logo
15 ŞUBAT 2026


Erkan Baş: Hatay halkının çıkarlarını belediye meclislerinde savunacağız

TİP Genel Başkanı Baş, Sözcü TV canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

24.03.2024 11:43:00
Haber Merkezi
Erkan Baş: Hatay halkının çıkarlarını belediye meclislerinde savunacağız
Erkan Baş: Hatay halkının çıkarlarını belediye meclislerinde savunacağız
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Sözcü TV'de yayınlanan "Nokta Atışı" programında yerel seçim gündemine ilişkin konuştu. Gökhan Zan'ın adaylığının geri çekilmesinin ardından Hatay'da istedikleri ölçüde bir seçeneği yaratamamış olmaktan dolayı üzgün olduklarını dile getiren Baş, "Hatay'da seçimi kim kazanırsa kazansın, belediye meclisinde ilkelerimizi ve Hatay halkının çıkarlarını en kararlı biçimde savunacak mücadeleye kendimizi hazırlıyoruz" ifadelerini kullandı.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, İpek Özbey'in sunumuyla Sözcü TV'de ekrana gelen "Nokta Atışı" programına konuk oldu. Gazeteci Özbey'in sorularını yanıtlayan Baş, yerel seçim gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Hatay'da Gökhan Zan'ın adaylığının çekilmesi sürecine ilişkin konuşan Erkan Baş, partisi tarafından belediye başkan adayı gösterildiği Gebze'deki yerel seçim çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerini de aktardı.

'HATAY HALKI, 2 DEPREM SUÇLUSUNDAN BİR TANESİNİ TERCİH ETMEYE ZORLANIYORDU'

Erkan Baş'ın "Nokta Atışı" programındaki açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Hepimiz hatırlayacağız, zaten 6 Şubat depreminin bir felakete dönüşmesinin doğrudan sorumlusu olan bir iktidar gerçeği ile karşı karşıyayız. Adalet ve Kalkınma Partisi bu depremin bir felakete dönüşmesinin 22 yıllık bir iktidar olduğu için doğrudan sorumlusu. Sanırım bu artık kamuoyunda pek tartışılmaya gerek kalmayacak kadar açık ve net. İkincisi, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı, 15 yıldır belediye başkanlığı görevini sürdüren 'Lütfü Savaş' ismi var. Maalesef Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kamuoyundaki bütün eleştirilere rağmen tekrar aday ilan edildi. Dolayısıyla Hatay halkı, 2 deprem suçlusundan bir tanesini tercih etmeye zorlanıyordu. Biz bunu doğru bulmadığımızı, bunun Hatay'a yapılmış bir haksızlık olduğunu hem Cumhuriyet Halk Partisi ile hem de kamuoyuyla çok kez paylaştık ve neticede bir üçüncü alternatifin geliştirilmesi zorunluluğu ortaya çıktı. Türkiye İşçi Partisi de uzunca bir süredir Hatay'da yürüttüğü siyasi faaliyet, deprem dönemindeki dayanışmasıyla beraber Hatay'da etkin bir siyasal güç olarak duruyordu.

'LÜTFÜ SAVAŞ'A DÖNÜK TEPKİ, İKTİDARIN KAZANMASI SONUCUNU BERABERİNDE GETİREBİLİRDİ'

Bizim açımızdan temel mesele şu, Hatay'ın, bu kadar kritik bir ilin AKP tarafından çok fazla kazanılmak istendiğini biliyoruz. Hatırlayın, Tayyip Erdoğan doğrudan Hataylı yurttaşlarımızı tehdit eden bir konuşma yapmıştı, 'Eğer merkezi iktidarla yerel yönetim aynı partide olmazsa hizmet gelmez' diyerek Hataylıları tehdit etmişti. Bize göre Lütfü Savaş'ın aday gösterilmesi, buranın Adalet ve Kalkınma Partisi'ne armağan edilmesi anlamına gelecekti, Lütfü Savaş'a dönük tepki aslında iktidarın kazanması sonucunu beraberinde getirebilirdi. Biz buna karşı bir önlem arayışı içerisine girdik. Hatay'da demokratik kitle örgütleriyle, sendikalarla, meslek odalarıyla, Hatay'daki yerel kanaat önderleriyle yaptığımız görüşmelerde güçlü, Hatay'ı AKP'ye terk etmeyecek ya da AKP zihniyetine terk etmeyecek bir üçüncü alternatifin çıkışta gerektiğini konuştuk.

'KENDİMİZE 'EN UZAK' KİŞİNİN ADAY OLMASINI TERCİH ETTİK'

Şunu açıklıkla ifade edeyim, biz elbette ki herhangi bir Türkiye İşçi Partisi üyesini aday gösterebilirdik. Fakat bu kamuoyunda ve Hatay'da şöyle algılanabilirdi: TİP krizi fırsata çevirmeye çalışıyor, 2 tane kötü seçenek ortaya çıkınca TİP buradan kendisine bir mevzi kazanmak istiyor. Bizim asla amacımız bu değildi, biz tamamen o büyük yıkımdan Hatay halkının çıkmasına odaklanmıştık ve bu konuda ısrarlı bir çaba içerisinde olduk. Örneğin bağımsız aday çıkartılabilseydi bunu destekleyebileceğimizi de baştan ifade etmiştik. Fakat Can Atalay'ın tutukluluğu, burada TİP'in uğradığı haksızlık, TİP'in Hatay'daki potansiyelinin, gücünün farkında olunması bir adayın, Hatay İttifakı'nın adayının, Türkiye İşçi Partisi çatısı altından gösterilmesinin kazanmaya götürecek bir seçenek olabileceği fikri gelişti. Burada çeşitli isimler gündeme geldi. Biz bilerek ve isteyerek kendimize en uzak kişinin, tırnak içinde kullanıyorum bu ifadeyi, aday olmasını tercih ettik. Neden? Çünkü TİP buradan kendisi için bir şey istemiyor. Burada meselemiz TİP, A Partisi, B Partisi değil. Buradaki meselemiz, bu deprem yıkımından Hatay halkının hep birlikte çıkması.

