Erzurum; Çifteminareli Medresesi, Palandöken dağı ve -Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde anlattığı- en sıcak yaz günlerinde bile doldurulduğu kabı buğulaştıran, 100 yaşını aşma sırrı olan berrak suyu, bu suyun gözeleri olan çeşmeleri ile tanınır. Erzurum çeşmelerinden su bir başka akar. Bu akan su; kimi zaman aşkı uğruna dağlara düşen Mecnunun teri, kimi zaman Paşa Pınarı gibi bu cennet vatan şehitlerine şehadet şerbeti, kimi zamansa ozanlarımıza ilham kaynağı olmuştur. Öyle ki Dadaşın, mertliğini, Erzurum'un billur suyundan aldığı çeşitli kaynaklarda altı çizilerek ifade edilmiştir. Çeşmelerin günümüze kadar büyük önem taşıdığı Erzurum'da şehir merkezindeki 179 çeşme ve su yolları Dr. Hüseyin Yurttaş ve Dr. Haldun Özkan imzası ve Tarihi Erzurum Çeşmeleri ve Su Yolları ismiyle kitaplaştı. Suyu Bengü olan Erzurum çeşmeleri, yalnız hayat vermemiş şiirlerimizde söz, sazımızda ses olmuştur. Çeşmelerimizdeki bu sesi bakın Erzurumlu İbrahim Hakkı (Hz) "Su" kasidesinde nasıl dile getiriyor: "Su menbaasından çıkıp vuslat yeri olan deryasına varıncaya kadar, yolunu kesmek isteyen kayalara çarparken adeta kaplann ahengi ile feryad ederek yol alır. Bu akışta bazen havuzlara uğrar, Rum diyarının musıkisini dinler, Frenk diyarının raksını seyreyler". Atalarımız Malazgirt'ten anayurda girdiğinde, ellerindeki taşa ruh, suya yön vererek, yüzyıllar boyu hayat kaynağı olan ve nesilden nesile intikal eden çeşmeler inşa etmişlerdir. Böyle bir milleti Mehmet Akif'in tek dişi kalmış canavar diye tabir ettiği Avrupa medeniyetine köle yapmak isteyenlere ise Habib Baba'nın, içene ab-ı hayat olan serin suyu titreyerek bakmakta, Tortum'un şelalesi kendini yerden yere vurarak karşı çıkmakta, Cennet çeşme ise olanlardan habersiz gibi mağrur akmaktadır.
* Mustafa Arslan
* Mustafa Arslan
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.