Başbakan Erdoğan'a ve AKP hükümetine bugün yapılanlar, Mısır'da Mursi'ye yapılanlarla benzerlik arz ediyor. Belki de Erdoğan'ın Mısır'da yaşanan krizde, Mursi'nin yanında yer almasındaki asıl sebep de Mursi'de kendisini seyretmesindendir.Malum, Mısır'da ABD ile müttefik olan, ABD'nin bir dediğini iki etmeyen bir Hüsnü Mübarek yönetimi vardı. Mısır'da tavize dayalı, milletin aleyhine bir istikrar vardı.Fakat ABD, BOP kapsamındaki İslam ülkelerinde, kendisine müttefik de olsalar, taviz üstüne taviz de verseler bir istikrar istememektedir. BOP, başlangıçta ülkeleri direkt işgal şeklinde planlandıysa da, Irak'ta ve Afganistan'da yaşanan zorluklar sebebiyle 2004 yılı itibarıyla bir değişime uğramıştır. Yeni BOP vizyonuna göre ülkeler içinde kaos ve çatışma çıkarma ve işgale hazır hale getirme yöntemi devreye konulmuştur.Bu yöntem, Libya'da netice vermiştir; Suriye'de de netice verme aşamasındayken, Rusya'nın uyanması ve olaya müdahale etmesi sebebiyle plan tutmamıştır.Bu temel bilgilerden sonra, dönelim Mısır'da yaşananlara?ABD, Müslüman Kardeşler'i ön plana çıkarak, halk devrimi görüntüsünde Hüsnü Mübarek'i devirdi ve ardından Müslüman Kardeşler lideri Mursi'yi işin başına getirdi.Fakat Mursi'nin başa geçmesi ABD'nin asıl planı değildi. Ve ikinci aşamaya geçildi.Hüsnü Mübarek'in devrilmesinde Mursi'nin yanında yer alan Sisi, sert bir darbe ile Mursi'yi devre dışı bıraktı. Bu arada bilinçli ve proje kapsamında hukuksuz birçok olay da yaşandı, kan döküldü. Sisi hızını alamayıp sonunda birçok taraftarı olan Müslüman Kardeşler'i terörist örgüt olarak ilan etti.ABD'nin Mısır'daki hedefi, Mısır halkını parçalayacak, birbirine düşman edecek, kanlı bıçaklı hale getirecek bir projeyi devreye koymaktı ve maalesef bunu başardı.Şimdi aynı tezgah Türkiye'de oynanıyor.AKP, öyle ya da böyle arkasında halk desteği olan bir parti; CHP'nin de bir kitlesi var. Biri iktidar, biri ana muhalefet partisi? 1980'den sonra sol-sağ çatışmasının bitmesiyle, mücadele siyasi bir mücadele olarak devam ediyordu. ABD de kendisinden icazet alarak iş başı yapan AKP hükümetini istediği her şeyi yaptırıyordu. Türkiye'de de tavize dayalı bir sözde istikrar vardı. Tavizde istikrar, borçta, talanda istikrar, kaynakları peşkeş çekmede istikrar?AKP hükümeti, bugüne kadar ABD için birçok tavize imza atmasına rağmen, son Suriye meselesinde ve de Türkiye'nin Kürdistan'ının kurulmasında tıkanınca ve Suriye sürecinin tıkanmasıyla da BOP kapsamında sıra Türkiye'ye gelince, ABD Türkiye'de Mısır benzeri bir kaos senaryosuna yöneldi. Gerçi bunun altyapısını uzunca bir zamandır hazırlıyordu. Önce AKP'ye monte edilen Cemaat vasıtasıyla CHP'ye yakın isimler, değişik bahanelerle tutuklamalara, hukuksuz işlemlere maruz bırakıldılar. Sayın Erdoğan ve AKP'liler başlangıçta bu işten gayet memnundu, çünkü bunun hep böyle devam edeceğini zannediyorlardı.Ve son olaylarda da anlaşıldığı üzere, ABD ikinci aşamaya geçti. Bu sefer Cemaat, ABD'den icazet alma gayretlerinde olan CHP'ye monte edilerek, AKP'lilerin kirli çamaşırları deşifre edilmeye başlandı. Ve göreceksiniz, bundan sonra da Balyoz, Ergenekon gibi davalar, hukuklu, hukuksuz aynen AKP'lilere uygulanacak. Cemaat bir orada bir burada ABD'nin direktifleriyle olayları kaşıyıp duruyor. Tarafları kızıştırıyor.Aklıma Cemel Vakası geldi. Hz. Ali'nin ordusuyla, Hz. Aişe'nin ordusu karşı karşıya geliyor. İki taraf da savaşa isteksiz, çünkü Müslüman kanı dökülecek.Devreye iki tarafa da sızmış bulunan münafıklar giriyor ve birbirlerine saldırınca, diğerleri de savaşın başladığını zannedip birbirlerine saldırıyorlar.İşte Türkiye'de de buna ve Mısır'dakine benzer oyunlar tezgahlanıyor.Bu kirli tezgahı bozacak olan irade milletin kendisidir. Allah'ın bizi bu büyük tezgahtan kurtarması için elbette ki millet olarak bizim bunu hak etmemiz ve çözüme bir adım atmamız gerekmektedir.Millet, taşeronlukları sebebiyle bu tezgahın tarafları durumuna düşen ve tezgahtan habersiz ya da haberli ABD'nin rotasında ilerlemeye devam eden AKP ve CHP'yi ve de bütün bu hadiselerde hiçbir irade ortaya koymayan ve Meclis içindeki geçmişleri belli olan diğer partileri artık devre dışı bırakmalı, milli bir modeli olan, çözümleriyle dünyanın takdirini alan Prof. Dr. Haydar Baş Bey'i ve partisi Bağımsız Türkiye Partisi'ni iktidara taşımalıdır.ABD'nin sinsi planını bozmanın, ülkemizin de aydınlık bir geleceğe kavuşmasının başka bir çıkar yolu da gözükmemektedir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025































































