'TİP, KENDİ ÇATISINI 6 ŞUBAT'TA YAN YANA GELEN İNSANLARIN ORTAKLIĞINA TESLİM ETTİ'

O dönemde ismi geçenler, Gökhan Zan'nın isminin kazanabilecek bir isim olduğu ve Hatay halkının da teveccühünü kazandığı yaklaşımını da paylaştılar. Bizim karar vermemiz gereken konu şuydu, Hatay İttifakı'nın bir adayı var ve Gökhan Zan Türkiye İşçi Partisi'nde aday olmak istiyor, biz şimdi burada ideolojik, politik nedenlerle 'Kabul etmiyoruz' mu diyecektik, yoksa Hatay Halkı'nın adayı mı olacaktı? Can Atalay'la da bunu görüştük. Bu kapsamda, yani Türkiye İşçi Partisi'nin bir adayı olarak değil de Hatay İttifakı'nın bir adayı olarak olabileceği fikrini o da destekledi. TİP, kendi adayını, kendi çıkarını değil, 6 Şubat'ta ortaya çıkan yıkımda farklı siyasi görüşlerden de olsa yan yana gelen insanların ortaklığına kendi çatısını teslim etti. Aslında biz listemizi bu arkadaşlara teslim etmiş olduk, böyle yorumlamak daha doğru.

''KAZANAMAZSAM KENDİ GELECEĞİMİ DE DÜŞÜNMEM GEREKİR' CÜMLESİ BİZİM İÇİN KRİTİKTİ'

Bizim adaylıktan çekme açıklamamızı yapmamızdan 3 ya da 4 gün önce Hatay örgütümüze bir ses kaydı geldi, gelir gelmez de benim haberim oldu. Neticede şu önemli bizim açımızdan, biz böyle bir şeyle karşılaştığımızda bunu 'Boş verelim, önemsiz görelim, üzerini örtelim, görmezlikten gelelim' gibi bir yaklaşım içerisinde olabilirdik ve kamuoyunun bundan hiç haberi de olmayabilirdi. Bu bir seçenekti. Ama biz gerçekten siyasetin kirli ortamında ısrarla ve inatla temiz, şeffaf, dürüst bir anlayışı egemen kılmaya çalışıyoruz. Türkiye İşçi Partisi, 'Türkiye'de siyaset yapmak için yalan söylemeniz gerekir, bazı şeyleri gizlemeniz gerekir' gibi genel kabulleri dışlıyor. Biz siyasetteki bu egemen anlayışla tam karşı kutuplarda yer alıyoruz. Dolayısıyla, böyle bir şey önümüze geldiğinde 'Gökhan'dan saklayıp kendi aramızda değerlendirelim' gibi bir düşüncemiz de olmadı.

Arkadaşlarımız gittiler, Gökhan Zan'ın kendisine sordular. Gökhan 2 boyutlu bir yanıt verdi. Birincisi, 'Kumpas, şantaj, bunlar beni susturmak için, beni geri çektirmek için, yenmek için yapılan bir operasyon', iddialarından bir tanesi bu. Bu pekâlâ olabilir, ben bunu reddetmiyorum. Ama aradaki bir cümle bizim açımızdan son derece kritik, 'Kazanamazsam kendi geleceğimi de düşünmem gerekir' cümlesi, bizim açımızdan artık bu meselenin kamuoyuyla paylaşılması gerekliliğini ortaya çıkartmıştır. Çünkü biz siyaseti böyle algılamıyoruz. Başka siyasi partilerde bundan normal karşılanabilir, başka siyasi partilerde faaliyet yürüten kişiler, belediye başkan adayları, milletvekilleri, milletvekili adayları, genel merkez yöneticileri, onlar kendi kişisel ikballerini de düşünebilirler. Ama Türkiye İşçi Partisi'nde, üstelik Hatay gibi halkın temiz suya muhtaç olduğu bir kentte, 'Ben kişisel geleceğimi de düşünmek zorundayım' denmesi, bu tarz ilişkilere meşruiyet katabilecek bir yaklaşımdır. Dolayısıyla biz ilkesel bir tutumla buradaki tavrımızı bekledik.

'HALKIN ÇARESİZLİKTEN ÇIKARILMASI İÇİN İSTEDİĞİMİZ ÖLÇÜDE SEÇENEK YARATAMAMAKTAN DOLAYI ÜZGÜNÜZ'

Bu bir montaj mı, siyasi ayrıntıları bunlar önümüzdeki günlerde muhtemelen ortaya çıkacak. Gerekli incelemeler yapılacak, teknik incelemeler yapılacak, ortaya çıkacak, ama bizim açımızdan, özellikle Hatay'da bir kaybetme ihtimalinin konuşulmaya başlaması ve bunun muhatabıyla kendi kişisel geleceğine dair birtakım görüşmeler yapılması kabul edilebilir bir şey değil. Bizim siyaset anlayışımıza uygun bir yaklaşım değil. Dolayısıyla dedik ki, artık bunun gerçek olup olmamasından da bağımsız olarak bizim bu yaklaşımla süreci devam ettirmemiz mümkün değil.

