Hürriyet yazarı ve CNN Türk kanalının daimi yorumcusu Abdülkadir Selvi günlerdir 'Süper Kupa' rezaletine fail bulmaya çalışıyor. Eşeledikçe hizmetkârı olduğu anlayış karşısına çıkıyor ama eşelemeye devam ediyor.
Ali Koç ve Fenerbahçe camiasını hedefe koyuyor ve Ali Koç'u yaşanılan rezaletin sorumlusu olduğu ima ederken hedefinde iktidarı zora düşürme olduğunu ifade ediyor.
Tabi bunları özgür iradesiyle düşünebilecek ve yazabilecek kapasitede birisi değil A. Selvi. Dünkü gibi bugün de tıynetini ortaya koyuyor. Hakkını vermek lazım (!)) Fethullah Gülen gerçekten iyi büyütmüş bunları.
Bu Selvi, FB ve Ali Koç'u toplum nazarında zanlı göstermek için Atatürk'e bile sarıldı.
Hatta ilkokul çocuklarının bile bildiği ve dünyaya ölçü olan Merhum Atatürk'ün "Yurtta sulh cihanda sulh" sözünü kalktı, önünü, arkasını, altını, üstünü çok iyi bildiği FETÖ'cülerin kullandığı slogan olarak ifade etti.
İnsanda hiç mi omurga olmaz ya hu?
"Bu tip olayları münferit olarak düşündüğümüz zaman hata yapmış oluruz… Büyük resmi görmeliymişiz" diyor bu Selvi.
Ne varmış büyük resim?
28 Şubat! Vay anasını sayın seyirciler. Şu basirete bakar mısınız?
"Eğer büyük resmi göremezsek yanlış yaparız. 28 Şubat bir günde oluşmadı. Adım adım örüldü ve sonunda bir de baktık ki 28 Şubat'a gelmişiz. Bu zincirin bir halkası Anıtkabir'de şeriat isteyen şahıs, diğer halkası hilafet bayrağı taşınıyor diye ortalığın ayağa kaldırılması, bir başka cephede ise Suudi Arabistan'da oynanacak olan Süper Kupa maçına Atatürk posterleri, Türk bayrağı ile çıkılmasına izin verilmiyor, İstiklal Marşımız okutulmuyor diye sahnelenen oyun."
Ey Abdülkadir! Böylesine görüş mesafen vardıysa neden Fethullah Gülen'i görmediniz? FETÖ dediğiniz şey, bir günde mi oluştu?
28 Şubat'ı karalıyorsun! O süreçte Gülen hareketinin nasıl muhafaza edildiğini en iyi bilenlerden birisi sen sen değil misin?
Hepsini geçtim. Devlet Bahçeli'nin 'yolsuzluk haftası' ilan ettiği günden 10 gün önce 9 Aralık 2013 tarihinde "Hocam Türkiye'ye dön artık" başlıklı yazıyı sen yazmadın mı?
"Ağlamaktan gözlerinizin şiştiği, 'Her gün sırtımdan bir hançer yiyorum' diye hayıflandığınız şu günlerde, Peygamberimizin vefatından sonra Hazret-i Ebubekir'in gösterdiği dirayete benzer bir şekilde dönüp başımıza gelseniz hocam' diyen sen değil miydin?
Bugün Erdoğan'a komplodan bahsediyorsun! O gün, FETÖ elebaşına, "Sizin orada olmanız bazı komplo teorilerine de yataklık ediyor. Ne olur hocam, gün bu gün. İş şirazesinden çıkmak üzere. Türkiye'ye dönün artık" çağrısı yapan sen değil miydin?
Papaz
Ey Selvi! Biz, "bu şahıs papazdır, boynunda haç vardır, Vatikan'ın emir eridir" derken sen, Fethullah Gülen'e, "Bana ıstırap veren. Yalnız İslam'ın maruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti. Korkarım ki, cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder' diyen Bediüzzaman'ın ızdırabını taşıyorum" diyordun.
Şimdi utanmadan, arlanmadan kalkıp sağa sola FETÖ yaygarası yapıyorsun.
Gülen'in gözyaşları bunun kalbine damlıyormuş.
"Dershane tartışmasının başladığı andan itibaren, İslami kaygı taşıyanların benden daha ıstıraplı olduğunu gördüm.
