AB, Yunanistan'ı içinde bulunduğu bataklıktan kurtarmak bir yana, kendi verdiği kredileri kurtarmanın derdine düştü. Bu noktada AB, Avrupa Merkez Bankası ve IMF heyetleri Yunan hükümetine baskı üzerine baskı yapıyor.Yunanistan'dan istenilen tavizlerin haddi hesabı yok. Son olarak işçi maaşlarının düşürülmesi ve işçi sayısının azaltılması talep edildi.Yunan hükümeti ise iki arada bir derede kaldı. Bir tarafta ekonominin yönetimi için yeni kredilere ihtiyacı var, bu sebeple Batılı heyetlerin tekliflerini reddedemiyor, ama diğer tarafta kemer sıkma politikalarından son derece rahatsız olan, sokağa dökülen Yunan halkı var.Hatırlarsanız AB daha önceleri devlet ve hükümet başkanları düzeyinde Yunanistan'ı masaya yatırmış ve 12 milyar avroluk bir kredinin serbest kalması için, 50 milyar avroluk özelleştirme ve 28 avroluk kemer sıkma politikası istenmişti.Esasen Yunanistan'a sunulan bu talepler çözümü değil, çözümsüzlüğü pekiştiriyor.Ortada bir borç varsa, iş imkanlarını genişletirsin, herkes çalışır çabalar, üretir, satar, millet kazanır, devlet kazanır ve neticede borçlar ödenir. Ama dikkat ederseniz Yunanistan'ın akıl hocaları -ki bunlar aynı zamanda Türkiye'nin de akıl hocaları- böyle bir çözüm asla sunmuyor.Genelde Batının özelde ise AB'nin ekonomi mantığı Kapitalizm temeline dayandığı için ve bu sistemin çıkış gayesi de sömürmek olduğu için bataklıkla debelenen Yunanistan'a Batılı kan emiciler "bundan nasıl istifade edebilirim" gözüyle bakıyorlar.Batının en temel anlayışı ve Kapitalizmin çıkış noktası, "İnsan insanın kurdudur", "Güçlü zayıfı ezer" anlayışları değil midir? İşte Yunanistan örneğinde bunun tezahürünü yaşıyoruz.Yunanistan'ın yaşadıklarını ve maruz kaldığı baskıları gören diğer AB ülkeleri kara kara düşünüyorlar. Gördüler ki AB, zayıf olan, düşen bir üyesinin elinden tutmaya değil, onun başını ezmeye programlanmış.Yunanistan'dan hemen sonra aynı kaderi yaşayacak olan İtalya, İrlanda, İspanya, Portekiz gibi ülkeler var.Batı toplumları, ayakta olan ülkeleri sömürebildiği kadar sömüren düştüğü zaman tepesine binen bir Avrupa Birliği'nin ne faydası olacağını düşünüyorlar. Gerçekten de böyle bir birliğin onlar için ne anlamı olabilir? AB halkları şimdi bu gerçeği sorguluyor.Bizim de Türkiye olarak Yunanistan örneğinden çıkarmamız gereken neticeler var.Kapitalizmin ve AB'nin çözümsüzlüğünün faturası bugün Yunanistan'a kesildi. Yunanistan adeta günah keçisi ilan edildi. Farzı muhal Türkiye AB üyesi bir ülke olmuş olsaydı emin olun ki bugün Yunanistan'ın yerinde Türkiye olacaktı.Durum buyken, böyle anlamsız bir birliğe üye olmanın mücadelesini hala niye veriyoruz?Prof. Dr. Haydar Baş, taa 2005 yılında AB'nin 15 yılda dağılacağını ifade etmiş ve bunun ekonomik ve siyasi gerekçelerini bir bir sıralamıştı.Hatta Uluslar arası Milli Ekonomi Modeli kongrelerine katılan bazı Batılı bilim adamları -Prof. Dr. Cornelia Verstegh, Amsterdam Üniversitesi- başlangıçta Baş'ın bu düşüncesini anlayamamış ama Milli Ekonomi Modeli'ni ve gerekçeleri okuduktan sonra Sayın Baş'a hak vermiş ve hayranlığını ifade etmiştir.İşte bugün Sayın Baş'ın da ifade ettiği gibi, Yunanistan'la birlikte AB'nin çatırdadığını ve dağılmaya yüz tuttuğunu görüyoruz.AB dağılmanın eşiğinde, Türkiye ise hala AB'nin kuyruğunda?Hala Türkiye'yi AB'nin ve Batının kapısında süründüren siyasilerimizi akıllı olmaya davet ediyoruz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025
- Terörsüz Türkiye sürecinde raporlar sadece formalite mi? / 24.12.2025
- Deprem mağdurlarının 11. Yargı Paketi'ne itirazı dikkate alınmalı / 23.12.2025
- Ülkemizde çürümüşlük kurumsallaştı! / 20.12.2025
- Şara yönetimi, SDG’nin özerkliğini ‘resmen’ tanıdı / 19.12.2025
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025
- Terörsüz Türkiye sürecinde raporlar sadece formalite mi? / 24.12.2025
- Deprem mağdurlarının 11. Yargı Paketi'ne itirazı dikkate alınmalı / 23.12.2025
- Ülkemizde çürümüşlük kurumsallaştı! / 20.12.2025
- Şara yönetimi, SDG’nin özerkliğini ‘resmen’ tanıdı / 19.12.2025


































































































