Resûlullah (sav) 25 yaşında iken kendisinden 15 yaş büyük olan Hz. Hatice ile evlenmiş idi. Hz. Muhammed (sav), gerek savunduğu davanın bir gereği, gerekse Cenâb-ı Hakk'ın bir takdiri olarak çok sayıda kadınla evlenmiştir.
İslâm'a saldırmayı görev sayanlar, bu durumu istismar etmiş ve Resulü Ekrem'in -hâşâ- şehvetine düşkün bir kimse olduğunu iddia edebilmişlerdir.***Resulullah (sav), bütün gençlik devrini -50 yaşına kadar- Hz. Hatice'yle geçirmiştir. Onunla evli kaldığı süre içinde ne başka bir kadınla ilgilenmiş, ne de ikinci evlilik yapmayı düşünmüştür. Şehvetine düşkün bir insan, neden bu arzusunu tatmin etmek için 50 yaşına kadar beklesin? Yapacağını gençlik devresinde yapardı. Kaldı ki, Resulullah'ın (sav) mevkii, yaşı, sosyal durumu başka bir evlilik yapmaya veya bir cariye almaya elveriyordu. Kadınların eşya veya mal muamelesi gördüğü o devrin Arabistan'ında bu, hiç de garip karşılanmazdı. Düşünen biri için hiçbir şüpheye yer bırakmayan Cenab-ı Hak, onu, her türlü çirkin iddiaya karşı âdeta Hz. Hatice ile olan bu evliliği sayesinde korumuştur.***İslâm davasının çekirdeğini teşkil eden Ashâb-ı Kirâm içinde Hz. Hatice; bağlılığı, zekâsı, temizliği, fazileti ile bütün mümine kadınlara bir örnek teşkil etmektedir. Allah (cc), onu kıyamete kadar bütün mü'mine kadınlara örnek kılmış ve müminlerin annesi olarak isimlendirmiştir.Hz. Hatice, tam bir fazilet örneği göstermiştir. çünkü o, hiçbir engel tanımadan Hz. Peygambere talib olmuştur.Bu evlilikte, Resulullah'ın risâletten evvel de en güzel ahlâkı temsil ettiğini görüyoruz. Zira kendisine yapılan evlilik teklifini, bu incelik ve insana verdiği değerden dolayı kabul ediyor. Burada irade-i ilâhiyenin hesabı da ortaya çıkıyor. Ahlâken çökmüş bir cemiyette, iki güzel ahlâk sahibini biraraya getiriyor ve bir örnek aile zuhur ediyor.***Resulullahın (sav) dünyaya gelen bütün çocukları içinde Peygamberden sonra vefat eden yalnız Hz. Fatıma'dır. Allah, Resulünü evlat acısıyla da imtihan etmiştir. Allah tarafından sevilen kul, çilelerin en ağırına, imtihanların en zoruna tâbi tutulur, çünkü acı ve zorluklar, ateşin buzu eritmesi gibi nefsi eritir. Nefsin insan üzerindeki hakimiyetine son verir.Sevilen varlığın kaybedilmesi, insanı Allah'a biraz daha yaklaştırır. Kalbini fanî şeylere bağlamaktan onu alıkoyar. Demek ki; Cenab-ı Hak bir kulunu severse, ahiretine karşılık dünyasını satın alır. Yani; ebedî hayatına karşılık, fanî hayatını alır.
RAHMETEN Lİ'L-ÂLEMÎN HZ. MUHAMMED (SAV) / Prof. Dr. Haydar BAŞ'ın kaleminden Gönül Sohbetleri
İslâm'a saldırmayı görev sayanlar, bu durumu istismar etmiş ve Resulü Ekrem'in -hâşâ- şehvetine düşkün bir kimse olduğunu iddia edebilmişlerdir.***Resulullah (sav), bütün gençlik devrini -50 yaşına kadar- Hz. Hatice'yle geçirmiştir. Onunla evli kaldığı süre içinde ne başka bir kadınla ilgilenmiş, ne de ikinci evlilik yapmayı düşünmüştür. Şehvetine düşkün bir insan, neden bu arzusunu tatmin etmek için 50 yaşına kadar beklesin? Yapacağını gençlik devresinde yapardı. Kaldı ki, Resulullah'ın (sav) mevkii, yaşı, sosyal durumu başka bir evlilik yapmaya veya bir cariye almaya elveriyordu. Kadınların eşya veya mal muamelesi gördüğü o devrin Arabistan'ında bu, hiç de garip karşılanmazdı. Düşünen biri için hiçbir şüpheye yer bırakmayan Cenab-ı Hak, onu, her türlü çirkin iddiaya karşı âdeta Hz. Hatice ile olan bu evliliği sayesinde korumuştur.***İslâm davasının çekirdeğini teşkil eden Ashâb-ı Kirâm içinde Hz. Hatice; bağlılığı, zekâsı, temizliği, fazileti ile bütün mümine kadınlara bir örnek teşkil etmektedir. Allah (cc), onu kıyamete kadar bütün mü'mine kadınlara örnek kılmış ve müminlerin annesi olarak isimlendirmiştir.Hz. Hatice, tam bir fazilet örneği göstermiştir. çünkü o, hiçbir engel tanımadan Hz. Peygambere talib olmuştur.Bu evlilikte, Resulullah'ın risâletten evvel de en güzel ahlâkı temsil ettiğini görüyoruz. Zira kendisine yapılan evlilik teklifini, bu incelik ve insana verdiği değerden dolayı kabul ediyor. Burada irade-i ilâhiyenin hesabı da ortaya çıkıyor. Ahlâken çökmüş bir cemiyette, iki güzel ahlâk sahibini biraraya getiriyor ve bir örnek aile zuhur ediyor.***Resulullahın (sav) dünyaya gelen bütün çocukları içinde Peygamberden sonra vefat eden yalnız Hz. Fatıma'dır. Allah, Resulünü evlat acısıyla da imtihan etmiştir. Allah tarafından sevilen kul, çilelerin en ağırına, imtihanların en zoruna tâbi tutulur, çünkü acı ve zorluklar, ateşin buzu eritmesi gibi nefsi eritir. Nefsin insan üzerindeki hakimiyetine son verir.Sevilen varlığın kaybedilmesi, insanı Allah'a biraz daha yaklaştırır. Kalbini fanî şeylere bağlamaktan onu alıkoyar. Demek ki; Cenab-ı Hak bir kulunu severse, ahiretine karşılık dünyasını satın alır. Yani; ebedî hayatına karşılık, fanî hayatını alır.
RAHMETEN Lİ'L-ÂLEMÎN HZ. MUHAMMED (SAV) / Prof. Dr. Haydar BAŞ'ın kaleminden Gönül Sohbetleri
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.