Batı dünyası, İslam dünyasını ele geçirmek için her yolu deniyor. Nitekim Güneri Civaoğlu'nun dünkü yazısı da bunu ortaya koyuyor II. Dünya Savaşı'nda Müslüman halklar arasında Nazi Almanya'sı diktatörü Hitler'in "Müslüman olduğu" ve "Haydar adını kullandığı" inancı yayılmıştı.Faşist İtalya'nın lideri Mussolini'nin de "Müslümanlığı seçtiği" ve "adının Musa Nili'ye (Nil'in Musa'sı) çevrildiği" fısıltıları dolaşıyordu.Amaç; Müslüman halklar arasında Almanya'ya güven sağlamaktı. Hitler, "dünya Müslümanlarının koruyucusu" olarak gösteriliyordu.Hitler'in iki amacı vardı.Birincisi... Müslümanlardan kurulu askeri birlikler oluşturarak Alman ordularına ek insan kaynağı yaratmaktı. Gerçekten, Makedonya, Bosna ve Kafkas Müslümanlarından Nazi İslam birlikleri kurulmuştu.İkincisi... Petrolü olmayan Almanya'nın Ortadoğu ve Kafkaslar'ın ötesine "sancısız" egemen hale gelmesiydi.Aslında Hitler, kendisinden önce aynı yolu açan Alman Kaizer'i Wilhelm II'nin izinden yürümüştür.Osmanlı'nın son yıllarında Almanya İmparatoru Wilhelm II'nin "Müslüman olduğu" ve "Hacı adını aldığı" söylentisi yaygındı. "İslamın büyük koruyucusu odur" deniyordu.Amaç; başta Osmanlı olmak üzere tüm Ortadoğu Müslümanlarına, Kafkaslara, Afganistan'a "Almanya sevgisi" kazandırmaktı. Bu bölgeye ve petrole hâkim olmaktı. II. Dünya Savaşı'ndan yeni çıkan Almanya'nın "Müslümanlara dayanmak siyasetini" ABD aldı.ABD'ye göre Sovyetler Birliği'nin, Ortadoğu İslam ülkeleri üzerinden Akdeniz'e ve Basra'ya inmesini önlemenin formülü, "bir yeşil kuşak" oluşturmaktı.Türkiye'den başlayarak ve Türkiye öncülüğünde, İran, Irak, hatta Pakistan'a uzanan ve İslam motiflerini öne çıkaran bu yeşil kuşakta safları sıkıştıracak söylem şuydu:"Ateist (Allah'a inanmaz) Sovyetler Birliği'ne karşı mücadele etmek İslamın görevidir."Aynı planda Türkiye'nin öncülüğünde bir "Ortadoğu Devletler Federasyonu" kurulması da vardır.Bu işleve sahip çıkacağı izlenimleri alındığı içindir ki Türkiye, sonraki yıllarda NATO'ya üye yapıldı. Gene de... Mustafa Kemal'in laik Türkiye'sine "yeşil kuşak" projesindeki Arap ülkeleri güven duymuyordu.İnönü cumhurbaşkanıydı. Yeni bir hükümet, siyasi İslama daha yakın duran Şemsettin Günaltay Hoca'ya kurduruldu.Günaltay'ın ifadesiyle, "İlk ilahiyat fakültesi ve imam hatip kursları açıldı. Okullara din dersleri konuldu." Türbeler yeniden ziyarete açıldı.Onu... DP'nin 1950'de iktidara gelmesiyle Türkçe ezanın kaldırılışı ve Arapça ezana geçiş izledi.İlerleyen yıllarda daha önce Hitler'e hizmet veren gene bazı Türk gazeteciler tarafından bu kez ABD,"İslamın büyük koruyucusu" olarak ilan edildi.Çizilen rota ılımlı İslamdı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.