Başlığa bakıp bunun asla mümkün olmayacağını söylemeyin zira sonra yanılırsınız.
Ak Parti tabanından kopmaların daha şimdilerde başladığı tesbitini yapmak lazımdır.
İstifaların il ve ilçe teşkilatlarından başlayarak, milletvekilleri içinde söz konusu olacağına ilişkin bilgiler sızıyor.
İstifa dalgalarının tam olarak ne zaman başlayacağı konusuna dair öngörüler şimdilik dar çerçeveli bakış açılarından ibaret.
Diyeceksiniz ki, bunların hepsi hayal...
Ak Parti'de böylesine bir gelişme asla ve hiç bir zaman için söz konusu olmaz.
Böyle düşünenler elbette ki olacaktır ve çok ta doğaldır.
Gelelim işin ciddiyetine ve sokakta yaşanan toplumsal sosyolojik gerçekliklere.
En dar çerçevede konuyu ele alacak olursak, sadece benim günümü geçirdiğim cadde ve sokaklarda yaşananlara bir göz atalım.
Ak Parti'ye 21 yıldır kesintisiz olarak destek olan sayısız vatandaşın, son yaşanan zam fırtınalarının acısıyla büyük bir tepki ortaya koyuyor olması, şimdiye kadar hiç yaşanmamış ve alışık olmadığımız bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Bir diğer tepki nedeni ise, Erdoğan'ın artık toplum üzerinde eskisi gibi bir heyecan oluşturmayı başaramıyor olması.
Ak Parti'li entelektüeller tarafından alınmaya başlanan pozisyon şudur:
Ak Parti ile FETÖ arasında daha en başta yapılan kutsal ittifakın, ileride konjonktür değişikliği olması halinde sorgulanabileceğine dair duyulan endişelerin varlığı.
21 yıldır yapılan çok ağır kutuplaştırma stratejisinden milletin büyük ölçüde yorulmuş ve bunalmış olması.
Hiçbir şeyin eskisinden daha iyiye doğru gitmediğinin net olarak anlaşılmaya başlanması.
Özellikle de ekonomi konusunda Erdoğan'ın tüm açıklamalarının boşa çıkmış olduğunun yaşanarak görülmüş olması.
Bir emeklinin, aldığı emekli maaşıyla sadece evinin kirasını bile ödeyemeyecek noktaya gelmiş olmasının yarattığı büyük travma.
En temel gıda maddelerine olan erişimin sıfır noktasına ulaşmış olması.
Yorulmuş ve hayattan umudunu kesmiş olan büyük kesimlerin yol açtığı homurdanmanın vicdanlarda yarattığı pişmanlık duygusu.
Ak Parti'li seçmenin, seçimden bu kadar kısa bir süre sonra ve muhalif seçmenlerden bile daha önce en ağır eleştiriyi kendi partilerine yönelik yapıyor olmasının tuhaflığı.
Siyasette gençlerin öncülük ettiği derin dip dalgasının uğultusuna yelken açacak geniş kitlelerin hazır beklemesi.
Artık ne olursa olsun, mutlaka bir değişimin olması gerektiğine ilişkin varılan toplumsal mutabakat oranının, yüzde 50'nin çok üzerlerine çıkmış olması.
Bütün bu varsayımlar ve toplumsal sosyolojiye bakıldığında, iktidarın bırakın 5 yılı tamamlamasını, 1 yılı bile zar zor tamamlayacağı tartışılmaya başlandı.
Siyasette 24 saat değil, bundan böyle 12 saat bile çok uzun bir zaman dilimi olarak karşımıza çıkacaktır.
Kim bilir, önümüzde ki aylarda belki de erken seçim tartışmaları alevlenir ve yerel seçimlerle birlikte yapılması bile gündeme gelebilir.
Tabi ki bunun olabilmesinin tek bir yolu var.
Mecliste alınacak erken seçim kararına el kaldıracak vekil sayısı yeterliliği.
Burada kilit parti, MHP'dir.
MHP'yi çok yakından takip etmek gerekir bence.
Bahçeli'nin artık hiç bir sözünün Erdoğan'a geçmiyor olması, önümüzdeki dönemde MHP tarafından çok sürpriz bir kararın alınmasına neden olabilir.
Hepsi ihtimaldir.
Olasılıkların her daim gerçek bir tarafı olmuştur.
Şu çok net anlaşılmaktadır ki, millet değişim istiyor.
Ak Parti daha yeni seçimi kazandı demeyin!
Burası Türkiye muz cumhuriyeti değil!
- Hedef Çin değil, Türkiye’dir! / 05.01.2026
- Türk milleti bu gerçeği anladığı gün… / 02.01.2026
- Dünyanın sahibi Türklerdir / 30.12.2025
- Hedef, 8 milyar nüfusu 1 milyara düşürmek / 29.12.2025
- Türk ordusu teyakkuzda olmalı / 26.12.2025
- Öcalan: “Bahçeli’yi bu çizgiye ben getirdim” / 23.12.2025
- Bozkurtçu CHP’den Atlantikçi CHP’ye / 18.12.2025
- Emperyalizmin dayattığı yalan: “Hilafet makamı Meclis’te mündemiçtir” / 17.12.2025
- Atatürk’ün büyüklüğünü kabul edin / 16.12.2025































































































