Sana "Ne bu gaflet" diye çıkışılacağından neden korkmuyorsun? Bu gaflet deryasında ne zamana kadar yüzeceksin? Ve şaşkın şaşkın kalacaksın.
Bu yüzücülük sana uğur getirmez. Hemen kendine gel ve:
"Allah'a tevbe ediniz" (24/31) emrinin mabedine çekil. Yaptıklarına nadim ol. O makamda huzurunu bul; daha sonra da:
"Rabbınıza ibadet ediniz" (29/ 54) cümlesindeki derin mananın anlattığı cihete doğru yönel. Bundan sonra da, doğruluk dilini kullan ve şu duayı yap:
"Artık ben yüzümü, yerin ve semaların yaratıcısına çevirdim. Müşriklerden değilim. Pak ve temiz olarak O'na dönüyorum" (6/79).
Belki bu sayede sana, bütün güzellikleri özünde toplayan sırlar aleminin kapışı açılır. Oraya daldıktan sonra anlarsın ki o sırlar:
"O öyle Allahtır ki, kullarından gelen tövbeyi kabul eyler. Hatalardan geçer" (42/25) mealine gelen ayet-i kerimede saklıdır. Biraz daha ilerleyince merkeze varır ve:
"Allah, Gafur ve Rahim" (73/20) cümle-i celilesiyle karşılaşırsın. Tevbe et. Hakka dön. Sonra da duanı oku. İşte o zaman sırlar kapısının sana açıldığını görürsün. Ve çeşitli müjdeler almaya başlarsın.
Bundan sonra yapacağın ibadetlerde yardım almaya başlarsın. Ve O'nun sevgisine kavuşursun. Düşün ki O:
"Allah, tevbe edenleri sever. Pak ve temiz olanları dahi sever" (2/222) buyurmuştur. Bu haline uygun müjdeyi aldıktan sonra:
"Sen dilediğini aziz kılarsın" (3/26) ayetindeki manayı anlar; ona her an biraz daha yaklaşmaya başlarsın. Ve senin de, O'nun aziz kıldığı kimselerden biri olduğunu sezersin. Hamd eder ve o halden ayırmaması için, O'na yalvarırsın.
Korkma, yürü artık. İstikbal sana açıktır.
Bu yüzücülük sana uğur getirmez. Hemen kendine gel ve:
"Allah'a tevbe ediniz" (24/31) emrinin mabedine çekil. Yaptıklarına nadim ol. O makamda huzurunu bul; daha sonra da:
"Rabbınıza ibadet ediniz" (29/ 54) cümlesindeki derin mananın anlattığı cihete doğru yönel. Bundan sonra da, doğruluk dilini kullan ve şu duayı yap:
"Artık ben yüzümü, yerin ve semaların yaratıcısına çevirdim. Müşriklerden değilim. Pak ve temiz olarak O'na dönüyorum" (6/79).
Belki bu sayede sana, bütün güzellikleri özünde toplayan sırlar aleminin kapışı açılır. Oraya daldıktan sonra anlarsın ki o sırlar:
"O öyle Allahtır ki, kullarından gelen tövbeyi kabul eyler. Hatalardan geçer" (42/25) mealine gelen ayet-i kerimede saklıdır. Biraz daha ilerleyince merkeze varır ve:
"Allah, Gafur ve Rahim" (73/20) cümle-i celilesiyle karşılaşırsın. Tevbe et. Hakka dön. Sonra da duanı oku. İşte o zaman sırlar kapısının sana açıldığını görürsün. Ve çeşitli müjdeler almaya başlarsın.
Bundan sonra yapacağın ibadetlerde yardım almaya başlarsın. Ve O'nun sevgisine kavuşursun. Düşün ki O:
"Allah, tevbe edenleri sever. Pak ve temiz olanları dahi sever" (2/222) buyurmuştur. Bu haline uygun müjdeyi aldıktan sonra:
"Sen dilediğini aziz kılarsın" (3/26) ayetindeki manayı anlar; ona her an biraz daha yaklaşmaya başlarsın. Ve senin de, O'nun aziz kıldığı kimselerden biri olduğunu sezersin. Hamd eder ve o halden ayırmaması için, O'na yalvarırsın.
Korkma, yürü artık. İstikbal sana açıktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.

























































































