Edip Başer paşa bir gazeteye verdiği mülakatta 'PKK ile masaya oturma iması dahi yapılmayacağı' konusunda ABD'li muhatabından 'asker sözü' aldığını söyleyince ister istemez Kenan Evren'i hatırladım.
Mülakatı manşet yapan gazetenin aynı göndermeyi yapıp yapmadığını bilemem ama emin olduğum bir gerçek var:Başer ile Evren arasındaki çap farkı birbirleriyle kıyası abes kılacak kadar büyük. Evren devlet bilinci açısından sıradan bir lise mezunu ile denk... İhtilalden sonra Yunanistan'ın NATO'ya dönüşüne onay vermesini açıklayış biçimi Evren'de devlet adamlığı vasfının sıfır olduğunu belgelemeye yeter. Nasıl mı?
Evren'ın aldığı asker sözü!Malum, şimdilerde AB tezgahına uygun, düşmanlığını sinsice ve akıllıca yürüten Atina; bir zamanlar ormanlarımızı yaktıracak, PKK'yı alenen destekleyecek kadar ileri gitmişti. O süreçte Evren'e neden Yunanistan'ın NATO'ya dönüşüne onay verdiği sorulmuş, Paşa da 'özrü kabahatinden büyük' sözünün hikayesini çağrıştıran cevabı vermişti: - General Rogers'tan asker sözü almıştım.Mesel bu işte; adam güya padişaha çaktırmadan çimdik atmış, fark edilince de 'af buyurunuz, hanım sultan zannettim' demiş... Olayı Yunanistan'ın NATO'ya dönmesi bakımından önemsemiyorum. İşin bu tarafı Evren'in devlet bilincinden nasipsizliğini kanıtlama. Zira Türkiye'nin başında çok daha nitelikli birileri de olsaydı, ABD'nin baskı, tehdit ve hatta şantajı ile Yunanistan'ın NATO'ya dönüşünü onaylamak zorunda kalabilirdi... Ayrıca NATO'daki veto anahtarının da çok matah bir şey olmadığını bilirim. PKK'ya üç şehir katliamı yaptırırlar, anahtarı kullanamaz olursunuz!Olayın Evren'de devlet bilincinden eser olmadığını gösteren yanı, ABD'li generalden söz aldığını söylemesi de değildir. Püf noktası, Evren'de devletlerarası 'güvence' olgusu hakkında sıfır derinlikte yaşamasıdır. 1) Hiçbir yetkilinin sözü, başka bir devlet adına güvence olamaz.2) Hiçbir yetkilinin kendi devleti adına vereceği söz dahi tavize gerekçe olamaz. 3) Ciddi devletlerde, salt sözü güvence sayan, üstelik bunu kamuoyu ile paylaşan kişiler, değil Cumhurbaşkanlığı makamını, albaylık rütbesini dahi hak edemezler.O yüzdendir ki, Evren Türk tarihi içinde devletin en üst makamına gelmiş ve gelebilecek en yetersiz kişilerden biridir.
Oyalama manevrasıEdip Başer ise, 'asker sözü aldım' diyerek Evren'le aynı cümleyi kullanmış olmasına rağmen, kanaatimce birinci sınıf bir devlet adamı kumaşına sahiptir. Gerçi, tayin edildiği ve kabul etmek zorunda kaldığı görevin ABD tarafından geliştirilen çok basit bir oyalama manevrası olduğundan hala eminim. Fakat Paşa bu işi sırf 'devleti için görevden kaçındı' denmesin diye kabul etmiş, belki kendi kalitesi ve farkı ile böylesine boş bir makamın içini doldurabileceğini düşünmüş olmalıdır. Nitekim öyle görünüyor ki doldurmaya yönelik adımlar atıyor. Bu adımların en önemlisi de 'PKK'yı siyasi muhatap kabul etme' ihanetinin kapısını, ABD üzerinden kapatmaya çalışmasıdır. Görevdeki zevat bu konuda ABD'ye 'gözünün üstünde kaşın var' diyemedikleri için sadece halka nutuk atıp PKK'ya lanet yağdırmakla yetinirler. Başer ise aldığı sözü güvence saymış olamaz. O sadece ABD'ye mesaj vermiştir:- Herkes gibi ben de biliyorum ki PKK artık senin tekelinde. Fakat ben başkaları gibi bunu bilmezden gelmeyeceğim. Ben varsam bu maşayı o kadar kolay kullanamayacaksın. En azından beni aptal yerine koyarak yapamayacaksın bunu.Tabii bu nihayet şahsi yorumum. Eğer Paşa gerçekten böyle ise bu kadarı bile Türkiye'nin yeniden devlet olma yolunda attığı önemli bir adım sayılır.
