Ehl-i Sünnet kitaplarında Ehl-i Beyt ve On İki İmam -2-
Her kim kurtuluş gemisine binmek, sağlam kulpa sarılmak ve Allah’ın sağlam ipinden tutmak isterse, Ali’yi sevmeli, O’nun düşmanına düşman olmalı ve O’nun evlatlarından olan hidayet imamlarını İmam edinmelidir
28.06.2024 17:55:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Hz. Ali'den (aleyhi's-selâm); "Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve âlih) şöyle buyurdu:
'Her kim kurtuluş gemisine binmek, sağlam kulpa sarılmak ve Allah'ın sağlam ipinden tutmak isterse, Ali'yi sevmeli, O'nun düşmanına düşman olmalı ve O'nun evlatlarından olan hidayet imamlarını İmam edinmelidir.
Şüphesiz onlar benim halifelerim, vasilerim ve benden sonra Allah'ın halka hüccetleridirler.
Onlar, ümmetimin efendileri ve takvalı olanları sevk edenlerdir. Onların hizbi benim hizbim, benim hizbim ise Allah'ın hizbidir. Onların düşmanlarının hizbi ise şeytanın hizbidir."
Bazı muhakkikler şöyle derler:
"Peygamber'den sonraki halifelerin on iki tane olduğuna delâlet eden hadisler, birçok yoldan meşhur olmuştur. Zamanın geçmesiyle malum olan şudur ki, Peygamber'in hadisteki maksadı, ıtretinden ve Ehl-i Beyt'inden olan On iki İmam'dır.
Bu hadislerin, Peygamber'den sonraki ashabından olan halifelere yorumlanması mümkün değildir. Çünkü onların sayısı on ikiden azdır.
Hadislerin Emevî sultanlarına yorumlanması da mümkün değildir; çünkü onların sayısı on ikiden çok fazladır. Ayrıca Ömer b. Abdulaziz dışındakiler aşırı derecede zâlimdirler.
Aynı şekilde onlar, Hâşimoğulları'ndan da değildirler. Çünkü Abdulmelik'in Câbir'den naklettiği rivayette Peygamberimiz buyurmuştur: "Hepsi Hâşimoğulları'ndandır."
Resûlullah'ın bu sözü söylerken sesini kısması da bu rivâyetin sıhhatinin emâresidir. Çünkü onlar Hâşimoğulları'nın hilafetini istemiyorlardı.
Ayrıca bu rivâyetin, Abbasoğulları'nın meliklerine de yorumlanması mümkün olamaz; çünkü onların hem sayıları fazladır, hem de şu ayete az riayet etmişlerdir: 'De ki: peygamberliğime karşılık sizden yakınlarımı sevmeniz dışında hiçbir ecir istemiyorum.'
Öte yandan Kisa Hadisi de böyle bir tevile engeldir. Zira Kisa Hadisi sadece Peygamber'in ıtreti ve Ehl-i Beyt'ine yorumlanabilir.
Çünkü On iki İmam kendi zamanlarının en âlimi, en yüceleri, en takvalıları, neseb bakımından en yüceleri, haseb olarak en üstünleri ve Allah katındaki en kerametlileridirler. Onların ilimleri hem verâsetle, hem de vehbî olarak dedeleri Resûlullah'a dayanır. İlim, tahkik, irfan ehli olanlar, onları böyle tanırlar.
Peygamberin hadisinin anlamının On iki İmam olduğunu hem bu kitapta, hem de diğerlerinde geçen Sakaleyn Hadisi ve diğer birçok hadis desteklemektedir.
Peygamberimizin Câbir b. Semure'den nakledilen, "Ümmetin hepsi onları kabullenecek" rivâyetindeki maksadı ise; "kıyam edecek olan Mehdî zuhûr ettiğinde bütün ümmet, onların imametini ikrar edecektir."
YERYÜZÜ ASLA HÜCCET'SİZ KALMAZ
Kerram'dan: "İmam Ca'fer Sâdık (aleyhi's-selâm) şöyle buyurdu: 'Eğer yeryüzünde sadece iki kişi bile kalmış olsaydı, birisi mutlaka İmam olurdu.'
Yine buyurdu ki: 'Kimse, Allah Teâlâ kendisini hüccetsiz bıraktı şeklinde bir itiraz edemesin diye en son ölecek olan İmam'dır.'"
