‘Aslı, evrensel bir hikaye anlatıyor’
‘Bağlılık Aslı’ filminin yönetmeni Semih Kaplanoğlu, filminin evrensel bir hikaye anlattığını belirterek, “Anneyi anne, babayı baba, çocuğu çocuk, dedeyi dede olmaktan çıkartan modernizmi, bu durumun insanda yaşattığı çalkanışı anlatmanın beni yetiştiren bu ülkeye bir tür borç olduğunu düşünüyorum" dedi
16.09.2019 00:00:00





Son olarak "Buğday" filmiyle sinemaseverlerin karşısına çıkan yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun "Bağlılık Üçlemesi"nin ilk halkası olan "Aslı" filmi, vizyon için gün sayıyor.
Kaplanoğlu, üçlemenin ilk filmi "Aslı"nın Türkiye'nin Oscar adayı olarak belirlenmesini, çekim sürecini ve filme ilişkin görüşlerini anlattı.
Kaplanoğlu, Oscar adayı filmlerin bazılarının Berlin ya da Cannes Film Festivali'nde ödül almış olsa da her filmin kendine göre bir yapısı olduğunu söyledi.
Daha önce 2010'da "Bal" filmiyle de Oscar deneyimi yaşayan Kaplanoğlu, "Bağlılık Aslı"nın da Oscar'da bir şansı olduğunu düşündüğünü dile getirdi.
Modern hayatta yaşanan açmazlar
Kaplanoğlu, filmin evrensel bir hikaye anlattığına dikkati çekerek, "Buğday filminin çekimleri 5 yıla yakın sürdü. Dünyanın çeşitli yerlerinde çektik, Amerika, Almanya ve Türkiye'de. O süreç etrafında bir takım hikayeler yazdım. Bunlar çoğunlukla karakter hikayeleriydi.
Modern hayatın insanlarda meydana getirdiği açmazlar, insanın içi ve dışı arasındaki açılan mesafe, iç muhasebenin pasif kalışı yani insanın kendi kendisiyle baş başa kalmasının giderek zorlaşması, dış ayartıcıların insanı kendinden uzaklaştırması, bu her sınıftan ve kimlikten insanda gözlemlediğim bir şey. Bunun üzerine 10'dan fazla hikaye yazdım" diye konuştu.
Modern hayatın insanlarda meydana getirdiği açmazlar, insanın içi ve dışı arasındaki açılan mesafe, iç muhasebenin pasif kalışı yani insanın kendi kendisiyle baş başa kalmasının giderek zorlaşması, dış ayartıcıların insanı kendinden uzaklaştırması, bu her sınıftan ve kimlikten insanda gözlemlediğim bir şey. Bunun üzerine 10'dan fazla hikaye yazdım" diye konuştu.
"Bağlılık Üçlemesi"nden sonraki projenin "Aşk Üçlemesi" olduğuna işaret eden Kaplanoğlu, şöyle devam etti:
'Çocuklara vermemiz gerekenleri erteliyoruz'
Semih Kaplanoğlu, filmin çıkış noktasının modern çağda anne-baba ve çocuk ilişkilerindeki gözlemleri olduğunun altını çizerek, "Yaşım ilerledikçe annemin bana ne kadar çok emek verdiğini anlıyorum.
Bunu gençken çok ayırt edemiyordum ama yaş ilerledikçe (anlıyorum). Annenin sana emaneten bıraktığı şey aslında senin hayatta yaptığın bütün güzelliklerin anahtarı. Birini seviyorsan, birine değer veriyorsan, biriyle bir şey paylaşıyorsan galiba bunların hepsi anneden geliyor. O yüzden bebeklerin, çocukların anneyle olan ilişkileri çok önemli ve değerli. Biz anne ve babalar olarak çocukların üstlerine fazla titremekle beraber galiba onlara asıl vermemiz gereken şeyleri erteliyoruz ve veremiyoruz." değerlendirmesini yaptı.
Bunu gençken çok ayırt edemiyordum ama yaş ilerledikçe (anlıyorum). Annenin sana emaneten bıraktığı şey aslında senin hayatta yaptığın bütün güzelliklerin anahtarı. Birini seviyorsan, birine değer veriyorsan, biriyle bir şey paylaşıyorsan galiba bunların hepsi anneden geliyor. O yüzden bebeklerin, çocukların anneyle olan ilişkileri çok önemli ve değerli. Biz anne ve babalar olarak çocukların üstlerine fazla titremekle beraber galiba onlara asıl vermemiz gereken şeyleri erteliyoruz ve veremiyoruz." değerlendirmesini yaptı.
'Bu ülkeye borcum var'
"İnsanın insan olma serüveninde insana fıtratından bakmaya başladığınızda, ister istemez onun içinde doğduğu dünyanın ve oradaki alışverişin o insanda bıraktığı izlere, bıraktığı yaralara, meydana getirdiği duygulara yönelmek zorundasınız. Yani modernizm baş etmeye çalıştığımız sınavların en büyüklerinden bir tanesi. Çünkü insanları ayartan, insanları kendinden uzaklaştıran, 'Ben kimim?' sorusunu sordurtmayan, 'Ben bu dünyada ne arıyorum, öleceğim sonra ne olacak acaba?' gibi sorularından uzaklaştıran bir olgu. Belki de anneyi anne, babayı baba, çocuğu çocuk, dedeyi dede olmaktan çıkartan, aslında baştan çıkartan bu durumu, bu durumun insanda yaşattığı çalkanışı anlatmanın beni yetiştiren bu ülkeye bir tür borç olduğunu düşünüyorum. O nedenle o filmleri yapmak yolunda çaba gösteriyorum."
'Dijitalin özgürlüğüne alışamadım'
"Bağlılık Aslı"nın ilk dijital filmi olduğuna değinen Kaplanoğlu, şunları ifade etti:
"Dijitalin verdiği özgürlüğe aşina olamadım bir türlü. Çünkü negatifle çalıştığınız zaman film en değerli malzeme oluyor ve onu çok kolay harcayamıyorsunuz ama dijital istediğiniz kadar kullanabildiğiniz, özgürlük veren bir şey, ben o özgürlüğü pek hissetmedim açıkçası. Yine aynı şekilde çalıştım. Çekimlerine devam ettiğimiz film de dijital oluyor, belli yönlerden hem kolaylıkları hem de zorlukları var."
Kaplanoğlu, bu filmde önceki filmlerine nispeten daha çok diyaloğa yer verdiğini belirterek, filmdeki diyalog yoğunluğunu karakterlerin ve hikayenin belirlediğini söyledi.
"Bağlılık Aslı", 20 Eylül'de vizyona girecek. AA
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.