Bu tavrımızı ortaya koyduktan sonra Gökhan Zan mahkemeye başvuracağını söyledi. Biz mahkemeye başvurmasının çok doğru olacağını, bunu desteklediğimizi ifade ettik. Arkasından şöyle bir problemle karşı karşıya kaldık: Hukuken oy pusulaları basıldığı için resmi olarak çekilmek mümkün değil. Bunu kendisine bir gerekçe yaptı ve bu kapsamda 'Adaylıktan çekilmeyeceğim' demiş oldu. Ama bunun da siyasi olarak herhangi bir karşılığı yok, sonuçta desteğimizi çektiğimizi ifade etmiş olduk. Artık bundan sonrası gerçekten hukukun konusu, biz de bunu hızlı biçimde aydınlatmak istiyoruz. Biz kendi adımıza, halkın bu çaresizlikten çıkartılması noktasında istediğimiz ölçüde bir seçeneği yaratamamaktan dolayı üzüntümüzü ifade ediyoruz. Siyasi açıdan bunun sorumluluğunu üstleniyoruz. Yapabileceğimizi yapmaya devam edeceğiz.

'BELEDİYE MECLİSİNDE İLKELERİMİZİ VE HATAY HALKININ ÇIKARLARINI EN KARARLI BİÇİMDE SAVUNACAĞIZ'

Biz Hatay'da başta Defne, Samandağ, Arsuz, İskenderun olmak üzere ilçe belediyelerinde seçimlere giriyoruz. Dolayısıyla bu saatten sonra Hatay'da seçimi kim kazanırsa kazansın, belediye meclisinde ilkelerimizi ve Hatay halkının çıkarlarını en kararlı biçimde savunacak bir mücadeleye kendimizi hazırlıyoruz. Orada bizim daha önce genel seçimde ittifak içerisinde olduğumuz DEM Parti ve Emek Partisi var. Bizim yurttaşlarımıza önerimiz, çağrımız, deprem suçlarına bulaşmamış bu adaylara oy verebilecekleridir.

'GEBZE'DE İLK DEFA İŞÇİLER, EMEKÇİLER, YOKSULLAR, HALK ADINA GERÇEK BİR ALTERNATİF ÇIKTI'

Gebze'de, özellikle MHP ile AKP'nin ittifak haline girdiğini düşündüğünüzde, normal şartlarda beklenti Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yüzde 55-60 civarı bir oyla seçimini birinci sırada bitirmesi ve tekrar belediyeyi alması. Yani 30 yıldır yöneten anlayış yeniden Gebze'de seçimi kazanmak istiyordu ve açık konuşalım çok rahattı. Bakın, burada ben sokaklardayım, Gebze'de 5 yıldır belediye başkanlığı yapan bir isimden söz ediyoruz, sokakta pek çok yurttaş 'Hiç görmedim' diyor, fotoğrafını bile bilmeyen insanlar var. Fakat Türkiye İşçi Partisi'nin burada beni aday göstermesi, arkasından DEM Parti ve CHP'nin belediye başkan adayı göstermeyerek bizi destekleme kararı alması Gebze'deki hesapları değiştirdi ve belki de ilk defa Gebze'de bir gerçek alternatif, işçiler, emekçiler, yoksullar, halk adına bir gerçek alternatif çıktı. Ben en çok neyle karşılaştım biliyor musunuz? AKP ve MHP kökenli, daha önce o partilere oy vermiş ve bugün bize oy vereceğini söyleyen işçilerin genel yaklaşımı şuydu: Biz bunların iyi olmadığını biliyoruz ama diğerlerinin de bir farkı olmadığını düşünüyorduk. 'Bana yoksulluk anlatmana gerek yok, ben zaten onu yaşıyorum' diyor işçi arkadaşım, 'Ama diğerleri de bana bir umut vermiyordu, bir farklılık görmüyordum. Hepsi aynıyken o zaman güçlü olana, iktidarda olana vereyim diye düşünüyordum'. Daha önce AKP, MHP'ye, başka partilere oy da verseler Gebze'de bu seçimde değişik arayış içerisinde olan insanların Türkiye İçiş Partisi'ne doğru yöneldiğini an itibariyle görüyorum.

'BELEDİYE BAŞKANI OLDUĞUMUZDA YURTTAŞLARIN CEBİNE GİREN PARAYI ARTTIRAMAYIZ, AMA CEBİNDEN ÇIKAN PARAYI AZALTABİLİRİZ'

Ama bu seçimi kazanmaya yetecek mi? Şu anda 'Kesin kazanıyoruz, bitti bu iş' noktasında değilim. Ama şunu biliyorum, çok yaklaşmış durumdayız. Yani AKP yüzde 65'lerle başladığı seçimde şu anda yüzde 50'lerin altına inmiş durumda. Bizim şu anda yüzde 30'ların üzerinde olduğumuz söyleniyor. Mahallelerde bir temsilcilik açılışına, bir kahve toplantısına giriyoruz, şu ana kadar hepsi mitinge dönüştü. Bunlar aslında Gebze'nin küçük küçük mahalleleri ama her birisinde sanki İstanbul'da bir ilçede miting yapıyormuşuz gibi kalabalıklar toplanıyor. Dinliyorlar, alkışlıyorlar, heyecanlanıyorlar, umutlanıyorlar. Bu, bizi çok şu anda heyecanlandırmış durumda, son güne kadar bu heyecanla devam edeceğiz.
Biz belediye başkanı olduğumuzda yurttaşların cebine giren parayı arttıramayız, ama cebinden çıkan parayı azaltabiliriz, temel ihtiyaçlarını onların daha kolay erişebilecekleri hale getirebiliriz. Yani çok basit, mesela her mahallede bir İmece Yaşam Evleri projemiz var. O evlerde çocuklara etüt merkezi sağlasak, öğrencilere buralarda spor, kültür, sanatla ilgilenebilecekleri bir ortam yaratsak Gebze'nin en büyük sorunu olan gençlerin uyuşturucu bağımlılığı sorumluluğu radikal bir biçimde düşürebileceğimize inanıyoruz. Düşünsenize, bunun için kaynak bulamamak diye bir şey söz konusu olabilir mi? Bir ilçede gençler geleceksiz kaldıkları için, işsiz kaldıkları için, eğitimsiz kaldıkları için uyuşturucu bataklığına sürükleniyorlar, 'Bunu çözmek mümkün değil' denilebilir mi, 'Bizim bunu çözecek paramız yok' denilebilir mi? Kırk tane şeye para buluyorsunuz, bu ülkenin gençlerini o bataklıktan kurtarmak için mi para bulamayacaksınız?

