Şu anda TÜYAP Fuar Merkezinde açılan Ce-BIT Bilişim Fuarındayım.
İnsan gibi, her yönüyle mükemmel bir varlığın, ömrünü esaret altına almış teknolojik ürün diye vasıflandırılan incik-boncuk türü şeyleri şeyredip duruyorum.
Yanlız sayılmam hani, bir yanımda biri oğlum diğeri yeğenim iki Mustafa, diğer yanımda da biri oğlum diğeri yeğenim iki Ali var.
Teknolojiyi aşağıladığımı sanmayın.
Kırkından sonra tanıştığım elektronik dünyasından emsallerime oranla küçümsenmeyecek oranda istifade ediyorum.
Benim kastım şu, bu gözü çıkası kulağı tıkanası teknolojiyi icat edip son surat geliştirenler güya insanların rahatı ve huzuru, mutlluluğu ve konforu için bunu yapmışlar.
Önceleri insanları yakalamak için yoğun bir uğraşı içinde olan teknoloji, artık insanların peşine koştuğu, tamam yakaladım diyeceğin anda da, elinden kaçırdığı bir bilimsel manyaklık haline geldi.
İşe bak.
Yüce yaratıcı kainatta ne varsa insanın hizmetine sunmuşken, birileri insanı incik boncuğun oyuncağı haline getirdi.
Hani filimlerde vardı ya, insanı tasarlayıp icat ettiği canavarın yemesi gibi bir şey.
Şu farkla ki, canavar sizi fazla terlemeden, kan ter içinde kalmadan yediği halde, teknoloji, adeta bir sadist gibi, elinde falcata, yavaş yavaş öldürüyor insanı.
Bugün adeta ayrılmaz parçamız haline gelen cep telefonu ve kompitürlerin yakın gelecekte nelere mal olacağı tartışma konusu.
Ama dünyayı zıkkımlansa doymayan şu gözü bir avuç toprakla doyası insan oğlu, tehlikeyi gizli-saklı tutuyor.
Süper Online standında, hizmetime sunulan notebook sayesinde hem yazımı yazıyorum, hem de bana bu imkanı sunan teknolojiye küfrediyorum.
Buna dense dense nonstop namkörlük denir.
İyi de, bir anlık yok olsa hayatımızın son bulacağı bir nefes sihhati görmezlikten gelip, yetmezmiş gibi, bir de onu ikram eden benden daha büyük, yada asıl nonstop namkör olmuyor mu?
O yüce yaratıcı ki, insanoğlunun en modern bilgisayarının ancak O'nun yarattığı beynin milyonda biri kadar iş görebiliyorsa, bizim asıl en büyük hayranlığı bir kaç kaployu bir araya getirenden önce O Yüce yaratıcıya hayran kalmamız, kul olmamız gerekmiyor mu?
Asıl nezaket ve nezafet bu değil mi, Letafet?
İnsan gibi, her yönüyle mükemmel bir varlığın, ömrünü esaret altına almış teknolojik ürün diye vasıflandırılan incik-boncuk türü şeyleri şeyredip duruyorum.
Yanlız sayılmam hani, bir yanımda biri oğlum diğeri yeğenim iki Mustafa, diğer yanımda da biri oğlum diğeri yeğenim iki Ali var.
Teknolojiyi aşağıladığımı sanmayın.
Kırkından sonra tanıştığım elektronik dünyasından emsallerime oranla küçümsenmeyecek oranda istifade ediyorum.
Benim kastım şu, bu gözü çıkası kulağı tıkanası teknolojiyi icat edip son surat geliştirenler güya insanların rahatı ve huzuru, mutlluluğu ve konforu için bunu yapmışlar.
Önceleri insanları yakalamak için yoğun bir uğraşı içinde olan teknoloji, artık insanların peşine koştuğu, tamam yakaladım diyeceğin anda da, elinden kaçırdığı bir bilimsel manyaklık haline geldi.
İşe bak.
Yüce yaratıcı kainatta ne varsa insanın hizmetine sunmuşken, birileri insanı incik boncuğun oyuncağı haline getirdi.
Hani filimlerde vardı ya, insanı tasarlayıp icat ettiği canavarın yemesi gibi bir şey.
Şu farkla ki, canavar sizi fazla terlemeden, kan ter içinde kalmadan yediği halde, teknoloji, adeta bir sadist gibi, elinde falcata, yavaş yavaş öldürüyor insanı.
Bugün adeta ayrılmaz parçamız haline gelen cep telefonu ve kompitürlerin yakın gelecekte nelere mal olacağı tartışma konusu.
Ama dünyayı zıkkımlansa doymayan şu gözü bir avuç toprakla doyası insan oğlu, tehlikeyi gizli-saklı tutuyor.
Süper Online standında, hizmetime sunulan notebook sayesinde hem yazımı yazıyorum, hem de bana bu imkanı sunan teknolojiye küfrediyorum.
Buna dense dense nonstop namkörlük denir.
İyi de, bir anlık yok olsa hayatımızın son bulacağı bir nefes sihhati görmezlikten gelip, yetmezmiş gibi, bir de onu ikram eden benden daha büyük, yada asıl nonstop namkör olmuyor mu?
O yüce yaratıcı ki, insanoğlunun en modern bilgisayarının ancak O'nun yarattığı beynin milyonda biri kadar iş görebiliyorsa, bizim asıl en büyük hayranlığı bir kaç kaployu bir araya getirenden önce O Yüce yaratıcıya hayran kalmamız, kul olmamız gerekmiyor mu?
Asıl nezaket ve nezafet bu değil mi, Letafet?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.