Ebu Herâse'den: "Muhammed Bâkır (aleyhi's-selâm) şöyle buyurdu: 'Eğer İmam yeryüzünden bir saat çekilse, tıpkı denizin ehlini boğduğu gibi yeryüzü kendi ehlini yutar."
Ebu Hamza'dan: "İmam Muhammed Bâkır şöyle buyurdu: 'Allah'a and olsun ki, Âdem (aleyhi's-selâm) olduğu günden beri Allah, yeryüzünü Allah'a hidayet eden bir imamsız ve kullarını da hüccetsiz bırakmamıştır. Allah'ın, kullarına Hüccet'i olan İmam olmazsa, yeryüzü bâki kalmaz.'"
Ebu Mahmud, İmam Ali er-Rıza'nın şöyle buyurduğunu nakleder:
"Biz, Allah'ın mahlûkat arasındaki Hüccet'leri, kulların halifeleri ve sırrının eminleriyiz. Takva kelimesi ve sağlam kulp biziz. Bizler Allah'ın şahitleri ve insanlar arasındaki bayraklarıyız.
Allah, gökleri ve yeri zâil olmaktan korumak için bizi vesile kılmıştır. Bizim vesilemizle yağmur yağdırır ve rahmet dağıtır. Yeryüzü açık veya gizli bir İmam'dan mahrum kalmaz. Eğer yeryüzünde bir gün dahi Hüccet olmazsa, kendi ehlini tıpkı denizin yok etmesi gibi yok eder."
"Keşfu'l-Gumme fi Marifeti'l-Eimme" kitabında Ali b. İsa b. Ebu'l-Feth-i Erbilî, Sünnî âlimlerinden olan Hâfız Abdulaziz b. Ahzar Cenabezî'nin "Maalimu'l-İtre" kitabından naklen İmam Rıza'dan (aleyhi's-selâm), o da babalarından, Emîrü'l-Mü'minîn'in (aleyhi's-selâm) şöyle buyurduğunu kaydeder:
"Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve âlih) yüce Allah'ın, 'O gün bütün insanları İmamlarıyla çağıracağız' sözü hakkında şöyle buyurdu: 'Her kavim kendi zamanının İmam'ı, Rabbinin Kitabı ve Peygamberinin Sünneti ile çağırılacaktır.'" (Prof. Dr. Haydar Baş Hasan el-Askeri ve İmam Mehdi eserinden)
'Her kim kurtuluş gemisine binmek, sağlam kulpa sarılmak ve Allah'ın sağlam ipinden tutmak isterse, Ali'yi sevmeli, O'nun düşmanına düşman olmalı ve O'nun evlatlarından olan hidayet imamlarını İmam edinmelidir.
Şüphesiz onlar benim halifelerim, vasilerim ve benden sonra Allah'ın halka hüccetleridirler.
Onlar, ümmetimin efendileri ve takvalı olanları sevk edenlerdir. Onların hizbi benim hizbim, benim hizbim ise Allah'ın hizbidir. Onların düşmanlarının hizbi ise şeytanın hizbidir."
Bazı muhakkikler şöyle derler:
"Peygamber'den sonraki halifelerin on iki tane olduğuna delâlet eden hadisler, birçok yoldan meşhur olmuştur. Zamanın geçmesiyle malum olan şudur ki, Peygamber'in hadisteki maksadı, ıtretinden ve Ehl-i Beyt'inden olan On iki İmam'dır.
Bu hadislerin, Peygamber'den sonraki ashabından olan halifelere yorumlanması mümkün değildir. Çünkü onların sayısı on ikiden azdır.
Hadislerin Emevî sultanlarına yorumlanması da mümkün değildir; çünkü onların sayısı on ikiden çok fazladır. Ayrıca Ömer b. Abdulaziz dışındakiler aşırı derecede zâlimdirler.
Aynı şekilde onlar, Hâşimoğulları'ndan da değildirler. Çünkü Abdulmelik'in Câbir'den naklettiği rivayette Peygamberimiz buyurmuştur: "Hepsi Hâşimoğulları'ndandır."
Resûlullah'ın bu sözü söylerken sesini kısması da bu rivâyetin sıhhatinin emâresidir. Çünkü onlar Hâşimoğulları'nın hilafetini istemiyorlardı.