Mesela Türkiye'nin sanayisi en büyük kentinden söz ediyoruz. Milyonlarca lira para kazanılıyor bu şehirde, ama parasını kazananlar gidip güzel yerlerde, villalarında yaşarken Gebzeliler kansere mahkum ediliyor. Kusura bakmayın, zenginler biraz daha az kazanacaklar ama biz Gebze'de çevrenin kirletilmesini, buradaki yüz binlerce insanın kanser gibi ölüm sonuçlu hastalıklara yakalanmasını engelleyeceğiz. Bu kadar basit şeylerden söz ediyoruz.

'SOL İÇİ TARTIŞMALARDA HAKLI YA DA HAKSIZ OLMAK BENİM İÇİN HİÇBİR ŞEY İFADE ETMİYOR'

Türkiye'deki bana en uzak solcu bile herhangi bir sağcıdan daha yakındır, bana en uzak sosyalist bile bir düzen siyasetçisinden daha yakındır. Ama şunu da kabul ediyorum, (TKP ile) gerçekten çok köklü farklılıklarımız var. Biz sol içi tartışmayı hiç sevmiyoruz, sol içinde kendisini sadece bu tartışmalarla var etmeye çalışan bir anlayış var. Benim de bununla hiçbir ilgim yok, ben solcuların birbiriyle tartışmasını dünyanın en gereksiz işi olarak görüyorum. Bu tartışmalar 30 yıldır, 40 yıldır yapıldı, herkesin pozisyonu belli. Yapılması gereken şey şudur, son seçime bakalım, Türkiye İşçi Partisi'nin yüzde 1,75 oyu var, toplasan kendisini sosyalist olarak adlandıran partilerin yüzde 2 oyu var. Bu yüzde 2'nin kendi içinde tartışması mı doğru, yoksa herkesin, Türkiye'nin kalan yüzde 98'ine kendi iddiasını anlatması mı doğru? Şimdi diğerini yapan arkadaşlara saygı duyuyorum, bundan büyük bir keyif alıyor olabilirler, bu onlara moral veriyor olabilir, bu tartışmalarda haklı ya da haksız olmak onların açısından yaşamsal bir şey olabilir. Benim açımdan hiçbir şey ifade etmiyor. Ben, Gebze'de AKP'ye oy veren, MHP'ye oy veren Gebze'nin yüzde 65'iyle konuşmayı, tartışmayı, orada fikir alışverişiyle bir dönüşüme aracılık etmeyi bundan çok daha önemli görüyorum. Yoksa Türkiye'nin yüzde 2'si içerisinde ben haklı olsam ne olur, siz haklı olsanız ne olur, hiçbir şey değişmez. Ama öbür tarafa ilişkin iddianız neyse, buyurun bunu Türkiye'nin sosyalist olmayan yüzde 98'ine anlatın ve siz haklı çıkın.

'EMEKLİLER, ÇALIŞIRKEN YILLARCA DEVLETE ÖDEDİKLERİ PARANIN KARŞILIĞINI İSTİYOR'

Ben eskiden Türkiye'deki siyasetçileri işçileri, memurları, emeklileri seçimden seçime hatırlamaları nedeniyle eleştirirdim. Derdim ki, 'İnsanları seçimden seçime hatırlamayın'. Fakat şimdi bakıyorum da aslında seçimden seçime bile hatırlama ihtiyacı hissetmediklerini görüyorum. Çünkü anladığım kadarıyla iktidar bu toplumsal kutuplaşmadan çok memnun. Yani, 'İnsanların hakkı olanı versek de vermesek de, yoksullaşsalar da, daha derin yoksulluğa doğru savrulsalar da zaten oy verecekleri parti belli. Bizimkiler zaten bize verecek, ötekiler zaten bize vermeyecek' diye bir rahatlıkla hareket ettiklerini gözlemliyorum.

Emekliler ise çok özel bir başlık. Geçenlerde iktidar tarafından yapılan açıklamaları utanarak izledim. Emeklilere 'Yan gelip yatıyorlar ve çok para istiyorlar' gibi bir yaklaşımla bakılıyor. Emekliler çalışırken sigorta primlerini yatıran insanlar, yıllarca alın terleri dökerken hak ettikleri paranın bir kısmını bu devlete güvendikleri için devletin kumbarasına bırakıyorlar. Dolayısıyla bugün emeklilerin yaşamlarını idame ettirmek için istedikleri para, zaten emeklinin hakkı olan para, zaten çalışırken devlete verdiği para ve bu alın terinin karşılığını istiyor."

Çocukluk çağı kanserlerinin üçte birini oluşturan löseminin başlıca belirtilerine dikkat!


