'Gıda krizi' başlığı hep bahsedilen ama Rusya-Ukrayna savaşından sonra sürekli gündemde tutulan bir konu.
Gıda üretiminde dünya devi olan ülkeler peş peşe temel gıda ürünlerine ihracat yasağı veya sınırlaması getiriyor.
Ülkemizin sıcak başlığı da tarım ve gıda krizi. Bir zamanlar hayvan, buğday, mercimek, şeker vs. ihraç eden ülkemiz şimdi temel gıdada da ithalatçı durumuna düşürülmüş.
Haliyle herkes tarımı, gıdayı konuşuyor. Hükümet 20 yıl sonra 'ekilmedik bir karış yer kalmasın' sözü ile tarımda adeta devrim yaptık havasında.
Muhalefet hep konuşuyor. Çiftçiyi, köylüyü, esnafı ve vatandaşı da konuşmasına ortak ediyor. Kısaca herkes şikayetçi.
Böyle bir ortamda BTP lideri Hüseyin Baş 'ezber bozan, nasıl yani' dedirtecek bir açıklama yaptı: 'Gıda krizi diye bir şey yoktur'.
Ben sorayım: Var mı? Savaş halindeki Ukrayna'da, Rusya'da yok. Dünyanın en kalabalık ülkeleri Çin ve Hindistan'da yok. Türk Cumhuriyetlerinde yok. Hollanda'da, Macaristan'da, Fransa'da yok.
Ama Anadolu gibi muhteşem bir coğrafyada gıda krizi var (!). Öyle mi?
Peki, bu yazılanlar, çizilenler, üretim-tüketim rakamları ve de sonuçları nedir o zaman?
En kısa cevap: 20 yılın faturası.
Detaylarını ise BTP lideri Hüseyin Baş'ın şu açıklamasından öğrenebiliriz. Sayın Baş:
"Bütün dünya, 'Gıda krizi geliyor' diye konuşuyor. Nedir bu gıda krizi? Bu gıda krizi çiftçinin ihtiyacı olan parayı çiftçiye vermemektir. Bu parayı alamayan çiftçinin yeterli üretim yapamamasıdır. Kriz dediğin budur. Verirsin parayı çiftçiye, kriz çözülür" dedi.
Hala anlamayanlar için bir soru sorayım: Ülkemizde 1923, 25 veya 27 yıllarındaki ekonomik şart ve imkanlar mı daha zordu yoksa 2020, 21 ve 22 yıllarındaki şart ve imkanlar mı?
Tabi kuruluş yıllarındaki şart ve imkanlar zordu. Hatta öylesine ki (!) bırakın alet-edevatı onlarca yıl savaş meydanlarında evlatlarını kaybeden bu milletin çalışacak insan gücü bile yok denecek seviyeye kadar gelmişti.
Ama bu milletin bir lideri vardı. Vatanın, milletin, tam bağımsızlığın ne demek olduğunu bilen, sanayi ve teknolojinin öneminin farkında olan ama kalkınmanın topraktan başladığının farkında olan bir lider vardı. Atatürk vardı.
Daha Lozan görüşmeleri devam ederken İzmir İktisat Kongresini gerçekleştiren ve tam bağımsız bir devlet ve karnı tok bir millet için ekonomi ve tarımın değerini ortaya koyan bir liderdi.
En önemlisi ise dediklerini yapan, hayata geçiren bir liderdi O.
Muhtelif tarih, yer ve ortamlarda bakın tarım ve ekonomi konusunda ne diyordu O lider?
"Zamanımız tamamen bir iktisat çağından başka bir şey değildir…
Türkiye'mizi layık olduğu seviyeye yükseltebilmek için mutlaka ekonomimize birinci derecede önem vermek mecburiyetindeyiz…
Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.
Gerçek işgaller kılıçla değil, sabanla yapılır.
Hiçbir medeni devlet yoktur ki ordu ve donanmasından önce iktisadiyatını düşünmüş olmasın.
İstiklalin tamamiyeti ancak istiklal-i mali (ekonomik bağımsızlık) ile mümkündür.
Kesin zaruret olmadıkça piyasalara karışılmaz; bununla beraber hiçbir piyasa da başıboş değildir.
Kılıç ve saban; bu iki fatihten birincisi ikincisine daima yenildi.
Kılıçla ülke alanlar, sabanla ülke alanlara yenilmeye mahkumdur.
Kurtuluş ve bağımsızlık için yaptığımız savaşı tamamlamak ve Tanrı'nın milletimize doğuştan verdiği yetenek ve kabiliyeti en yüksek derecede geliştirmek ve memleketimize bağışladığı bütün kuvvet ve servet kaynaklarından en iyi biçimde faydalanarak zayıflığımızın sebeplerini yok etmek için bundan böyle hiçbir fırsat ve zamanı ziyan etmeyerek çalışmaya mecburuz.
Hayat demek, ekonomi demektir. Çünkü millet yoksul kaldıkça hiçbir şey yapamaz. İlk önce zengin olmalıdır. Çünkü her şeyi yapan paradır.
Öncelikle ekonomiye önem vermek lazımdır. Ekonomide faydalı olabilmek için ise teoriler ve kavramlar ile vakit geçirecek zamanımız kalmamıştır.
Ulusal ekonominin temeli tarımdır.
Milletimizi insanca yaşatacak bir iktisat devrinin aşılması lazımdır. Hepimizin arzusu şudur ki, bu ülkenin insanları ellerinde örnekleriyle tarımın, ticaretin, endüstrinin, emeğin yaşamanın temsilcileri olsunlar.
Artık bu memleket böyle fakir ve bu millet hakir değil, memleketimize zenginler memleketi ve yeni Türkiye'nin adına da çalışkanlar diyarı denilsin.
İşte millet böyle bir devri yüceltecektir ve böyle bir devrin tarihini yazacaktır."
Atatürk dediklerinin hepsini yapmıştı.
Bugün Atatürk'ün dediklerini ve yaptıklarını günümüz teknolojik imkanlarıyla yapacak ve bu devlet ve milleti fabrika ayalarına döndürecek tek lider BTP lideri Hüseyin Baş'tır.
Nereden mi biliyorum?
"Atatürk, bizim gözümüzde geçmişte vatanımızı kurtarmış ve bizim sadece minnet duymamız gereken bir insan değil.
Atatürk bunun yanı sıra fikirleriyle bugünleri de aydınlatan, önümüzdeki binlerce yılı da aydınlatabilecek özel bir insandır.
Biz bu fikri ne kadar yaşayabiliriz diye bir derdi, davası olan bir siyasi yapılanmayız." (BTP lideri Hüseyin Baş)
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026




























































































