İnsanlar kendi nefsani duygularıyla tabiata bakarlar. Bakınız sizde öyle hâl olur ki, bir olayı seyredersiniz, onu farklı değerlendirirsiniz. Bir başka hâl olur, aynı olayı daha başka değerlendirirsiniz. Yani sizin hâlinize göre olaylar anlam kazanır.
Aynı olay önüne geliyor. Adama "haklı" diyorsun. Bir başka halet-i ruhiyyede aynı şey önüne geliyor "haksız" diyorsun. Bu ne biçim iş? Olay değişmiyor. Senin kendi iç tabiatındaki ölçüler, değerler değişiyor. Sen değişiyorsun.Bunu anlamak için, -Allah hayatta olanlara uzun ömürler versin!- ananızın, babanızın, çocuğunuzun ölümüne bir bakın. Mesela çocuğunuzun ölümünde çok farklı bir dünyanız vardır. Annenizin, babanızın ölümünde çok daha farklı bir dünyanız vardır. O anda konuşulanlar, o anda okunanlar, sizin ruh dünyanızda o kadar büyük bir etki yapar ki, sanki Allah'la aranızda perde kalmamış gibidir. O halet-i ruhiyyede dinlediğin Kur'an'la, bu halet-i ruhiyyede dinlediğin Kur'an; -evet, aynı Kur'an'dır- ama sen aynı olmadığın için zevkin de, maneviyatın da aynı değildir.Onun için, işte o perdeleri aradan kaldırıp -ki bu, nefsi tezkiye ile olur, nefsi terbiye ile olur- Rabb'ına yaklaşacaksın ki, O Rabb'dan, O Allah'tan alacağın feyz, seni diriltecek, hayatın içinde Allah'la beraber yapacak. Bu hâle gelen insan hiç bir an Rabb'ını unutmaz. O Nefsin perdelerini; emmaresini, levvamesini, mülhimesini... aştı. Perdeler açıldı. Bunlar Kur'anî tabirlerdir. Benim ifadelerim değil. Her perdeyi kaldırdığınızda, nurani süzmeler sizin kalbinizde yer ediyor. Allah'ın nuru kalbinize devamlı tecelli ediyor.Şimdi, her an o tecelli ile beraber yaşayan insan mı, yoksa o tecelliyi hiç fark etmeyen insan mı hayattan, beşeri münasebetlerden, hukuki davranışlardan iyi not alır? Kur'an okuyuşundan zevk alır? Kur'an'ı daha iyi anlar? Elbette ki o irtibatı, alakayı kuran insan. Rabb'ının maksadını en güzel anlayan Peygamberdir, dedik. Niye? Devamlı kalbi Allah'la beraberdir de ondan. 70 bin tecelli ile Rabb'ını seyrediyor. Rabb'ının kelamını okuduğu zaman, ayetteki maksadı en iyi o anlıyor. Biz bu kadar tecelli ile iç içe olmadığımız için, bizim gördüğümüzden O'nunki çok daha farklı olur. Ayetler aynı olmasına rağmen, gören gözler, bakan gözler çok farklı olduğu için farklı anlaşılıyor. Yani kim, hangi duygularla, nereye bakıyorsa o hükmü, o neticeyi çıkartıyor. İşte günümüzün problemi bence budur.
HİKMETİN SIRLARI / Prof. Dr. Haydar BAŞ'ın kaleminden Ramazan Sohbetleri
Aynı olay önüne geliyor. Adama "haklı" diyorsun. Bir başka halet-i ruhiyyede aynı şey önüne geliyor "haksız" diyorsun. Bu ne biçim iş? Olay değişmiyor. Senin kendi iç tabiatındaki ölçüler, değerler değişiyor. Sen değişiyorsun.Bunu anlamak için, -Allah hayatta olanlara uzun ömürler versin!- ananızın, babanızın, çocuğunuzun ölümüne bir bakın. Mesela çocuğunuzun ölümünde çok farklı bir dünyanız vardır. Annenizin, babanızın ölümünde çok daha farklı bir dünyanız vardır. O anda konuşulanlar, o anda okunanlar, sizin ruh dünyanızda o kadar büyük bir etki yapar ki, sanki Allah'la aranızda perde kalmamış gibidir. O halet-i ruhiyyede dinlediğin Kur'an'la, bu halet-i ruhiyyede dinlediğin Kur'an; -evet, aynı Kur'an'dır- ama sen aynı olmadığın için zevkin de, maneviyatın da aynı değildir.Onun için, işte o perdeleri aradan kaldırıp -ki bu, nefsi tezkiye ile olur, nefsi terbiye ile olur- Rabb'ına yaklaşacaksın ki, O Rabb'dan, O Allah'tan alacağın feyz, seni diriltecek, hayatın içinde Allah'la beraber yapacak. Bu hâle gelen insan hiç bir an Rabb'ını unutmaz. O Nefsin perdelerini; emmaresini, levvamesini, mülhimesini... aştı. Perdeler açıldı. Bunlar Kur'anî tabirlerdir. Benim ifadelerim değil. Her perdeyi kaldırdığınızda, nurani süzmeler sizin kalbinizde yer ediyor. Allah'ın nuru kalbinize devamlı tecelli ediyor.Şimdi, her an o tecelli ile beraber yaşayan insan mı, yoksa o tecelliyi hiç fark etmeyen insan mı hayattan, beşeri münasebetlerden, hukuki davranışlardan iyi not alır? Kur'an okuyuşundan zevk alır? Kur'an'ı daha iyi anlar? Elbette ki o irtibatı, alakayı kuran insan. Rabb'ının maksadını en güzel anlayan Peygamberdir, dedik. Niye? Devamlı kalbi Allah'la beraberdir de ondan. 70 bin tecelli ile Rabb'ını seyrediyor. Rabb'ının kelamını okuduğu zaman, ayetteki maksadı en iyi o anlıyor. Biz bu kadar tecelli ile iç içe olmadığımız için, bizim gördüğümüzden O'nunki çok daha farklı olur. Ayetler aynı olmasına rağmen, gören gözler, bakan gözler çok farklı olduğu için farklı anlaşılıyor. Yani kim, hangi duygularla, nereye bakıyorsa o hükmü, o neticeyi çıkartıyor. İşte günümüzün problemi bence budur.
HİKMETİN SIRLARI / Prof. Dr. Haydar BAŞ'ın kaleminden Ramazan Sohbetleri
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.