meşaleleri olan ve adı sanı olmayan takva sahiplerini sever."
İmam Askerî (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan uzak durmak onları tanıma miktarıncadır."
İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların arasına karış ki onları imtihan edesin. İmtihan edince de onlara düşman kesilirsin."
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'ı tanırsa yalnızlığı seçer. Her kim de insanları tanırsa uzlete çekilir."
İmam Sâdık (a.s) kendisine neden uzlet ettiği sorulunca şöyle buyurmuştur: "Zaman bozulmuş, kardeşler değişmiş. Dolayısıyla da kalp huzurunu yalnızlıkta buldum."
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim insanları denerse uzleti tercih eder."
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlara karışan ve onların eziyetine sabreden mü'min, insanlara karışmayan ve onların eziyetine tahammül etmeyen mü'minden daha üstündür."
Resûlullah (s.a.a) dağa ibadet etmek için gitmek isteyen birine şöyle buyurmuştur: "Sizden birisinin İslam dünyasının bir köşesinde kendisine hoş olmayan bir şeye tahammül etmesi kırk yıl halvet ve yalnızlıkta ibadet etmesinden daha hayırlıdır."
Kur'an'da buyurulur ki: "Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret; küfredenler için acele etme; onlar, kendilerine söz verileni gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir müddeti eğlendiklerini sanırlar. Bu bir bildiridir; yoldan çıkmış olanlardan başkası mı yok edilir?"
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah, elçilerini iradelerinde güç sahibi kıldı, görenlere karşı onların hallerini zayıf gösterdi."
İmam Ali (a.s), Peygamber'in (s.a.a) sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Emrinle kıyam etti, hoşnutluğunu elde etmek için geniş çapta çalıştı, bu hususta ilerlemekten geri kalmadı. Azminde bir gevşeme olmadı." (Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.