Dünyada en zengin kaynaklara sahip ülkelerin bir çoğunun, en fakir ülkeler olduğu hatırlanıldığında, bu yeraltı kaynaklarının belli birkaç grubun kontrolünde olduğu görülecektir.
Özgürlüklerin önünü açtığını söyleyen kapitalist politikalar, söz konusu, enerji ve yeraltı kaynakları olduğunda, bunların devlet eli ile halkın kullanımına açılmasından ziyade belli ellerde tekelleşmesini savunmaktadırlar. Oysa olması gereken, ülkelerin kalkınmasına temel olan her türlü yeraltı ve yerüstü kaynaklarının bütün insanların kullanımına açılmasıdır. Tabiatta olup da faydası olmayan hiçbir madde yoktur. Öyleyse kurulacak sanayi tesislerinin entegre sistemlerden oluşması da gereklidir. En genel manada, var olan her şey bir kaynaktır ve birbirine zincirleme bağlıdır.
Asıl mesele insan meselesidirKaynakların verimli kullanılması, kaynakları kullanan insanın keyfiyetine bağlıdır. En mükemmel sistemler bile onu uygulayacak insan olmadığında hiçbir şey ifade etmeyecektir. Bugün dünyada bu kadar zulüm varsa, insanlar haksız yere öldürülüyorsa, bunun sebebi insanlığın insan hakları kavramından mahrum olması değildir. Aksine problem bu insan haklarını dünyaya doya doya yaşatacak insanların olmamasından ya da olsa bile bu kadroların söz sahibi olamamalarından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, her şeyden önce kaynakların verimli kullanılması ve herkesin kullanımına sunulması için bu kaynakları kullanacak insanın onu bütün insanlığın hizmetine sunacak bir sorumluluk ve hesap verme duygusuna sahip olması gerekir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu olmadığı takdirde, eğer bu kaynakları kontrol edenler bunu bir sömürge mantığı ile ele alırlarsa, sonsuz olan bu kaynakların insanlığa faydasız olması kaçınılmazdır.
Kapitalizmin kanyaklara bakışı yanlıştırKaynakların sınırsız olduğu gerçeğinden hareketle, şu soruya cevap arayalım; insan nüfusu arttıkça ihtiyaç duyulan tüketim miktarı ile ortaya çıkan üretim miktarı arasında nasıl bir oran söz konusudur? Kapitalist anlayışın kuramcılarından Malthus nüfusun geometrik olarak, gıda maddelerinin ise aritmetik olarak arttığını ifade etmişti. Para miktarı ve teknoloji yatırımları sabit tutulursa ve kaynakların sınırlı olduğu kabul edilirse, emek miktarındaki artış ile toplam ürün miktarındaki artış aynı oranda olmayacaktır. Bu herkesin bildiği Azalan Verimler Kanunu'dur. Kapitalist anlayışlar kaynakların sınırlı olduğu yanılgısından yola çıkarak, emeğin marjinal veriminin sınırlı kaynaklardan dolayı azalacağını iddia etmiş ve görüşünü de Azalan Verimler Kanunu olarak ifade etmiştir. Buradan yola çıkarak artan dünya nüfusunun, kaynakların yetersizliğinden dolayı kendisine bakamayacağı sonucuna varmıştır.
SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET / Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden
SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER:Prof. Dr. Sekip Sokolovic / Bosna HersekSağlık hizmetleri bedava karşılanıyorMilli Ekonomi Modeli'nin sunduğu yeni umut ışığının önemli bölümü sağlık konusunda öngördüğü yaklaşımdır. Ne kapitalizm ne de sosyalizm zenginden başkasına tam olarak sağlık hizmetini sunmamaktadır. ABD'de her 6 kişiden sadece 1'i sağlık güvencesine sahiptir. İnsanlar sağlık hizmetlerine bedava ulaşabilmelidir. Hasta doktor tercihi yapabilmelidir.MEM vergi artırmaya yönelmiyorMilli Ekonomi Modeli, sağlık hizmetini sadece elde edilen vergiye bağlamamaktadır. Gelir vergisini arttırmak çözüm değil. MEM'de devlet vergi arttırmaya yönelmiyor. Sağlık hizmetlerini senyoraj geliriyle gerçekleştirmeyi öngörmektedir. Model bu yaklaşımı bir zorunluluktan çok bir fırsat olarak değerlendiriyor. Bu durum devletin daha fazla gelirinin artmasına neden olacak. Milli Ekonomi Modeli'nin en önemli özelliklerinden birisi de kendi sosyal devletini oluşturmasıdır. Milli Ekonomi Modeli gibi bir modele kendi ülkemizde sahip olmamamız bizim açımızdan büyük bir kayıp; bu kaybımızı bu Uluslararası kongre vesilesiyle kapatmış olduk. MEM'in bizim ülkemizde büyük bir fayda vereceğini söyleyebilirim.