 
Lösemi, kemik iliğinde kan hücrelerini üreten hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türü. 
 

14.02.2026 21:49:00 / Güncelleme: 14.02.2026 21:54:17
MURAT ÇORBACI
Çocukluk çağı kanserlerinin üçte birini oluşturan löseminin başlıca belirtilerine dikkat!
Çocukluk çağı kanserlerinin üçte birini oluşturan löseminin başlıca belirtilerine dikkat!

Çocukluk çağı kanserlerinin kesin nedeninin henüz tam olarak bilinmediğini ancak vakaların küçük bir bölümünde kalıtsal faktörlerin etkili olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, "Çocuklarda kansızlık, karında şişlik ya da dolgunluk hissi, lenf bezlerinde belirgin şişlik, ciltte kolay oluşan morluklar, iki taraflı burun kanaması, uzun süren ateş ve sık enfeksiyonlar löseminin belirtileri arasında sayılabilir. Bu bulgulara ek olarak kan tahlillerinde beyaz kan hücrelerinde görülen anormal değişiklikler de tanı sürecinde yol gösterici olabilir. Bu şikâyetler farklı hastalıklarda da ortaya çıkabilir ancak uzun sürmesi ya da bir arada görülmesi durumunda ailelerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması kıymetli" dedi.

Geçmeyen halsizlik sıradan bir yorgunluk olmayabilir

Çocuklarda görülen kanser belirtilerinin başka hastalıklarla karıştırılabildiğini ifade eden Kansoy, "Özellikle uzun süren halsizlik çoğu zaman basit bir enfeksiyon ya da kansızlıkla, nedeni açıklanamayan morluklar çarpma veya düşmelerle, sık tekrarlayan enfeksiyonlar bağışıklığın geçici olarak zayıflamasıyla, geçmeyen ateş ise üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla ilişkilendirilebiliyor. Lenf bezlerindeki şişlikler de genellikle enfeksiyonlara bağlanabiliyor. Her belirti lösemi anlamına gelmez ancak bu şikâyetler uzun sürüyor ya da bir arada görülüyorsa ailelerin durumu göz ardı etmeden bir uzmana başvurması erken tanı açısından büyük önem taşır" dedi.

Lösemi tedavisi uzun ve sabır isteyen bir süreç

Löseminin farklı türleri bulunduğunu açıklayan Kansoy, "Löseminin en sık görülen tipleri akut lenfoblastik, akut miyeloblastik ve kronik miyelositer lösemidir. Tanı, kan tahlilleri ve kemik iliğinden alınan örneklerin incelenmesiyle konur. Hastalığın özelliklerine ve risk durumuna göre tedavi planı belirlenir. Çoğu hastada kemoterapi uygulanır, bazı durumlarda ise kök hücre nakli gündeme gelebilir ve tüm bu tedavi süreci 1-2 yılı kapsayabilir. Bu uzun ve yorucu dönemde hem çocukların hem de ailelerin psikolojik destek alması süreci daha sağlıklı atlatmaları açısından büyük önem taşır" dedi.

Maldivler değil Ölüdeniz


Muğla'nın Fethiye ilçesindeki dünyaca ünlü Ölüdeniz'in bir kısmı turkuaz renge büründü.

14.02.2026 20:59:00
AA
Maldivler değil Ölüdeniz
Maldivler değil Ölüdeniz

Muğla'nın Fethiye ilçesindeki dünyaca ünlü Ölüdeniz'in bir kısmı turkuaz renge büründü. İlçede iki gündür etkili olan kuvvetli yağış, yerini güneşli havaya bıraktı. Kent merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Ölüdeniz'de de suyun rengi değişti.

Güzel havayı fırsat bilen bazı kişiler Kumburnu Plajı'nda denize girdi.
Babadağ'daki pistlerden pilotlar eşliğinde yamaç paraşütü uçuşu yapan macera tutkunları, Ölüdeniz'in eşsiz manzarasını kuş bakışı izledi.

Bazı turistler ise bölgede hatıra fotoğrafı çektirdi. Turkuaza dönüşen denizin rengi dron ile görüntülendi.

Çankırı SGK İl Müdürü hayatını kaybetti


 
 
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Çankırı İl Müdürü Mustafa Yılmaz, 57 yaşında hayatını kaybetti.

14.02.2026 20:53:00
AA
Çankırı SGK İl Müdürü hayatını kaybetti
Çankırı SGK İl Müdürü hayatını kaybetti

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Çankırı İl Müdürü Mustafa Yılmaz, 57 yaşında hayatını kaybetti.

14 Şubat sabah saatlerinde 'klap krizi' sonucu evinde rahatsızlanarak Çankırı Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Yılmaz, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Yılmaz'ın cenazesi, ikindi namazını müteakiben Ahmet Yesevi Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Sarıbaba Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Cenaze namazına Yılmaz'ın yakınlarının yanı sıra Çankırı Valisi Hüseyin Çakırtaş, Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, SGK çalışanları ile vatandaşlar katıldı.

Öte yandan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, yaptığı açıklamada, "Sosyal Güvenlik Kurumu Çankırı İl Müdürümüz, kıymetli mesai arkadaşımız Mustafa Yılmaz'ın rahatsızlanarak vefat ettiğini üzüntüyle öğrendim. Merhuma Allah'tan rahmet, ailesine ve mesai arkadaşlarımıza başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun" ifadesini kullandı.

Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde aşırı yağış sonrası Çukurincir Mahallesi'nde Eşen Çayı'nın taşması sonucu su baskınları yaşandı. Tedbir amaçlı yaklaşık 25 ev boşaltılırken, belediye ekipleri tahliye çalışmalarını sürdürüyor

14.02.2026 13:03:00 / Güncelleme: 14.02.2026 13:05:56
İHA
Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi
Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi
Seydikemer ilçesine bağlı Çukurincir Mahallesi'nde etkili olan aşırı yağışlar nedeniyle Eşen Çayı'nın taşması sonucu mahallede su baskınları meydana geldi.



Taşkının ardından tedbir amaçlı mahallede bulunan yaklaşık 25 evdeki vatandaşlar tahliye edildi.



Bazı vatandaşların kendi imkanlarıyla hayvanlarını güvenli alanlara götürdü.



Seydikemer Belediyesi zabıta ekipleri evlerin boşaltılması için anonslarını sürdürürken, belediye araçlarının vatandaşların tahliyesi için çalışmalarına devam ettiği bildirildi.

Malatya'da fırtına ağaçları kökünden söktü

Malatya'da etkili olan fırtına, sağanak yağışla birlikte ağaçları kökünden söktü

14.02.2026 07:57:00 / Güncelleme: 14.02.2026 08:01:35
İHA
Malatya'da fırtına ağaçları kökünden söktü
Malatya'da fırtına ağaçları kökünden söktü
Malatya'da, gece yarısı etkili olan şiddetli fırtına sağanak ile birleşince ağaçları kökünden sökerken, bazı noktalarda evlerin çatıları uçtu konteyner iş yerlerinin tabelaları şantiye çevrelerindeki bariyerler devrildi.



Öte yandan Meteoroloji 13. Bölge Müdürlüğü Bölge Tahmin ve Uyarı Merkezi tarafından yapılan açıklamada ise rüzgarın bölge genelinde güneyli yönlerden yer yer kuvvetli (40-60 km/sa), yüksek kesimlerde ise fırtına (61-80 km/sa) şeklinde esmesinin beklendiği belirtilerek çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesi, ulaşımda aksamalar ile soba ve doğalgaz kaynaklı baca gazı zehirlenmesi gibi olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları istendi.



Beyni dumura uğratan besinlere dikkat


 
Zihinsel yorgunluk, odaklanma güçlüğü ve unutkanlık çoğu zaman yoğun tempoya bağlansa da, bilimsel veriler bu şikâyetlerin beslenme alışkanlıklarıyla yakından ilişkili olabileceğini gösteriyor. 

14.02.2026 01:00:00 / Güncelleme: 14.02.2026 18:39:37
MURAT ÇORBACI
Beyni dumura uğratan besinlere dikkat
Beyni dumura uğratan besinlere dikkat

Zihinsel yorgunluk, odaklanma güçlüğü ve unutkanlık çoğu zaman yoğun tempoya bağlansa da, bilimsel veriler bu şikâyetlerin beslenme alışkanlıklarıyla yakından ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Bunlar beyni vuran besinler

Yüksek oranda işlenmiş gıdalar, düzensiz kan şekeri dalgalanmaları, mikro besin eksiklikleri ve yetersiz sıvı alımı; beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek beyin sisi tablosunu tetikleyebiliyor. Buna karşılık antiinflamatuvar ve antioksidan yönü güçlü, dengeli bir beslenme modeli bilişsel performansın korunmasında önemli bir rol oynuyor.

Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban, "Beyin sağlığı yalnızca uzun vadeli hastalık riskleriyle değil, günlük zihinsel performansla da doğrudan ilişkilidir; doğru beslenme, zihinsel berraklığın en temel destekçilerinden biridir" değerlendirmesinde bulundu.

Beyin bunlara ihtiyaç duyuyor

Beyin dokusunun yüksek metabolik aktiviteye sahip olduğu için belirli mikro besinlere düzenli olarak ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban, "Özellikle B12 vitamini, folat, D vitamini, demir, magnezyum ve omega-3 yağ asitlerinin yetersizliği; bilişsel performans düşüşü, dikkat dağınıklığı ve zihinsel bulanıklıkla ilişkilendirilir. Omega-3 yağ asitleri, beyin hücrelerinin sağlıklı yapısını korumaya yardımcı olur. Aynı zamanda beyindeki inflamasyonu azaltarak düşüncelerin daha net olmasına katkı sağlar. Bu etki, beyin sisi olarak tanımlanan unutkanlık, dalgınlık ve odaklanma sorunlarının hafiflemesine yardımcı olabilir. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı-mor renkli meyveler, turunçgiller ve zeytinyağı gibi besinler bu açıdan öne çıkar. Ispanak ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunan lutein üzerindeki klinik çalışmalarda hafıza, öğrenme gibi bilişsel alanlarda iyileştirici etkileri ortaya konulmuştur" dedi.

BİK’ten basının desteklenmesine yönelik düzenlemeler

Basın İlan Kurumu Genel Kurulu, basın çalışanlarına yönelik sosyal desteklerin yüzde 50 oranında artırılmasını ve azınlık gazetelerine maddi yardım yapılmasını kararlaştırdı. Toplantıda, süreli yayınlara verilen kredilere uygulanacak faiz oranı da belirlendi

13.02.2026 15:51:00 / Güncelleme: 13.02.2026 15:56:33
Haber Merkezi
BİK’ten basının desteklenmesine yönelik düzenlemeler
BİK’ten basının desteklenmesine yönelik düzenlemeler
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 6. Genel Kurul Toplantısı, 11-13 Şubat 2026 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştirildi.

Toplantının son oturumunda, Yönetim Kurulunun Genel Kurula teklif olarak sunduğu ve gündeme alınan maddeler görüşüldü. İlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonlarında ele alınan gündem maddelerine ilişkin hazırlanan raporların okunmasının ardından oylamaya geçildi.