Öğrendim ki Hocam, sizin de ağlamaktan gözleriniz şişmiş. Bilin ki sizde gözyaşları, bizde kalbimize damlayan kan damlaları oldu.
Bugün kirli metotlarla ve kirli ittifaklarla karşı karşıyayız…
Sen iyi bir insansın. Başbakan'ın seni sevdiğini biliyoruz. Başbakan'ı sen ikna edebilirsin. Bu işi (dershaneler) bırak, senin önün açık. Biz seni bakan yaparız…"
İhanetin itirafı
"Bir de işin vefa boyutu var. Müslümanın en mümeyyiz vasıflarından biri ahde vefa değil mi?
Hani şu 2004 MGK belgesi var ya hocam.
3 Kasım 2002¨den bu yana dindarlar başta olmak üzere bu ülke insanların daha iyi yaşaması, cemaatlerin daha rahat hizmet etmesi, başörtülülerin Meclis"e girebilmesi, kamuda çalışabilmesi için mücadele veren bu kadrolar incindi hocam.
2004 tarihinde MGK"da alınan karar gereğince dershaneler kapatılıyor, şeklindeki değerlendirmelere sizin de paye vermeniz bu kadroları yaraladı.
Dışişleri Bakanı olduğu zaman yurtdışındaki okullara yardımcı olunması amacıyla genelge yayınladığı için askerin husumetini üzerine çeken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün üzüldüğünü ve bu ithamı hak etmediğini düşünüyorum.
Gülen hareketi ile ilişkileri AK Parti hakkındaki kapatma davasına konu olan Başbakan Erdoğan'ın, "Çirkin bir kampanya" dediğini zaten biliyorsunuz…
Yurtdışında birçok okulun sorununun çözümü için bizzat devreye giren Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun neler yaptığını bilen bilir. Davutoğlu"nun bu tür ithamlardan dolayı memnun olduğunu zannetmiyorum.
Verdiğimiz bunca emekten sonra bize karşı bu vefasızlık yapılır mıydı, diyenleri işittim.
Hele ki, Oslo'da PKK ile dershanelerin kapatılması konusunda anlaşmaya vardılar şeklindeki kara propaganda yok mu? Derinden yaralamış onları.
Aynen, "PKK kadar hatırımız yok mu? Dershaneleri kapatmasınlar" şeklinde Başbakan'a gönderilen mesajda olduğu gibi…
Bilin ki dershane tartışması giderek farklı mecralara taşıyor.
Arabuluculuk yapabilecek olan insanlar da bir mekanizma tarafından kısa sürede tasfiye ediliyor.
Bir güç iki tarafı kavga ettirmek için, elinden gelen her şeyi yapıyor. Adım adım üzerimize doğru gelen dehşetli tehlikeyi görüyoruz. Sizin de gördüğünüzden eminim.
Haddime değil ama bu yara daha fazla enfekte olmadan bir mekanizma oluşturulabilir. İsmi istismar konusu yapılmasın ama çözüm süreci gibi bir şey. İsmini siz koyun.
Bu konuda uluslararası bir unvanı olan, nükleer görüşmelerde görev yapmış, çözüm sürecinin önemli ismi MİT Müsteşarı Hakan Fidan olabilir.
7 Şubat"tan dolayı Hakan Fidan ismi üzerinde bir çekinceniz olursa, şu ya da bu olur demek bana düşmez. Siyasi, bürokrat ya da bir gönül adamı. Onu, siz belirlersiniz.
Benim tek derdim bu işten cemaatin de, AK Parti'nin de daha fazla zarar görmemesi…
Sizin orada olmanız bazı komplo teorilerine de yataklık ediyor.Ne olur hocam, gün bu gün. İş şirazesinden çıkmak üzere. Türkiye'ye dönün artık."
İşte bu satırların sahibi Abdülkadir Selvi şimdi çıkmış Ali Koç ile 15 Temmuz ve FETÖ'yü yan yana getirmeye çalışıyor.
İnsanları kandırabilirsiniz! (Haşa) Allah'ı kandıracağınızı mı zannediyorsunuz?
(Ben Trabzonsporluyum.)
bu selvi gibi adamlar allahı da kandırır
Bravo tebrikler bunların esas yüzünü göstermeye devam
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026



























































