Özgürlüklerin önünü açtığını söyleyen kapitalist politikalar, söz konusu, enerji ve yeraltı kaynakları olduğunda, bunların devlet eli ile halkın kullanımına açılmasından ziyade belli ellerde tekelleşmesini savunmaktadırlar. Oysa olması gereken, ülkelerin kalkınmasına temel olan her türlü yeraltı ve yerüstü kaynaklarının bütün insanların kullanımına açılmasıdır. Tabiatta olup da faydası olmayan hiçbir madde yoktur. Öyleyse kurulacak sanayi tesislerinin entegre sistemlerden oluşması da gereklidir. En genel manada, var olan her şey bir kaynaktır ve birbirine zincirleme bağlıdır.
Asıl mesele insan meselesidirKaynakların verimli kullanılması, kaynakları kullanan insanın keyfiyetine bağlıdır. En mükemmel sistemler bile onu uygulayacak insan olmadığında hiçbir şey ifade etmeyecektir. Bugün dünyada bu kadar zulüm varsa, insanlar haksız yere öldürülüyorsa, bunun sebebi insanlığın insan hakları kavramından mahrum olması değildir. Aksine problem bu insan haklarını dünyaya doya doya yaşatacak insanların olmamasından ya da olsa bile bu kadroların söz sahibi olamamalarından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, her şeyden önce kaynakların verimli kullanılması ve herkesin kullanımına sunulması için bu kaynakları kullanacak insanın onu bütün insanlığın hizmetine sunacak bir sorumluluk ve hesap verme duygusuna sahip olması gerekir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu olmadığı takdirde, eğer bu kaynakları kontrol edenler bunu bir sömürge mantığı ile ele alırlarsa, sonsuz olan bu kaynakların insanlığa faydasız olması kaçınılmazdır.
Kapitalizmin kanyaklara bakışı yanlıştırKaynakların sınırsız olduğu gerçeğinden hareketle, şu soruya cevap arayalım; insan nüfusu arttıkça ihtiyaç duyulan tüketim miktarı ile ortaya çıkan üretim miktarı arasında nasıl bir oran söz konusudur? Kapitalist anlayışın kuramcılarından Malthus nüfusun geometrik olarak, gıda maddelerinin ise aritmetik olarak arttığını ifade etmişti. Para miktarı ve teknoloji yatırımları sabit tutulursa ve kaynakların sınırlı olduğu kabul edilirse, emek miktarındaki artış ile toplam ürün miktarındaki artış aynı oranda olmayacaktır. Bu herkesin bildiği Azalan Verimler Kanunu'dur. Kapitalist anlayışlar kaynakların sınırlı olduğu yanılgısından yola çıkarak, emeğin marjinal veriminin sınırlı kaynaklardan dolayı azalacağını iddia etmiş ve görüşünü de Azalan Verimler Kanunu olarak ifade etmiştir. Buradan yola çıkarak artan dünya nüfusunun, kaynakların yetersizliğinden dolayı kendisine bakamayacağı sonucuna varmıştır.
SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET / Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden
SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER:Prof. Dr. Sekip Sokolovic / Bosna HersekSağlık hizmetleri bedava karşılanıyorMilli Ekonomi Modeli'nin sunduğu yeni umut ışığının önemli bölümü sağlık konusunda öngördüğü yaklaşımdır. Ne kapitalizm ne de sosyalizm zenginden başkasına tam olarak sağlık hizmetini sunmamaktadır. ABD'de her 6 kişiden sadece 1'i sağlık güvencesine sahiptir. İnsanlar sağlık hizmetlerine bedava ulaşabilmelidir. Hasta doktor tercihi yapabilmelidir.MEM vergi artırmaya yönelmiyorMilli Ekonomi Modeli, sağlık hizmetini sadece elde edilen vergiye bağlamamaktadır. Gelir vergisini arttırmak çözüm değil. MEM'de devlet vergi arttırmaya yönelmiyor. Sağlık hizmetlerini senyoraj geliriyle gerçekleştirmeyi öngörmektedir. Model bu yaklaşımı bir zorunluluktan çok bir fırsat olarak değerlendiriyor. Bu durum devletin daha fazla gelirinin artmasına neden olacak. Milli Ekonomi Modeli'nin en önemli özelliklerinden birisi de kendi sosyal devletini oluşturmasıdır. Milli Ekonomi Modeli gibi bir modele kendi ülkemizde sahip olmamamız bizim açımızdan büyük bir kayıp; bu kaybımızı bu Uluslararası kongre vesilesiyle kapatmış olduk. MEM'in bizim ülkemizde büyük bir fayda vereceğini söyleyebilirim.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.