Antalya kıyıları batık zengini
Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü Akdeniz Sualtı Kültür Mirası Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz, son 3 yılda Antalya kıyılarında yürütülen arkeolojik su altı araştırmalarında 125 batığa ulaştıklarını söyledi. Öniz, 5 bin yıllık ticari geçmişi bulunan Akdeniz'de halen 50 bin batık bulunduğunu tahmin ettikleri bilgisini verdi
10.03.2021 01:24:00





Akdeniz Üniversitesi Kültür Varlıkları Koruma ve Onarım Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz ve ekibi, arkeolojik sualtı tespit çalışmalarında, antik çağlardan bu yana deniz ticaretinin en önemli merkezlerinden Antalya kıyılarında 125 gemi batığına ulaştı. 3 yıl gibi kısa sürede ulaşılan bu sayının dünyada iddialı bir rakam oluğunun altını çizen Öniz, buldukları batıkların yüzde 80- 85'inin amfora yüklü olduğunu ve bu amforalarda zeytinyağı, kurutulmuş et ve balık ile bakliyat olduğunun belirlendiğini söyledi.
Akdeniz'de denizin altında ve kıyıda su altı araştırması yapan AÜ Sualtı Arkeolojisi Araştırma Merkezi olduğunu dile getiren Öniz, "Bu merkezde Arkeo araştırma gemisi, sonar botları ve basınç odasıyla dünyada en iyi su altı arkeolojisi alt yapısına sahip merkezlerden birisiyiz" diye konuştu.
Batıklar hakkında bilgi veren Hakan Öniz, "Herhangi bir nedenle denizin altına batmış gemiler veya batık kentler olabilir. Bunların hepsi bir nedenle su altında kalmış, insanın geçmişine ait olan her şey bizim su altı arkeolojisi araştırma alanımıza yer alıyor. AÜ'nün su araştırmaları sırasında son 3 senede bulunmuş olan batık sayısı 125'e ulaştı.
Bu çok iddialı bir rakam ama bizi de şaşırtan bir rakam değil. İlk tarih, ilk destanlar, ilk coğrafya, ilk ticaret ve savaş gemileri bu sularda ortaya çıkıyor. Akdeniz kıyılarında insanlar yaklaşık 50 bin yıldır denizi kullanarak Kıbrıs, Rodos'a, Girit'e Anadolu kıyılarından ulaşıyorlar. Bu 50 bin yıllık insanın geçmişine ait deniz taşıtlarının, batıklarından başlayarak doğal olarak tunç çağı adı verilen son 5 bin, 3 bin yıllık periyottan itibaren batmış ticaret gemileri, savaş gemileri bizim araştırma kapsamımızda yer alıyor" ifadelerine yer verdi.
'3 yılda 125 batık önemli bir rakam'
Denizin dibindeki batıklar hakkında genel bir tahmin yaptıklarını aktaran Hakan Öniz, "Her sene kış aylarında Marmara, Karadeniz'de Ege'de fırtınada gemiler batıyor. Geçmişte makinelerin olmadığı insanların bir yerden bir yere kürek ve yelkenlerle ulaştığı dönemlerde gemiler çok daha kolay batıyordu. Gemici ne kadar usta olursa olsun akıntı ve fırtınada gemiler batıyordu.
Her sene Akdeniz kıyılarında 100 gemi batsa en az beş bin yıldır ticaretin yapıldığını düşünürsek karşımıza çıkan gemi 50 bin belki çok daha üstündedir. Doğal olarak 125 batık rakamı büyük bir rakam. Evet dünyada 3 sene içinde bulunmuş 125 batık iddialı bir rakamdır. Belki geride 50 bin batık bizi bekliyor. Bunları da bulmak için çalışmalar yürütüyoruz" diye konuştu.