Ömer Lütfi Mete / Tercüman
Mülakatı manşet yapan gazetenin aynı göndermeyi yapıp yapmadığını bilemem ama emin olduğum bir gerçek var:Başer ile Evren arasındaki çap farkı birbirleriyle kıyası abes kılacak kadar büyük. Evren devlet bilinci açısından sıradan bir lise mezunu ile denk... İhtilalden sonra Yunanistan'ın NATO'ya dönüşüne onay vermesini açıklayış biçimi Evren'de devlet adamlığı vasfının sıfır olduğunu belgelemeye yeter. Nasıl mı?
Evren'ın aldığı asker sözü!Malum, şimdilerde AB tezgahına uygun, düşmanlığını sinsice ve akıllıca yürüten Atina; bir zamanlar ormanlarımızı yaktıracak, PKK'yı alenen destekleyecek kadar ileri gitmişti. O süreçte Evren'e neden Yunanistan'ın NATO'ya dönüşüne onay verdiği sorulmuş, Paşa da 'özrü kabahatinden büyük' sözünün hikayesini çağrıştıran cevabı vermişti: - General Rogers'tan asker sözü almıştım.Mesel bu işte; adam güya padişaha çaktırmadan çimdik atmış, fark edilince de 'af buyurunuz, hanım sultan zannettim' demiş... Olayı Yunanistan'ın NATO'ya dönmesi bakımından önemsemiyorum. İşin bu tarafı Evren'in devlet bilincinden nasipsizliğini kanıtlama. Zira Türkiye'nin başında çok daha nitelikli birileri de olsaydı, ABD'nin baskı, tehdit ve hatta şantajı ile Yunanistan'ın NATO'ya dönüşünü onaylamak zorunda kalabilirdi... Ayrıca NATO'daki veto anahtarının da çok matah bir şey olmadığını bilirim. PKK'ya üç şehir katliamı yaptırırlar, anahtarı kullanamaz olursunuz!Olayın Evren'de devlet bilincinden eser olmadığını gösteren yanı, ABD'li generalden söz aldığını söylemesi de değildir. Püf noktası, Evren'de devletlerarası 'güvence' olgusu hakkında sıfır derinlikte yaşamasıdır. 1) Hiçbir yetkilinin sözü, başka bir devlet adına güvence olamaz.2) Hiçbir yetkilinin kendi devleti adına vereceği söz dahi tavize gerekçe olamaz. 3) Ciddi devletlerde, salt sözü güvence sayan, üstelik bunu kamuoyu ile paylaşan kişiler, değil Cumhurbaşkanlığı makamını, albaylık rütbesini dahi hak edemezler.O yüzdendir ki, Evren Türk tarihi içinde devletin en üst makamına gelmiş ve gelebilecek en yetersiz kişilerden biridir.
Oyalama manevrasıEdip Başer ise, 'asker sözü aldım' diyerek Evren'le aynı cümleyi kullanmış olmasına rağmen, kanaatimce birinci sınıf bir devlet adamı kumaşına sahiptir. Gerçi, tayin edildiği ve kabul etmek zorunda kaldığı görevin ABD tarafından geliştirilen çok basit bir oyalama manevrası olduğundan hala eminim. Fakat Paşa bu işi sırf 'devleti için görevden kaçındı' denmesin diye kabul etmiş, belki kendi kalitesi ve farkı ile böylesine boş bir makamın içini doldurabileceğini düşünmüş olmalıdır. Nitekim öyle görünüyor ki doldurmaya yönelik adımlar atıyor. Bu adımların en önemlisi de 'PKK'yı siyasi muhatap kabul etme' ihanetinin kapısını, ABD üzerinden kapatmaya çalışmasıdır. Görevdeki zevat bu konuda ABD'ye 'gözünün üstünde kaşın var' diyemedikleri için sadece halka nutuk atıp PKK'ya lanet yağdırmakla yetinirler. Başer ise aldığı sözü güvence saymış olamaz. O sadece ABD'ye mesaj vermiştir:- Herkes gibi ben de biliyorum ki PKK artık senin tekelinde. Fakat ben başkaları gibi bunu bilmezden gelmeyeceğim. Ben varsam bu maşayı o kadar kolay kullanamayacaksın. En azından beni aptal yerine koyarak yapamayacaksın bunu.Tabii bu nihayet şahsi yorumum. Eğer Paşa gerçekten böyle ise bu kadarı bile Türkiye'nin yeniden devlet olma yolunda attığı önemli bir adım sayılır.
Ömer Lütfi Mete / Tercüman
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.