Enflasyonda düşüş gerçekten başladı mı?
Ekşi, “Özellikle bu yaz aylarından başlayan enflasyonda kısmi de olsa bir düşüş gözlemliyoruz ancak enflasyonun sonbahara doğru ne yazık ki artması bekleniyor” dedi.
26.07.2024 10:28:00
Bülent TAPICI
Bülent TAPICI





Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Ekşi iktidar kanadından gelen 'Enflasyon düşüşe geçti' açıklamalarını değerlendirdi.
Ekşi, "Özellikle bu yaz aylarından başlayan enflasyonda kısmi de olsa bir düşüş gözlemliyoruz ancak enflasyonun sonbahara doğru ne yazık ki artması bekleniyor" dedi.
Ekşi yenimesaj.com.tr'ye şu değerlendirmeyi yaptı;
"Enerji gibi, doğalgaz gibi ertelenen bazı zamlar var. Bunların da birkaç ay sonra tekrar faaliyete girmesiyle birlikte enflasyonda bir artış gözlemleyebiliriz.
Önemli olan burada vatandaşın hissettiği enflasyon. Bu sıcaklığa benziyor, bir hissedilen sıcaklık var bir de açıklanan sıcaklık var onun gibi bir şeye benzetiyorum ben bunu. Vatandaş bunu çok kötü hissediyor.
Çarşıya pazara indiğinizde, esnafın kapısını çaldığınızda, esnafla alışveriş ettiğinizde inanın çok vahim bir durum söz konusu.
Şu anda tüketim çok törpülenmiş durumda yani ekonomi yönetimi tüketimi daraltarak, tüketimi kısarak enflasyonu düşürme derdinde. Onun için işçiye, memura, emekliye, sabit gelirliye çok düşük maaşlar veriliyor.
Bugün açlık sınırı belli, 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı belli, kiralar belli… Nereye bakarsanız bakın herkes bütün üretici kan alıyor. Bu ortamda enflasyon düşmüş veya düşük gibi gösterilmiş çok bir önemi yok, vatandaş yaşadığını biliyor. Asgari ücretlinin bir ayda aldığı 17 bin lirayla bir hafta yaşanılmaz. Normal bir geçim standardında bir hafta yaşamak hakikaten çok zor.
Sonbahar gibi tekrar enflasyonda bir artış eğilimi olur diye düşünüyoruz çünkü bu faizleri yüksek tutmak zorundasınız. Niye? Bir istatistik var, merkezi yönetimin borç stoğu 7 trilyon 800 milyar TL. Bu çok korkunç bir rakam. Bu borç stoğunu çevirebilmeniz için sizin yüksek faiz vermeniz lazım, bu kadar basit. Zaten sizi riskli kategoride değerlendiriyorlar her ne kadar kredi derecelendirme şirketlerinin olumlu not artırımları olmuş olsa da yine yabancı yatırımların size bakışı, Türkiye'ye bakışı ne yazık ki çok pozitif değil. Bunu borsaya giren yabancı sermayeden takip edebilirsiniz, bunu anketlerden takip edebilirsiniz, bunu güven endekslerinde takip edebilirsiniz.
Yabancının gözünde biz hala çok güvenir bir ülke değiliz bir defa onu ortaya koymak lazım. Hala notumuz B'de. B, spekülatif veya riskli sayılabilecek bir not. A değil notumuz.
Kredi notumuzun yükseltilmesi güzel bir şey ama bunun yansımasını sokakta görmek istiyor artık vatandaş. Bunlar vatandaşı çok tatmin etmiyor, vatandaş hakikaten cebine bakıyor.
Emekliye lira veriliyor. Adam yıllarca hizmet etmiş, yıllarca prim ödemiş hakkı bu mu? Hakikaten çok komik, bakıyorsunuz 70 yaşında, 75 yaşında insanlar çalışmak zorunda kalıyorlar.
