Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, "endişeleniyorum" demek istemediğini, ancak cari açığın döviz kaynakları açısından tarihsel olarak her zaman Türkiye ekonomisinin "yumuşak karnı" olduğunu söyledi Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, "Endişe kelimesini kullanmak istemiyorum. 'endişeleniyorum' demek istemiyorum. Fakat cari açık bizim ülkemizin döviz kaynakları açısından tarihsel olarak her zaman ekonomimizin yumuşak karnı olmuştur" diye konuştu. Cari açığın dikkatle izlenmesi gereken bir konu olduğunu ifade eden Yılmaz, cari açığı irdelerken, yapısına bakmak gerektiğini kaydetti. Yılmaz, "Biz yapısına bakıyoruz, yakından takip ediyoruz. Fakat hiçbir zaman geri dönüp de "cari açık sorundur, değildir" demiyoruz" diye konuştu. Yılmaz, cari açığın yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından da bilindiğini, ancak işlerin iyi gittiği, ekonomiye güvenin olumlu olduğu dönemlerde pek gündeme getirilmediğini, ancak havanın bozulduğu, güvenin sarsıldığı dönemlerde mazeret oluşturduğunu ve gereğinden fazla dalgalanmaya neden olduğunu kaydetti. Cari açığa biraz "soğukkanlı" yaklaşmak gerektiğini kaydeden Yılmaz, şöyle devam ette:"Cari açık bir bakıma bizim başarımızın çelişkisi, aynen kurda olduğunu gibi. Biz 2001 yılında bir krize girdik. Bundan sonra istikrar tedbirlerini devreye soktuk. Bunların sonucunda makro ekonomik temellerde gözle görülür elle tutulur gelişmeler oldu. Bu makro ekonomik iyileşmelerin sonucunda faiz oranları düştü. Düşen faiz oranları sonucunda kredi hacmi genişledi ve tasarruflarımız düştü. Biz büyüyen bir ekonomiyiz dolayısıyla yatırım yapmak durumundayız. Bu yatırımı yapmak, tasarruf açığını kapatabilmek için dışarıdan başkalarının tasarrufuna ihtiyacımız var. Cari açığın kaynağı bu. Eğer cari açığı kapatacaksak, içeride tasarrufları büyütmemiz lazım. Talep yönünden gelirseniz talebi kısmak demektir." Cari açığın ana kaynağının dış ticaret açığı olduğunu anlatan Yılmaz, tüketim malı ithalatı ve enerji ithalatının da bunun içinde önemli bir yer tuttuğunu kaydetti. Yılmaz, enerji faturasının bu yıl 30 milyar dolara kadar yaklaştığını belirtirken, "Eğer 2002 fiyatları sabit kalsaydı enerji ithalatımız 9 milyar dolar, 2005'e baktığımızda 13 milyar dolar daha az olacaktı. Dolayısıyla şu anda milli gelirin yüzde 7'nin üzerinde dolaşan cari açığımız daha az olacaktı. Yüzde 4-4.5 civarlarında olacaktı" diye konuştu."İstesek de kuru kontrol edemeyiz"Kurun değerlenmesinin bir amaç değil, sonuç olduğunu kaydeden Yılmaz, "Kambiyo rejiminin serbest olduğu bir ekonomik rejimde hem sermaye hareketlerini, hem faiz oranlarını hem de döviz kurunu kontrol etmeniz mümkün değil" dedi."Bastığımız para bizim namusumuz"Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası'nın kur hedefi olmadığı için kura seyirci kalıp kalmayacağına ilişkin olarak da "Bastığımız para bizim namusumuz. Hiç kimse kendi namusunun yerde sürünmesini istemez. Dolayısıyla biz bu paraya sahip çıkmak durumundayız. Bunun itibarı bizim için önemli" diye konuştu. Enflasyonla kur arasındaki ilişkiye işaret eden Yılmaz, "Bizim sırf enflasyon hedefini tutturabilmek için, kuru değerlendirmek gibi bir politikamız yok. Kurun değerinin fiyatlar üzerinde önemli etkisi var, ancak bunu piyasa belirliyor" diye konuştu. Yılmaz, enflasyonun tek haneli kalıp kalmayacağına ilişkin olarak da "inşallah" diyerek beklentisini dile getirdi.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.