Kurumun 2025 yılı bilançosu, gelir tablosu ve Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ile Denetçiler Kurulu Raporunu onaylayan Genel Kurul, basın sektörüne yönelik desteklere ilişkin önemli düzenlemeler yaptı.

Süreli yayın kredilerinde faiz oranı belirlendi

Genel Kurulda, basın kuruluşlarının faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve yatırım kapasitelerini artırabilmeleri açısından önem taşıyan Kurum kredilerine uygulanacak faiz oranı ele alındı.

Ekonomik gelişmeler dikkate alınarak, yatırım ve işletme kredilerine uygulanacak yıllık faiz oranı, 2026 yılı için yüzde 29 olarak belirlendi.



Basın çalışanlarına yönelik desteklerde yüzde 50 artış

Toplantıda, basın çalışanlarına yönelik borç para, muhtaçlık ve ölüm yardımları Kurumun sosyal sorumluluk anlayışı doğrultusunda yeniden değerlendirildi. Mevcut ekonomik koşullar ve uygulamaya ilişkin geri bildirimler dikkate alınarak, söz konusu sosyal desteklerin yüzde 50 oranında artırılmasına karar verildi.

Borç Para ve Yardımlara Dair 219 sayılı Genel Kurul Kararında yapılan düzenleme, Resmi Gazetede yayımlandığı tarihi takip eden ayın ilk günü itibarıyla yürürlüğe girecek.

Azınlık gazetelerine destek sürecek

Basın İlan Kurumu, Lozan Barış Antlaşması kapsamında azınlık statüsünde bulunan topluluklarca yayımlanan gazetelere yönelik 2011 yılından bu yana sürdürdüğü maddi destekleri 2026 yılında da devam ettirecek.

Bu doğrultuda Genel Kurul, basın sektöründe çeşitliliğin ve çoğulcu yapının korunması amacıyla 2026 yılı içerisinde azınlık gazetelerine 471 bin Türk Lirası yardım yapılmasını kararlaştırdı.



Basın Derneklerine Yardım Fonuna 7 milyon 200 bin TL tahsis edildi

Genel Kurul toplantısında, Kurumun faaliyet ve çalışmalarının finansmanını sağlamak üzere oluşturulan fonlara tahsis edilecek tutarlar da belirlendi.

Bu kapsamda, Kurumun 2025 Yılı Tahsis Bilânçosunda, Basın Derneklerine Yardım Fonu için 7 milyon 200 bin Türk lirası kaynak ayrılması uygun görüldü.

Bir sonraki Genel Kurul Toplantısının 20-22 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilmesine karar verildi.

Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu

Bursa'nın kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coştu

13.02.2026 13:02:00 / Güncelleme: 13.02.2026 13:05:12
İHA
Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu
Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu
Kestel ilçesine bağlı Saitabat Şelalesi, doğal güzelliği ve orman içinde temiz havasıyla hem Bursa'nın hem Marmara Bölgesi'nin önemli turizm merkezleri arasında yer alıyor.

Ormanın içinde, yeşillikler arasındaki şelaleyi görmek için gelenler, civarda bulunan kafelerde oturup bölgeye özgü köy kahvaltısıyla yöresel lezzetlerin tadına bakabiliyor, Uludağ'dan gelen soğuk suda yetiştirilen balıklardan yiyebiliyor, atlı gezinti yapabiliyor.



Geçen yıl yağışların az olması, Uludağ'a karın az düşmesi, kuraklık ve aşırı sıcak gibi nedenlerle suyu ciddi oranda azalan ve hatta kuruma tehkilesi geçiren Saitabat Şelalesi, özlenen sesine ve güzelliğine yeniden kavuştu.

Kanyon içinde biriken suların oluşturduğu, kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coşkuyla akmaya başladı.



İstanbul, Kocaeli, Yalova, Balıkesir ve Bilecik gibi yakın yerler başta olmak üzere ülkenin birçok yerinden ziyaretçi çeken Saitabat Şelalesi'nde ilkbaharda suyun daha çok olması bekleniyor.



Bölge halkından ve işletmecilerinden olan Kemal Akçay, geçen yaz Uludağ'a kar yağışının az olmasıyla Saitabat Şelalesi'nin en kötü dönemlerinden birini yaşadığını söyledi.

Kuruma noktasına gelen şelalenin şu anda coşkuyla akmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Akçay, "İlkbaharda daha çok su olacağını düşünüyoruz. Önceki yıllarda daha gür akıyordu ama bunu da suyun sesini de özledik. Şimdi bile İstanbul'dan birçok yerden turist geliyor şelaleyi görmeye. Uludağ'ın eriyen kar suları ile kaynak suları toplanıp kayalar arasından kanyondan buraya ulaşıyor. İnşallah hep böyle coşkulu akar" diye konuştu.

Taksilerde yeni dönem resmen başladı

Taksilerde basit usul bitti artık KDV, gelir vergisi, stopaj, geçici vergi ödenecek. Taksi Mali Cihazı her yolculuğu anlık kaydedip fiş basacak. Kayıt dışı dönem sona erdi

13.02.2026 10:45:00
Haber Merkezi
Taksilerde yeni dönem resmen başladı
Taksilerde yeni dönem resmen başladı
Türkiye'de ticari taksi esnafını kökten etkileyen vergi düzenlemesi, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 591) ile bugün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yıllardır basit usulde asgari düzeyde vergi ödeyen taksiciler için gerçek usulde vergilendirme süreci resmen başladı. Bu değişiklik, kayıtlı ekonomiyi güçlendirmeyi, belge düzenini sağlamayı ve kartla ödeme imkanlarını artırmayı amaçlıyor.