Güya emekli oldu ama ne yazık ki hak ettiğini alamıyor. İşte artık bu döngünün değişmesi gerekiyor, artık kendi kaynaklarımıza dönüp, kendi kaynaklarımızın farkına varıp hamleler yapmak gerekiyor."
Ekşi, "Özellikle bu yaz aylarından başlayan enflasyonda kısmi de olsa bir düşüş gözlemliyoruz ancak enflasyonun sonbahara doğru ne yazık ki artması bekleniyor" dedi.
Ekşi yenimesaj.com.tr'ye şu değerlendirmeyi yaptı;
"Enerji gibi, doğalgaz gibi ertelenen bazı zamlar var. Bunların da birkaç ay sonra tekrar faaliyete girmesiyle birlikte enflasyonda bir artış gözlemleyebiliriz.
Önemli olan burada vatandaşın hissettiği enflasyon. Bu sıcaklığa benziyor, bir hissedilen sıcaklık var bir de açıklanan sıcaklık var onun gibi bir şeye benzetiyorum ben bunu. Vatandaş bunu çok kötü hissediyor.
Çarşıya pazara indiğinizde, esnafın kapısını çaldığınızda, esnafla alışveriş ettiğinizde inanın çok vahim bir durum söz konusu.
Şu anda tüketim çok törpülenmiş durumda yani ekonomi yönetimi tüketimi daraltarak, tüketimi kısarak enflasyonu düşürme derdinde. Onun için işçiye, memura, emekliye, sabit gelirliye çok düşük maaşlar veriliyor.
Bugün açlık sınırı belli, 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı belli, kiralar belli… Nereye bakarsanız bakın herkes bütün üretici kan alıyor. Bu ortamda enflasyon düşmüş veya düşük gibi gösterilmiş çok bir önemi yok, vatandaş yaşadığını biliyor. Asgari ücretlinin bir ayda aldığı 17 bin lirayla bir hafta yaşanılmaz. Normal bir geçim standardında bir hafta yaşamak hakikaten çok zor.
Sonbahar gibi tekrar enflasyonda bir artış eğilimi olur diye düşünüyoruz çünkü bu faizleri yüksek tutmak zorundasınız. Niye? Bir istatistik var, merkezi yönetimin borç stoğu 7 trilyon 800 milyar TL. Bu çok korkunç bir rakam. Bu borç stoğunu çevirebilmeniz için sizin yüksek faiz vermeniz lazım, bu kadar basit. Zaten sizi riskli kategoride değerlendiriyorlar her ne kadar kredi derecelendirme şirketlerinin olumlu not artırımları olmuş olsa da yine yabancı yatırımların size bakışı, Türkiye'ye bakışı ne yazık ki çok pozitif değil. Bunu borsaya giren yabancı sermayeden takip edebilirsiniz, bunu anketlerden takip edebilirsiniz, bunu güven endekslerinde takip edebilirsiniz.
Yabancının gözünde biz hala çok güvenir bir ülke değiliz bir defa onu ortaya koymak lazım. Hala notumuz B'de. B, spekülatif veya riskli sayılabilecek bir not. A değil notumuz.
Kredi notumuzun yükseltilmesi güzel bir şey ama bunun yansımasını sokakta görmek istiyor artık vatandaş. Bunlar vatandaşı çok tatmin etmiyor, vatandaş hakikaten cebine bakıyor.
Emekliye lira veriliyor. Adam yıllarca hizmet etmiş, yıllarca prim ödemiş hakkı bu mu? Hakikaten çok komik, bakıyorsunuz 70 yaşında, 75 yaşında insanlar çalışmak zorunda kalıyorlar.
Güya emekli oldu ama ne yazık ki hak ettiğini alamıyor. İşte artık bu döngünün değişmesi gerekiyor, artık kendi kaynaklarımıza dönüp, kendi kaynaklarımızın farkına varıp hamleler yapmak gerekiyor."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.