Bu ülkede, 66 aylık çocuklarını 1. sınıfa göndermeyen anne-babalar ihanet içinde! Şehit haberlerinden, patlamalardan sonra uluorta konuşan emekli askerler ihanet içinde! Gerek emekli ve gerek görevdeyken bir gazetecinin çuval dolusu, adına belge denen kağıt ve CD’lerle 3 yıldır içerde tutulup, yargılananlar da bir nevi ihanet içinde!
Sonra “tam gün” yasasına itiraz eden sağlık personeli, doktorlar vs. ihanet içindeler! Kadro bekleyen öğretmenler tepki gösterdikleri an ihanet içindeler! Emeklerinin karşılığı için sokağa çıkan işçi ve memurlar da ihanet içindeler! Adalet Bakanlığının yanlı uygulama ve atamalarına karşı çıkan yargı ve hukuk mensupları da ihanet içindeler! Üniversitelerde eğitim koşullarını eleştiren ve hak talep eden öğrenciler de ihanet içindeler!
Artı KPSS ve diğer YÖK sınavlarına torpille değil de, bilgileriyle girenlerin sonuçlara itirazları da ihanet! Çay üreticisinin çayını yakması ihanet! Fındık üreticisinin tarlasını yakması ihanet! Şeftali, pamuk, karpuz vs. üreticisinin ürünlerini yollara dökmesi, yakması ihanet! Balıkçıların yeni yasayı kabullenmeyip, ava çıkmamaları ihanet! Camilerde, diyalogculara ve haçlı safında duranlara dokunacak ayetleri okumak ihanet!
Ve köşelerinden, AKP icraatlarına eleştiri yapana gazeteciler ihanet içinde! Onlara gazetelerinde yer açan patronlar da ihanet içinde! Evet, Erdoğan ve hükümetinin çizdiği Türkiye tablosu bu.
Düşünün bir kere! Kendi istek ve hedefleri için çıkardıkları son eğitim yasası ilgili düzenlemeye uymayan ve çocuklarını 1. sınıfa değil de, anaokuluna gönderen vatandaşlarını, Başbakan, evlatlarına ihanetle suçluyor. Böyle bir idare mantığı olabilir mi? Sonra Afyon’daki askeri birlikte soru işaretleri ile dolu büyük bir acı yaşadık. Emekli askerler, hani demokrasinin hakim olduğu bir ülkede yaşıyoruz ya! Ona binaen çıkıp, görüşlerini, merak ettikleri neden ve niçinlerini dile getirdiler. Ama Başbakana göre ekmek yedikleri kuruma ihanet ettiler! Durum bu.
İşte bu ortamda asıl sorulması gereken soru; “Ey Erdoğan! Bu kadar ihanetin yaşandığı bir ülkede, o koltuğu nasıl ve hangi güçle koruyorsunuz?” olacaktır. Çünkü hiçbir demokrasi bu kadar ihaneti kaldıramaz. Bedeli seçilenler öder. Sonra demokrasinin olduğu iddia edilen bir toplumda, toplumun bütün katmanlarından hükümetin icraatlarını eleştiren sesler yükseliyor ve bu eleştirileri bizzat Başbakan ve diğer Bakanlarca tehdit, tayin, polis vb. güçler kullanılarak susturuyor ve bu tip söylemlere girenler “ihanet” damgası yiyorsa, o ülkede demokrasi yoktur. Ne vardır? Başbakana sorun…
Irak, ırakta (uzakta) değil
Irak’ta yaşanan haçlı vahşeti hala gözümüzün önünde. Acısı her Müslümanım diyenin yüreğinde. Haçlı ABD, Irak’ı üçe bölmeyi hedeflemişti. Kuzeyde Kürdistan’ı kurdular. Ama bir türlü Sünnilerle, Şiileri ayrıştırıp tam olarak bölemediler. Haliyle yine Irak’ta bombalar patlıyor, canlar alınıyor.
Erdoğan hükümeti ise Irak’ın resmi makamlarını muhatap almak yerine Barzani’yi muhatap alıp, işbirliğine giriyor. Barzani’nin kim olduğunu artık herkesin iyi biliyor olması lazım. Sonra İnterpol’ün bile kırmızı bültenle aradığı Tarık el-Haşimi’yi ülkemizde besliyor.
Kimdir Tarık el-Haşimi? Irak’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı. Tam bir ABD kuklası. Ne ile suçlanıyor? Ölüm timleri kurmak, yönetmek ve bizzat ölüm emri vermekle. Kime karşı? Dini, kıblesi, Peygamberi bir olan Şii kardeşlerine karşı. Yani halkına ihanet eden “derin devletin” başı. Başka bir tabirle “Yezit” in ta kendisi. Ne yazık ki, Erdoğan ülkemizde bu Yezit’e ev sahipliği yapıyor.
Neden? Başbakan sağlık sorunları nedeni ile besliyoruz, diyor. Bu nasıl sağlık sorunudur ki, Abdullah Gül bile tam 30 Ağustos arifesinde hastaneye yattı ama bir hafta sürmeden taburcu oldu. Bunlardan biri ABD’de tam 11 yıldır iyileşemedi, diğeri 5 aydır Türkiye’de tedavi göremedi!