Düzenlemenin kapsamı

Tebliğ, taksi ile yolcu taşımacılığı yapan mükelleflerin yıllardır uygulanan basit usul vergilendirme sistemini terk etmesini sağlıyor. Artık taksiciler, KDV, gelir vergisi, gelir geçici vergisi ve stopaj gibi tüm yasal yükümlülükleri yerine getirecek.

Bu geçiş, özellikle büyükşehirlerdeki şehir içi yolcu taşımacılığını doğrudan etkiliyor ve kayıt dışı kazancın önüne geçmeyi hedefliyor. Düzenleme, 1 Ocak 2026 itibarıyla basit usulden çıkarılan sektörler arasında taksiciliği de kapsıyor; ancak cihaz zorunluluğuyla entegre bir sistem getiriliyor.

Taksi mali cihazı zorunluluğu

En dikkat çeken yenilik, taksimetrelerle entegre çalışacak "Taksi Mali Cihazı" kullanımı zorunluluğu. Bu cihaz:

- Taksimetreden gelen tutarı otomatik kaydediyor,

- Manuel giriş yapılmıyor,

- Her yolculuk için fiş veya e-belge üretiyor,

- Kartla ödeme (POS) kabulünü zorunlu kılıyor,

- Tüm işlemleri anlık olarak Gelir İdaresi Başkanlığı'nın elektronik sistemine bildiriyor.

Mevcut taksimetreler ya bu cihaza entegre edilecek ya da cihazın kendisi taksimetre özelliğini taşıyacak. Bağımsız POS cihazları kullanımı yasaklanıyor; tüm kartlı ödemeler tek cihaz üzerinden gerçekleşecek. Cihazların üretimi, satışı, aktivasyonu ve devri GİB sistemine anlık bildirilecek.

Geçiş süreçleri ve son tarihler

Yeni başlayan taksiciler için 30 günlük geçiş süreci uygulanıyor.

Mevcut ticari plaka sahipleri için Taksi Mali Cihazı satın alma ve kullanma zorunluluğu 1 Eylül 2026 tarihine kadar geçerli. Bu tarihe kadar sisteme entegre olmayan araçlar cezai yaptırımla karşılaşacak.

Cihaz kullanımı başladıktan sonra her yolculuk dijital olarak izlenebilir hale gelecek; yolcular nakit taşımak zorunda kalmadan banka/kredi kartıyla ödeme yapabilecek.

Diğer yükümlülükler

Gerçek usulde vergilendirme ile taksiciler KDV beyannamesi verecek, Gelir vergisi ve geçici vergi ödeyecek ve Stopaj (muhtasar) yükümlülüğü üstlenecek.

Akaryakıt, bakım, tamir gibi giderler vergiden düşülebilecek olsa da, yıllık beyanname, mali müşavir ücreti ve ek maliyetler esnafı etkileyecek. Bazı taksici temsilcileri, vergi yükünün aylık binlerce liraya ulaşabileceğini belirterek çözüm olarak götürü vergi sistemine geçiş talep ediyor. Ancak düzenleme, şeffaflık ve kayıtlı ekonomi adına caydırıcı nitelik taşıyor.

Bu reform, taksi sektöründe dijital dönüşümü hızlandırırken, yolcular için daha güvenli ve modern ödeme seçenekleri sunuyor. Esnaf kesiminden ise maliyet artışı nedeniyle eleştiriler geliyor; bazıları geçiş sürecinin uzatılmasını veya vergi oranlarında indirim bekliyor. Uygulamanın başlamasıyla denetimlerin artması ve cezaların devreye girmesi öngörülüyor. Taksiciler, Resmi Gazete tebliğini ve GİB duyurularını takip ederek hazırlıklarını tamamlamalı.

Bu kara tablonun bir sorumlusu olması lazım!

Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyonlarda 4,6 milyar lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi

13.02.2026 10:39:00
İhlas Haber Ajansı
Bu kara tablonun bir sorumlusu olması lazım!
Bu kara tablonun bir sorumlusu olması lazım!
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimleri kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini sürdürüyor. Bu kapsamda Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi.

Bakanlık açıklamasında operasyonlara ilişkin şu bilgilere yer verildi:



"Operasyona ilişkin Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Kapıkule Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonda; Bulgaristan'dan Türkiye'ye giriş yapmak üzere gelen ve transit olarak Gürcistan'a gideceği anlaşılan TIR'da yapılan kontroller neticesinde 886 kilo esrar ele geçirilmiştir.

Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda; Hindistan'dan Türkiye'ye gelen konteyner içerisinde 440 bin adet etken maddesi pregabalin ve celecoxib cinsi ilaç yakalanmıştır.



Gürbulak Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Gürbulak Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonda; fırça cinsi eşya içerisine gizlenmiş vaziyette 200 kilo metamfetamin ele geçirilmiştir."

Yakalanan uyuşturucu maddelerin imha edildiği aktarılan açıklamada, Gerçekleştirilen bu operasyonlar neticesinde, ülke ekonomisine zarar veren, toplum sağlığını tehdit eden ve özellikle gençlerimizi hedef alan yasa dışı faaliyetlere ağır darbe vurulmuştur.



Gümrükler Muhafaza Teşkilatımız; kamu düzeninin korunması, ekonomik güvenliğin sağlanması ve halk sağlığının muhafazası hedefleri doğrultusunda, kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretiyle mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürecektir. Olaylarla ilgili olarak Edirne, Mersin ve Doğubeyazıt Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturma başlatılmıştır" açıklamasında bulunuldu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.