Resulullah'ın ve Ashab-ı Kiram'ın Hudeybiye'den hüzünlü ayrılışının ardından Cenab-ı Hak estirdiği bir rüzgar ile, kestikleri saçlarını Harem-i Şerif'e uçurarak umrelerini kabul ettiğini müjdelediği gibi, Hudeybiye'den üzgün ayrılışlarından biraz sonra indirdiği Feth Sûresi ile de Müslümanların yakın zamanda Mekke'yi fethedeceklerini müjdeleyerek kalplerini mutmain kılmıştı: "Ey Resulüm, biz sana apaçık bir zafer verdik" (Feth Sûresi, 1. Ayet). Allahü Teala (cc), yine aynı surenin 27. ayetinde Resulullah Efendimizin kısa bir zaman sonra Kabe'yi tavaf edeceğini, bu yolda gördüğü rüyanın sadık olduğunu tasdit ve tebşir ediyordu: "Andolsun ki, Allah, gerçekten Peygamberine o rüyayı hak olarak, doğru gösterdi. Andolsun ki, inşallah emniyet içinde bulunan kimseler olarak, başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olduğunuz halde, korkmaksızın mutlaka Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Fakat, Allah (cc) sizin bilmediğiniz şeyleri bildi de, Mekke fethinden önce, yakın bir fetih (Hayber'in fethi) yaptı".Bu surenin inmesinden sonra bir sahabenin; "Bu muahede, bir fetih midir?" sorusuna Resulullah Efendimiz, "Evet, hayatım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, bu muahede mutlak bir fetihdir" şeklinde cevap vererek gönüllerine su serpmişlerdir. Zührî'den nakledildiğine göre İslam tarihinde Hudeybiye'den daha büyük bir fetih yoktur. Bu dönemde insanlar, İslam üzerinde düşünmeye, bu dini anlamaya ve birbiri ardınca İslam'ı anlamaya başladılar. Nitekim anlaşmayı takip eden iki senelik zaman zarfında, daha önce İslam'ı kabul edenlerin sayısı kadar, hatta daha da fazla insan Müslüman oldu...Barış yapılıp savaşa son verilince, insanlar birbirleriyle görüşmeye, oturup kalkmaya başladılar. İslam'ın tebliğ edildiği hemen herkes ve her topluluk bu huzur ortamında İslamiyeti kabul etti. Demek oluyor ki, İslam, barış ve huzurun olduğu şartlarda daha kolay tebliğ edilir. Çünkü herkesçe bilinen bir gerçektir ki, gerginlik ve mücadele insanın sinirlerini yıpratır, sağlıklı düyünme fonksiyorlarını yavaşlatır. Nitekim, belli bir savaş dönemini takip eden bu barış ortamının, Müslümanların sayısını iki katına çıkardığını ifade etmiştik.Savaş, İslam'da en son başvurulacak yoldur. Barışın, huzurun ve kardeşliğin hakim olduğu dönemler ise, İslamiyetin en hızlı yayıldığı dönemlerdir...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.