Kültürel ve siyasi olarak yapılan bu çalışmalarla aslında devletlere biçilen rol, ülkelerin küçük parçalara bölünerek parçalanması; devlet anlayışının yıkılmasıdır. Neticede, hedef yine kaynakların ve insanların sömürülmesidir.
ABD kendini dev aynasında görmektedirGünümüzde, kendini dünya kaynaklarının ve insan emeğinin tek sahibi olarak gören ABD'nin, 'tek süper güç' olarak tüm dünya halkları tarafından şartsız ve kayıtsız kabulü gerekmektedir. 90'lı yılların başında ardı ardına yazılan ve özündeABD'nin tek süper güç olarak uluslararası alandaki üstünlüğünü anlatan makalelerin yayınlanması, Birleşik Devletlerin söz konusu hakimiyetini dünya halklarının kabul etmesi içindir. Önemli stratejik makalelerden ilki, Fukuyama'nın 1989'da yazdığı 'Tarihin Sonu' makalesidir. Bunda yer alan Doğu Bloku'nda ve Doğu Avrupa'da görülen reform hareketleri, Batı kapitalizminin ve demokrasisinin bu bölgeleri de kuşatması ve aslında dünyada hakim olan tek sistem haline gelmesi anlamında bir zafer olarak anlatılmıştır. Kapitalizmin diğer sistemler üzerinde nihai üstünlüğü ilan edilmiştir. Fukayama'ya göre, sistemler dikkate alındığında, tüm dünyayı kuşattığı varsayılan Batı'nın ekonomik ve liberal sisteminin içinden bu teze alternatifler çıkabilir; ama dışından çıkıp da Batı sistemine bir alternatif olması mümkün değildir.
Medeniyetler birbirine vurdurmayı amaçladılarYani tarihin sonu teziyle, "Tarih sahnesinde olaylar devam etse de, Batının dünyayı kuşattığı bu teze herhangi bir alternatif sunulamayacak kadar dünya halkları etki altına alınmış" fikri işlenmektedir. Fukuyama'nın bu çıkışını, 1993 yılında Samuel Huntington'un 'Medeniyetler Çatışması' tezi ve makalesi takip etmiştir. Makalede bundan sonraki asıl çatışmaların din ve kültürler üzerinde olacağı ifade edilmiştir.
Haçlı Seferleri başlatıldıABD'nin, BOP ile 22 İslam ülkesi üzerinde başlattığı ve bizzat Başkan W. G. Bush tarafından "Haçlı seferi" olarak ilan edilen dönem, bu makalenin hazırladığı şartlarda başlatılmıştır. Brezinski'nin "Büyük Satranç Oyunu" kitabında ise ABD'nin dünya hakimiyeti için uygulaması gereken stratejilerden bahsedilmektedir. ABD'nin dış politikasına yön veren bu makalelerin yazarlarına bakıldığında görülecektir ki; yazarların hepsi, ya ABD yönetim çevresi ile yakın ilişkidedir, ya da yönetim kademesinden gelmişlerdir.
Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş
MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLERProf. Dr. Yuri Kadak / Estonya- Talinn Prof. Dr. Baş, insanlık ve bilim adına bir yüzakı bilgedirÖzelleştirme hareketine en hızlı katılanlar, sosyalist bloktan ayrılan ülkeler oldu. Rusya ve Baltık ülkeleri başta olmak üzere bütün devlet işletmeleri hızla el değiştirdi. Neoliberal ideoloji, bu ülkelerde öyle kök saldı ki, bugün Avrupa Birliği pazar ekonomisini toplumun ihtiyaçlarına daha duyarlı hale getirmeye çalışırken; Estonya ve Letonya buna direniyor. Bu noktada sayın Prof. Dr. Haydar Baş'ın üç tane uluslar arası kongre yapılan Milli Ekonomi Modeli, bilimsel yol gösteriyor, çözüm ve proje sunuyor, labirentleri ortadan kaldırıyor. Nitekim, Estonya ve Letonya'dan birçok bilim adamı ve ekonomi uzman, Prof. Dr. Baş'ın modeli ve kendileriyle bizzat tanışmak için bu kongrelere iştirak ettiler, hayli istifade ettiler. Estonya ve Letonya, bu Milli Ekonomi Modeli kongrelerinden edindiği yol haritalarıyla kendilerini garanti altına aldılar. Yirminci yüzyıl sonlarında, devlet ve vatandaş arasındaki bağın hiçbir mantıki gerekçeye dayanmadan yıpratılması, hatta koparılmaya çalışılarak dengelerin zorlanması çok ciddi problemlerden biri? Eserde benim en önemli bulduğum yön bu problemi telafi eden bir mekanizmayı somutlaştırması ve formülleştirmesi.