Ayrıca bu rivâyetin, Abbasoğulları'nın meliklerine de yorumlanması mümkün olamaz; çünkü onların hem sayıları fazladır, hem de şu ayete az riayet etmişlerdir: 'De ki: peygamberliğime karşılık sizden yakınlarımı sevmeniz dışında hiçbir ecir istemiyorum.'
Öte yandan Kisa Hadisi de böyle bir tevile engeldir. Zira Kisa Hadisi sadece Peygamber'in ıtreti ve Ehl-i Beyt'ine yorumlanabilir.
Çünkü On iki İmam kendi zamanlarının en âlimi, en yüceleri, en takvalıları, neseb bakımından en yüceleri, haseb olarak en üstünleri ve Allah katındaki en kerametlileridirler. Onların ilimleri hem verâsetle, hem de vehbî olarak dedeleri Resûlullah'a dayanır. İlim, tahkik, irfan ehli olanlar, onları böyle tanırlar.
Peygamberin hadisinin anlamının On iki İmam olduğunu hem bu kitapta, hem de diğerlerinde geçen Sakaleyn Hadisi ve diğer birçok hadis desteklemektedir.
Peygamberimizin Câbir b. Semure'den nakledilen, "Ümmetin hepsi onları kabullenecek" rivâyetindeki maksadı ise; "kıyam edecek olan Mehdî zuhûr ettiğinde bütün ümmet, onların imametini ikrar edecektir."
YERYÜZÜ ASLA HÜCCET'SİZ KALMAZ
Kerram'dan: "İmam Ca'fer Sâdık (aleyhi's-selâm) şöyle buyurdu: 'Eğer yeryüzünde sadece iki kişi bile kalmış olsaydı, birisi mutlaka İmam olurdu.'
Yine buyurdu ki: 'Kimse, Allah Teâlâ kendisini hüccetsiz bıraktı şeklinde bir itiraz edemesin diye en son ölecek olan İmam'dır.'"
Ebu Herâse'den: "Muhammed Bâkır (aleyhi's-selâm) şöyle buyurdu: 'Eğer İmam yeryüzünden bir saat çekilse, tıpkı denizin ehlini boğduğu gibi yeryüzü kendi ehlini yutar."
Ebu Hamza'dan: "İmam Muhammed Bâkır şöyle buyurdu: 'Allah'a and olsun ki, Âdem (aleyhi's-selâm) olduğu günden beri Allah, yeryüzünü Allah'a hidayet eden bir imamsız ve kullarını da hüccetsiz bırakmamıştır. Allah'ın, kullarına Hüccet'i olan İmam olmazsa, yeryüzü bâki kalmaz.'"
Ebu Mahmud, İmam Ali er-Rıza'nın şöyle buyurduğunu nakleder:
"Biz, Allah'ın mahlûkat arasındaki Hüccet'leri, kulların halifeleri ve sırrının eminleriyiz. Takva kelimesi ve sağlam kulp biziz. Bizler Allah'ın şahitleri ve insanlar arasındaki bayraklarıyız.
Allah, gökleri ve yeri zâil olmaktan korumak için bizi vesile kılmıştır. Bizim vesilemizle yağmur yağdırır ve rahmet dağıtır. Yeryüzü açık veya gizli bir İmam'dan mahrum kalmaz. Eğer yeryüzünde bir gün dahi Hüccet olmazsa, kendi ehlini tıpkı denizin yok etmesi gibi yok eder."
"Keşfu'l-Gumme fi Marifeti'l-Eimme" kitabında Ali b. İsa b. Ebu'l-Feth-i Erbilî, Sünnî âlimlerinden olan Hâfız Abdulaziz b. Ahzar Cenabezî'nin "Maalimu'l-İtre" kitabından naklen İmam Rıza'dan (aleyhi's-selâm), o da babalarından, Emîrü'l-Mü'minîn'in (aleyhi's-selâm) şöyle buyurduğunu kaydeder:
"Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve âlih) yüce Allah'ın, 'O gün bütün insanları İmamlarıyla çağıracağız' sözü hakkında şöyle buyurdu: 'Her kavim kendi zamanının İmam'ı, Rabbinin Kitabı ve Peygamberinin Sünneti ile çağırılacaktır.'" (Prof. Dr. Haydar Baş Hasan el-Askeri ve İmam Mehdi eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.