Çifte Minareli Medrese ve Yakutiye Medresesi
Tarih ve kültürle yoğrulmuş Erzurum şehri, Selçuklu mimarisinin en görkemli örneklerinden birine ev sahipliği yapmaktadır
28.06.2024 10:41:00
Hasan Parlak
Hasan Parlak





Tarih ve kültürle yoğrulmuş Erzurum şehri, Selçuklu mimarisinin en görkemli örneklerinden birine ev sahipliği yapmaktadır.
Çifte Minareli Medrese. 1265 yılından birkaç yıl önce inşasına başlanan bu teolojik okul, anıtsal cephesini süsleyen ayırt edici iki yivli minaresiyle tanınır.
Medresenin özellikle taç kapısında bulunan bezemeler, Selçuklu taş süslemesinin en ince örneklerinden bazıları olarak kabul edilir. Bu bezemelerde ağırlıklı olarak bitkisel motifler kullanılmıştır ve estetik anlayışın muhteşem örneklerini oluşturur.
Tarihi boyunca Çifte Minareli Medrese, sadece bir teolojik okul olarak değil, aynı zamanda 17. yüzyılda bir silah dökümhanesi ve 19. yüzyılda bir cephanelik ve silah deposu olarak da işlev görmüştür.
Çifte Minareli Medrese'nin içinde, zemin katında on dokuz, birinci katında ise on sekiz odası bulunmaktadır. Girişin batısındaki kare mekân mescid olarak kullanılmıştır.
Güneyde ana eyvanla birleşen ve altında mumyalığı bulunan kümbet, Anadolu'da çağdaşları arasında en büyük türbe olma özelliğine sahiptir.
Ayrıca, medresenin açık avlusu etrafında iki katlı revaklar yer almaktadır ve her revak iki sıra altı adet sivri kemerli açıklığa sahiptir
Bu eşsiz yapı, Anadolu'nun en büyük açık avlulu medresesi olma özelliğine sahiptir ve günümüzde hala Erzurum'un en önemli tarihi ve kültürel simgelerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Yakutiye Medresesi
Erzurum şehrinin tarihi dokusunu yansıtan en önemli yapılarından biri olan Yakutiye Medresesi, İlhanlı hükümdarı Sultan Olcayto döneminde, Gazan Han ve Bolugan Hatun adına Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında inşa edilmiştir. Anadolu'daki kapalı avlulu medreselerin en büyüğü olarak bilinen bu yapı, dengeli mimarisi ve iri motifli süslemeleri ile göz kamaştırır.
Medrese, kapalı avlulu, eyvanlı ve revaklı medrese tipinin Anadolu'daki en büyük örneklerinden biri olup, günümüze kadar iyi korunarak varlığını sürdürmektedir. Erzurum ilinin sembollerinden biri haline gelen Yakutiye Medresesi, her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir.
Yakutiye Medresesi'nin işlevi zaman içinde değişiklik göstermiş olup, günümüzde Türk İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak hizmet vermektedir. Burada sergilenen eserler arasında; el yazması Kur'an-ı Kerimler, minyatürler, halılar ve çeşitli etnografik objeler bulunmaktadır.
Bu tarihi medrese, aynı zamanda birçok ünlü ismi de yetiştirmiştir. Ancak bu isimler hakkında kesin bilgilere ulaşmak zor olsa da, medresenin eğitim verdiği dönemlerde birçok önemli alim ve düşünürün burada eğitim aldığı bilinmektedir.
Yakutiye Medresesi'nin mimari özellikleri arasında; taç kapısındaki muhteşem taş işçiliği ve bezemeler, avlunun etrafını çevreleyen revaklar ve eyvanlar öne çıkmaktadır. Bu bezemelerde ağırlıklı olarak bitkisel ögeler kullanılmıştır ve Selçuklu taş süslemesindeki derinliğin ve estetik anlayışın muhteşem örneklerini oluşturmaktadır.
Çifte Minareli Medrese. 1265 yılından birkaç yıl önce inşasına başlanan bu teolojik okul, anıtsal cephesini süsleyen ayırt edici iki yivli minaresiyle tanınır.
Medresenin özellikle taç kapısında bulunan bezemeler, Selçuklu taş süslemesinin en ince örneklerinden bazıları olarak kabul edilir. Bu bezemelerde ağırlıklı olarak bitkisel motifler kullanılmıştır ve estetik anlayışın muhteşem örneklerini oluşturur.
Tarihi boyunca Çifte Minareli Medrese, sadece bir teolojik okul olarak değil, aynı zamanda 17. yüzyılda bir silah dökümhanesi ve 19. yüzyılda bir cephanelik ve silah deposu olarak da işlev görmüştür.
Çifte Minareli Medrese'nin içinde, zemin katında on dokuz, birinci katında ise on sekiz odası bulunmaktadır. Girişin batısındaki kare mekân mescid olarak kullanılmıştır.
Güneyde ana eyvanla birleşen ve altında mumyalığı bulunan kümbet, Anadolu'da çağdaşları arasında en büyük türbe olma özelliğine sahiptir.
Ayrıca, medresenin açık avlusu etrafında iki katlı revaklar yer almaktadır ve her revak iki sıra altı adet sivri kemerli açıklığa sahiptir
Bu eşsiz yapı, Anadolu'nun en büyük açık avlulu medresesi olma özelliğine sahiptir ve günümüzde hala Erzurum'un en önemli tarihi ve kültürel simgelerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Yakutiye Medresesi
Erzurum şehrinin tarihi dokusunu yansıtan en önemli yapılarından biri olan Yakutiye Medresesi, İlhanlı hükümdarı Sultan Olcayto döneminde, Gazan Han ve Bolugan Hatun adına Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında inşa edilmiştir. Anadolu'daki kapalı avlulu medreselerin en büyüğü olarak bilinen bu yapı, dengeli mimarisi ve iri motifli süslemeleri ile göz kamaştırır.
Medrese, kapalı avlulu, eyvanlı ve revaklı medrese tipinin Anadolu'daki en büyük örneklerinden biri olup, günümüze kadar iyi korunarak varlığını sürdürmektedir. Erzurum ilinin sembollerinden biri haline gelen Yakutiye Medresesi, her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir.
Yakutiye Medresesi'nin işlevi zaman içinde değişiklik göstermiş olup, günümüzde Türk İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak hizmet vermektedir. Burada sergilenen eserler arasında; el yazması Kur'an-ı Kerimler, minyatürler, halılar ve çeşitli etnografik objeler bulunmaktadır.
Bu tarihi medrese, aynı zamanda birçok ünlü ismi de yetiştirmiştir. Ancak bu isimler hakkında kesin bilgilere ulaşmak zor olsa da, medresenin eğitim verdiği dönemlerde birçok önemli alim ve düşünürün burada eğitim aldığı bilinmektedir.
Yakutiye Medresesi'nin mimari özellikleri arasında; taç kapısındaki muhteşem taş işçiliği ve bezemeler, avlunun etrafını çevreleyen revaklar ve eyvanlar öne çıkmaktadır. Bu bezemelerde ağırlıklı olarak bitkisel ögeler kullanılmıştır ve Selçuklu taş süslemesindeki derinliğin ve estetik anlayışın muhteşem örneklerini oluşturmaktadır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.




























































