ABD kendini dev aynasında görmektedirGünümüzde, kendini dünya kaynaklarının ve insan emeğinin tek sahibi olarak gören ABD'nin, 'tek süper güç' olarak tüm dünya halkları tarafından şartsız ve kayıtsız kabulü gerekmektedir. 90'lı yılların başında ardı ardına yazılan ve özündeABD'nin tek süper güç olarak uluslararası alandaki üstünlüğünü anlatan makalelerin yayınlanması, Birleşik Devletlerin söz konusu hakimiyetini dünya halklarının kabul etmesi içindir. Önemli stratejik makalelerden ilki, Fukuyama'nın 1989'da yazdığı 'Tarihin Sonu' makalesidir. Bunda yer alan Doğu Bloku'nda ve Doğu Avrupa'da görülen reform hareketleri, Batı kapitalizminin ve demokrasisinin bu bölgeleri de kuşatması ve aslında dünyada hakim olan tek sistem haline gelmesi anlamında bir zafer olarak anlatılmıştır. Kapitalizmin diğer sistemler üzerinde nihai üstünlüğü ilan edilmiştir. Fukayama'ya göre, sistemler dikkate alındığında, tüm dünyayı kuşattığı varsayılan Batı'nın ekonomik ve liberal sisteminin içinden bu teze alternatifler çıkabilir; ama dışından çıkıp da Batı sistemine bir alternatif olması mümkün değildir.
Medeniyetler birbirine vurdurmayı amaçladılarYani tarihin sonu teziyle, "Tarih sahnesinde olaylar devam etse de, Batının dünyayı kuşattığı bu teze herhangi bir alternatif sunulamayacak kadar dünya halkları etki altına alınmış" fikri işlenmektedir. Fukuyama'nın bu çıkışını, 1993 yılında Samuel Huntington'un 'Medeniyetler Çatışması' tezi ve makalesi takip etmiştir. Makalede bundan sonraki asıl çatışmaların din ve kültürler üzerinde olacağı ifade edilmiştir.
Haçlı Seferleri başlatıldıABD'nin, BOP ile 22 İslam ülkesi üzerinde başlattığı ve bizzat Başkan W. G. Bush tarafından "Haçlı seferi" olarak ilan edilen dönem, bu makalenin hazırladığı şartlarda başlatılmıştır. Brezinski'nin "Büyük Satranç Oyunu" kitabında ise ABD'nin dünya hakimiyeti için uygulaması gereken stratejilerden bahsedilmektedir. ABD'nin dış politikasına yön veren bu makalelerin yazarlarına bakıldığında görülecektir ki; yazarların hepsi, ya ABD yönetim çevresi ile yakın ilişkidedir, ya da yönetim kademesinden gelmişlerdir.
Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş
MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLERProf. Dr. Yuri Kadak / Estonya- Talinn Prof. Dr. Baş, insanlık ve bilim adına bir yüzakı bilgedirÖzelleştirme hareketine en hızlı katılanlar, sosyalist bloktan ayrılan ülkeler oldu. Rusya ve Baltık ülkeleri başta olmak üzere bütün devlet işletmeleri hızla el değiştirdi. Neoliberal ideoloji, bu ülkelerde öyle kök saldı ki, bugün Avrupa Birliği pazar ekonomisini toplumun ihtiyaçlarına daha duyarlı hale getirmeye çalışırken; Estonya ve Letonya buna direniyor. Bu noktada sayın Prof. Dr. Haydar Baş'ın üç tane uluslar arası kongre yapılan Milli Ekonomi Modeli, bilimsel yol gösteriyor, çözüm ve proje sunuyor, labirentleri ortadan kaldırıyor. Nitekim, Estonya ve Letonya'dan birçok bilim adamı ve ekonomi uzman, Prof. Dr. Baş'ın modeli ve kendileriyle bizzat tanışmak için bu kongrelere iştirak ettiler, hayli istifade ettiler. Estonya ve Letonya, bu Milli Ekonomi Modeli kongrelerinden edindiği yol haritalarıyla kendilerini garanti altına aldılar. Yirminci yüzyıl sonlarında, devlet ve vatandaş arasındaki bağın hiçbir mantıki gerekçeye dayanmadan yıpratılması, hatta koparılmaya çalışılarak dengelerin zorlanması çok ciddi problemlerden biri? Eserde benim en önemli bulduğum yön bu problemi telafi eden bir mekanizmayı somutlaştırması ve formülleştirmesi.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.