Bu sıralar biraz Ortadoğu gündemine yoğunlaştık. İran odaklı global hareketliliğin Türkiye'yi de yakından ilgilendirmesi, Türkiye üzerinde yoğunlaşan hesaplar bizi buna yöneltti.Bu arada ekonomide de 2005 yılına ait rakamlar açıklanmaya devam ediyor. Dış ticaret rakamları netleşti, 2005 yılı sıcak para miktarı açıklandı.Geçtiğimiz haftalarda 2005 yılı ihracatının 72.1 milyar dolar olduğunu basınımız, "ihracatta rekor kırdık" başlıklarıyla ballandıra ballandıra aktarmıştı.İthalat rakamı ise bugünlerde sessiz sedasız geçiştirildi.2005 ithalatı tarihi bir rekor kırarak, 115.7 milyar doları buldu ve dış ticaret açığı da yine tarihi bir rekorla geçen yıla göre yüzde 24.9 artarak 43.6 milyar doları buldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 62.31'e kadar düştü.İthalatın ihracattan daha fazla bir oranda artması, diğer bir ifadeyle dış ticaret açığındaki bu tehlikeli artış, ekonomik bağlamda dışarıya daha bağımlı hale geldiğimizin, dış şoklara daha fazla savunmasız kaldığımızın bir göstergesidir.Bunun neticesi daha fazla siyasi taviz, hakkımızda olumsuz olan her talebe daha fazla boyun eğmektir.Dışa bağımlılığımızı ispatlayan başka bir ekonomik gösterge de yabancılara ait sıcak para girişlerindeki anormal artışlardır.Daha önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz gibi sıcak para, hiçbir reel yatırım yapmadan, emek sarfetmeden para ile yüksek meblağlarda para kazanan paradır.2005 yılında ülkemizde yabancılara ait sıcak para 26.4 milyar dolar artarak 58.1 milyar dolara kadar yükseldi.Sıcak para 2004 yılı sonunda 31 milyar 631 milyon dolar, 2003 yılı sonunda da 18.3 milyar dolardı. Dikkat ederseniz her yıl yaklaşık 2 kat bir artış olmuştur.Sıcak paranın neler götürdüğü konusunda ise şu misal yerinde olacaktır:Yabancılara ait sıcak paranın, 2005 yılı sonu itibariyle, 33 milyar 812 milyon doları, yani çoğunluğu hisse senetlerinde bulunmaktadır. Bunun en temel sebebi, sıcak paranın hisse senetlerinde dolar bazında 1 yıllık kazancı yüzde 59.5 oranında olmasıdır.2005 yılında yabancıların sadece hisse senetlerinden kazandıkları net tutar 13 milyar dolara yaklaşmıştır.Daha net bir ifadeyle yabancılar hiçbir yatırım yapmadan, istihdam oluşturmadan, bir çivi dahi çakmadan 13 milyar dolar gibi büyük bir rakamı oturdukları yerden hortumlamışlardır. Yani sizin anlayacağınız, 13 milyar dolarlık vergimiz global sermayeye aktarılmaktadır.Ülkemizin bütün kaynaklarının sömürülmesine kapı açan sıcak paradaki ve dış ticaret açığındaki bu anormal artışlar, ekonomimizde ve buna bağlı olarak iç ve dış siyasetimizde oldukça derin yaralar oluşturmaktadır.Ülkemizin kaynakları borç, ithalat ve sıcak para kısırdöngüsü içerisinde bu ülkenin gerçek vatandaşlarına değil, yabancı sermayedarlara gitmektedir.İthalatta bağımlılık -özellikle de stratejik ürünlerde-, sıcak paradaki artış, ülkemiz üzerindeki global hesaplar güden güçlerin ellerini kuvvetlendirmektedir.Örneğin, 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz 10 milyar dolar sıcak paranın piyasadan bir anda çekilmesinden kaynaklanmıştır.Bugün global güçlerin herhangi bir isteğini yerine getirmemek, örneğin gündemdeki İran meselesi gibi, bu sıcak paranın kaçması için bir sebep olabilir.Bunu derken, denilen her şeyi yerine getirelim demiyorum. Çünkü taleplerin ardı arkası asla kesilmeyecektir, her gün daha fazlası istenecektir. Doğru olan, bizi köle durumuna getirecek olan bu yanlış politikalardan derhal kurtulmamızdır.Çözüm de uzakta değil. Zaten uzaktan gelen çözümler bizi bu noktaya getirmedi mi?Çözüm içimizde. Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in Milli Ekonomi Modeli'nde.Tüketimi ve yerli üretimi destekleyen, üreticiyi ithal ürünlere karşı koruyan, ihracatı ve ithalatı kendi paramızla yapmanın önünü açan, para politikalarını olması gerektiği şekliyle devreye koyan, sıcak para gibi kaynaklarımızı, emeğimizi, üretimimizi dışarıya kaçıran politikalara son verecek olan bu model uygulandığı takdirde hem ekonomik hem de siyasi kıskaçtan kurtulmak mümkün olacaktır.Ne de olsa tam bağımsızlığın yolu iktisadi bağımsızlıktan geçer.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025
- Terörsüz Türkiye sürecinde raporlar sadece formalite mi? / 24.12.2025
- Deprem mağdurlarının 11. Yargı Paketi'ne itirazı dikkate alınmalı / 23.12.2025
- Ülkemizde çürümüşlük kurumsallaştı! / 20.12.2025
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025
- Terörsüz Türkiye sürecinde raporlar sadece formalite mi? / 24.12.2025
- Deprem mağdurlarının 11. Yargı Paketi'ne itirazı dikkate alınmalı / 23.12.2025
- Ülkemizde çürümüşlük kurumsallaştı! / 20.12.2025































































