Daha derinlerde çalışma hedefi
Su altının aydınlatılmasında iki yönlü bir çalışma yürüttüklerinin altını çizen Öniz, "Kültür ve Turizm Bakanlığı müzelerine ve diğer birimlerine hizmet edecek uzmanları yetiştirirken, diğer taraftan da derin sularda çalışacak su altı robotlarının yüksek lisans tezleri kapsamında yapılmasını sağlıyoruz. Hedefimiz 500 ve bin metrede batmış olan gemileri belgelemek ve robotlar kullanarak bunlar üzerinde su altı kazılarını yapmak. Bizim elimizdeki robotlarla şu an 150 metreye kadar inebiliyoruz. Normal dalış yaparak 50-60 metrede yapmış olduğumuz çalışmalar var. Su altı kazıları maksimum 60 metrede cereyan ediyor. 60 metre burada çok önemli hava soluyarak yapılan dalışlarda 60 metrenin altında çalışmak ciddi bir risk" ifadelerine yer verdi. İHA
Akdeniz'de denizin altında ve kıyıda su altı araştırması yapan AÜ Sualtı Arkeolojisi Araştırma Merkezi olduğunu dile getiren Öniz, "Bu merkezde Arkeo araştırma gemisi, sonar botları ve basınç odasıyla dünyada en iyi su altı arkeolojisi alt yapısına sahip merkezlerden birisiyiz" diye konuştu.
Batıklar hakkında bilgi veren Hakan Öniz, "Herhangi bir nedenle denizin altına batmış gemiler veya batık kentler olabilir. Bunların hepsi bir nedenle su altında kalmış, insanın geçmişine ait olan her şey bizim su altı arkeolojisi araştırma alanımıza yer alıyor. AÜ'nün su araştırmaları sırasında son 3 senede bulunmuş olan batık sayısı 125'e ulaştı.
Bu çok iddialı bir rakam ama bizi de şaşırtan bir rakam değil. İlk tarih, ilk destanlar, ilk coğrafya, ilk ticaret ve savaş gemileri bu sularda ortaya çıkıyor. Akdeniz kıyılarında insanlar yaklaşık 50 bin yıldır denizi kullanarak Kıbrıs, Rodos'a, Girit'e Anadolu kıyılarından ulaşıyorlar. Bu 50 bin yıllık insanın geçmişine ait deniz taşıtlarının, batıklarından başlayarak doğal olarak tunç çağı adı verilen son 5 bin, 3 bin yıllık periyottan itibaren batmış ticaret gemileri, savaş gemileri bizim araştırma kapsamımızda yer alıyor" ifadelerine yer verdi.
'3 yılda 125 batık önemli bir rakam'
Denizin dibindeki batıklar hakkında genel bir tahmin yaptıklarını aktaran Hakan Öniz, "Her sene kış aylarında Marmara, Karadeniz'de Ege'de fırtınada gemiler batıyor. Geçmişte makinelerin olmadığı insanların bir yerden bir yere kürek ve yelkenlerle ulaştığı dönemlerde gemiler çok daha kolay batıyordu. Gemici ne kadar usta olursa olsun akıntı ve fırtınada gemiler batıyordu.
Her sene Akdeniz kıyılarında 100 gemi batsa en az beş bin yıldır ticaretin yapıldığını düşünürsek karşımıza çıkan gemi 50 bin belki çok daha üstündedir. Doğal olarak 125 batık rakamı büyük bir rakam. Evet dünyada 3 sene içinde bulunmuş 125 batık iddialı bir rakamdır. Belki geride 50 bin batık bizi bekliyor. Bunları da bulmak için çalışmalar yürütüyoruz" diye konuştu.
Daha derinlerde çalışma hedefi
Su altının aydınlatılmasında iki yönlü bir çalışma yürüttüklerinin altını çizen Öniz, "Kültür ve Turizm Bakanlığı müzelerine ve diğer birimlerine hizmet edecek uzmanları yetiştirirken, diğer taraftan da derin sularda çalışacak su altı robotlarının yüksek lisans tezleri kapsamında yapılmasını sağlıyoruz. Hedefimiz 500 ve bin metrede batmış olan gemileri belgelemek ve robotlar kullanarak bunlar üzerinde su altı kazılarını yapmak. Bizim elimizdeki robotlarla şu an 150 metreye kadar inebiliyoruz. Normal dalış yaparak 50-60 metrede yapmış olduğumuz çalışmalar var. Su altı kazıları maksimum 60 metrede cereyan ediyor. 60 metre burada çok önemli hava soluyarak yapılan dalışlarda 60 metrenin altında çalışmak ciddi bir risk" ifadelerine yer verdi. İHA
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.































































