Sonra “tam gün” yasasına itiraz eden sağlık personeli, doktorlar vs. ihanet içindeler! Kadro bekleyen öğretmenler tepki gösterdikleri an ihanet içindeler! Emeklerinin karşılığı için sokağa çıkan işçi ve memurlar da ihanet içindeler! Adalet Bakanlığının yanlı uygulama ve atamalarına karşı çıkan yargı ve hukuk mensupları da ihanet içindeler! Üniversitelerde eğitim koşullarını eleştiren ve hak talep eden öğrenciler de ihanet içindeler!
Artı KPSS ve diğer YÖK sınavlarına torpille değil de, bilgileriyle girenlerin sonuçlara itirazları da ihanet! Çay üreticisinin çayını yakması ihanet! Fındık üreticisinin tarlasını yakması ihanet! Şeftali, pamuk, karpuz vs. üreticisinin ürünlerini yollara dökmesi, yakması ihanet! Balıkçıların yeni yasayı kabullenmeyip, ava çıkmamaları ihanet! Camilerde, diyalogculara ve haçlı safında duranlara dokunacak ayetleri okumak ihanet!
Ve köşelerinden, AKP icraatlarına eleştiri yapana gazeteciler ihanet içinde! Onlara gazetelerinde yer açan patronlar da ihanet içinde! Evet, Erdoğan ve hükümetinin çizdiği Türkiye tablosu bu.
Düşünün bir kere! Kendi istek ve hedefleri için çıkardıkları son eğitim yasası ilgili düzenlemeye uymayan ve çocuklarını 1. sınıfa değil de, anaokuluna gönderen vatandaşlarını, Başbakan, evlatlarına ihanetle suçluyor. Böyle bir idare mantığı olabilir mi? Sonra Afyon’daki askeri birlikte soru işaretleri ile dolu büyük bir acı yaşadık. Emekli askerler, hani demokrasinin hakim olduğu bir ülkede yaşıyoruz ya! Ona binaen çıkıp, görüşlerini, merak ettikleri neden ve niçinlerini dile getirdiler. Ama Başbakana göre ekmek yedikleri kuruma ihanet ettiler! Durum bu.
İşte bu ortamda asıl sorulması gereken soru; “Ey Erdoğan! Bu kadar ihanetin yaşandığı bir ülkede, o koltuğu nasıl ve hangi güçle koruyorsunuz?” olacaktır. Çünkü hiçbir demokrasi bu kadar ihaneti kaldıramaz. Bedeli seçilenler öder. Sonra demokrasinin olduğu iddia edilen bir toplumda, toplumun bütün katmanlarından hükümetin icraatlarını eleştiren sesler yükseliyor ve bu eleştirileri bizzat Başbakan ve diğer Bakanlarca tehdit, tayin, polis vb. güçler kullanılarak susturuyor ve bu tip söylemlere girenler “ihanet” damgası yiyorsa, o ülkede demokrasi yoktur. Ne vardır? Başbakana sorun…
Irak, ırakta (uzakta) değil
Irak’ta yaşanan haçlı vahşeti hala gözümüzün önünde. Acısı her Müslümanım diyenin yüreğinde. Haçlı ABD, Irak’ı üçe bölmeyi hedeflemişti. Kuzeyde Kürdistan’ı kurdular. Ama bir türlü Sünnilerle, Şiileri ayrıştırıp tam olarak bölemediler. Haliyle yine Irak’ta bombalar patlıyor, canlar alınıyor.
Erdoğan hükümeti ise Irak’ın resmi makamlarını muhatap almak yerine Barzani’yi muhatap alıp, işbirliğine giriyor. Barzani’nin kim olduğunu artık herkesin iyi biliyor olması lazım. Sonra İnterpol’ün bile kırmızı bültenle aradığı Tarık el-Haşimi’yi ülkemizde besliyor.
Kimdir Tarık el-Haşimi? Irak’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı. Tam bir ABD kuklası. Ne ile suçlanıyor? Ölüm timleri kurmak, yönetmek ve bizzat ölüm emri vermekle. Kime karşı? Dini, kıblesi, Peygamberi bir olan Şii kardeşlerine karşı. Yani halkına ihanet eden “derin devletin” başı. Başka bir tabirle “Yezit” in ta kendisi. Ne yazık ki, Erdoğan ülkemizde bu Yezit’e ev sahipliği yapıyor.
Neden? Başbakan sağlık sorunları nedeni ile besliyoruz, diyor. Bu nasıl sağlık sorunudur ki, Abdullah Gül bile tam 30 Ağustos arifesinde hastaneye yattı ama bir hafta sürmeden taburcu oldu. Bunlardan biri ABD’de tam 11 yıldır iyileşemedi, diğeri 5 aydır Türkiye’de tedavi göremedi!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026




























































































